Giriş Yap

Claire Keegan

Yazar
7.8
458 Kişi
Unvan
İrlandalı Yazar
Doğum
İrlanda, 1968
Yaşamı
1968 yılında doğdu, İrlanda, Wicklow’da bir çiftlikte büyüdü. Loyola Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı ve Siyaset Bilimi okudu. Daha sonra Wales Üniversitesi’nde Yaratıcı Yazarlık alanında yüksek lisansını bitirdi ve Dublin’de Trinity College’da aynı alanda ikinci yüksek lisansını tamamladı. İlk öykü kitabı Antarctica (1999) İrlanda Edebiyatı alanında Rooney Prize ödülünü kazandı. İkinci öykü kitabı Mavi Tarlalardan Yürü 2007 yılında yayınlandığında övgü ile karşılandı ve 2008 yılında Edge Hill Prize öykü ödülünü aldı. Uzun öykü olarak adlandırdığı Foster 2010 yılında yayınlandı ve Davy Byrnes ödülünü kazandı. Yazar, 2009 yılında William Trevor ödülüne de layık görüldü. İrlanda’nın Wexford ilçesinde yaşıyor.

İncelemeler

Tümünü Gör
80 syf.
·
Beğendi
·
9/10 puan
“Korkuyorum demek istiyorum, ama demeye korkuyorum” İrlanda kırsalında bakım desteği için başka bir aileye bırakılan küçük bir kız çocuğunun iç dünyasını anlatan kısacık bir kitap. Aidiyetin sıcağına sırtımızı en fazla yasladığımız zaman, çocukluk..Çocukken aileden uzak kalma, kaybolma, yalnız kalma korkuları ne kadar baskındır. Başka insanların yanında kendini konumlandırabilmek de bir o kadar zor. Elini nereye koyacağını bilememek mesela, çoğu zaman kendini nereye koyacağının ifadesi değil midir? Dokunsalar ağlayacak olmak, küçücük bir sözün boğazda düğümlenmesi bastırılmış, sıkışmış olmanın ifadesi değil midir? Küçük, ama ağır meseleler bu kitabın konusu. Mesele acıklı. Ama yazar bunu bir çocuğun gözünden bakarak aktarmayı başarmış. Bir çocuk nasıl meseleleri karmaşıklaştırmadan, en sade ayrıntılarıyla görürse, o da öyle görmüş, öyle yazmış. Ben burdan ne yürürüm, yazsam roman olur dememiş. Tutmuş kendini. Bir çocuğun gözlerinden görülen basit ama önemli ayrıntılarla yetinmeyi bilmiş. Bu sayede çocukların gözünden, çocukların ağzından yazıldığı ilan edilip, koca koca laflarla, koca koca meselelerle boğulan kitaplardan biri olmamış bu. Bu tarz meseleleri ele alırken insanın yüreğini kanırtmadan anlatabilen, acıklı meseleleri yalın bir anlatımla sadece dokunaklı bir çizgide tutmayı başaran yazarlara bayılıyorum. İşbu yazar kısacık ama etkileyici bir kitap çıkarmış ortaya. Jaguar kitaptan okuyup sevmediğim bir kitap hala çıkmadı. “Mutlu azınlığa” bir defa daha dahil olmanın sevinciyle.. Çok çok güzel bir
Behlül Dündar
çevirisi..
·
Reklam
80 syf.
·
1 günde
·
7/10 puan
•teknik• Jaguar Yayınevi’nden çıkmış güncel olarak hala ilk baskısında olan bu kitap, Dünya’nın en sıkıcı fontu olan Times New Roman’la yazılmış sadece daha büyük punto ile sayfa düzeni farklılık göstermiş. Kapak tasarımı ise albenili fakat kitapla alakalı olduğunu sanmıyorum. •çeviri• Çevirmenin kim olduğu, onu tanıyanlara hoş bir sürpriz olabilir. Güzel bir çeviriydi. Kitaptaki İrlanda’ya özgü kavramlar iyi açıklanmıştı. Çeviride, çevirilen dile ait deyimlerin ve terimlerin kullanılmasını sevmediğim için hoşuma gitmeyen birkaç kısım olsa da bütüne baktığınızda gerçekten başarılı bir çalışmaydı. •novella• Orijinal basımevi kitabı ‘novella’ türünde basmış. İrlanda’da yaygın olan, dilimize kısa roman olarak geçebilecek bir tür ama ben pek anlayamadım. Kitabın konusu gereği bence roman olmalıydı. Öykü tadını vermeden aniden kesilen bir roman olması güzel bir kurguyu okuyucuya geçirmeden çekip almak gibiydi. Okurken aslında yazarın kitabı roman olarak yazsaydı tüm duyguları sindirerek geçirebileceğini, gereksiz detayların altını doldurabileceğini anlıyorsunuz. •konu• Maddi yetersizlik sebebiyle başka bir aileyle bir süreliğine verilen çocuğun, aile duygusunu başka bir yerde tatması, ailesine karşı hissettiği uzaklığı kendi ağzından bazı olaylar üstünden attığı bir ‘novella’. •son yorum• Sevdim, okunabilir sadece yüksek bir beklentiye gerek yok.
1 yorumun tümünü gör
80 syf.
Her ev bir aile, her aile bir yuva mıdır?
1980lerin İrlanda kırsalında geçen novella, küçük bir kız çocuğunun daha önce görmediği bir aileye geçici olarak emanet verilişini konu alıyor. Küçük kızın iç dünyasında olup bitenler, aidiyetlik, aile, yuva gibi kavramların alt üst olduğu bir duygu aktarımı hakim kitapta. Babasının soğuk ve ilgisiz durumu ile geçici ailesindeki yoğun ilgi arasındaki geçişler, çiftlik yaşamı, yeni evin kuralları ve daha birçok değişikliğe tanık oluyoruz. Ebeveynlerin çocuklarının gözünün içine bakıp gülümsemesinin, sarılmasının; sevgisini göstermesinin ne kadar kıymetli olduğunu görüyoruz bu hisleri tadamamış bir kız çocuğunun gözünden.Sevgiyle tanışınca da önce afallamasını, sonra da huzurla bu duyguya kendini bırakışını okuyoruz. Küçük kız aile kavramını ve kendi yuvasını emanet edildiği evde buluyor. Bir çocuğun aile kavramını başka bir ailede öğrenmesi kadar acı ne olabilir? Her ev bir yuva değildir. Yuva, kendini ait hissettiğin, sevildiğin ve sevdiğin yerdir. " Mutlu azınlığa! " Keyifli okumalar dilerim.
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42