Diana Gittins

Diana Gittins

Yazar
8.0/10
2 Kişi
·
3
Okunma
·
0
Beğeni
·
286
Gösterim
Adı:
Diana Gittins
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
ABD, 20 Ekim 1946
Viktorya dönemi doktor ve bilim adamları erkek cinselliği ile ilgili de katı kurallar belirlemiştir. Erkeklerin istekleri doğal kabul edilmekle birlikle (kadınların aksine) yine de bu isteğin kontrol altında tutulması şart koşulmuştur. Mastürbasyon "irade zayıflığı", delilik, epilepsi ve homoseksüelliğe şebep olabilecek çok kötü bir eylem olarak görülürdü. Meni bir enerji kaynağı olduğu düşünülüyordu ve gereksiz kullanıldığı takdirde erkeğin çöküşüne sebep olacağına inanılıyordu.
Ev ve işin ayrılması küçük çocukları olan çalışan kadınlar için yeni sorunlar yarattı. Çoğu kendileri işteyken çocuklara bakma sorumluluğunu büyük kızlarına, komşulara ve diğer kadın akrabalara verdiler. Eskiden işlerin çoğu ev ve çevresinde gerçekleştirildiğinden 'iş' ile 'aile' arasında bir ayrım yapmak gerekmiyordu. Bundan sonra 'üretken' iş ile 'üretken olmayan' iş (ücretsiz ev işi) arasında yapay bir ayrım yaratıldı. Eskiden inek sağmak, dokumak, yemek pişirmek, tohum ekmek gibi işlerin hepsi aile ekonomisinin bir parçasıydı. Ve her biri diğeri kadar önemliydi. Bu işler günümüzde de yaşamsal öneme sahip olduğu halde ev işi ücretsiz diğer işler ücretli olduğundan 'üretken işlere’ yeni bir statü yüklendi ve 'üretken olmayan' işlerin önemi küçümsendi.
Para ve tasarruf anolojileri cinsel ilişkilerle iş ilişkilerinin karşılıklı etkileşimini ortaya koymakladır. Her iki ilişki de tanımlarla, kontrollerle ve ayrımlarla dolu bir dünyanın parçalarıdır. Kadının cinselliğinin reddedilmesi iş dünyasına girişinin reddedilmesinin bir yönü olarak görülebilir. Toplumsal cinsiyet ve cinsellik ile ilgili görüşlerle sosyal sınıf tanımları karşılıklı olarak biribirini etkilemektedir. Her ikisi de üstü kapalı bir şekilde patriarka kavramından etkilenmektedir.
Cinsellik Yahudi-Hıristiyan sembol sisteminde gerekli ama kötü bir eylem olarak sunulur. Bu kötülükten cinselliği heteroseksüellikle, evlilikle ve üreme amacıyla sınırlayarak kurtulunabilir. Bu sebeple kadın ile erkek arasındaki uygun ilişki ve davranışları belirleyen batı patriarkal kurallar içinde heteroseksüelliğin, evliliğin ve çocuk sahibi olmanın önemi büyüktür. Hepsini kabul etmeden sadece birini uygulamak her zaman kınanmıştır.
19. yüzyılın sonunda cinsellik teorisinde yeni bir devrim yaşandı. Sigmund Frcud tüm erkek ve kız çocukların biseksüel olduğunu ileri sürerek, kadın ve çocukların aseksüel oldukları ve heteroseksüel iç güdülerin "doğal" olduğu görüşlerine karşı çıktı.: "Kadınlık ve erkeklik kavramlarını tamamen farklı bir tinsel ve fiziksel durum olarak tanımlamak yerine, Freud daha yalın bir cinsellik teorisi geliştirdi. İki cinsin çocuklarının cinsel davranışlarının arasında hiçbir fark bulunmadığı konusunda ısrar etli. Başlangıçta çocuklar biseksüeldir ve cinsel isteklerini yönelttikleri özel bir obje bulunmaz. Aslında çocuklar 'çok yönlü sapıklar'dır ve her türlü cinsel tatmin yolunu ararlar. (Coward, 1983, sf. 192). Böylece Freud kadın ve çocuklara cinselliklerini geri verdi.
Babalık toplumsal bir kategoridir. Değişik toplumsal gruplarda, değişik koşullarda ve değişik zaman dilimlerinde önemsenebilir, önemsenmeyebilir veya tümden reddedilir.
Kadınlar ve çocuklar yüzyıllar boyu akrabalık sistemi içerisindeki konumlarına göre tanımlanmışlardır. Erkekler aile sisteminin içinde yer alsa da temelde meslek sistemi içerisindeki konumlarına göre tanımlanmışlardır; birçok soyadı da burdan kaynaklanmaktadır demircioğlu, değirmcncioğlu, taciroğlu vs.
"İşçi erkekler patronlarının otoritesinden şikayet etmekte ve buna karşı yasaların çıkarılıp sendikalaşma hakkının verilmesini talep etmektedirler... Ama erkek otoritesini kısıtlamaktan veya kendilerinden daha aşağı konumda buldukları insanlarla eşitlenmelerinden bahsettiniz mi Toryist ruhları uyanmaktadır."
Başka sektörlerde mekanizasyona, vasıfsızlaşmaya ve proleterleşmeye karşı tepkiler farklı olmuştur. Bazen Luiddilc ve kaptan Svving isyanlarında olduğu gibi ilk tepki makinaları kırmak olmuştur. Ancak daha çok vasıflı zaanat ve sanayilerde çalışan erkekler demek ve sendikalar kurma yolunu seçmekteydi. Amaçları üyelerini daha fazla kapitalist sömürü, mekanizasyon ve ücret kısımlarına karşı korumak ve ucuz işgücünden korunmaktı. Bu ucuz işgücü kadınlar ve çocuklardan oluştuğu için sendikalar kadınların zaten dezavantajlı olan konumlarını daha da kötüleştirmiştir. Ancak 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar daha çok beceri gerektiren iş ve zanaatlerle uğraşan erkekler sendika kurmuştur ve ana gayeleri aile ücreti -bir erkeğin bağımlı eş ve çocuklarını geçindirmesine yetecek ücret- almaktı. Gelir sahibi baba/kocaya verilen bu yeni önem modern "erkeklik" kavramının oluşmasının en güçlü etkenlerinden biriydi. Tek gelir sahibi erkek kavramı 18. yüzyılın sonunda orta sınıfın gelişmesiyle ortaya atılmıştı ancak bunu ilk kez uygulayanlar işçi sınıfının bir bölümü -ve küçük bir bölümü- olmuştur.
224 syf.
Gittins bu kitabında aile kurumunun tarih boyunca yaşadığı değişimleri ve gelişmeleri anlatır. Aile evrensel midir? Kadının ve erkeğin evde ki rolünü belirleyen nedir? Kadının işi neden hiç bitmez? İnsanlar neden evlenir? Aile kurumu krizde mı? Bu gibi sorulara cevap verir... Aile hakkında yerinde tespitleri olan ataerkil bir toplumu eleştiren okunması gereken bir kitap. Önyargıyla okunmadığı sürece de faydalı bilgiler sunduğunu düşündüğüm bir eser.

Yazarın biyografisi

Adı:
Diana Gittins
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
ABD, 20 Ekim 1946

Yazar istatistikleri

  • 3 okur okudu.
  • 15 okur okuyacak.