Didar Zeynep Batumlu

Didar Zeynep Batumlu

Çevirmen
8.9/10
90 Kişi
·
2
Okunma
·
1
Beğeni
·
793
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
272 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Düşünsene bir; ölüyorsun ve ardından yine sabah oluyor, güneş yeniden bütün ihtişamıyla yine doğuyor. Hadi bu doğanın kanunu belki ölüm insanın zoruna gitmez ancak korkuyorum. Ya her bahar tazelenen tabiata ne demeli, yeniden açan çiçeklere, yeşile boyanan ormanlara, tohumları çatlatan filizlere; haksızlık değil mi Lord Henry? Biz günden güne yaşlanırken, haksızlık değil mi?

“Ne hazin! Ben yaşlanıp çirkin ve iğrenç bir şey olacağım. Oysa bu portre hep genç kalacak. Yaşı şu haziran gününde sabitlenecek; bir gün bile yaşlanmayacak... Keşke tam tersi olabilseydi! Ben hep genç kalsaydım da şu resim yaşlansaydı. Bunun için neler vermezdim. Varımı yoğumu verirdim. Ruhumu bile satardım!” (Alıntı #40915500 )

İngiltere’nin aşırı haz düşkünü ve çağın “züppesi” olan Dorian Gray’in şatafatlı, iğrenç yaşam öyküsünün konu edildiği eser “hedonizm” yancısı karakterlerle güçlendirilmiş, döneminin en parlak yarı felsefe ve bol aforizmalı kurgu romanıdır. “Yazılış amacı ise Oscar Wilde’in üzerinde olan sen roman yazamazsın baskısıydı. Romanın oluşmasının en nice etkeninden birisi de bu baskıydı.”

Konformizmin ve hedonizmin yaşam tarzı olmadığı bir dönemde bazı modern felsefe kuramlarını da içine alarak kendi dönemi ve kendi döneminden sonrasının bir eleştirisidir. Kötülüğün ve iyiliğin hedef alındığı ve kronolojisine inilip; topluma ahlaki darbe vurmuş geçmiş kişilerden örnekler vererek Yunanlılardan başlayıp kendi zamanın öncesine kadar getirmiştir.

“...insanlar her şeyin fiyatını biliyorlar da hiçbir şeyin kıymetini bilmiyorlar.” (Alıntı #40827168 )

Dönemin rezilliği ve sınıflar arasındaki vicdan farklılıkları apaçık belli oluyorken “köylü milletin efendisidir,” sözünün değerini bir kez daha kanıtlamış bulmaktayız. Dorian Gray’in yansıttığı kişilik dönemin en aydın kişiliğidir. Hatta Avrupalı’nın da Avrupalısı desek abartmış olmayız. Türk Edebiyatı’nda böyle bir züppenin karşılığı ise kesinlikle yoktur. Ancak medeniyet dediğimiz kültürün olduğu ve ahlaki değerin yerle bir edildiği bir toplumda bu tarz bir karakterle karşılaşmamız ise mümkündür.

İyi görünüşe aldanırız. #Horatius
Dorian Gray’in uzun yaşama arzusu günümüz döneminde anti aging kelime karşılığına denk gelmektedir. Bu uzun yaşama arzusu ise kurguda Tanrı’dan öç alma duygusunu okura vermektedir. Gray’in tapılacak kişi olacak kadar albenisinin varlığı, çevresindeki herkesi kaosun ortasına çekmesi ve içten içe ruhunun yanıp kül olmasını sağlamadaki başarıları ise Oscar Wilde’in yaşadığı döneme olan isteksizliği olarak görüyorum.

“İnsanoğlu kendini fazla ciddiye alıyor. İnsanlık tarihinde işlenen ilk günah budur. Mağara insanı gülmeyi bilseydi, tarih çok daha farklı gelişirdi.” (Alıntı #40823873 )

Kitap içerisinde belirtilmeyen üç ana bölümün olduğunu düşünmekteyim; Dorain Gray’in gençlik pazarlığı, Dorian Gray’in gençlik kazanımı ve Sibly Vane, son olarak ise James Vane ile güzelliğin, gençliğin getirdiği onarılamaz hatalar…

Kitabım Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan… Çevirisi sorunsuz, ancak 2018 yılı basımlı olduğundan dolayı sanki sayfa kaliteleri düşürülmüş gibi geldi. Çok rahat bir şekilde esniyor ve alıntıları çizdiğim zaman sayfa inceliğinden dolayı arka tarafında bariz bir mürekkep izi çıkıyor. Bu yayınevinden beklemeyeceğim bir işti, şaşırdım ve üzüldüm.

Romanın özetini Azra Kohen’in bir kitabında geçen güzellik tanımıyla özetlersek sanırım hata etmemiş oluruz; “İlkelliğin torpiliydi bu: Güzellik. İzleyene ilham, yokluğunu çekene acı, avcısına amaç, aşığına neden,öfkeye güçsüzlük, yağmacıya hedef, sahibine başta kolaylık sonda lanet veren şey bedeninin her tarafını sarmıştı.”

Sözün özü; kitap kesinlikle okunulası ve tavsiye edilesi. Sayın Wilde’nin en tecrübesinden faydalanmalı, Lord Henry’den hayat görüşlerini öğrenmeli, Basil ile tanışıp dostluğun ne demek olduğunu anlamalı ve Dorian Gray gibi dostlarınızdan uzak durmalısınız.

Sevgi ile kalın.
272 syf.
·3 günde
Nasıl muhteşem, nasıl akıcı ve yalın bir kitaptı. Çevirmeni Didar Zeynep Batumlu’ya da bir selam çakalım.
Güzellik, gençlik, zevk ve tutkular ne kadar gelip geçici. İnsanların bize gösterdikleri yüzlerinin arkasında belki de hiç tahmin edemeyeceğimiz karanlıkta ruhları gizli. Hedonizme, heyecana, hayatın tutkusuna kapılan narsist Dorian Gray, hem bir yaratılan, tapılan hem de yok eden, yok edilen bir karakter. Sanat, toplum eleştirisi, din ve inançlar, kadın ve erkek ilişkileri, el emeği gösterişli eşyalar üzerine yazılmış harika bir eserdi. Klasikleri sevdirecek, soluksuz okuyacağınız bir kitap isterseniz listenin başına yazın
“Bir insanın işe yarar bir şey yapmasını, yaptığına hayranlık duymaması koşuluyla affedebiliriz. İşe yaramaz bir şey yapmanın tek mazereti, o insanın, o şeye derinden hayranlık duymasıdır.
Sanatın tamamı hayli yararsızdır.”
316 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Kitaba başlamadan önce Oscar Wilde'ın hayatı yaşadıkları hakkında kısaca bilgi edindim.(Kitabı okumak isterseniz mutlaka tavsiyemdir.) Toplum güzel, estetik olana her zaman değer verir ona kötülük yakıştıramaz, Dorian Gray de tam olarak böyle biri içinde gençlik ateşi saflığıyla.. Arkadaşı Basil; güzelliğe tapan(özellikle de Dorian'a hayran oluşu) sanatı seven iyiliği güzelliği isteyen insanın vicdanını dinlemesi gerektiğini savunan biri. Henry ise zevkin her şeyden üstün olduğunu savunan bencil ve insanın içinde melekten çok şeytanın olduğunu savunan biri. Dorian Henry ile ilk karşılaştığında ondan çok etkileniyor ve hemen bağlanıyor burda kötü yasak ve günah olan şeylerin çekiciliğine vurgu yapılmış Henry ile arkadaşlığı ilerledikçe Basil'den uzaklaşıyor. Güzelliğe çok önem veren Dorian ruhunu şeytana satıp yaptıklarıyla çok değişiyor. Aslında ben bunu biliyorum daha önce duydum okudum gördüm gibi oldum bana çok yakın geldi. Kitapta özellikle Henry ile Dorian'ın konuşmaları çok dikkatimi çekti. Kitapta bir çok bölüm işaretledim üzerinde düşünülmesi gereken güzel tespitler ve sözler var. Sadece bir insanın deiğişimi gibi bakılmamalı üzerinde dikkatle düşünmeli ben okurken gayet keyif aldım tavsiye ederim :)
272 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Genç, yakışıklı ve ebedi gençlik ve güzellik dileği kabul olan, kabul olan bu dileğiyle birlikte kibrin kuyusuna düşen ve adım adım insan olmanın değerlerinden sapıp yoz bir hayatın içerisinde sürüklenen Dorian Gray...
"Bir ruhun hikayesi" demiş Oscar Wilde kitabı için. Tartışılmış, sansürlenmiş, çok sert eleştirilmiş. Sonuç olarak yazdığı bu harika kitap nesilden nesile insanları etkilemeye devam etmiş. Her fikrine katilmasa da okuyucu, merak etmiş sonraki satırı. Kendi de katılmış kelime oyunlarına, Lord Henry'nin hayata bakışına.
Kitaptaki karakterleri şöyle açıklamış Oscar Wilde;
"Basil ben olduğumu sandığım kişidir, Lord Henry dünyanın ben sandığı kişisidir; Dorian ise benim olmak istediğim kişidir, belki başka bir çağda..."
Her işlediğimiz günahta dış görüntümüz değişseydi kaçımız çıkabilirdik insan içine? Dışa vurmayan karanlıklarımızın kaçımız farkındayız? Ah insanoğlu! Dışın göz boyar ama karanlıklarından bahset bana, güzelliğin aldatıcı, çirkinliklerini anlat bana...
Okumadan geçmeyin diyorum, harika bir kitaptı..
272 syf.
·8 günde·10/10
İg: Rukiye Ekinci
https://www.instagram.com/cizikyapraklar/

Youtube: https://www.youtube.com/...pMKFlG3Qzqs&t=1s

Kitabın yıllar önce NTV yayınlarından çıkan çizgi roman versiyonunu okumuştum ve çok hoşuma gittiği için hemen ardından filmini izlemiştim. O zamanlardan beri çok özgün bulduğum ve sevdiğim bir eserdi, Dorian Gray’in Portresi. Ama tam metnini okuyunca mest oldum diyebilirim. Ben İş Bankası çevirisiyle okudum, başlarda Can çevirisinden de inceliyordum, ama ciddi farklılıklar gördüm ve İş’ten okumaya devam ettim.
Kitap, tam anlamıyla bir baş yapıt, bir şaheser.. Konusu ve işleyişi dışında, cümlelerin o muazzam dizilimi, adeta bir film karesi seyrettiren o harika olay akışı, birçok duyguyu hissettirmesi çok güzeldi. Benim tüm zamanlarımın favorilerine giren bir kitap oldu.

Kitapta Dorian Gray’in narsistliğini, içindeki kötücül duygularını, kural, ahlak tanımazlığını, kendini ilahlaştırmasını, ürpertiyle okudum. Romanın asıl konusunu oluşturan ruhunu seytana satan D.Gray’in yaşadığı ve hissettiği olaylardan daha çok dikkatimi çeken, beni içine alan, D.Gray gibi beni hipnotize edip etkisi altına alan Lord Henry idi. Onun olaylara verdiği cevaplar ve duruşu, benim için en unutulmaz karakterlerden biri olmasını sağladı.

Bir diğer mest olarak okuduğum nokta ise 1800’lerin sonunda yazılan bir roman olması sebebiyle o dönemle ilgili sanatsal ve toplumsal bakışları esere yedirmiş olmasıydı. Sanatın buram buram koktuğu bir kitaptı.. Çokça altını çizdiğim muazzam cümleler oldu..

Saf, temiz ve kusursuz güzel görünen bir insanın içindeki kötülüğün, daha ağır bir tabirle, şeytaniliğin kademe kademe gözler önüne serildiğinin hikayesini okuyoruz. Böyle bir şey mümkün olsaydı, D.Gray gibi bundan haz duyarak, insanlar kararmaya devam eder miydi? Yoksa bu karanlığı gördükleri ilk an iyi insan olmak için çabalar mıydı?

Beni başka bir sorgulamaya iten konu ise; insanların içinde kötülük kavaramı her daim vardır da onun fitilini yakacak bir kıvılcım mı beklerler (Lord Henry gibi) yoksa bu, kıvılcım olmasa da er ya da geç ortaya çıkabilecek bir vahşet mi? Tertemiz olduğunu düşündüğümüz tüm yüreklerin bir maskesi mi var?

Güzellik kavramı, Lord Henry’nin düşünceleriyle ‘olmadığı takdirde bir hiç’ anlamıyla işlenmiş, D.Gray’in davranışlarıyla da bu durum tasdiklenmeye çalışılmış. Ama sonuç olarak böyle bir şeyin -kusursuz ve sonsuz güzelliğin- var olması, birçok bedeli kabul etmeyi de beraberinde getirmiş. Tapılası güzellik için vazgeçilen insani durumlar, ahlak ve vicdan yoksunluğu çok güzel anlatılmış.

Son olarak, kitabı klasikler kulübümüz ile birlikte okuduk, yine birbirinden güzel yorumlar geldi. Kulüp sohbeti sırasından öğrendiğim şeyi de paylaşmak istedim. Kitaptaki en önemli üç karakter (Basil-D.Gray-Lord Henry) hakkında Oscar Wilde’nin bir cümlesi:

‘Basil Hallward ben olduğumu sandığım kişidir; Lord Henry dünyanın ben sandığı kişidir; Dorian ise benim olmak istediğim kişidir, belki başka bir çağda..’
Sanırım bu cümle üzerine uzun uzun konuşabilir =) Yorumlarınızı merak ediyorum..

Eğer okumadıysanız Didar Zeynep Batumlu çevirisiyle okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalarınız olsun.
272 syf.
·10/10
Oscar Wilde, ölümünün üzerinden 100 yıldan fazla zaman geçmiş olsa da yazdıklarıyla insanı sarsabiliyor. Dorian Gray’in Portresi , yazdığı kitaplar içinde Wilde’nin başyapıtı diyebilirim. Kitap her ne kadar 270 sayfa olsa da okumak oldukça zaman alıyor.Dilinin ağır olmasından dolayı değil her cümlesini sindirerek okumak gerektiği için
Eser günümüzde yazılmış olsaydı sanata , sanatçıya hatta toplumun değer yargılarına dokunduğu için çok fazla eleştiriye maruz kalacağı kesindi fakat yazar öyle mesnetsiz şekilde ifade etmemiş bu dokunuşlarını dolayısıyla eleştirmekte sanıldığı kadar öyle kolay olmayacaktı.
Belki de kitabın beni en çok etkileyen tarafı kelimelerin inanılmaz ustaca kullanılması. Hatta kitabın da edebiyatta kelimelerin bu şekilde yazılması gerektiğini de vurgulamıştır.
" Ben eylemle hiç uğraşmam; kavgam kelimelerledir. Bu sebeptendir ki edebiyattaki kaba saba gerçeklikten nefret ediyorum. Küreğe kürek diyenin eline vereceksin küreği, kazdıracaksın bahçeyi; böyle kelimeler kullanan biri ancak bu tür işlere uygundur. "
272 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Dorian Gray’in Portresi
1891’de Oscar Wilde’nin yazdığı ilk ve tek roman. Yazıldığı dönemde bir çok eleştirilere maruz kalmış, öz sansür uygulamıştır, Oscar Wilde. Kitabı çok beğendim, altını çizdiğim çok fazla yer var. Uzun uzun düşündürüyor, bazı cümleler.
Kendisi yerine tuvaldeki portresinin yaşlanması dileyen ve bu dileği gerçekleşince yoldan çıkıp yozlaşan haz ve güzellik tutkunu yakışıklı bir adamı konu alır.
Bu romanı okurken , kendi günahlarımı düşünmemek imkansızdı.
Bir alıntı bırakıyorum, iyi okumalar
“Hani bir söz vardı ya; insan ruhunu yitirdikten sonra dünyalar onun olsa neye yarar.”
.
272 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
"Sen çağımızın hep aradığı ama bulduğunda da korktuğu insan tipisin."

Tertemiz, iyilik timsali, güzelliğiyle herkesi kendisine hayran bırakan bir genç. Hayatına giren bir insan, edilen bir dua ve birgün portresinin yapılmasıyla başlayan geri dönülmesi imkansız bir dönüşüm.

Bedenin değil ruhun portresi...

Yapılan her eylemin ruhta mutlaka bir iz bırakacağını ve yavaş yavaş insanı içinden çıkılmaz bir hale sürükleyeceğini anlatan bu eserde altını çizecek yüzlerce satır bulacak, kimi zaman Dorian Gray'in acı çeken ruhuyla birlikte acı çekeceksiniz. Lord Henry'nin düşünceleri adeta kazma kürek olup zihninizde derin bir kuyu açacak.

Nasıl yaşamalı? İçine mi dönmeli insan, yoksa dışına mı bakmalı? Her birimiz ne kadar maskelerle dolaşsak da ne yazık ki ruha maske takılamıyor.

Ruhunu kaybeden bir insan her şeyini kaybetmiştir. Yürüyen bir cesetten farkı yoktur onun. İnsanların yüzlerine bakınca içlerini göremeyiz. Şayet bu mümkün olsaydı bakacak yüz bulamayacaktık belki de. Büyüleyici bir simanın ardına gizlenmiştir kimi zaman doymak bilmeyen rezil ve sefil bir yaratık. Bu yaratık yaptığınız kötülüklerle, olmayan vicdanın eylemleriyle beslenir.

Dışı hayranlık uyandıracak derecede güzel ama içi bir o kadar çirkin birisinin çektiği acılara, tattığı zevklere tanık olmak için, beden ile ruhun savaşında kazananın kim olduğunu öğrenmek için mutlaka okuyun.
272 syf.
·Beğendi·9/10
Ya şimdi sözlerime nasıl başlayacağım inanın bilemiyorum. Çok fazla etkilendim. 2 gün önce bitirdim kitabı ve tüm kalbimle söylüyorum ki muazzamdı!
Herkesin kendince yorumlar çıkarabileceği bir kitap olan Dorian Gray’in Portresi, bunun yanı sıra bizleri ortak bir fikir altında da buluşturuyor.
“Bir anlık hırs,yanılma ve kibirle söylenilen bir söz, tüm hayatımız boyunca bizimle gelir. Lanetimiz oluverir ve tek yaptığımız şey bunun bedelini ödemek olur.”
Uzun, çok uzun şeyler yazabilirim inanın ki. Lakin buna gerek duymuyorum. Tek söyleyeceğim şey; eğer hayatınızda hem derinlemesine düşüncelere dalacağınız, hem de okurken zevkin doruklarına çıkacağınız saatler, günler geçirmek istiyorsanız bu kitabı okumalısınız.
Şimdiden iyi zevkler diliyorum.
264 syf.
·9 günde·Beğendi·Puan vermedi
19.yüzyılı anlamak için modernleşmenin algıları nasıl değiştirdiğini kavramak için başucu niteliğinde bir kitap. Önsözünü derste incelemiştik, aynı üslubun kitapta henry olarak ortaya çıktığını söylemek mümkün. De profundis de beni etkilemişti ancak bu kitaptan sonra artık wilde hayranıyım.

Yazarın biyografisi

Adı:
Didar Zeynep Batumlu

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 2 okur okudu.
  • 1 okur okuyacak.