Cevat Şenol

Cevat Şenol

Yazar
8.4/10
8 Kişi
·
12
Okunma
·
1
Beğeni
·
366
Gösterim
Türk çocuklarının nasibi, her muvaffakiyetli hamleden hep sevinç veren neticeler almaktır. Türk çocukları! Yürüdünüz, yürüyorsunuz, yürüyünüz! Yaptığınız hamleler sizi yüksek ülküye ulaştırmak üzeredir. Durmayın, yürüyün! Saadet, refah, sevinç ve hepsinden sonra dünyaya karşı yüksek bir gurur seni bekliyor!

Türk çocukları! Son sözümün son kelimesine dikkat. Gurur, azamet sende zaten vardır. Bunu gösterme! Onu kendi yüksek enerjinin harimine sakla!... Lazım geldikçe büyük tevazuunu göster. Fakat gene icap ettikçe göster ezici yumruğunu! İşte bu vasıflarınla ispat edebilirsin ne olduğunu!...
Cevat Şenol
Sayfa 106 - Yılmaz Kitabevi
Bir tepsinin içinde iki dilim er ekmeği, birkaç zeytin, bir parça beyaz peynir geldi. İşte hepsi o kadar. Bunları büyük bir iştahla yedi. Evet, yedi düvelin büyüklüğüne meydan okuyan, masum bir millete yeniden hayat veren komutan, koca dâhi Atatürk kahvaltı ediyordu. İstese altın tepsiler içinde parlak ve yaldızlı salonlarda her bakımdan nelere sahip olmazdı. Hayır, o, böylesini seviyor, böyle istiyordu. Sadece Türk milletine değil, tarihlere, dünyalara örnek oluyordu.
"Atatürk!
Sen bizdendin.Seni halife yapmak,padişah yapmak isteyenler oldu,iltifat etmedin.Milli irade yolunu seçtin.Hayat ve şahsiyetini milletin hizmetine vakfettin.Türk'ün gıpta ettiği,taziz ettiği,övdüğü ve övündüğü vasıflara maliktin,büyük meziyetlerinle Türk'ün ta kendisiydin.
Şimdi seni,kurtardığın vatanın her köşesinden gönderilen mukaddes topaklara veriyoruz.
Bil ki:Hakiki yerin,daima inandığın ve bağlandığın Türk milletinin,minnet dolu sinesidir.
Nur içinde yat!"
Atatürk gelmişti ve pardösüsünü bırakarak Vali'nin eşine kolunu teklif edip salona girdi.Vals çalmaya başlayınca bayanlardan birinin önünde eğilerek sahneye çıktı.Ve herkesi şaşırtacak bir dans gerçekleştirdi.Yanındakiler hazır keyfi yerindeyken otele döndürebilsek diye düşünüyorlardı ki orkestra şefi Mehmet'e,Zeybek diye bağırdı.Orkestra üyeleri şaşkınlıkla zeybek melodisini mırıldanmaya çalışırken yeniden gürledi:
"Hayır hayır o değil,Sarı Zeybek!"
Az sonra zeybek havasıyla Gazi'nin ölüme meydan okuyuş dansı başladı: anında Ödemiş ve Aydın efelerini de hayrana düşürecek bir kahraman zeybeğin figürlerini icraya başladı.Rejime riayet ederse en az 9 ay yaşayabilir teşhisi konulan bu adam dizlerini yere vura vura zeybek oynuyordu.
Doktor Mim Kemal Öke bir gün sofrada içkisine müdahale etmeye kalkınca aldığı yanıtı yakınlarına şöyle aktarmıştır:
Bir daha söyleme Kemal,sen benim ne kadar yalnız olduğumu biliyor musun?Sofra O'nun için bir zevk miydi?Tatmin mi?Kaçış mı?Genel sekreteri Hasan Rıza Soyak'a neden içtiğini şöyle açıklamıştır:İçiyorum çünkü bu vücut artık bu kafayı taşıyamıyor.Kafam vücudumun çok ötesinde gidiyor.Beynimi huzura kavuşturmak biraz dinlendirmek için içiyorum.
Hayatında beşeri hiçbir derin aşkın hikayesi yoktu.Aşkı,kendine inancı ve ambisyonuydu (ihtiras,tutku).Ömrü bir karargah dekoru içinde geçti.Fakat bir karargah adamı değildi.Ne yalnız asker,ne cihangirlik peşinde bir hayalperest,ne yalnız bir ıslahatçı.Hayır.Bunların hepsinin üstünde bir varlıktı.O,bir insandı.
O kulübenin yapılabilmesi için kaç söğüt ağacı sökülecektiyse o kadarını kendi elleriyle topraktan alıp bir başka yere gene kendi elleriyle diken,sonra da her sabah,ağaçlar acaba tuttu mu tutmadı mı diye bakmaya gelen bir insan.Duygusal,kırık,çocuksu...
-"Ne gür sesleri var.Öyle bir nesil yetişiyor ki,bu neslin heyecanı,yurt ve bayrak aşkı köreltilmeyecek olursa,dünyanın en büyük en mutlu ülkesi biliniz ki Türkiye olacaktır!" dedi.
-Onu köreltmeye kimsenin gücü yetmeyecktir,dediler.
-"Ama etmek isteyenler çıkacaklardır.Tarihe bakınız,daima ulusların mutluluğuna,esenliğine gölge düşürecek bahtsızların çıktıklarını görürsünüz." dedi
.........
ABD'nin tamamında izlenen PBS Televizyonundaki McLaughlin Show's sunucusu gazeteci John McLaughlin,Mustafa Kemal Atatürk'ü,Milenyumun en önemli kişisi ilan etti.Onun bu seçimi ABD'de bulunan Rum derneklerini ayağa kaldırdı.

Yıl 2000,ABD Başkanı'nın milenyum mesajından bir alıntı:
"Bugün milenyumun hiç şüphe yoktur ki tek devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk'tür.Çünkü o yılın değil asrın lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir."
Kitabın az gibi görünen hacmi sizi yanıltmasın.. Kitap kronolojik bir sıra takip eden, gayet sade ve konuları anlaşılır derecede kısa işlemiş, okurken sıkılmayacağınız bir eser. Ayrıca son bölümde Anıtkabirin de yapım aşaması ve bölümleri hakkında geniş bilgiler bulabilirsiniz.
Atatürk'ün son yüz gününü; Atatürk'ün yakın çevrelerinden anılar ve hatıralar ile anlatan, fazla beklentiye kapılmadan okunacak faydalı bir eser olarak görmekteyim. Ayrıca Atatürk'ün Cenaze ve Defin işlemleri ile ilgili de geniş bilgiler mevcuttur...!
Kitabı okumadan önce tarihin ve Atatürk'ün bilmedigimiz daha farklı yönlerine ait hikayeler bekliyordum... Bu noktada beni yanılttı... Lise 1 sınıf tarih kitabı okudum sanki... Büyük bir bölümünü sıkılarak okudum diyebilirim...
Mustafa Kemal Atatürk'ün son 100 gününü, yaşamından kesitler ile anlatan eser. Kitabın sonunda, cenazenin bozulmaması için yapılan tahnit işlemi, geçici kabri olan Etnografya Müzesi'ne götürülmesi, 10 Kasım 1953'te Anıtkabir'e defnedilmesi de anlatılıyor.
Atatürk'e olan sevgimin,aşkımın ve özlemimin sanırım tarifi yok.Bunun için bildiğim tüm kelimeleri de kullansam oluşacak cümle yetersiz bir cümle olacaktır...
Yer yer boğazım düğümlendi,özellikle naaşını tahniti ve defin sürecinde,yer yer gözlerim doldu,kendimi zor tuttum.Ama inanın bana Atama dair öğreneceğimiz her satır bilginin değeri çok büyük..Hastalık sürecindeki hallerinin anlatımında,gözünüzde oluşan betimlemeler gerçekten sarsıcı bir etki yaratıyor..Geçirdiği krizler,hastalığının ilerleme süreci,yarı uykuda yarı uyanık geçen süreçlerde hayallerini hala diri tutuşu ve umutsuzluğa asla yer vermeyişi,karnından ilk su alınışında (12 litre) çektiği acıyı ve sonrasında derin uykusundaki rahatlığı..Adeta 'evet artık rahatladı iyileşecek' diye benim bile o umudun içine girmelerim.Çok fazla duygu devinimleri yaşadım..Sabiha Gökçen'in Ata'yı anlattığı bölümlerin bitmesini istemedim.İmrendim,kıskandım ona olan yakınlığını.

Tarih kitaplarından edindiğimiz bilgiler dışında Atatürk'ü anlamamız için bu tür hatıratların daha fazla okunması gerekir.Çünkü çok fazla referans üzerinden yazılmış bir kitap.Oldukça nitelikli belge ve arşiv kullanılarak oluşturulmuş okuması keyif veren güzellikte bir kitap olmuş.

Ona yakınlığıyla bilinen isimlerin onu adeta yaşayarak anlattıkları bölümlerde sayfalar akıp gidiyor.Son bölümde -Ölümünün Ardından- Necip Fazıl Kısakürek'in Atatürk'e dair kesitinde sanırım her satırın altını çizdim...
Dünya lideri olmak,asırların lideri olmak ve o lidere sahip olmak bizler için gerçekten eşsiz bir ayrıcalık.Fakat ne yazık ki günümüzde Ona hak ettiği kıymetin verilmiyor olmasını ise büyük bir ihanet olmakla birlikte insanlık dışı,canice ve en aşağılık türden bir saygısızlık olarak nitelendirebilirim!.Her şeye tahammül edebilirim ama Ona yapılan ve yapılacak saygısızlığa asla tahammül göstermem!.
O benim en zayıf yanım,O benim kalbim,ruhum,ben olma sebebim...Daima sevgi,saygı,özlem ve minnetle..

Keyifli okumalar dilerim...

Yazarın biyografisi

Adı:
Cevat Şenol
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 12 okur okudu.
  • 12 okur okuyacak.