Deniz Öztok

Deniz Öztok

Çevirmen
8.9/10
251 Kişi
·
604
Okunma
·
0
Beğeni
·
65
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
224 syf.
·Beğendi·10/10
Kadın olmak adına yazılmış kitabımız ne kadar da az. Daha doğrusu kadın olmanın zorluklarını değil de tüm zorluklara rağmen sapsağlam durabilen kadınları anlatan kitaplar. Genelde başından bir ayrılık geçen ya da bir sevdiğini kaybeden kadının bir daha kimseye güvenemeyeceğim dediği anda yeniden hayata tutunmasını konu alır çoğu roman. Oysaki sadece bu kadar değil!

Kadın dediğin tüm dünyayı gerekirse karşısına alır, gerekirse her şeyi baştan yaratır. Öyle güçlüdür. Gücünün de sonuna kadar farkında olmadır. Oysaki sırf bu güçten korkulduğu için yazılmış muhtemelen tüm masallar. Yoksa içinde 'beyaz atlı prens' geçmeyen, yaptığı tek şey oturup prensinin kendini kurtarmasını bekleyen prenseslerin başka açıklaması olamaz. "Yahu o kadar saç uzatmayı biliyorsun, elin prensi mi gelip kurtarsın illa seni, atla pencereden koş özgürlüğüne" diye bağırmak istiyorum masalları okurken. Minik prenseslerimizi böyle masallarla büyütüp prenslerini beklemelerini öğretmeyelim onlara. Kendi versin kararlarını, istediği sürece 16 yaşında bir mucit olabileceğini de bilsin 40 yaşında formula yarışçısı olabileceğini de 50 yaşında ülkeler yönetebileceğini de.

Asi Kızlara Uykudan Önce Hikayeler okuyalım. Bırakalım asi olsunlar. Eğer kendi ayakları üzerinde durabilmenin, kimseye muhtaç olmamanın adı asilikse.
80 syf.
·1 günde·9/10
Odamın en sevdiğim ikinci nesnesine bakarak yazıyorum bu incelemeyi (ilki tabii ki de kütüphanem). Beyaz çerçeve içinde 1000 birbirine benzer parçanın özenle ve büyük bir titizlikle birleştirilip yerini aldığı bir Starry Night. (Elbette arka planda; https://www.youtube.com/watch?v=oxHnRfhDmrk). Tam yatağımın karşısına asılmış, ışık yansır da göremem diye mat cam ile camlanmış bir tablo. Yaptığım 4. 1000 parçalık eserdi. Belki de en zoruydu fakat en kısa sürede bitirdiğimdir kendileri. Hediye olarak geldiğinde “ne kadar şanslıyım” diye düşünmüştüm. Öyle ya, yüreğimin rengini bilenler var. İşte öyle çok seviyorum Starry Night’ı. Sahiden de yüreğimin rengini yansıttığını düşünüyorum. Sadece Starry Night değil elbette, Van Gogh’un ellerinden çıkan tablolara karşı ayrı bir hayranlığım var. Sanatın özellikle bu dalıyla –aslına bakarsanız genel olarak hiçbir dalıyla- ilgili çok bilgim olmasa da.

Sevgili Van Gogh benim için bu kadar kıymetli iken Loving Vincet’ı da kaçıramazdım elbette. Filme girmeden önce “madem bugünü Van Gogh günü ilan ettim, uzun zamandır aklımda olan İşte Van Gogh’u da alayım da eşlik etsin bana filmi izlerken” diye düşündüm. Ne de iyi yapmışım. Müthiş bir arkadaş oldu bana. (Bu arada film de tek kelime ile harikaydı!) İşte Van Gogh ile tanışma hikâyemiz de böylece gelişmiş oldu. Van Gogh, delilik sınırlarında yaşasa da her daim hayata ayak uydurmaya çalışan, içindeki öfkenin kurbanı olan yüce bir ruh bana göre. Zira güçsüz insanlara karşı müthiş bir empati duyduğu da bir gerçek. Hayata çok keskin bakmıyor mu sizce de? O renklerin dansını görebiliyor doğadaki. Doğayı okuyabiliyor. Bu bile yeterli değil midir tek başına?

Kitapta, sevgili Van Gogh’un hayatının önemli noktalarına vurgu yapılıyor. Uzun ve sıkıcı bir biyografi olarak değil, herkesin ilgisini çekebilecek şekilde hazırlanmış. Bol miktarda resimlendirme mevcut. Ki kendi resimlerinden de seçkiler yapılmış. Bu resimler hakkında kendi görüşleri verilmiş, elbette büyük çoğunluğu Theo’ya yazdığı mektuplardan öğrenilmiş. Keşke bu kadar çabuk bitmeseydi diye düşündüm. Daha çok resim hakkında daha çok şey öğrenmek isterdim doğrusu. 1 puan kırmamın tek sebebi de budur tabii. Filmi izlerken, kitabı okurken sık sık düşündüm. Acaba Van Gogh bugün cüzdanlarda, telefon kılıflarında, mouse altlıklarında, kalemliklerde kendi eserlerini görseydi (ki mesela hepsi bende mevcut) ne düşünürdü acaba?
224 syf.
·Puan vermedi
Cinsiyetçi masallarla büyüdük biz. Evde oturup prensimizi beklemek zorunda olduğumuz, kurtarılmak için erkeklere muhtaç olduğumuz, kahraman değil daima pasif prensesler olduğumuz masallar. Bilinçaltımıza maceraya atılmak değil gerçek aşkı bulmak işlendi. Bu gerçekle yüzleştiğimde masallara küsmüştüm. Kadını kadına kırdıran, özgür ruhlu kadınları cadı diye lanetleyen, evinde otur prensini bekle kızım mesajı veren masallara küsmüştüm. Ama seneler sonra bir masal kitabı okudum, "asi kızlara uykudan önce hikayeler". Bu kitapta prensesler yok. Güçlü kadınlar var, masalların yan figürü değil ana kahramanı olan kadınlar. Ülkelerini kurtaran kadınlar, zorluklarda yetişip büyük başarılar kazanan kadınlar, bilim insanları, sanatçılar.. Bu, bizim bildiğimiz masallardan değildi. Ve ben eğer 18imde dahi bu kadınlara bakıp gururla gözyaşı döküyorsam, minik kızların bu kitabı okuduğunda ne denli güçlü hissedeceklerini düşünemiyorum bile. Kendi kahramanı olan kızlar yetişecek, bambaşka bir nesil. Dünyayı değiştiriyorsunuz, yeni nesillere umut aşılayan her insana sonsuz saygılarımla. Teşekkür ederim!
224 syf.
·Beğendi·10/10
başta kız çocuklarımız olmak üzere bütün kadınların okuması gerek. biz kadınlara istediğimiz sürece her şeyi başarabileceğimizi ve özgürlüğümüzün dokunulmaz olduğunu anlatan bir kitap. dünyanın dört bir yanından başarılı kadınların hikayelerini masal şeklinde anlatmaları ayrı bir güzel olmuş! :)
80 syf.
·34 günde·10/10
Kitabı bitirdikten sonra kapaktaki Van Gogh resmine baktım uzun süre.
Van Gogh'un hayatı, resimleri, fikirleri, hisleri anca bu kadar sade ve içten bir dille anlatılabilirdi.
İçeriğindeki tablolar, illüstrasyonlar, ressama ait sözler ve dahası... Kesinlikle güzel bir kitap ve yayınevininde hakkını teslim etmek gerekir ki bu denli kaliteli kitapları bizlere kazandırıyorlar.(Hepkitap yayınevi sadece Van Gogh değil Caravaggio, Goya gibi ünlü birçok ressamı anlatan kitapları da benzer anlayışla aslından çevirmiştir)
Kitap güzeldi. İlgilenenler zaten biliyordur ancak bilmeyenler için bir film ve bir şarkı tavsiye edeceğim.
-"Loving Vincent"https://m.sinemalar.com/...web/movieInfo/233988
Film bittikten sonra herkes toparlanırken, koltuğuma çivilenip akan yazıları uzun uzun baktım. Filmde Van Gogh'un kendisi yok ancak onu pekte tanımayan birinin (Armand) onu keşfetmesi ve öğrendiklerinden sonra duyduğu şefkat duygusu anlatılıyor. Filmin sonunda tam anlamıyla Armand oluyorsunuz.
-Don Mclean&Vincent https://youtu.be/oxHnRfhDmrk
224 syf.
·26 günde·Beğendi·8/10
Çizimleriyle ve içeriğiyle başucu kitabı olmaya aday. İdealleri olan, kararlı ve güçlü tüm bayanlar okumalı. Hatta değilseniz daha çok okumalısınız ki, bu kitaptan ilham alın. Özgüveniniz yerine gelsin. Kadınların istediğinde neler yapabileceğini gösteren somut örneklerle güzel bir kitap olmuş.
80 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Van Gogh'un eserleri bilinir - özellikle de Yıldızlı Gece'si - ama hayatı da çoğu kişi tarafından ilgi çekici bulunur. Ben de bu grubun içindeyim örneğin. Yoğun duyguları, kulağını kesmesi, kendi isteğiyle akıl hastanesinde yatması, intiharı ve o melankolisi, yalnızlığı... Bu kitapta onun hayatı, kardeşlerine ve arkadaşlarına yazdığı mektuplar hariç ünlü eserleri ve bu eserler hakkında yazılar var ve inanın onları okuyunca daha iyi anlıyorsunuz. Çünkü herkesin bir eserden çıkarttığı farklı anlamlar olabiliyor ama peki sanatçı ne hissetmiş? Neyi yansıtmaya çalışmış? Bence çok güzel bir kitaptı ama yine de biraz daha detaylı olabilirdi diye düşünüyorum.
80 syf.
·Beğendi·10/10
Vincent Van Gogh'un yaşam öyküsünü anlatan bu kitap çok güzel tasarlanmış.İçerik olarak sanatçının eserleri ve ruhsal durumu da iyi işlenmiş.Akıcı ve etkileyici. Bu kitapla birlikte Loving Vincent filmini izlemenizi de tavsiye ederim.
224 syf.
·8/10
Her ne kadar kız çocuklarına yazılmış gibi gözükse de bu kitapta yaşı olmayanlardan bence. Ülkelerinde ünlü olan 100 kadının hikayeleri çizimlerle renklendirilerek okuyucuya sunulmuş. Kitabın arka kapağında da yazdığı gibi; Prenslerini bekleyen değil, kaderlerini ellerine alan prenseslerin hikayeleri.
224 syf.
·10 günde·10/10
Çok sevdim ben. Kötü eleştirileri de kesinlikle haklı bulmuyorum. Müthiş bir özenle hazırlanmış. Her kadına tek tek özenilmiş. Her kadına tek sayfa vermişler. Kısa mı? Evet, kısa. Ama bence merak uyandıracak uzunluktaydı. Ben çoğu kadını merak edip araştırdım.
Daha uzun olsaydı bu kadar sevilmeyeceğine eminim. Ki daha uzun kitaplar da var. Ancak herkes okuyabilir mi? Hayır.
Kız ya da erkek bütün çocuklar, kadın ya da erkek bütün yetişkinler okumalı bence.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 604 okur okudu.
  • 50 okur okuyor.
  • 551 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.