Doğu Batı Düşünce Dergisi

Doğu Batı Düşünce Dergisi

Dergi
8.1/10
43 Kişi
·
145
Okunma
·
64
Beğeni
·
489
Gösterim
Adı:
Doğu Batı Düşünce Dergisi
Doğum:
1 Kasım 1997
DEMOKRASİ, HUKUK DEVLETİ İLE EŞ ANLAMLI MI DIR?
Eş anlamlı değildir. Demokrasi; Hukuk Devleti 'nin gerçekleşmesi yöntemidir. Lambayı elinde tutacak olanın; halk tarafından seçilmesi ve daha mükemmel anlamda: sadece seçilmekle kalmayıp halka karşı sorumlu olması ve halk tarafından denetlenmesi demektir. Lambanın huddamına muhteva bakımından adalet ve ahlaka uygun emirler verilmiyorsa; Devlet gücü bu yönde kullanılmıyorsa, lambayı tutan "sandıktan çıktık!" mazereti ile, her yaptığını meşru gösteremez. Tabii hukuk anlayışı buna cevap vermez. Diğer bir deyişle; demokrasi demek; Hukuk Devleti 'nin değişmez ve evrensel temel ilkelerini de değiştirme yetkisini yönetenlere tanımak demek değildir. İdare Hukuk'a bağlı olmalıdır. Fakat hangi Hukuk'a? Talat Paşa'nın "adam sende! Yok Kanun, yap Kanun!" dediği anlamda kanunlardan oluşan Hukuk'a mı? Yoksa Evrensel Tabii Hukuk'a mı?
Bir toplumda ne kadar çok birey insan olma onurunun bilincinde ise, o toplumun Hukuk Devleti düzeyine ulaşma ihtimali de o ölçüde güçlenir. Sağlıklı bir bünye: "ahmaklaştırma" saldırısına karşı "bilinçlenme" tepkisi gösterirse kurtulur. Bilinçlenme ne demektir? Kafa kargaşasını artıran yararsız bilgi yığınlarının bilinçlenmeye değil ahmaklaşmaya katkısı olur. Bilinçlenme "nefsini bilme", dolayısı ile bu insan onurunun kaynağı olan Rabbini bilme demek­tir. Aksi takdirde
Yunus Emre sorsa gerektir:
Sen kendini bilmezsin ,Bu nice okumaktır
Sulh içinde müşterek yaşayabilmemiz için nefsi kontrol zorunlu şart i­ken, zamanımızda tüm dünyada bunun tam zıddı cereyan giderek hakim olmakta ve nefsanilik övülerek moda haline getirilmektedir
Medeniyet ve ahlak özü itibariyle bir ve aynıdır. Binaenaleyh, bir kül­türün medeni olmasının ölçüsü nefsi kontrole verdiği değerle belirlenir. Şu halde, hem genel olarak hayatta (evrende), hem de insan ve toplum alanında varlık düzenle mümkündür; düzen ise yasakla sağlanır. Binaena­leyh, hayatın ve cemiyetin özü yasaktır, tahdittir, düzendir. Tüm dünyada ve Türkiye'de "çağdaşlık, globalleşme, çağdaş uygarlık vs ... " gibi süslü lafızla savunulan ve tüm dünyaya metastas yapan yaşama şekli medeniyetsizliktir, tefessühtür, geriliktir, vahşettir. Ben hayatı, medeniyeti, yasağı savunuyorum. YASAK RAHMETTİR.
Devlet bir çok çağ ve yörede, Alaeddin'in lambasının cini gibi bir şey olmuştur. Tabii Hukuk'a göre; Mühür veya Lamba Süleyman'ın elinde ise, işte o Devlet Adalet Devletidir, bugün kullandığımız terimle Hukuk Devleti'dir. Pozitivist görüşe göre ise, lambayı önceki zilyedinde yasal yoldan devralmak yeterlidir, lambayı elinde tutan değil, kim elinde tutuyorsa O'nun emrini icra eden huddam önemlidir. Bir de Pozitivistler kadar dahi namuslu olmayan darbukacılar vardır: Bunlara göre, Lamba önceki zilyedin elinden darbe ile gaspedilse dahi, gidenler ağam değil ise de gelenler mutlaka paşamdır.
246 syf.
·4 günde·10/10
Her tarafından kalite akan, bilimsel makalelerin adresi Doğu Batı dergisi bu sayısında ismiyle yani "Doğu Ne? Batı Ne?" başlığıyla karşımızda. Doğu-Batı arasındaki farkları, çatışmaları, mücadeleleri hem dini, hem kültürel, hem sosyolojik ve yaşamsal sanat çerçevesinde degerlendiriyor. Yazar kadrosu cok güçlü.

Peki Doğu mu, Batı mı? Bu soruya aslında cevap verebilenler ikiye ayrılıyorlar. Batı yanlıları ve Batı'dan nefret edenler. Doğu bu soru icin pek belirleyici olmuyor. Çünkü Batı, Doğu'yu kendi çıkarları doğrultusunda bir kalıba sokmak ve ve bu tiyatroda baskın karakter olmak istiyor. Tiyatro diyorum çünkü her türlü kötülüğü yaptıktan sonra birdenbire koruyucu role bürünüyor. Zulmün, zalimliğin kurallarını hep Batılı ülkeler koyuyor. Bakınız Cezayir, bakınız Irak, Suriye, Afganistan, Libya. Bakınız Afrika'nın diğer ülkeleri ve niceleri... Proje cok basit. "Doğu müslüman olsun ama bizim belirleyeceğimiz sınırlarda olsun ve bizim atadığımız adamlar tarafından yönetilsin. Düşünemesin, akıl yürütemesin ki biz onların topraklarını daha kolay istila edip, yeraltı zenginiklerini kolayca ele geçirebilelim. İnsanlar ölmüş, aileler yok olmuş, devletler yıkılmış, pek de umrumuzda değil..." düşüncesinden başka bir şey değil amaçları.

Bu sayıda beni en çok mest eden makaleler, Cemil Meriç'e hitap edilen ve Yeşilçam'ın anlatıldığı makaleler oldu. Düzenli olarak tüm sayılarını okumayı planladığım bu dergiyi takip etmenizi öneririm.

Doğu Batı arasındaki harmonide kaybolmaya hazır olun... Doğu mu çok geri, Batı mı çok acımasız? Yoksa birbirlerinin mütemmim cüzleriler mi? Cevaplar bu sayıda...

Saygılarımla...
181 syf.
·Puan vermedi
Etik alana ait felsefik problemleri incelemektedir. Etik, ahlaksal alanın inceleme alanı haline getirilmesidir. Etik alan İlkçağ felsefesinde dönemin konjoktürüne uygun olarak Sokrates inceleme haline getirmiştir . Platon ve Aristo ile devam etmiştir.
183 syf.
·Puan vermedi
Genel itibariyle Gericiliğe tarihsel yaklaşımlar ve Türkiye atmosferi dahilinde gericiliğin sadece din endeksli düşünülemeyeceği tartışılmaktadır. Örnek olarak demokrasi ile yönetilen bir ülkede monarşiye geri dönüşü istemek gericiliktir. Kavram kelime anlamı olarak geri dönüşü simgeler.
214 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Aytaç Yıldız Kemalizm: Türkiye'de Resmî İdeolojinin Kavramsal Tarihi (1919-1939)
Bir kavramın tarihi üzerinde güzel bir makale. geçmişi etkilemiş ve günümüzde etkisi devam eden ideoloji hakkında bilgi sahibi olmak adında okunmalı.
184 syf.
·Puan vermedi
Devlet yapısı ve çekirdeği, günümüze ulaşan şekli incelenmiştir. Devlet aklı , sınırları ve aynı zamanda devletin ne amaçla hareket ettiği odak noktası haline gelmiştir.ikinci bölümde laiklik , irtica, pratik felsefe , hegelcilik , roma dönemi işlenmiştir

Yazarın biyografisi

Adı:
Doğu Batı Düşünce Dergisi
Doğum:
1 Kasım 1997

Yazar istatistikleri

  • 64 okur beğendi.
  • 145 okur okudu.
  • 12 okur okuyor.
  • 159 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.