Chrysiida Dimoulidou

Chrysiida Dimoulidou

Yazar
9.5/10
27 Kişi
·
54
Okunma
·
0
Beğeni
·
616
Gösterim
Adı:
Chrysiida Dimoulidou
Unvan:
Yunan Roman Yazarı
Doğum:
Serez,Yunanistan 24 Temmuz 1957
Serez’de doğan yazar Atina’da yaşamaktadır. İlk romanı 1997 yılında yayımlanan Dimoulidou bugüne kadar 21 kitap yazmıştır. Bunların 5’i çocuk kitabıdır. Kıbrıs Okur Ödülü’nü alan ve Yunanistan’da aynı ödülde finale kalan yazarın kitapları Yunanistan, Kıbrıs, Brezilya ve Çek Cumhuriyeti’nde çoksatan olmuştur. Aynı zamanda şiir ve senaryo da yazan Dimoulidou fanatik bir hayvan dostu ve çevrecidir. Dünya barışı için tek umudun çocuklar olduğunu düşünen yazarın kitapları tüm dünyada 1 milyonun üzerinde satmıştır.
Bir çocuk evinin duvarlarından ve küçük köyünün sınırlarından öte başka hiçbir şeyi görmemişse neyi bilebilirdi?
Aydın insan sadece düşünene, felsefeyle uğraşana, doğayı gözlemleyene, özellikle de insanları ve davranışlarını kavrayana denebilir.
İnsanlar bilmedikleri için, karanlıkta yaşadıkları için, bu yüzden ne yaptıklarını görmedikleri için hata yaparlar.
...Bazı insanlar hiç gülümsemezdi çünkü bazılarının onların gülümsemelerini çalmasından korkardı.
304 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
İnsanı, hayvanlardan ayıran en büyük özellik düşünebilme yetisidir. Bu kitabı okurken özellikle baba olan Dimitros ve anne Vangelio hakkında verdiğim kararı buraya yazsam hayvanlara hakaret olur...

Bir adam çocuk yaşta evlendiği kadına hiç saygı duymadan ona şiddet ve tehdit uyguluyor. Evliliklerinden meydana gelen üç küçük kızına ergenliğe ilk adım atınca tecavüz edip dış dünyadan onları döverek soyutluyor. Kadın ise çocukları kız olduğu için ve kocasının tehditleri karşısında sessiz kalmayı seçerek adamı yüreklendiriyor. Üç küçük çocuk ve onların dramı...

Olaylar 1967'li yıllarda başlıyor. bu canavar ruhlu adam köyde iyi bir Hıristiyan ve kilisede saygı gören dindar bir kişilik sergilese de köyün dışındaki evde neler yaptığı ancak 1999 yılında ortaya çıkıyor. Büyük kızı yaşadıklarının diğer kardeşlerinin başına gelmemesi için ne kadar çaba gösterse de başarılı olamıyor. Onların köye gitmesi, insanlarla konuşması ve kalın giysiler arasında nadiren evlerine gelenler ile konuşmasını yasaklayan Dimitros'a en büyük desteği karısı Vangelio veriyor ve kızlarını haksız görüyor. Taki en küçük kız kardeşte babası olacak adamın karşısında masumiyetini kaybedinceye kadar. Ablası Dimitra daha fazla seyirci kalamayacağını anlıyor ve onlara annelik yapmayan kadının yerine kendisi bir karar alıp uygulamaya koyuluyor...

30 yıl sonra terk ettikleri köye ve annelerine dönmek zorunda kalan üç kardeş tekrar korkuları ile yüzleşmek ve adalet önünde tüm sırlarını itiraf etmek zorunda kalıp, kendi çocuklarının ve eşlerinin önünde yaşadıkları utanç ile nasıl baş edebileceklerinden habersiz mahkumiyet bekleyerek tüm yaşanan olayları anlatırken tekrar yaşamak zorunda kalacaklardı. Artık sır dışarı taşmış ve onlara itiraf etmek düşmüştü...

Yazar, çocukların yaşadığı şiddeti, tecavüzü, tehditi ve psikolojik sorunlarını o kadar iyi anlatmış ki her sayfada yaşanan acıyı yüreğimde hissettim. Uzun süre etkisinde kalacağım bir eser çünkü, küçücük yüreklerde büyük bir acının hikayesi...
304 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
"Utanç Odası" günümüzde hala tabu olan bir konunun ilk kitabı... Tehdit, acı, suç, psikolojik şiddet ve suistimal üzerine yazılmış düşündüren, kızdıran hatta ağlatan bir serinin ilk kitabı...

Yunanistan'ın Kuzey Messinya yakınlarında bir köyde; köyün dışında ormana yakın olan evde yaşayan, Dimitros ve henüz on dördünde bile olmayan kimsesiz eşi Vangelio cehalet ile birbirleri ile yaşamaya alışmaya çalışıyorlardı. Dimitros dindar ve kilisenin en ön saflarında yerini alan fakat evinde hayvanlarına ve eşine çok rahat şiddet uygulayan, kadınlara değer vermeyen, kilise papazının dediği gibi Tanrı'ya saygı gösteren iyi bir adamdı...

Gerçek ise bambaşkaydı. Dimitros hayvani duygular taşıyan korkak ve bencil bir adamdan öte; hiç bir insani duygu taşımayan, kadınları sadece kendine ve erkeklere hizmetkar gören bir adamdı...

Evliliklerinden meydana gelen, Dimitra, Anastasia, Mirto'yu hiç sevmemiş ve onlara şiddet, tehdit, psikolojik baskı ve ev hapsi vermekten çekinmemiş; onları tüm köyden sadece pazar günleri kilise ayini dışında tüm insanlardan soyutlamıştı. Kızlar büyümeye başlayınca okul hayatlarını bitirmişti. Kızları okuyup iffetsiz mi olacaklardı? Bu asla kabul edilir bir durum değildi. Dimitros babaydı ve kızlar önce babalarına aitti...

Vangelio ise evinin içinde bodrum katında yaşananları bilmesine rağmen kızlarının yanında değil Dimitros'un yanında yerini almıştı. Kızların yaşadıklarına kör, dilsiz ve sağır kalıyordu...

Bu üç kardeş ise birbirlerine destek olmaya ve bu cehennemden nasıl kaçacaklarının hesabını yapsalar da, bunun ne kadar imkansız olduğunu biliyor ve korkuları daha da artıyordu...

Ta ki bir gün...Dimitros...

Yazar, şiddet ile bir çocuğun psikolojisinin ne kadar derin izler aldığını ve yetişkin hayatında bu etkilerin nasıl devam ettiğini çok güzel ve sade bir dil ile kaleme almış. İnsan üzerindeki baskı, korku, bilmemezlik, çaresizlik, desteksiz kalmanın bir çocuğun ruh dünyasında yarattığı etkileri ustalıkla kurgulamış...

Kitap öyle bir yerde bitiyor ki, bu eseri okuyacak olanlara devamı olan "Utanç Odası" Masumiyet ile birlikte almalarını tavsiye ederim...
304 syf.
·Puan vermedi
Utanç Odası 2 Masumiyet ve Itiraf olarak iki seri halinde yazılmış. İtiraf ilk kitap olan Masumiyete ışık tutuyor. !
Kitapta ensest konu ediliyor.
Bu ikinci kitapta bütün sırlar itiraflar ortaya dökülüyor.
Üç kız kardeş yaşadıkları ne varsa toplum ve hakimler önünde anlatıp ruhlarındaki acıdan arınıyorlar suçsuz bulunup beraat ediyorlar.
Utanç Odası bitti ama bende bittim..
Kesinlikle okunması gereken bir kitap. Susmayın sesinizi yükseltin..
Utanç Odası 2
304 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
Selam a dostlar

Utanç odası serisi bitti. Beni de bitirdi. Bazı kitaplar sizi başka dünyalara götürür iyi ya da kötü. İşte bu dünyaya girmek hiç istemezsiniz emin olun. Yazarımız tepki olarak, bir şeylerin farkına varılması için bu okurken adeta ruhunuzu alan kitabı yazmış. Din adamı olmanın, dini kullanarak yapılan berbat şeylerin üstünü örten insanlar hepimizin çevresinde zaten, değil mi? Çocuklara olanlar ki son zamanlarda ne yazık ki sayısı çok arttı, tüm bunlar değiştirmek istediğimiz içimizi acıtan gerçekler. Burada da tamamen çocukluğu, kötülüğü, eğitimsizliği ve dinin insanlar üzerinde nasıl etkisi olduğunu anlatmış Chrysiida. Ben okurken aşırı zorlandım. Özellikle ikinci kitapta. Zaten yazar da bunu kolay yazamadığını, destek aldığını belirtmiş. Okudukça değişmesini istediğimiz ne çok şey var diye düşündüm. Düşünüyoruz ama ne yapabiliyoruz?

Kesinlikle okunması gereken bir kitap. Asla sessiz kalmayın diye bağıran bir kitap.
304 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Kitap üç kızkardeşin hayatını anlatıyor. Yunanistan'ın bir köyünde doğup başlarına gelenler ve kendi ailelerini kurduktan sonra köyde unutamadıkları kötü anılarının tekrar onları bulması ile devam ediyor. İkinci kitabı da alıp okuyacağım merak içinde.

Yazar gerçekten güzel bir konuya değinmiş. Akıcı ve sıkmayan bir dili vardı oturup okumaya başladığımda sayfalar aktı gitti. İkinci kitap daha iyi daha dolu olacak diye düşünüyorum asıl hikaye o zaman başlıyor çünkü. Beklediğim gibiydi, herkese tavsiye ederim.
304 syf.
·35 günde·Beğendi·3/10
Farkında olmadan 3 kitaplık serinin ikinci kitabını alıp okumuşum. İlk kitapta neler oldu bilmiyorum. Ve hikayenin devamınıda bilemiyorum.

Bu kitaba gelince, hikaye sürükleyici, ancak anlatım betimlemelerden uzak, yavan ve yüzeysel olmuş.
304 syf.
·Puan vermedi
Yunanistan’ın köyünde yaşayan 3 kız kardeşin babalarının cinsel istismarına maruz kalışları ve annelerinin olayın farkında olmasına rağmen, babalarını kaybetmek istemeyişle olaylara göz yummasını ve yaşadıkları travmayı anlatıyor.
304 syf.
·Beğendi·10/10
Birinci kitabı dün bitirdim, ikincisini de bugün. İkincisi ilkine ışık tutuyor ve olanları daha detaylıca anlatıyor. Maalesef kitap da yazanlar gerçek hayattan alınlar. Ülkemizde de çocuk istismarı, çocuk gelinler ve kadına karşı şiddet vakaları her gün programda. İnsanın içi burkuluyor...Yazar önemli bir konuya değinmiş. Okuyun okutun!
304 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabı bir solukta okudum ve şimdi ikinci kitaba başladım. Gerçekten dokunaklı bir hikaye...Diyecek çok şey var; ama sanırım hala kitabın etkisindeyim...
304 syf.
·2 günde
Bir bloggerın önerisi ile aldığım kitaptı ve iyi ki almışım. Kitap kadına psikolojik ve fiziksel şiddet ve bunun üç kız kardeş üzerinde bıraktığı etkiyi işliyor. Dimitra, Anastasia ve Mirto bir köyde yaşayan üç kız kardeştir. Babaları köyün örnek Hristiyan' ı olarak gösterilen adamdır. Köy halkı babanın kızlarına ve eşine verdiği terbiye hayrandır. Ancak hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Köyün dışında ormana yakın olan evlerinde çok daha başka bir hayat
yaşanmaktadır.

Şüphe etmeden okuyun :)
Utanç Odası 1
Chrysiida Dimoulidou

Yazarın biyografisi

Adı:
Chrysiida Dimoulidou
Unvan:
Yunan Roman Yazarı
Doğum:
Serez,Yunanistan 24 Temmuz 1957
Serez’de doğan yazar Atina’da yaşamaktadır. İlk romanı 1997 yılında yayımlanan Dimoulidou bugüne kadar 21 kitap yazmıştır. Bunların 5’i çocuk kitabıdır. Kıbrıs Okur Ödülü’nü alan ve Yunanistan’da aynı ödülde finale kalan yazarın kitapları Yunanistan, Kıbrıs, Brezilya ve Çek Cumhuriyeti’nde çoksatan olmuştur. Aynı zamanda şiir ve senaryo da yazan Dimoulidou fanatik bir hayvan dostu ve çevrecidir. Dünya barışı için tek umudun çocuklar olduğunu düşünen yazarın kitapları tüm dünyada 1 milyonun üzerinde satmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 54 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 51 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.