Durmuş Ali Gülcan

Durmuş Ali Gülcan

Yazar
8.0/10
1 Kişi
·
1
Okunma
·
1
Beğeni
·
72
Gösterim
Adı:
Durmuş Ali Gülcan
Unvan:
Araştırmacı - Yazar
Doğum:
Karaman, Türkiye, 1904
Ölüm:
Karaman, Türkiye, 31 Mart 1996
Araştırmacı-Yazar (D. 1904, Karaman – Ö. 31 Mart 1997). Karaman İdadisini bitirdi. Karaman İlmiye Medresesinde iki yıl, Konya İrfaniye Medresesinde bir yıl Arapça ve İslâm ilimleri eğitimi aldı. Karaman ve Karamanoğullarının kimliği konularında araştırmalar yaptı. Ankara İl Kütüphanesi Eski Eserler Bölümü Şefliği görevine atandı (1953). Burada on üç yıl boyunca araştırmalarına devam etti. Arap diline ve gramerine hakimiyeti sayesinde bilgi ve belgelerin ortaya çıkarılmasını sağladı. Konya Valiliği İl İdare Kurulu Müdürlüğünden emekliye ayrıldı (1969). Daha sonra Karaman’a yerleşti.

Karaman Kaymakamlığı Yazı İşleri Müdürlüğünü sürdürdüğü 1940’lı yıllarda Konya’da yayımlanan EKEKON gazetesinde, Karaman’ın ekonomik, sosyal, kültürel ihtiyaçları hakkında müstear adla yazılar yazmaya başladı. Karaman Halk Evince çıkarılan Karaman adlı bir gazetenin yayın hayatına girmesinde öncülük etti ve Yazı İşleri Mü­dürlüğünü üstlendi. Bu gazetede Karaman tarihiyle ilgili makalelerini yayımladı (1947-50). Bitmez tüken­mez araştırma duygusuyla ve yaşadığı yere olan derin saygısıyla, araştırma ve bilgi birikimlerini kaleme aldı.

ESERLERİ:

Karamanlı Halk Ozanlarından Gufrânî ve Kenzî (1991), Karamanoğlu I. Mehmed Bey’in İhtilâli ve Ne­denleri, Karaman Mevlevihanesi, Mevlevilik ve Karamanlı Mevlevi Velileri, Karamanlı Hekim ve Hakîm Beşir Çelebi ve Edirne Menakıpnâmesi, Karamanoğlu 2. İbrahim Bey ve İmâreti Tarihçesi, Karaman Tarihinden Hikâyeler ve Gelenekler, Karamanoğlu Tari­hinden Dramatik İki Senaryo, Karaman Ma­halleleri ve Köyleri Tarihçesi, Karaman Ve­lilerinden Şeyh Ali Sultan ve Kemal Ümmi, Geçmiş Yüzyıllarda Karaman Büyükleri ve Şairleri, Yunus Emre’nin Kökeni ve Yöresi, Konya’nın Delibaşı İsyanı, Bu Olayın Karaman’a Sıçraması, Karamanoğullarının Kö­keni Selçuk ve Osmanlılar Karşısında Kişi­likleri (1995).

31 Mart 1996 tarihinde Karaman’da vefat etmiş olup, mezarı Karaman’dadır.
Düşmegel inkâra, bulursun melâl
Sünniye lâyık değildir îtizâl

Kutb'a hüsnüzan edenler lâ ceram
Bulurlar Firdevs'i alâ da visal

Hüsnüzan etmekte yoktur hiç zarar
Süüzan etmekte vardır kıylü kal

Kem kişinin sözleri hep kem olur
Eyûlerde ey... gelür cümla kaal

Evliyayı zem eden nâdân'a di
Sana hışım etti lâ yezal

Anları medh edene kıl müjdeler
Bulmaya lütf'ü Hak'tan infisal

Ey Nizâmi: Evliya medhin oku
Taaki Mevlâ sana keşf ede cemal.
Nizâmî
Seyyid Ahmed Rufâ'i Hz.'de demiştir ki: "Ey Müminler! Allah'ın dostları evliyalara yakın olun. Onlara yapışın, onlara yaklaşmanız, onları sevmeniz lazımdır. Onlara yakın olunuz ki, yaşantınızda esenlik ve kısmetinizde bereket olur. Çünki, onlar Allahü Teâlanın yakınıdırlar."
O gün Hâfız Abdülezel Paşa bir görülmeliydi. Seksen iki yaşındaki bu büyük kahraman, maharetle idare ettiği atının üzerinde yirmi yaşında bir delikanlı gibi dimdik duruyor, birliklerinin önünde Yunan avcı hatlarına doğru yürüyordu. Çünkü karşıdaki Pırnar tepesinin düşmesi Türk ordusuna Milona geçitlerinin yolunu açacaktı. Nur yüzlü komutan askerlerinin önünde, onlara şöyle hitab ediyordu:
-Askerlerim! Şu gördüğünüz tepenin zaptı, bizim için pek büyük, pek şanlı bir muzafferiyet temin etmiş olacaktır. Siz Milona Geçidi gibi en geçilmesi zor olan en çetin yerlere hücûm ederek, Osmanlılık Celadetini bütün cihan nazarında ispat eylemiş er oğlu erler olduğunuz cihetle, tevfikât-ı celîle-i Sübhaniye'ye istinaden bu tepenin üzerinde vukû bulacak haydarâne bir hücûmunuzla, zâten gözü yılmış olan düşmanı külliyen perişan ve sancağımızı dikmekle ilâ-yı şân-ı Osmâniyân edeceğimizi katiyen umut ederim. Eğer bu tepeyi zaptederseniz, önünüzde çiçeklerle süslü, geniş bir sahra, bir cihân-ı zafer açılacak ve bütün millet-i İslâmiyye ve Osmaniyye sizin bu muzafferiyyât-ı kahramanenizle ilân-ı şükrân ve iftihar edecektir. Analarınız sizi ancak bugün için doğurdu, büyüttü. Yeryüzünde bulunan bütün Müslümanların halife-i akdesi olan şevketlü padişâhımız efendimiz hazretleri sizi ancak bugün için besledi, vatan sizden bugün fedâkârlık bekliyor. Hülâsa, bugün şan ve namus-ı devlet ve millet sizin süngülerinize istinad etmektedir. Demin söylediğim gibi, eğer gazanferâne bir hücum ile şu tepeyi zabtedecek olursanız, namus-ı vatanı yüceltmiş ve devletimizin gelecek zaferlerini temin etmiş olacaksınız.
Askerlerim! Size en son bir vasiyyetim var ki, ifâsını ricâ ederim. Eğer ben, şu tepenin tarafınızdan zabt olunduğunu görmeden, şehâdet şerbetini içecek olursam, cesedimi burada toprak altına defnetmeyerek mutlaka bu tepeyi … bu tepeyi zabt ile üzerinde benim için bir mezar kazarak beni oraya gömünüz. Yok eğer tepeyi zabt edemeyecekseniz, bırakın cesedim bu topraklar üzerinde kalsın, vahşi hayvanlara yem olsun!
Evlâtlarım! Sizin dağlar dayanmayan hücumunuza böyle tepeler elbette dayanmaz. Bu cihetle sizden mutlaka bu tepenin zabtını isterim. Tevfik-i İlâhî rehberimiz, imdâd-ı peygamberî yâverimiz, teveccühât-ı celîle-i hazret-i hilâfet penâhî ise, fark-ı iftihârımızda tâcımızdır.
Haydi arslanlarım! Arş ileri! Dâima ileri!
Evliyaullah denilen kişiler öyle kişilerdir ki, görüntüleriyle kendilerinde İlahi bir anlam fışkıran; bir yolda giderken rastgelip görenler veya azıcık olsun sohbetinde bulunanların gönüllerinde hemen bir hidayet ışığı belirivererek onlara imrenirler, onların yolunda yürüyüp, onlar gibi olmak meylinde kendilerini bırakan kişilerdir.
Candan cefa-yı mihneti canan tükenmedi,
Ömrüm tükendi, dünyada hicran tükenmedi.
Halil asa hakikat kabe bünyad etmek istersen,
Yetiş yap yap, yıkılmadan demdir kalb-i viranın.
Cemali
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Durmuş Ali Gülcan
Unvan:
Araştırmacı - Yazar
Doğum:
Karaman, Türkiye, 1904
Ölüm:
Karaman, Türkiye, 31 Mart 1996
Araştırmacı-Yazar (D. 1904, Karaman – Ö. 31 Mart 1997). Karaman İdadisini bitirdi. Karaman İlmiye Medresesinde iki yıl, Konya İrfaniye Medresesinde bir yıl Arapça ve İslâm ilimleri eğitimi aldı. Karaman ve Karamanoğullarının kimliği konularında araştırmalar yaptı. Ankara İl Kütüphanesi Eski Eserler Bölümü Şefliği görevine atandı (1953). Burada on üç yıl boyunca araştırmalarına devam etti. Arap diline ve gramerine hakimiyeti sayesinde bilgi ve belgelerin ortaya çıkarılmasını sağladı. Konya Valiliği İl İdare Kurulu Müdürlüğünden emekliye ayrıldı (1969). Daha sonra Karaman’a yerleşti.

Karaman Kaymakamlığı Yazı İşleri Müdürlüğünü sürdürdüğü 1940’lı yıllarda Konya’da yayımlanan EKEKON gazetesinde, Karaman’ın ekonomik, sosyal, kültürel ihtiyaçları hakkında müstear adla yazılar yazmaya başladı. Karaman Halk Evince çıkarılan Karaman adlı bir gazetenin yayın hayatına girmesinde öncülük etti ve Yazı İşleri Mü­dürlüğünü üstlendi. Bu gazetede Karaman tarihiyle ilgili makalelerini yayımladı (1947-50). Bitmez tüken­mez araştırma duygusuyla ve yaşadığı yere olan derin saygısıyla, araştırma ve bilgi birikimlerini kaleme aldı.

ESERLERİ:

Karamanlı Halk Ozanlarından Gufrânî ve Kenzî (1991), Karamanoğlu I. Mehmed Bey’in İhtilâli ve Ne­denleri, Karaman Mevlevihanesi, Mevlevilik ve Karamanlı Mevlevi Velileri, Karamanlı Hekim ve Hakîm Beşir Çelebi ve Edirne Menakıpnâmesi, Karamanoğlu 2. İbrahim Bey ve İmâreti Tarihçesi, Karaman Tarihinden Hikâyeler ve Gelenekler, Karamanoğlu Tari­hinden Dramatik İki Senaryo, Karaman Ma­halleleri ve Köyleri Tarihçesi, Karaman Ve­lilerinden Şeyh Ali Sultan ve Kemal Ümmi, Geçmiş Yüzyıllarda Karaman Büyükleri ve Şairleri, Yunus Emre’nin Kökeni ve Yöresi, Konya’nın Delibaşı İsyanı, Bu Olayın Karaman’a Sıçraması, Karamanoğullarının Kö­keni Selçuk ve Osmanlılar Karşısında Kişi­likleri (1995).

31 Mart 1996 tarihinde Karaman’da vefat etmiş olup, mezarı Karaman’dadır.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 1 okur okudu.
  • 2 okur okuyacak.