Cavit Ersen

Cavit Ersen

Yazar
7.0/10
1 Kişi
·
1
Okunma
·
0
Beğeni
·
4
Gösterim
Adı:
Cavit Ersen
Doğum:
Adana, 29 Mart 1921
Ölüm:
Gebze, 21 Ocak 2003
Cavit Ersen 1970’li yılların sevilen ve okunan yazarlarından biri olarak hâfızalardaki yerini hâlâ koruyor. Özellikle millî ve manevî değerlere önem verenlerin en çok takip ettiği sanat ve fikir adamlarındandı. Muhafazakâr kesimin sevilen ismi Cavit Ersen’in, Kara Zindanlar, Kızıl Zindanlar, Zindanlar ve Beyaz İhtilal en tanınmış romanları olarak biliniyor. Osman Gazi ve Orhan Gazi ile diğer tarihî eserleri de ilgi gören eserleri arasındaydı.

Romancı, 29 Mart 1921 tarihinde Adana’da doğdu. Babası, Gümüşgerdanoğlu Mümin Hasan Efendi’nin oğlu Muallim Ömer Nâzım Bey’dir. Ömer Nâzım Bey, medrese tahsili ile birlikte Adana Muallim Mektebi’ni bitirdi. Annesi Süreyya Hanım şairdi. Aile soy kütüğü itibariyle bir yandan Ramazanoğlu ailesiyle de akrabadır.

İlk yazısı henüz 17 yaşındayken Yeni Adana gazetesinde yayımlandı. Basın emekçisi olan Cavit Ersen, daha sonra İstanbul’a geldi, çeşitli gazete ve dergilerde muhabirlikten, şefliğe, yazıişleri müdürlüğünden başyazarlığa kadar hemen hemen her kademede çalıştı. Bütün görevlerindeki, gazete yazılarındaki temel hedefi ve biricik amacı, mensubu olduğu aziz milletimizi anlatmak, birlikte yaşadığı insanlarımızın moral değerlerini yükseltmekti. Bu gaye ile gece gündüz demeden çalıştı, çırpındı, yazdı ve anlattı.

Kuva-yı Milliye Ruhu ile dolu bir ailenin evladı olan Cavit Ersen’in ilk milli eseri, Çeteler adını taşıyor. 9 Ocak 1949 tarihinde Adana’da sahnelenen oyun, şehrin kahramanlık hikâyesini dramatize ediyor. Bu oyunun yazarı olduğu halde Cavit Ersen, 1949’da Adana Halkevi’nden uzaklaştırıldı. Ne var ki yazar, bu haksız muameleye direndi ve eserini Adana çevre il ve ilçelerinde temsil ettirmeyi başardı. Oyunun gösterildiği her yerde halk kendisine büyük tezahüratlarda bulundu ve defalarca sahneye davet edildi, ayakta alkışlandı. Cavit Ersen’i daha sonra Adana Şehir Tiyatrosu’nun kurucusu olarak görüyoruz. Bu tiyatroda üç perdelik Taşkınlar Lokali ile Melekler ve Şeytanlar isimli eserleri temsil edildi. Milli uyanışı aksettiren beş perdelik Cephe Gerisi isimli eseri de sahnelendikten sonra Adana Şehir Tiyatrosu’na veda etti. Çünkü kendi kurduğu Tiyatro Sevenler Cemiyeti, görüşleriyle mücadele ettiği kesim tarafından ele geçirilmişti. Bir ara öğretmenlik yaptı, sonra bu mesleği de bıraktı.

Cavit Ersen, Muallim, Tel, Demokrat gazetelerinde çalıştı. Ardından Mersin Toros gazetesinde romanlarını tefrika ettirdi. Tefrika edilen iki romanı Semiramis ve Ruhsuz Gece’dir. Kitap olarak yayımlanan ilk romanı ise 1944’te çıkan Günahkâr Sokaklar adını taşıyor. Romanda, Bizans entrikalarıyla, Nasyonal Sosyalizmin güçlü devrinde İstanbul’un açlık, perişanlık ve fuhuş içinde yaşadığı bir dönemde, Adanalı bir milyonerin içine düştüğü felaketler zinciri anlatılır.

Bu eseri ‘mistik şiirler’ diye adlandırdığı üç kitap takip etti: Fakirler, Mektup ve Sefiller. Her üçü de 1945’te Adana’da neşredildi. İdealist yazar Cavit Ersen’in bütün hayatı eser vermekle geçti. Melekler ve Şeytanlar, Annesini Kurtaran Kahraman Çocuklar, Vefasız, Mektup gibi ilk eserlerini henüz yirmili yaşlarında iken ortaya koydu. Bu eserlerinde millî heyecanın edebiyat kanalıyla topluma yansımasını arzu ettiğini görürüz.

Siyasî yazılarını ise 1954’te Gün Doğarken isimli eserinde topladı. Yazarımız 1956 yılında okullar için ders kitapları yazdı. Öğretmenlikten gelen birikimini kitaplara aktararak İlkokullar İçin Alfabe, 2. Sınıf Ders Kitabı ve 3. Sınıf Ders Kitabı’nı yazdı. Aynı yıl yayımlanan asıl önemli eseri Benim Üniversitem adını taşır. Ersen, Milli Eğitim Bakanlığı tavsiyeli bu eserinde millî bir eğitim modeli önerir ve uygulanmasını talep eder. 1956’da basılan eserde önemli tespit ve tahliller bulunuyor. Büyük yankılar uyandıran kitap, geniş kesimler tarafından okunur.

Cavit Ersen’e Türkiye genelinde şöhret kazandıran ve hâfızalarda yer alan unutulmayan eserleri arasında başta belirttiğimiz gibi Sovyetler Birliği’ndeki komünizm zulmünü anlatan zindanlar serisi bulunuyor. Tabii ki Ersen’in eserleri bunlardan ibaret değildir. Öncelikle tefrika edilmiş ama henüz kitap olarak yayınlanmamış bir romanı var: Aşkın Gözyaşları. Yazarın ilk yankı uyandıran eseri Kızıl Zindanlar 1967’de yayınlanır ve defalarca basılır. Bunu 1970’te basılan Kara Zindanlar takip eder. Zindanlar ise 1971 de yayınlanır ve bir nehir roman oluşur. 1970’li yıllar, Cavit Ersen’in en velut olduğu dönemdir. Ardarda şu eserleri yayınlanır: Başbuğ (1976), Fadime (1976), Hürriyet Mücadelesi (1976), Beyaz İhtilal (1976), Boğata (1976) ve Hepimizin Kavgası (1977). Yazarın ilk romanı Aşkın Gözyaşları dışında basılmayan Mefkureci Öğretmen isimli kitabı da bulunuyor.

Cavit Ersen hayatı boyunca çile çekmiş, acı duymuş, kahır görmüş bir düşünce ve sanat adamıdır. Öğretmenlikten atılış hikâyesini 1950’ye kadar olan halk ve demokrasi hareketini, Demokrat Parti’nin zaferini Beyaz İhtilal isimli romanında anlatırken oldukça gerçekçidir. Burada, orak çekiçli Köy Enstitüleri’nde başlatılan ihtilal teşebbüslerini dile getirir. Başbuğ isimli eserde ise Alparslan Türkeş’i anlatır.

Şüphesiz Cavit Ersen’in tarihî romanları da çok önemlidir. Yazarın, Osman Gazi, Orhan Gazi, Selahaddini Eyyubi, Murad Hüdavendigâr, Fatih Sultan Mehmet, Battal Gazi gibi eserleri bulunuyor. Yazarın, bütün eserlerinde Kuva-yı Milliye ruhunu okuyucularına aşılamak istediğini görürüz. Ona göre gençler millî ve manevi değerlere bağlı olarak yetiştirilmeli, tarihlerine saygılı, geleneklerine bağlı olmalıdırlar. Ecdatlarını ise tanımalı ve sevmelidirler.

Cavit Ersen hakkında düzenlenen ilk program, Türk Edebiyatı Vakfı’nın İstanbul Sultanahmet’teki merkezinde, 27 Mart 2001 tarihinde gerçekleşti. Bu saygı toplantısında Yard. Doç. Dr. Erol Ülgen, yayıncı Sinan Yıldız ve Mehmet Nuri Yardım, Cavit Ersen’in hayatını, eserlerini, fikirlerini ve hizmetlerini anlattılar. Romancı da o toplantıda bir teşekkür konuşması yaptı. 80’nci yaş gününü eşi ve okuyucularıyla birlikte kutladı. Merhum yazar ve Türk Edebiyatı Vakfı Başkanı Ahmet Kabaklı tarafından hazırlanan plâket ise, yeğeni Servet Kabaklı tarafından Cavit Ersen’e takdim edildi. Romancı, yaklaşık iki yıl sonra Darıca Huzurevi’nde iken rahatsızlandı, Gebze SSK Hastanesi’ne kaldırıldı, 21 Ocak 2003 Salı günü vefat etti, Darıca Nenehatun Mezarlığı’nda da toprağa verildi.

Kanlıca’daki biricik gecekondusu başına yıkılan ve çoluk çocuğuyla ortada bırakılan Cavit Ersen, çilelerin, kahırların adamıydı ama asla yılmadı, Hak bildiği yoldan hiçbir zaman taviz vermedi. 82 yıllık ömrü boyunca idealleri, ülküleri için yaşadı. Onu nisyana mahkum etmek isteyenler bunu başaramadılar. Şimdi Cavit Ersen eserleriyle vefatından tam 13 yıl sonra yeniden doğuyor ve okuyucularına ulaşıyor.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Cavit Ersen
Doğum:
Adana, 29 Mart 1921
Ölüm:
Gebze, 21 Ocak 2003
Cavit Ersen 1970’li yılların sevilen ve okunan yazarlarından biri olarak hâfızalardaki yerini hâlâ koruyor. Özellikle millî ve manevî değerlere önem verenlerin en çok takip ettiği sanat ve fikir adamlarındandı. Muhafazakâr kesimin sevilen ismi Cavit Ersen’in, Kara Zindanlar, Kızıl Zindanlar, Zindanlar ve Beyaz İhtilal en tanınmış romanları olarak biliniyor. Osman Gazi ve Orhan Gazi ile diğer tarihî eserleri de ilgi gören eserleri arasındaydı.

Romancı, 29 Mart 1921 tarihinde Adana’da doğdu. Babası, Gümüşgerdanoğlu Mümin Hasan Efendi’nin oğlu Muallim Ömer Nâzım Bey’dir. Ömer Nâzım Bey, medrese tahsili ile birlikte Adana Muallim Mektebi’ni bitirdi. Annesi Süreyya Hanım şairdi. Aile soy kütüğü itibariyle bir yandan Ramazanoğlu ailesiyle de akrabadır.

İlk yazısı henüz 17 yaşındayken Yeni Adana gazetesinde yayımlandı. Basın emekçisi olan Cavit Ersen, daha sonra İstanbul’a geldi, çeşitli gazete ve dergilerde muhabirlikten, şefliğe, yazıişleri müdürlüğünden başyazarlığa kadar hemen hemen her kademede çalıştı. Bütün görevlerindeki, gazete yazılarındaki temel hedefi ve biricik amacı, mensubu olduğu aziz milletimizi anlatmak, birlikte yaşadığı insanlarımızın moral değerlerini yükseltmekti. Bu gaye ile gece gündüz demeden çalıştı, çırpındı, yazdı ve anlattı.

Kuva-yı Milliye Ruhu ile dolu bir ailenin evladı olan Cavit Ersen’in ilk milli eseri, Çeteler adını taşıyor. 9 Ocak 1949 tarihinde Adana’da sahnelenen oyun, şehrin kahramanlık hikâyesini dramatize ediyor. Bu oyunun yazarı olduğu halde Cavit Ersen, 1949’da Adana Halkevi’nden uzaklaştırıldı. Ne var ki yazar, bu haksız muameleye direndi ve eserini Adana çevre il ve ilçelerinde temsil ettirmeyi başardı. Oyunun gösterildiği her yerde halk kendisine büyük tezahüratlarda bulundu ve defalarca sahneye davet edildi, ayakta alkışlandı. Cavit Ersen’i daha sonra Adana Şehir Tiyatrosu’nun kurucusu olarak görüyoruz. Bu tiyatroda üç perdelik Taşkınlar Lokali ile Melekler ve Şeytanlar isimli eserleri temsil edildi. Milli uyanışı aksettiren beş perdelik Cephe Gerisi isimli eseri de sahnelendikten sonra Adana Şehir Tiyatrosu’na veda etti. Çünkü kendi kurduğu Tiyatro Sevenler Cemiyeti, görüşleriyle mücadele ettiği kesim tarafından ele geçirilmişti. Bir ara öğretmenlik yaptı, sonra bu mesleği de bıraktı.

Cavit Ersen, Muallim, Tel, Demokrat gazetelerinde çalıştı. Ardından Mersin Toros gazetesinde romanlarını tefrika ettirdi. Tefrika edilen iki romanı Semiramis ve Ruhsuz Gece’dir. Kitap olarak yayımlanan ilk romanı ise 1944’te çıkan Günahkâr Sokaklar adını taşıyor. Romanda, Bizans entrikalarıyla, Nasyonal Sosyalizmin güçlü devrinde İstanbul’un açlık, perişanlık ve fuhuş içinde yaşadığı bir dönemde, Adanalı bir milyonerin içine düştüğü felaketler zinciri anlatılır.

Bu eseri ‘mistik şiirler’ diye adlandırdığı üç kitap takip etti: Fakirler, Mektup ve Sefiller. Her üçü de 1945’te Adana’da neşredildi. İdealist yazar Cavit Ersen’in bütün hayatı eser vermekle geçti. Melekler ve Şeytanlar, Annesini Kurtaran Kahraman Çocuklar, Vefasız, Mektup gibi ilk eserlerini henüz yirmili yaşlarında iken ortaya koydu. Bu eserlerinde millî heyecanın edebiyat kanalıyla topluma yansımasını arzu ettiğini görürüz.

Siyasî yazılarını ise 1954’te Gün Doğarken isimli eserinde topladı. Yazarımız 1956 yılında okullar için ders kitapları yazdı. Öğretmenlikten gelen birikimini kitaplara aktararak İlkokullar İçin Alfabe, 2. Sınıf Ders Kitabı ve 3. Sınıf Ders Kitabı’nı yazdı. Aynı yıl yayımlanan asıl önemli eseri Benim Üniversitem adını taşır. Ersen, Milli Eğitim Bakanlığı tavsiyeli bu eserinde millî bir eğitim modeli önerir ve uygulanmasını talep eder. 1956’da basılan eserde önemli tespit ve tahliller bulunuyor. Büyük yankılar uyandıran kitap, geniş kesimler tarafından okunur.

Cavit Ersen’e Türkiye genelinde şöhret kazandıran ve hâfızalarda yer alan unutulmayan eserleri arasında başta belirttiğimiz gibi Sovyetler Birliği’ndeki komünizm zulmünü anlatan zindanlar serisi bulunuyor. Tabii ki Ersen’in eserleri bunlardan ibaret değildir. Öncelikle tefrika edilmiş ama henüz kitap olarak yayınlanmamış bir romanı var: Aşkın Gözyaşları. Yazarın ilk yankı uyandıran eseri Kızıl Zindanlar 1967’de yayınlanır ve defalarca basılır. Bunu 1970’te basılan Kara Zindanlar takip eder. Zindanlar ise 1971 de yayınlanır ve bir nehir roman oluşur. 1970’li yıllar, Cavit Ersen’in en velut olduğu dönemdir. Ardarda şu eserleri yayınlanır: Başbuğ (1976), Fadime (1976), Hürriyet Mücadelesi (1976), Beyaz İhtilal (1976), Boğata (1976) ve Hepimizin Kavgası (1977). Yazarın ilk romanı Aşkın Gözyaşları dışında basılmayan Mefkureci Öğretmen isimli kitabı da bulunuyor.

Cavit Ersen hayatı boyunca çile çekmiş, acı duymuş, kahır görmüş bir düşünce ve sanat adamıdır. Öğretmenlikten atılış hikâyesini 1950’ye kadar olan halk ve demokrasi hareketini, Demokrat Parti’nin zaferini Beyaz İhtilal isimli romanında anlatırken oldukça gerçekçidir. Burada, orak çekiçli Köy Enstitüleri’nde başlatılan ihtilal teşebbüslerini dile getirir. Başbuğ isimli eserde ise Alparslan Türkeş’i anlatır.

Şüphesiz Cavit Ersen’in tarihî romanları da çok önemlidir. Yazarın, Osman Gazi, Orhan Gazi, Selahaddini Eyyubi, Murad Hüdavendigâr, Fatih Sultan Mehmet, Battal Gazi gibi eserleri bulunuyor. Yazarın, bütün eserlerinde Kuva-yı Milliye ruhunu okuyucularına aşılamak istediğini görürüz. Ona göre gençler millî ve manevi değerlere bağlı olarak yetiştirilmeli, tarihlerine saygılı, geleneklerine bağlı olmalıdırlar. Ecdatlarını ise tanımalı ve sevmelidirler.

Cavit Ersen hakkında düzenlenen ilk program, Türk Edebiyatı Vakfı’nın İstanbul Sultanahmet’teki merkezinde, 27 Mart 2001 tarihinde gerçekleşti. Bu saygı toplantısında Yard. Doç. Dr. Erol Ülgen, yayıncı Sinan Yıldız ve Mehmet Nuri Yardım, Cavit Ersen’in hayatını, eserlerini, fikirlerini ve hizmetlerini anlattılar. Romancı da o toplantıda bir teşekkür konuşması yaptı. 80’nci yaş gününü eşi ve okuyucularıyla birlikte kutladı. Merhum yazar ve Türk Edebiyatı Vakfı Başkanı Ahmet Kabaklı tarafından hazırlanan plâket ise, yeğeni Servet Kabaklı tarafından Cavit Ersen’e takdim edildi. Romancı, yaklaşık iki yıl sonra Darıca Huzurevi’nde iken rahatsızlandı, Gebze SSK Hastanesi’ne kaldırıldı, 21 Ocak 2003 Salı günü vefat etti, Darıca Nenehatun Mezarlığı’nda da toprağa verildi.

Kanlıca’daki biricik gecekondusu başına yıkılan ve çoluk çocuğuyla ortada bırakılan Cavit Ersen, çilelerin, kahırların adamıydı ama asla yılmadı, Hak bildiği yoldan hiçbir zaman taviz vermedi. 82 yıllık ömrü boyunca idealleri, ülküleri için yaşadı. Onu nisyana mahkum etmek isteyenler bunu başaramadılar. Şimdi Cavit Ersen eserleriyle vefatından tam 13 yıl sonra yeniden doğuyor ve okuyucularına ulaşıyor.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okudu.