1000Kitap Logosu
Resim
Cezmi Ersöz

Cezmi Ersöz

Yazar
Çevirmen
BEĞEN
TAKİP ET
7.2
1.405 Kişi
8,3bin
Okunma
485
Beğeni
27bin
Gösterim
Unvan
Türk Yazar, Şair
Doğum
İstanbul, Türkiye, 3 Eylül 1959
Yaşamı
Cezmi Ersöz, (d. İstanbul, 1959) Türk yazar, şair. Kabataş Erkek Lisesi'nden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi'nde Siyaset ve Kamu Yönetimi Bölümü'nü bitirdi. Yazın dünyasına yayımlanan şiir ve eleştirileriyle girdi. Reklam yazarlığı ve gazetecilik yaptı. Cumhuriyet, Güneş, Özgür Gündem, Aydınlık gibi günlük gazetelerde yazıları ve röportajları yayımlandı. Ardından haftalık 'Deli' dergisinde yazdı. Halen 'Leman' dergisinin yazarları arasında yer almış bir takım sorunlar nedeniyle ayrılmıştır. Şuan "Şizofren" dergisinde yazmaya başlayacaktır. İnsan-dünya ilişkisini, duygular ve olaylar karşılaştırması yaparak anlattığı çoğu eserinde hayatı sorgular. Gündelik zorunluluklardan, en temel ihtiyaçlardan ve insanın vazgeçemediği tutkularından bahseder. Eserlerinde yoğun bir melankoli ve karamsarlık fark edilir. İnsanın iç yolculuğunu melankolik bir dille anlatan bir yazardır.
80 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Merhaba, beyler & bayanlar, okuyun bu kitabı, kısacık ama çok anlamlı bir kitap. Okuyun ve kendinizi sorgulayın, okuyun ve karşınızdakileri değerlendirin. Sinan yaptı ise hepimiz yapabiliriz. Çok güzel tiyatral bir ktap. Tavsiye ederim. Yazmaya devam edersem açık verebilirim :). O yüzden kısa kesiyorum. Keyfli okumalar :)
Okuyacaklarıma Ekle
142 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
Dikkat! Melankoli!
Düşünülmüş bir inceleme yapmak değil de bir şeyler söylemek istiyorum: … Okumak için kaydettiğim kitaplar yerine önüme çıkan tesadüfi kitapları değerlendirişimin hüsranlı hikayelerinden birini yazacağım şimdi. İstediğim neşeli, gülümsetici bir şeydi fakat tam tersi bir seçim yapmışım. Belki o sebeple kitabı okurken normal düzeyde olabilecek miktardan daha çok bunaldım. Öncelikle psikoloji camiası için incelenebilir bir eser olduğunu belirtmek istiyorum. Bunun yanında depresif, platonik aşık, mutsuz, hayattan aradığı cevabı henüz alamamış vb. kimselerin bu kitaptan uzak durmasını tavsiye ediyorum. Neredeyse her cümlesinde acılarını barındıran iki şahıs tarafından dile gelen cümleleri içeriyor kitap. Kısa bölümlerin birleşmiş hali. Mektup gibi, birbirine anlatmışlar düşüncelerini diyelim. Fakat mektupları okurken bazen kim konuşuyor diyorsunuz; sanırım kitabın adındaki gizem, okurken kişiyi şizofrenik bir moda sürükleme potansiyelini de gizliyor içinde. İçinde bazen tek bir kişi konuşuyor gibi hissettim… Aşk diyemem konusuna. Desem desem
Masumiyet Müzesi
‘ndeki Kemal’in saplantılı duygusu gibi (Aksini iddia eden varsa çıksın karşıma!) normal olmayan bir ilişkiden söz edebilirim. Esasında bir kadın ve bir adam var imajı çiziyor ama öte yandan şu şizofrenik sancılar modu farklı düşündürüyor. Kendimi farklı düşünmeye de zorlamış olabilirim, kitabın şizofreni süsünü ilgi çekici hale getirme adına. :D Sanki bazen kimin konuştuğunu kaçıracakmışsınız, karıştıracakmışsınız gibi… İkisi de birbirinden depresif, umutsuz kişiler olarak gözleniyor. Bazen ikisi tek kişi olmuş da yazar benimle alay ediyor bile diyebilirsiniz okurken. Aman Allah’ım! :D Hani şizofreni olmayanı oldurur ya, bunlardan biri de aslında yokmuş da, var izlenimi uyanıyormuş okuyucuda; gibi. Aralıklarla yazar kendisinin ürettiği iki kişiyi konuşturuyor, nasıl daha zorlarım diye düşünüyor ve onların karakterlerini, ruh hallerini deneyimliyor gibi hissetmekten kendimi alamadım. Şizofrenik Aşka Mektup adı bence sadece karakterlerin yaşadıkları benlik karmaşasına dayanmıyor. Ortada baş ağrıtan bir şeyler olduğu gerçek. Benim ruhum şu an bu okumaya müsait olmadığından ikinci tur bir okuma yapmam gerektiğini not aldım. Sadist mi, mazoşist mi, kimlik bozukluğu durumu mu, şizofreni mi… Dedim ya, psikoloji camiası bu kitaba el atmalı bence.
Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi
‘ni okurken bitmek bilmeyen betimlemeler nasıl beni yormuşsa, bu kitabın bitmek bilmeyen bunalım ve edebiyatı birleştiren cümleleri de beni o kadar yordu.
Aylak Adam
Bay C’den daha umutsuz vaka olan, kitapta bahsi geçen karakterler, işi bence psikolojik destek almaya noktasına kadar getirdi. Bu kitapta iki şahıs olduğuna inanmakta zorlanıyor ve artırıyorum, bu bir şizofrenin tek kişilik dünyası mıdır? “Birbirinden nefret eden ve birbirinin varlığına tahammül edemeyen bu iki benlikle yalnız kaldığımda, çıldıracak gibi oluyor, ağır ağır ruhumu öldürüyorum.” “Yalnızım…” “Yalnızsınız…” “Öyle çaresizim ki, yalnızlığınıza çare olamadığım için.” “Ama öyle büyüktü ki sevgiye duyduğum özlem, bu yüzden ne zaman durmam gerektiğini bir türlü anlayamadım.” “Biliyor musun, sen benim o çok eski halimsin.” “Sende kendimi özlüyorum en çok. … o tepeden tırnağa, sevgiye inanan kendimi özlüyorum.” Gibi her türlü şizofreniye bağlanacak delil bulabilirim. Böyle okuması daha keyifli oldu bana kalırsa. :)) … Ama bir pozitif not barındırıyor içinde, onu sizinle paylaşmak isterim: “Hayata yalnızca bir sevgilinin kalbinden tutunursan eğer ve o kalp kalbini terk ederse, geriye kalan hiçliğin içinde sonsuza dek düşersin.” Şimdilik kitaptan alınacak mesajı; kendinize çeşitli hayat tutamakları bulmalısınız, tıpkı otobüslerdeki gibi; diyerek özetliyorum. Birine uzak kalırsanız, diğeri sizi ayakta tutsun diye. Bu da sağlam inşa edilmiş bir karakter ve benlik duygusu ihtiyacı doğuruyor ki bunlar da hayatın olmazsa olmazları. … Sonuç olarak şu an bunu okuduğuma pişmanım ama olmuşla ölmüşe çare yok, bilirsiniz. Son olarak psikoloji camiasına çağrımı yenilemek isterim. Psikoloji camiası ile bu kitabı yeniden okumak ve değerlendirmek isterim. Anlatımı karmaşıklaştırdıysam kusuruma bakılmasın, üzerinden geçecek enerjim yok idi. Sağlıcakla…
Şizofren Aşka Mektup
7.1/10 · 1.972 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
206 syf.
·
3 günde
·
Puan vermedi
İçinde bir çok hikaye barındıran, bir çok hayata dokunan, günümüz problemlerini, kağıttan hayatları, vazgeçtiklerimizi, vazgeçmeyip kendimizi mahkum ettiğimiz hayatları, tiye alması, sorgulaması, düşmeleri, kalkmaları ve özellikle toplumdaki sınıf farkını (aydınlar, yazarlar, müzisyenler gibi ve diğerleri) eleştirip aynı anda öz eleştiri yapabilen dikkatlice yazılmış, düşündüren bir yapıt olmuş. Kitapta ki bir karakter olan Salih abinin dediği gibi " selam olsun vazgeçmişlere, selam olsun sevdalı insanlara" selam olsun bodrum kattaki görünmeyen hayatlara!!
Okuyacaklarıma Ekle
135 syf.
Türkiye'nin 1995-2000 arasındaki cezaevlerindeki kanlı tarihini konu edinen bir kitap. İçinde yazanları özellikle araştırdım ve hepsinin belgeli şekilde tarihte iz bıraktığına şahit oldum... Gerçek bi suçluyu kayıran savcıdan tutun da suçu henüz ispatlanmamış tutukluların gördüğü belgeli eziyetlere, yakılmalarına, öldürülmelerine... Keşke bunları okumamış, bilmemiş olsaydım. Okurken bile içim kaldırmamışken yaşayan insanlar için gerçekten çok derin üzüntüler duydum... Şuanda cezaevindeki mahkumların hayatına dair bir şey bilmiyorum ama insanca koşullarda yaşadıklarını düşünmek istiyor ve bu bağlamda bu kitabı geçmiş ve gelecek ayrımını yapabilecek olan insanların okumasını tavsiye ediyorum.
Okuyacaklarıma Ekle
151 syf.
·
1 günde
·
Puan vermedi
Hayat
Nasıl güzel cümleler... Memleketin taa içine dokunan taa içini anlatan. İşte sanatçı, toplumun aynası... Büyüklerimizin görevi çok iyi bildikleri kötülüklerden korumaktı bizi. Karşılığında, bizler onları sevmekle yükümlüydük... Onları istedikleri gibi sevmezsek ya tecavüze uğrayacak ya da öldürülecektik... Yok edilmemek ya da tecavüze uğramamak için örnek çocuklar olmaya çalışırdık... Dünyanın en yalnız en incitilmis örnek çocukları...
Okuyacaklarıma Ekle
1
2
3
4
...
21
208 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.