Cesare Pavese

Cesare Pavese

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
yildiz
7.8
1.273 Kişi
okuyor-dolu
4.148
Okunma
v3_begen_dolu
1.175
Beğeni
goz
40,3bin
Gösterim
Kitaplarını Satın Al
bilgi
Sponsorlu
Unvan
İtalyan Şair, Romancı, Çevirmen ve Eleştirmen.
Doğum
Torino, İtalya, 9 Eylül 1908
Ölüm
Torino, İtalya, 27 Ağustos 1950
Yaşamı
Cesare Pavese (d. 9 Eylül 1908 - ö. 27 Ağustos 1950) İtalyan şair, romancı, çevirmen ve eleştirmen. Cesare Pavese, ailesinin yazlarını geçirdiği Torino'nun Santa Stefano Belbo köyünde bir memur çocuğu olarak doğdu. Torino Üniversitesi'nde edebiyat okudu. İngiliz ve Amerikan edebiyatına ilgi duydu; bitirme tezini Walt Whitman şiirleri üzerine yazdı. Öğrenimini bitirdikten sonra orta öğrenimini tamamladığı eski okulu Liceo d'Azaglio'da edebiyat ve dil dersleri verdi. Bu dönemde İngiliz ve Amerikan yazarları ile ilgili yazıları La Cultura dergisinde yayınlandı. Daha sonra bir arkadaşının kurduğu Einaudi Yayınevi'nde çalışmaya başladı. 1935'te anti-faşist çalışmaları nedeniyle tutuklandı, 1936'da serbest bırakıldı. Brancaleone Hapishanesi'ndeki bir yılından esinlenerek Carcera (Hapis) romanını yazdı. 1950'de Yalnız Kadınlar Arasında romanı ile İtalya'nın önemli edebiyat ödüllerinden Strega Ödülü'nü aldı. Edebi kariyerinin doruğunda olmasına rağmen özel hayatı karışıktı. Sonu olmayan aşk ilişkileri onu bunaltmıştı. Ödülü aldıktan sonra Torino'daki bir otel odasında bütün özel kağıtlarını yok edip, 21 adet uyku hapı alarak intihar etti. Önemli Eserleri Senin Köylerin - 1941 - Roman Ağustosta Tatil - 1946 - Öykü Yoldaş - 1947 - Roman Leuko İle Söyleşiler - 1947 - Deneme Tepedeki Ev - 1949 - Roman Güzel Yaz - 1949 - Roman Ay Ve Şenlik Ateşleri - 1950 - Roman Yaşama Uğraşı - (1935-1950) - Günlük Tepelerdeki Şeytan - ? - Roman Yalnız Kadınlar Arasında - ? - Roman Çalışmak Yorar - ? - Şiir
480 syf.
·
16 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum...
Her okuduğum yeni bir kitap; bir diğerinin üstüne çıkması ve bunun bana yaşattığı hazzı anlatmam ne kadar mümkün bilmiyorum ama naçizane; bir nebze de olsa bu eseri okumanıza vesile olacaksa yazdıklarım, ince detaylarına özen göstermemin daha etkili olacağını düşünüyorum. Yolculuk başlasın o zaman. ;)) Sonuçta bu kitap sona varmış olan bir yazarın yolculuk güncesi... Her satırını benimsediğim ve neredeyse alıntılamamak için kendimi dizginlediğim bir kitap oldu. Aforizmaların yoğun olduğu, edebiyatın, sanatın, şiirin ve eserlerinin de bulunduğu enfes bir kitaptı. Fakat size çok şeylerin katacağını inandığım lakin okuma zahmetinde bulunacağınızı düşünmediğimden uzun alıntılar yapmaktan kaçındım hep. Ama o satırlar işte bu satırlara yansıyor. Şayet okunulduğunda kimsenin kayıtsız kalamayacağına inanıyorum. İntihara meyilli ve bunu yaşamı boyunca her anda yaşamış birisi için yaşamak ne kadar da zor değil mi?!
kamera
Emil Michel Cioran
gibi "intihar fikrini cebinde muhafaza ederek yaşama bağlanmak."¶¶Kendini bunaltının zevklerine kaptırmamış; düşüncelerinde, sönüp gitme tehlikesinin lezzetine bakmamış, zalim ve yumuşak yok oluşların tadını almamış kişideki ölüm saplantısı hiç iyileşmeyecektir: Bunun ıstırabını çekecektir, çünkü buna direnmiş olacaktır. ¶¶
kamera
Çürümenin Kitabı
kamera
Virginia Woolf
gibi yaşadığı hem ruhsal hem fiziksel rahatsızlığından dolayı artık intiharı çıkış yolu olarak görmesi. ¶¶ben artık savaşamayacağım. ¶¶
kamera
Stefan Zweig
de Pavese gibi savaş dönemine şahitlik ederek yaşama eşiyle beraber son vermesi. ¶¶benim gücüm yıllar süren vatansız yolculuklardan sonra iyice tükendi. Bu nedenle hayatımı doğru zamanda ve doğru bir şekilde sonlandırmamın iyi olacağına inanıyorum.¶¶
kamera
Albert Camus
ise , ¶¶ Boyun eğmezliğimi, yeni ve korkunç özgürlüğümü kesinlemek için öldüreceğim kendimi ¶¶demiştir. Ama uzun uzun intiharı düşündüğünü itiraf etmekle beraber, ona göre hayat yaşanmalıydı. vs. vs. vs. (Camus intihar etmemiştir.) Birçok şaheseri olan yazarlarımız ve onların intiharı; Pavese 'ninki kadar etkili ne yazık ki!.. Hem 1.Dünya hem de 2. Dünya Savaşı' na tanıklık etmiş olan biri kitabında intiharına sürükleyen kişisel nedenleri aktarması hayli ironik bir durum olsa da, ben bunu tam olarak şöyle tanımlıyorum: malumunuz yaşam sürdüğünüz ülkede birçok olaylar süregeliyor. Yangın, deprem, sel gibi doğal afetlerin azizliğine uğrayışlarımız ; bundan ülkece çokça etkileniyor oluşumuz bizim yaşamış olduğumuz çekirdek ailedeki sorunları gözardı etmemize etken değil! Aşık olduğumuz adam/kadın tarafından hüsrana uğramış olmamızda buna bir örnektir aslında. Demem o ki Paseve yer yer dirense de onu ölüme daha çabuk kavuşturacak intiharı aklından bir türlü çıkaramıyor ve bununla yaşamak zorunda bırakıyor, engelleyemediği düşünceleri... ¶¶İnsan bir şeye istek duyunca, her yerde onu görüyordu. ¶¶
kamera
Cesare Pavese
Kitabının edebi yönünü, kaleminin hem sert, güçlü, net, samimi ve hem de akıcı oluşu elinizden bırakmanıza engel olacaktır diye düşünüyorum. Adı üstünde Yaşama Uğraşı'nda hali hazırda yaşadığımız hayatın içerisinde olan tüm olgulara değinmiştir kendisi. Sonuç olarak yıllarca yazılan bir güncenin insanın hayatındaki her noktada yaşamış olduğu tüm olumsuz ve tatsız olaylara karşı verdiği mücadeleyi yazması ve dahi bunlarla bu kadar zor şartlar altında katlanması hiç de kolay olmasa gerek. Savaş yaşamış bir adamın kadınlara olan nefreti, lakin onlar olmadan da yaşamın işleyişinde sekteye uğranılacağını o kadar nahif ama bazen de sert sözlerle aktarması acı bir tebessüme sebebiyet veriyor doğrusu. :)) #138086407 #137636094 Dönemin İtalya'sında aslında oldukça magazinsel aşklar yaşamıştır Pavese, ama onu en derin yerinden aktaran yazıları, maceraları bu kitapta görürüz . Hani aşktan ölmek deriz ya, Pavese şöyle der buna istinaden : ¶¶Bir kadının aşkından değil, aşk, herhangi bir aşk ;bizi olanca çıplaklığımız, mutsuzluğumuz, incinebilirliğimiz ve hiçliğimiz içinde gösterdiği için öldürür kendini insan. ¶¶ Bir otel odasında sadece bu kitapta olan günlüklerini bırakıp geriye kalan tüm notlarını yakması ve başlıktaki o son sözünden 8 gün sonra intihar etmesi onun aslında ne kadar da yaşamak için uğraştığını hissedersiniz. Hani
kamera
İsmet Özel
bir şiirinde demiştir ya : ¶¶aynada iskeletini görmeye kadar varan kaç kaç kişi var şunun şurasında?¶¶ İşte Pavese de ölmemeye o kadar direnmiştir ki, ¶¶ kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum.¶¶ der. Günlüğün ve yaşamın son notunu yazmıştır. "artık hiçbir şey yazmıyorum ve artık eylem zamanı." diyerek yaşamına son vermiştir... Hayli duygu yüklü bir kitap oldu benim için, kitabı okurken bana eşlik eden eseri buraya bırakıyorum. youtu.be/u99f9RAvwu4 Bir başka Pavese eserini en kısa zamanda okumak dileğiyle, Okur kalın...
kamera
Yaşama Uğraşı
kamera
Cesare Pavese
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.8/10 · 1.218 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
479 syf.
·
19 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Huzursuzluğun Kitabı: Yaşama Uğraşı
“Henüz varoluşun trajedisinin ne olduğunu anlamış, bu konuda kesin bir yargıya varmış değilim.” –Cesare Pavese İtalyan edebiyatının önemli isimlerinden
kamera
Cesare Pavese,
1908 yılında Torino'da doğuyor. Küçük yaşlardan itibaren edebiyata ilgili olan Pavese, Torino Üniversitesi'nde edebiyat bölümünden mezun oluyor. Amerikan ve İngiliz edebiyatıyla yakından ilgilenmesine ek olarak, tezini de
kamera
Walt Whitman
şiirleri üzerine yapıyor. Anti faşist eylemlerin içinde bulunan Pavese, dönemin siyasi atmosferinin kurbanı olarak 1935’te hapse giriyor ve ömrünün bir yılı bu şekilde geçiyor. Hapiste günlük yazmaya başlayan yazar ölümüne dek bu uğraşını sürdürüyor. Uzun yıllar aktif olarak edebiyat dünyasının içinde yer alıp öykü, şiir ve romanlar yazan Pavese bir yandan da editörlük, çevirmenlik, eleştirmenlik ve yayınevinde yöneticilik gibi işlerle meşgul oluyor. Edebiyatla yatıp kalkan ve geçimini bu şekilde sağlayan Pavese'nin eserleri her geçen yıl daha büyük başarılara koşarken, belki de o, günlüklerinin tüm eserlerinden daha fazla meşhur olacağının farkında olmadan uzun yıllar boyunca günlük tutmaya devam ediyor. Kendisini dünya çapında daha tanınır bir hale getirecek olan günlükleri 1935-1950 yılları arasını kapsıyor. Yazarın düşünce dünyasına, içsel sıkıntılarına ve var oluş sancılarına ışık tutan bu eser “Yaşama Uğraşı” ismini taşıyor ve hayatını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. İncelemenin başlığındaki “Huzursuzluğun Kitabı” tanımı yazar ve şair kimlikleriyle dünya edebiyatının en büyük isimlerinden biri olan Portekizli
kamera
Fernando Pessoa
’ya bir gönderme şüphesiz. Huzursuz ruhların kutsal kitabını yazan Pessoa’nın kitap ismi aynı zamanda Cesare Pavese’nin de kitabını en iyi tanımlayan cümlelerden biri olduğunu düşünüyorum. Fernando Pessoa’nın kitabı yazıldıktan yıllar sonra basıldığı için Pavese’nin bu kitabı okuma ihtimali bulunmuyor fakat her iki yazarın da benzer bir kitaba imza attığını söylemek mümkün. Fernando Pessoa, Bernardo Soares isimli bir karakterin günlükleri olarak tasarladığı kitabında aslında kendisini anlatır ve bu günlükler uzun yıllar devam eder. Kendi ruhunun bir yansıması olan bu karakter eşliğinde bizler de Pessoa’nın ruhunun derinliklerine ineriz. Özetle, Huzursuzluğun Kitabı da tıpkı Yaşama Uğraşı gibi bir insanın içsel dünyasını başarıyla yansıtan oldukça önemli bir yapıttır. Pessoa’nın günlüklerinin kitapta 1935 yılında son bulduğunu, Pavese’nin günlüklerinin de 1935’te başladığını fark etmek yüzümüzde bir tebessüm oluşturmaya yetiyor. Sanki birinin bıraktığı yerden bir diğeri devam ediyormuş gibi zira her iki kitap peş peşe okunduğunda çok yüksek oranda benzerlikler seziliyor ve her iki yazarın da hayatları birbirine benziyor.
kamera
Huzursuzluğun Kitabı
’nı okuyup çok seven her okur Yaşama Uğraşı’nı da aynı zevkle okuyabilir. Üstelik yazarın başka hiçbir eserini okumasına gerek olmadan, direkt tercih edilebilir. Bu eserden sonra şiirlerine ve romanlarına geçiş yapmamak olanaksız. Pavese'nin günlüklerinde sıkça karşımıza çıkan "var oluş sancısı"nın akıllara getirdiği bir diğer önemli kitap ise
kamera
Jean-Paul Sartre
'ın "
kamera
Bulantı
"sı. 1938'de yayımlanan bu kitabı günlüklerinin 1938'den 1950'ye kadar olan kısmında Pavese'nin okumamış olma ihtimali çok düşük. Hayata karşı duyulan tiksinti bağlamında büyük benzerlikler bulmak mümkün.
kamera
Cesare Pavese
dendiğinde Türk okurların aklında ilk beliren imgelerden biri ise elbette “Türk edebiyatının nostaljik prensesi” olarak anılan
kamera
Tezer Özlü
’dür. Eserlerinin hemen hepsinde Pavese’yi anan Özlü’nün yazara karşı olan sevgisi ve hayranlığı büyüktü. Onun eserleri sayesinde ülkemizde Pavese kitaplarının okunma sayısının arttığını söylemek yanlış olmaz. Pavese’nin intiharından 7 yıl önce, Pavese ile aynı gün (9 Eylül) doğan Tezer Özlü,
kamera
Yaşamın Ucuna Yolculuk
adlı eserinde Pavese’nin hayatının ve eserlerinin izini sürer. Bu ek bilgilerden sonra şimdi Pavese’nin kitabına ve hayatına daha yakında bakabiliriz. “Hayat, yaşantı aramak değil, kendimizi aramaktır.” diyor Pavese ve hayatı boyunca kendisiyle bir hesaplaşma yaşıyor. Tam olarak anlam veremediği bu hayatı yaşamaya çabalıyor. Bir yerlerden dahil olmak istediği hayat onu sürekli geri iterken yapıyor bunu hem de. Karamsar ve duygusal bir insan olmasının acısını ömrü boyunca derinden hissediyor. “Güzel, küçücük anıları sıralamak istiyordum, oysa kıvranmalardan başka bir şey anımsamıyorum.” diyor yine günlüğünün bir bölümünde çünkü yaşamı boyunca sürekli diğer insanların ona yaşattığı üzüntülerden muzdarip olduğunu dile getiriyor. Hüznünün en büyük nedeni olarak ise kadınları gösteriyor Pavese. Kimileri günlüğünde yazdığı cümleler nedeniyle Pavese’yi “kadın düşmanı” olmakla itham etseler de, benim görüşüm bu yönde değil kesinlikle. Aşık olduğu, birlikte olduğu kimi kadınlar tarafından terk edilen duygusal bir adamın anlık gaflet ve üzüntüyle yazmış olduğu cümleler olarak görüyorum. Sevdiği kadınlara tutkuyla bağlanan Pavese yaşadığı her ayrılıktan sonra biraz daha dağılır. Günlüğü aracılığıyla kendisiyle ikinci tekil şahıs olarak iletişim kurarak dağılan düşüncelerini ve hayatını toplamaya girişir ve bu süreç 15 yıl boyunca bu şekilde devam eder. "Ancak böyle açıklayabilirim içimde duyduğum intihar dürtüsünü. Ne zaman bir güçlükle ya da acıyla karşılaşsam, hep intiharı düşünmeye yargılı olduğumu biliyorum. Beni korkutan da bu: Temel ilkem intihar, gerçekleştiremediğim, hiçbir zaman gerçekleştiremeyeceğim, ama düşüncesi duyarlığımı okşayan intihar." Sürekli bir var olma acısıyla karşı karşıya olan Pevese kadınlar konusunda da istediğini elde edemez fakat edebiyat alanındaki başarıları her geçen gün artmaya devam eder. Döneminin en meşhur İtalyan yazarlarından biri olan Pavese, saygın bir çevrede geçirir günlerini ve ülke içinde sıklıkla Roma, Milano, Venedik ve Torino gibi şehirlere giderek kendisine takdim edilen ödülleri alır. Bu ödüllerin en büyüğü ise şüphesiz 1950 yılında kazandığı ve İtalya’nın edebiyat alanında en büyük ödülü olarak görülen “Strega Ödülü”dür. Bu ödülü aldıktan kısa bir süre sonra intihar edecek olan Pavese, hayatta birçok aşamadan geçtiğini ve artık hayatın kendisini heyecanlandırmadığını, istediği şeylere ulaştığını ve ulaşmak istediği başka bir şey olmadığını belirtir sık sık. Birçok kez intihara dair düşüncelerinden bahseden fakat cesaret bulamadığını dile getiren Pavese 1950’de senelerdir aklında olan fikri gerçekleştirir ve yaşamına kendi elleriyle son verir. Planlı bir intihardır onunkisi ve hatta ertelenmiş olduğu da söylenebilir. Fakat bu erteleme, onun kaleminden daha fazla eser okuma şansına erişmemize sebep olmuştur. Pavese’nin intihara karar vermesi de yine bir kadından ayrılmasının akabinde gerçekleşir. Aşk acısını iliklerine dek hisseden ve hüzünlü yaşamıyla adeta acının kitabını kaleme alan Cesare Pavese’nin hayatı böylece yarım kalır. Ya da tamamlanır mı demeli? Hayatı boyunca yalnızlıkla mücadele eden “Kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum.” diyecek kadar yalnız bir adam olan Pavese, acılarının artık sabahı da kapladığını belirtiyor günlüğünün son kısımlarında. Son cümleleri ise gerçekten tüyler ürperten bir cinsten: "Tiksiniyorum bütün bunlardan. Sözler değil. Eylem. Artık yazmayacağım." O andan yalnızca birkaç gün sonra, Torino’da bir otel odasında intiharı gerçekleştiriyor, tıpkı
kamera
Yalnız Kadınlar Arasında
isimli romanında karşımıza çıkan ve romanda intihar eden Clelia isimli karakteri gibi. Bu açıdan bakıldığında
kamera
Sylvia Plath
’in
kamera
Sırça Fanus
romanında intihar temasını işlemesi ve ardından intihar etmesiyle paralel bir yaşam öyküsü olarak görebiliriz. Friedrich Nietzsche’nin, “Eğer uçuruma uzun bir süre bakarsan, uçurum da sana bakar.” Sözüne atıf yapan Pavese ise şu cümleyi not düşmüştü günlüğüne: "Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır." Nitekim bıraktı da. İntihar etmiş bir insanı dışarıdan bakarak eleştirmek kolaydır fakat onun hayatının detaylarına hakim olduğumuzda acılarına son verdiğini düşünürüz. Yaşama Uğraşı'nın salt acı ve hüznün kitabı olduğunu söylemek de elbette yanlış olacaktır. Günlüklerinde mitolojiden şiire, tarihten sinemaya, edebiyattan insan ilişkilerine, politikadan ruhbilime ve daha bunun gbi birçok konuya detaylı yaklaşımlarıyla okurunu etkisi altına almayı başarıyor yazar ve şair Pavese. Dünya edebiyatının en büyük isimleri günlüğünün sayfaları arasında arzı endam ediyor ve tüm o yazarlara ve onların eserlerine başka açılardan bakmamızı sağlıyor.
kamera
Homeros,
kamera
Marcel Proust,
kamera
Giacomo Leopardi,
kamera
Lev Tolstoy,
kamera
Arthur Schopenhauer,
kamera
Stendhal,
kamera
Charles Baudelaire,
kamera
Ernest Hemingway,
kamera
Franz Kafka,
kamera
Arthur Rimbaud,
kamera
Edgar Allan Poe,
kamera
Francesco Petrarca,
kamera
William Faulkner,
kamera
Johann Wolfgang Von Goethe,
kamera
Honore de Balzac
ve
kamera
Giovanni Boccaccio
başta olmak üzere daha birçok yazar ve şair hakkındaki görüşlerini okuma fırsatı bulduğumuz Pavese'nin en çok etkilendiği isimler ise şüphesiz ki
kamera
William Shakespeare,
kamera
Dante Alighieri,
kamera
Platon (Eflatun),
kamera
Fyodor Dostoyevski
ve
kamera
Friedrich Nietzsche
'dir. Özellikle Dosyoyevski ve Shakespere'in eserleri ve düşünce dünyaları hakkında paragraflarca çözümleme okuyoruz. Hayatı ve eserleriyle günümüzün en çok okunan İtalyan yazarlarından Cesare Pavese'nin "yaşama uğraşı"nı yakından gözlemlemek isteyen her okura şimdiden başarılar diliyorum. Okudukça zorlaşan, sonlara doğru insanın boğazına bir yumrunun oturmasına sebep olan, çok şey öğreten ama buna rağmen ruhu huzursuz edici bir yapısı da olan, salt günlük olmayıp aynı zamanda bir edebiyat şöleni de olan bir başyapıt Yaşama Uğraşı. Bir yazarın kendi hayatını şiirselleştirmesine ve ardında büyük bir eser bırakmasına tanıklık edin. "Ancak uzun acılardan, uzun susuşlardan sonra ortaya çıkacak önümdeki günlerin nasıl olacağı. Yeni değerler, yeni bir dünya buluncaya kadar şaşkın, belirsiz ve karanlık bir dönemin geçmesi gerekiyor."
kamera
Yaşama Uğraşı
kamera
Cesare Pavese
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.8/10 · 1.218 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
160 syf.
·
3 günde
·
Puan vermedi
Geriye dönmek bazen sonsuza kadar kaybetmek demektir
DİPÇE : Pavese'nin kişisel deneyimlerini, yerleşmiş kaygılarını ve kendisini köklerinde arama telaşını okuduğumuz, gerçeğin ve duygunun harmanlandığı bu eserde ayın ve ateşin atmosferini sonuna kadar hissetmek mümkün. Romanın anlatıcısı Anguilla, kim tarafından dünyaya getirildiği bilinmeyen, kimsesizler yurdu tarafından belli bir aylık ücretle fakir çiftçi bir ailenin yanına verilmiş bir çocuktur. Çocukluk yıllarını bu ailenin yanında, gençlik yıllarını da yine başka bir ailenin yanında işçi olarak geçirir. Mekan Pavese'nin özel yaşamından ve romanlarından bildiğimiz Belba'dır. Kahramanımız Anguilla'yı , 40 yaşlarında, Amerika'dan köyüne dönmüş varlılıklı bir adam olarak görürüz. Eserde geriye dönme hikayesi hem fiziksel hem zihinsel bir yolculuk olarak karşımıza çıkar. Bunca yıl sonra neden dönmüştür, gerçek anne ve babasını bulmak için mi? "Belba' da doğmadığım neredeyse kesin gibi; nerede doğduğumu ise bilmiyorum. Buralarda, ‘Doğmadan önce işte bu bendim’ diyebileceğim ne bir ev ne bir avuç toprak ne de bir avuç toz var”sözlerinden onun ailesini aramadığını anlıyoruz,  o  çocukluğu ile başlayan yılları, kökleri olarak algılar ve bu geçmişin peşine düşer. Aradan  geçen yıllar gördüğü ile aradığının aynı olmadığını gösterir. Gaminella ve Mora’da tabiat belki aynıdır, aynı ay, aynı üzüm bağları aynı akan nehir belki birkaç farklılık. Fakat ciddi bir değişiklik vardı: "Geriye dönmüştüm. Yola çıkmıştım, paramı kazanmıştım. Fakat bana dokunacak, beni tanıyacak eller, yüzler, gözler yoktu artık” Bu hazin yitimler , kahramanımızın zihninde ve görüşme şansını yakaladığı arkadaşı Nuto ile anılara yaptıkları yolculukta okura bir bir tanıtılır. Bu incelemede Nuto'ya mutlaka değinmem gerekiyor : Nuto, yazarın gerçekte Belba'dan tanıdığı yakın dostu Pinolo Scaglione adlı arkadaşıdır. Hatta bu kitabı vermek ve arkadaşını görmek için Belba'ya gider Pavese ve bu kitabın son kitabı olduğunu söyler. Nuto eserin ve yazarın kayıp belleği olduğu gibi  siyasi olayların da kilit noktasındadır. Faşist ve partizan kişilerin yaşadıkları, yaşattıkları, cansız bedenleri,  nehirlere atılan şiddete uğramış cesetleri her şeyi Nuto'nun gözüyle okuruz. Uzaklara gittiğimizde  bir süre sonra bizim sandığımız mekânlar ve insanlar değişir ya da ölürler. Onları canlı tutan zihinlerimizdir. Ve Anguilla anlar ki bir zamanların şenlik ateşi aydınlık ve bereket vermekle beraber bir emekçinin öfkesini (Valino) bir casusun (Santina) bedenini yok etmek için de vardır ve o artık şenlik ateşinden öte küle dönmüş bir geçmişin sembolüdür. Çok güzel bir kitaptı. Pavese okumaya devam edeceğim. Keyifli okumalar dilerim, esen kalın.
kamera
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
480 syf.
·
40 günde
·
9/10 puan
Yazımızın 27 yaşında başladığı ve intihar ile son bulan hayatının sonuna kadar devam ettiği günlükler. 1935-1950 yılları arasında kaleme alınmış günlükler, birçok yazıma dair teknikler bana yabancı bazı kavramlar içerse de Cesare Pavese satırlar arsına öyle cevherler sığdırmış ki... Yoğunluğum sebebi ile uzun bir romana başlamaya cesaret edemedim bu yüzden şiir kitabı veya günlük okumak amacı ile -Tezer Özlü vesilesi ile- elime aldığım bu kitap belki okuma tempom azaldığı için az okuduğuma çok anlam yüklemiş olmaktan mı yoksa gerçekten hayata dair çarpıcı ve vurucu etkisinden midir bilmiyorum, beni sarstı. Yazar ile son on beş yılını birlikte yaşamak... onun sırdaşı ve yol arkadaşı olmak. Çok güzel ve anlamlı bir tecrübe oldu. Sakın kafa ile okumanızı şiddetli bir şekilde tavsiye ediyorum. Sağlıklı keyifli okumalar.
kamera
Yaşama Uğraşı
kamera
Cesare Pavese
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.8/10 · 1.218 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
416 syf.
Her uğraş mutlu bitmiyormus
Bir yaşama ugrasinin, basit gibi görünen zor yüzü... İnsanin içinde neler barindirabilecegi üzerine öngörüler... Zor gibi görünen seylerin kolay, kolay gibi görünen şeylerin zorluklarini hissetmek hem de iliklerine kadar... Bunca şeyi düşünüp de sonunda hayatta kalmak mucize olurdu. Güzel dost dedim Pavese'ye ve kitaba.. 480 sayfa bir ruh ikizi hissini yaşattın sen ve ben sana nasil güzel dost demem. Neye niçin kızdığını, kırıldığını görmek acılarınin sebebini anlamak bile çok acıydı. Pessoa vari bir anlatım, bir düşünüș ve yaşayış. Her satırda bir kendini buluş... Güzel kitaplar hep güzel bitmiyor, en azından yazarı için. İntihara sürükleyen düşünceleri hissetmek daha okurken yoruyor insanı. Milyarlarca insanın yaşadığı bu dünyada gerçekten adil bir düzen kuramamanin, her bir bireyin farklı bir bakış açısı ve beklenti ile yaşıyor olmasının, ortak bir çaba içinde olmamasının verdiği izdirap. Kim bu kadar çok şeyi detayli düşünüp huzurlu olabilir ki. Pavese de vazgeçmiş sonunda... Siz yine de vazgeçmeyin ve okunacaklar listenizde üst sıralara alın, diye tavsiyede bulunsam pişman etmem sizi diye umuyorum. Hoşça kal Pavese, hoşça kal Yaşama Uğraşı!
kamera
Yaşama Uğraşı
kamera
Cesare Pavese
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.8/10 · 1.218 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
205 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
;