Cevat Şenol

Cevat Şenol

Yazar
8.4/10
8 Kişi
·
12
Okunma
·
1
Beğeni
·
366
Gösterim
"Esasen düşünceye saygı duymayan,düşünceye kilit vuran rejimler uzun süre ayakta kalamazlar.Silaha dayalı olsalar da kalamazlar!"
"Bir milletin yüzü gülüyorsa o millet mutludur!
Bir memlekette yüzü gülmeyen insanlar çoğunluktaysa o ülkenin yöneticilerini değiştirmek gerekli olmuş demektir." derdi....
Avrupalıların 'hasta adam' dedikleri Osmanlı İmparatorluğu,Balkan Savaşı'ndan önce bile Fransa,İngiltere ve Rusya İttifakı hazırlanırken çoktan paylaşılmış bulunuyordu.
"Bir kere demokrasi geleceğini ancak akıl ve bilimden alır.Bunlardan yoksun bir yönetime demokrasi demeye olanak yoktur.Özgürlüksüz demokrasi olamayacağı gibi demokrasisiz de özgürlük düşünülemez.Biri zedelendi mi diğeri hırpalanmış olur.Batıda pek çok örneği görüldüğü gibi,demokrasi ve özgürlük rejimleri akıl ve mantıktan,bilimden yoksun olarak uygulandığında toplumlar sarsıntı geçirmektedirler."
"Geldikleri gibi giderler!"
"Benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin,bu arzusundan vazgeçinceye kadar amansız düşmanıyım!"
Hitler demişti ki:
-Mustafa Kemal,bir milletin bütün vasıtalardan mahrum edilse dahi,kendisini kurtaracak vasıtaları yaratabileceğini ispat etmiş bir adamdır..."
"Arkadaşlarına karşı sonsuz denebilecek bir hoşgörürlüğü ve düşmanlarına karşı bile en kızdırıcı vakalarda hislerini uzun müddet kapalı tutan sinir hakimiyeti Atatürk'ün hayran kaldığımız huy hususiyetleri arasında idi."

"Atatürk, görev başında hiçbir saygısızlığa yer vermeyecek kadar ciddi,özel yaşantısında ise dostlarının her türlü nazını çekecek kadar candan idi..."

"Zekası kadar hafızasına şaşrdık.Hiç dikkat etmez göründüğü konuşmalardan bile hiçbir şey unutmazdı."
ABD'nin tamamında izlenen PBS Televizyonundaki McLaughlin Show's sunucusu gazeteci John McLaughlin,Mustafa Kemal Atatürk'ü,Milenyumun en önemli kişisi ilan etti.Onun bu seçimi ABD'de bulunan Rum derneklerini ayağa kaldırdı.

Yıl 2000,ABD Başkanı'nın milenyum mesajından bir alıntı:
"Bugün milenyumun hiç şüphe yoktur ki tek devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk'tür.Çünkü o yılın değil asrın lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir."
Atatürk'e olan sevgimin,aşkımın ve özlemimin sanırım tarifi yok.Bunun için bildiğim tüm kelimeleri de kullansam oluşacak cümle yetersiz bir cümle olacaktır...
Yer yer boğazım düğümlendi,özellikle naaşını tahniti ve defin sürecinde,yer yer gözlerim doldu,kendimi zor tuttum.Ama inanın bana Atama dair öğreneceğimiz her satır bilginin değeri çok büyük..Hastalık sürecindeki hallerinin anlatımında,gözünüzde oluşan betimlemeler gerçekten sarsıcı bir etki yaratıyor..Geçirdiği krizler,hastalığının ilerleme süreci,yarı uykuda yarı uyanık geçen süreçlerde hayallerini hala diri tutuşu ve umutsuzluğa asla yer vermeyişi,karnından ilk su alınışında (12 litre) çektiği acıyı ve sonrasında derin uykusundaki rahatlığı..Adeta 'evet artık rahatladı iyileşecek' diye benim bile o umudun içine girmelerim.Çok fazla duygu devinimleri yaşadım..Sabiha Gökçen'in Ata'yı anlattığı bölümlerin bitmesini istemedim.İmrendim,kıskandım ona olan yakınlığını.

Tarih kitaplarından edindiğimiz bilgiler dışında Atatürk'ü anlamamız için bu tür hatıratların daha fazla okunması gerekir.Çünkü çok fazla referans üzerinden yazılmış bir kitap.Oldukça nitelikli belge ve arşiv kullanılarak oluşturulmuş okuması keyif veren güzellikte bir kitap olmuş.

Ona yakınlığıyla bilinen isimlerin onu adeta yaşayarak anlattıkları bölümlerde sayfalar akıp gidiyor.Son bölümde -Ölümünün Ardından- Necip Fazıl Kısakürek'in Atatürk'e dair kesitinde sanırım her satırın altını çizdim...
Dünya lideri olmak,asırların lideri olmak ve o lidere sahip olmak bizler için gerçekten eşsiz bir ayrıcalık.Fakat ne yazık ki günümüzde Ona hak ettiği kıymetin verilmiyor olmasını ise büyük bir ihanet olmakla birlikte insanlık dışı,canice ve en aşağılık türden bir saygısızlık olarak nitelendirebilirim!.Her şeye tahammül edebilirim ama Ona yapılan ve yapılacak saygısızlığa asla tahammül göstermem!.
O benim en zayıf yanım,O benim kalbim,ruhum,ben olma sebebim...Daima sevgi,saygı,özlem ve minnetle..

Keyifli okumalar dilerim...
Mustafa Kemal Atatürk'ün son 100 gününü, yaşamından kesitler ile anlatan eser. Kitabın sonunda, cenazenin bozulmaması için yapılan tahnit işlemi, geçici kabri olan Etnografya Müzesi'ne götürülmesi, 10 Kasım 1953'te Anıtkabir'e defnedilmesi de anlatılıyor.
Kitabı okumadan önce tarihin ve Atatürk'ün bilmedigimiz daha farklı yönlerine ait hikayeler bekliyordum... Bu noktada beni yanılttı... Lise 1 sınıf tarih kitabı okudum sanki... Büyük bir bölümünü sıkılarak okudum diyebilirim...
Atatürk'ün son yüz gününü; Atatürk'ün yakın çevrelerinden anılar ve hatıralar ile anlatan, fazla beklentiye kapılmadan okunacak faydalı bir eser olarak görmekteyim. Ayrıca Atatürk'ün Cenaze ve Defin işlemleri ile ilgili de geniş bilgiler mevcuttur...!
Kitabın az gibi görünen hacmi sizi yanıltmasın.. Kitap kronolojik bir sıra takip eden, gayet sade ve konuları anlaşılır derecede kısa işlemiş, okurken sıkılmayacağınız bir eser. Ayrıca son bölümde Anıtkabirin de yapım aşaması ve bölümleri hakkında geniş bilgiler bulabilirsiniz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Cevat Şenol
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 12 okur okudu.
  • 12 okur okuyacak.