Cüneyt Çetinkaya

Cüneyt Çetinkaya

Çevirmen
8.6/10
339 Kişi
·
1
Okunma
·
0
Beğeni
·
133
Gösterim
Adı:
Cüneyt Çetinkaya
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
106 syf.
·Beğendi·5/10
Her düşünen insan gibi oda insanlar tarafından sevilmedi. Çünkü o insanların duygularını okşamadı. Yalakalık etmedi. Doğru söyledi ve doğru yaşadı. Doğruya gitti.
106 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Sokrates yaptığı bu savunma ile bir nevi insanlığın unuttuğu en büyük değerlerden birini bizlere hatırlatıyor. "Erdem"... Verilecek kararın ölüm olduğunu bildiği halde hakkı savunmuş ve iktidara tabiri caizse cezanın hafifletilmesi için peşkeş çekmemiştir. Ölümüne savunduğu ilkeleri ve insanlığın su kadar ihtiyaç duyduğu erdemi ruhu ile onore etmiştir. Politika ve siyasetin böyle adamlar elinde olmaması ne yazık şimdinin dünyasında. Keyifli okumalar diliyorum..
106 syf.
·Beğendi·8/10
Herkesin okuması gereken en eski metinlerden biri ve suçlu bulunmasına rağmen ölümü kucaklayan, hiçbir şey bilmediği için bilge sayıldığını söyleyen, elinde yoksulluğu ile dostları kalmış bir adamın zehri yüzünü bile oynatmadan içmesi Sokrates'i saygu duyulası bir kişi yapıyor." Her şeye muhalif" bir kişi olması tükenmeyen şüpheciliğinden geliyor ve o yüzden ölümden hızlı olan kötülüğün kendisini , yaşlı bir adamken, ölümden daha hızlı öldürdüğünü söylüyor.
106 syf.
·2 günde·6/10
2018 yazında almıştım bu kitabı, öylece kalmış bir kenarda. İncecik de bir şey aslında ama öncelik verdiğim kitaplardan başlıyorum okumaya maalesef. Genelde kafamda bir okuma sırası belirliyorum fakat listeye uyduğum asla söylenemez... Hep diyorum, kitaplar okunacakları günü bekliyor bence. Çoğumuzun başına gelen şeylerden biri çünkü bu, her kitap o anki duygu durumumuza pek de uygun olmayabiliyor ve 20-25 sayfadan sonra kitabı fırlatıp atasımız geliyor. Normaldir.. heyecanlanmayın. Sakince kitabı gözünüzün çok da fazla ilişemeyeceği bir yere bırakın(kitaplığın en üst rafı gibi...) Böylelikle eski sevgilinizin her fırsatta burnunuzun dibinde bitmesi gibi bir durumla karşılaşmazsınız. Öbür türlü her görüşte sizde biraz daha nefret uyandıracak, ölene kadar okumayacaksınız o kitabı. Baktınız aylar geçmiş, okuyacak kitap da kalmamış.. “aa şunu da yarım bırakmıştım ya dur bakalım neydi bu...” dersiniz ve yetimhaneye bıraktığı çocuğuna yıllar sonra kavuşan acılı anne oluverirsiniz bir anda. Kitaba geçelim... Sokrates amcamız(İslam dünyasından tanınan adıyla Eflatun) bir Yunan düşünürü. İdam kararına kadar sayısız gerekçeyle suçlanmış. Bunların arasında halkı isyana teşvik etmek mi dersin, Sokrates kendini Tanrı sanıyormuş, gençleri etrafına toplayıp sorgularıyla dini kötülüyor mu dersin, devlete baş mı kaldırmamış dersin... Yani Ted Bundy bile daha az suçlandı sanırım. Bir okuyun derim ben (:
120 syf.
"YAZIK, İNSANIN DEĞİŞTİREMEYECEĞİ ŞEYLERİ BİLMESİ NE KORKUNÇ."

Mitolojinin, psikolojiye de konu olmuş ünlü ve de bahtsız karakteri Oidipus'un hikayesiyle karşı karşıyayız. Oidipus mitini daha evvelden, "Tanrıların Masalları" adlı kitapta okumuştum. Yanlış hatırlamıyorsam orada hikayeyi başından itibaren ele alan bir anlatım vardı fakat Sophokles, bazı olaylar olup bittikten sonraki kısımdan başlatmış hikayeyi. Anlatım içerisinde, bir nevi flashback'lerle de olayların evveline dair fikir sahibi oluyoruz okurken. Bu şekildeki anlatımı da beğendim doğrusu.

İçerikle alakalı konuşmak gerekirse, Oidipus'un ülkesi Thebai, veba salgınıyla boğuşurken Oidipus, kayınçosu Kreon'u "git de bir sor soruştur bakalım, bu veba ne diye bize tebelleş olmuş? İçinizde cenabet neyin var da benim mi haberim yok? Hanginiz yine çoluk çocuğa ya da hemcinsinize hallendiniz de başımıza bunlar geldi?" diyerek Pythik evlerine yollar. E malum, bugünkü İstanbul depremini dahi nelere nelere bağladık, o zamanlar da demek ki aynı bakış açısı... Akıllanmaz bu insanoğlu... E tabii Pythik evlerinin kahinleri, adlarında da meymenet olmamasından mütevellit, pek de hayırlı haberler yumurtlamaz. "İçinizde öyle musibet bir kişi var ki, bırakın gusletmeyi, yedi hamamda yedi tas su da dökünseniz, bu pisliği temizleyemezsiniz. Acilen o kişi kimse ondan kurtulun!" minvalinde bir kehanette bulunurlar. Tabii Kral Oidipus krallığını konuşturur, daha kim olduğunu bulmadan asıp keser, hükmü verir o kişi hakkında. Lakin işler öyle bir sarpa sarar ki... Vay yavrum vay... (yukarıya biraz kurgu kattım, ironiden anlamayan nesle aşina değiliz...)

Hikaye kısa olduğu için ve de Thebai Üçlemesi'nin ilk kitabı olduğu için (bunu ben de sonradan öğrendim) daha fazla detaya girmek istemiyorum. Lakin yine de söylemeden geçemeyeceğim bazı konular var hikayeyle alakalı. Buradan sonrası SPOILER İÇERECEKTİR!!!

Bordo-Siyah Yayınları'ndan okuduğum versiyonda, gerçekten de güzel ve detaylı bir önsöz bulunmakta. Burada "Oidipus, oyunun daha ilk dörtte birlik bölümünün sonunda gerçeği fark edebilir, asıl "suçlunun" kendisi olduğunu anlayabilirdi" şeklinde bir yaklaşım mevcut. Yine de böylesi bir olayın öznesi olmak, olduğunu kabullenmek, alelade bir suçu itiraf etmekten daha ağır olduğundan olsa gerek, Oidipus bu gerçekle yüzleşmek istemiyor. Hepimizin de hayatın akışı içerisinde, kabul etmek istemediğimiz gerçekleri inkar ederek, kendimizi o suçun yükünden kurtarmak düşüncesi yanında, inkarla birlikte o suçun hiç işlenmemiş, o olayın hiç yaşanmamış olabileceğine dair inancımıza bağlı, acziyet dolu yaklaşıma kapıldığımız olmuştur. Sanki "böyle bir şey olmadı" diyerek, aslında olmuş bir şeyi olmamış hale getirebileceğimize inanırız çaresizce. İnkarın ve işin içinden sıyrılmanın ötesinde, farklı bir davranıştır bu ve bana kalırsa Oidipus'un tavrı da bu düşünceye yakındır. Tıpkı ölü bir aile bireyinin başında "hayır ölemezsin, ölmüş olamazsın" diye haykıran kişinin hali gibidir bu. Halbuki kendisi de bilir ki, o kişi çoktan ölmüştür. Yine de kendi kendine yaptığı bu telkine zarar verecek herhangi bir dış etkeni de, şiddetle geri çevirir. Kahini körlüğü ile aşağılamaya çalışan Oidipus gibi.

Bütün bunların yanında, İokaste'nin onca çabasına rağmen Oidipus'un olay hakkındaki hakikati bilmek isteği, sonu kendine varacak da olsa öğrenme tutkusuna işaret etmekteydi. Hakikatin insanları çeken bir yapısı olacak ki, yalanın belli bir ömrü varken hakikate pek de bir şey olmuyor ve ağır aksak da olsa, gideceği yere varabiliyor. Öyle olmasa, yalancının değil doğru söyleyenin mumu yatsıya kadar yanardı değil mi ama?

"Tanrılar adına, eğer hayatını biraz olsun umursuyorsan sorgulamaktan vazgeç. Yeter bu çektiğim." Bu sözlerin sahibi İokaste. Bu ve buna benzer cümleler kuran İokaste, beni bu durumdan pek de rahatsız olmayan bir ruh halinde olduğuna inandırdı doğrusu. Oidipus, karısının endişesinin, kocasının soyunun bir köleden gelmesi ihtimalinden dolayı olduğunu düşünse de aslında İokaste, hakikatin açığa çıkmasından endişe etmekte. Sanki bir şeyler olsa ve bu konu açığa kavuşmadan kapansa, herkes bu durumu unutup üstüne sünger çekse, bu duruma en çok sevineceklerin başında İokaste gelecekmiş gibime geldi doğrusu. Bir ara, bu durumdan haberdar olduğunu dahi düşündüm ve bundan tiksinti duydum lakin finalde yaptığı ile bu düşüncem tezat oluşturdu bir yerde. Böylesi bir durumdan rahatsızlık duymayacak biri, böylesi bir sonu kendisine layık görmezdi herhalde. Ya da işin içinde başkaca düşünceler de belirdi ve bütün bu düşünceler de bu sonuçlara gebe oldu.

Güya detaya girmeyecektik, konu nerelere geldi :D Neyse efenim, bağlayalım incelemeyi. Olay burada bitmedi ve ben de devamını merak etmekteyim. Umarım diğer kitapları da bulurum (epub falan bulur buluşturur da yollarsanız memnun olurum) ve bu hikayenin nasıl nihayetlendiğini, Sophokles'in etkileyici anlatımıyla öğrenmiş olurum.
106 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Muhteşem bir eser.. anlam derinliği o kadar fazla ki Bilgi dolu bir beyin üzerinde , bilgeliği yönünde isnat edilen bir suçlama Ve hayat dolu ama sonu ölümle sonuçlanan bir savunma .. ölüm, devlet yapısı, yaşantı üzerinde size çok şey katacak kısa Ve güzel bir kitap okumalısınız

!!!!! Okumak isteyen kitapseverlere naçizane tavsiyem bordo siyah yayın evinden almayın yazılar küçük okuması çok yorucu oluyor
106 syf.
·Puan vermedi
Artık sizlerden ayrılma zamanımın yaklaştığını biliyorum.Şimdi yolumuza gidelim; yani ben ölmeye, siz yaşamaya... Sizce hangisi daha iyi ? Şüphesiz bunun cevabını Tanrı`dan başka hiç kimse bilemez...
106 syf.
·Puan vermedi
"Hiçbir kötülük benimle son bulmayacak." diyor Sokrates. Ve öyle de oluyor. Tarih doğruları söyleyen, bilim ve felsefeyle uğraşmaktan başka "suçu" olmayan insanların ölümleriyle dolu değil mi? Bu da onlardan biri olan Sokrates'in mahkemede yaptığı savunmasını içinde bulunduran bir kitap. Öğrencisi Platon tarafından diyalog tekniğiyle yazılmış.
Savunması dışında son gününde arkadaşlarıyla yaptığı ruhun ölümsüzlüğü üzerine vb. tartışmalar da içeriyor.
...
"Artık ayrılma vakti geldi çattı, ben ölmeye, sizler de yaşamlarınızı sürdürmeye gidiyorsunuz. Hangisinin daha iyi olduğunu sadece tanrı bilebilir."
106 syf.
Sokrates MÖ 469: MÖ 399
Bilgelik, bilmediğini bilmektir yaklaşımından yola çıkıp, derdini kimseye anlatamamış bir gariptir Sokrates.
O donemin toplum yapısı, adalet sistemi hakkında enteresan detaylar barındırmakta olup, günümüz insan profilini de anlamak açısından faydalı bir eser.

Yazarın biyografisi

Adı:
Cüneyt Çetinkaya

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okudu.