Duygu Yazıcıoğlu

Duygu Yazıcıoğlu

Yazar
6.3/10
60 Kişi
·
121
Okunma
·
4
Beğeni
·
167
Gösterim
'' Nihayet bu akşam bir araya gelmemizin vesilesi ise dedem Şügayip Alçak'ın iki gün önce , ani bir manevra ile direksiyonu Hakk'ın rahmetine kırmasıydı...''
Duygu Yazıcıoğlu
Sayfa 19 - KÜSURAT YAYINLARI
Türklerin bilim ve teknikteki yükselişine engel olabilmek için farklı gezegenlerden uzaylıları bir araya getirip, aramıza enişte, teyze, bacanak ve baldız olarak salıyorlardı. Amaçları, yerli yersiz çıkışlarla insanımızın beynini yakarak bilimsel gelişmeleri yavaşlatmak ve kendi ilerlemeleri için zaman kazanmaktı.
“Arayı açmak; eve ayakkabıyla girmek, taşa oturmak, tabakta yemek bırakıp arkandan ağlatmak, açgözlülük, öfke ve şehvetle birlikte yedi ölümcül günahtan biriydi ve arayı açan cehennemde cayır cayır yanıyordu.”
“Norveç’e otobüsle mi gideceğiz?”
“Norveç nere lan? Samsun’a gidiyoruz.”
“Enişte Samsun’da kuzey ışığı mı izleyeceğiz?”
“Ne var? Samsun da kuzey. Avrupa’dan bile buraya geliyorlar.”
Hayallerimdeki yolculukla hayatlarımdaki yolculuk arasındaki tek ortak nokta ise, bir yerden başka bir yere gidiyor olmamdı.
"Türkiye'de 2016 yılında 594 bin 493 erkek evlenmiş. Bu ne demek? Toplumumuzun iliklerini, sadece 2016 yılında saran enişte sayısı 594 bin 493 demek. Bir erkeğin aynı anda üç-dört kişinin birden eniştesi olabildiğini göz önüne alırsak, hayatımıza g,ren milyonlarca enişteden bahsediyoruz, sadece bir senede."
Tam karşımdaki duvarda da bir Murat 124 asılıydı. Avrupa'da duvarlara bisiklet asıyorlardı, biz de ise motorlu taşıt. Onların çevre bilinç düzeyine ulaşmamız, bu kafa yapısıyla çok zordu çok.
Hemen ertesi gün kanala gittim.Ne iş yaptığını birtürlü öğrenemediğim Bedirhan Bey'le görüştüm. Eniştem bu adamdan bahsederken Tokatlı ama çok iyi bir insan.Görsen Tokatlı demezsin demişti. Gerçekten de görünce Tokatlı dememiştim.
Her şeyin sıradan gözüktüğü bir sabah, yine çekimlerimi yapmak üzere kahvemi de alıp kanala geçtim. Daha binaya girer girmez, içerideki sıradışı hareketliliği görüp değişik bir şeyler olduğunu hissettim. Binadan dumanlar da çıkıyordu ama beni asıl endişeye düşüren, normalde mesaisini oturarak tamamlayan iş arkadaşlarımı ilk defa hareket ederken görmem olmuştu. Neden hareket ediyorlardı ki?
Edebi değeri olmayan, küfürlü bir "kitap".
Güldürmenin farklı yolları var, tarzı hoşuma gitmedi.
40 sayfa okuyup bıraktım maalesef
büyük bir hayal kırıklığı.. tavsiye etmiyorum
160 syf.
·12 günde·1/10
Hiçbir edebi değeri olmayan, yersiz küfürler ile güldürmeye çalışan. Yüzümde tebessüm bile bırakamayan, zamanımı boşa harcadığım gerçeğiyle yüzleştiren bir kitap.
160 syf.
·1 günde·4/10
espriler çok bayağı geldi bana. konudan konuya atlanmış, karmakarışık bir kitaptı bence. çok daha farklı bir şeyler bekliyordum açıkçası. çoğu zaman konu enişteden alakasızdı, genel olarak sadece enişte nefreti kusmak üzerineydi. enişteyle değil. absürd bir mizah yapılmaya çalışıldığını fark ettim ama bence biraz saçma olmuştu. eklenen uzay ögelerinin de amacını anlamadım. kitap içerisinde bolca uzayla ve evrenle ilgili şey vardı ama komiklikten yoksundu. kitabı gerçekten sevemedim. ama 1 puanı da hak etmediğini düşünüyorum. arada gerçekten 2 kere güldüm. tüm kitapta gerçekten iki kere bahsi geçen espriye güldüm. o iki-üç puan da onun hatrına olsun madem. espriler ve yazım dili biraz daha geliştirilirse bence yazarda potansiyel var. ilk kitabıymış sanıyorum, ilk kitaba göre gayet iyi. bence okuyucu kitlesinin çoğuna da hitap etmiş gördüğüm üzere ayrıca. yine de hafif bir şeyler okumak isterseniz, reading slump içindeyseniz okumanızı ya da benim gibi dinlemenizi tavsiye ediyorum. biraz zaman geçirmek için fena değil. ama dediğim gibi güzel ya da komik bir şeyler okumak istiyorsanız tercihinizi başka bir kitaptan yana kullanmanızı öneririm.
160 syf.
·4 günde·5/10
-------Spoiler İçerir----------

Herşey 4 enişteyle başladı fakat çoğunlukla bir enişteyle devam edip bir diğer enişteyle sonlandı. İki etkisiz enişte vardı. Ara ara okuttu bize yazar. Kitap size ismiyle cenazenin etrafında dönecek bir durum komedisi ve absürt enişteler vadediyor ama böyle bir durum söz konusu değil. Kitapta belirleyici bir etken yok. Cenazeyle başlıyor, eniştelere hatta eşlerine geçiyor, sonra birden bir gencin ajans insanına dönüşmesini okumaya başlıyorsunuz. Sonuç itibariyle tekrar bir enişteyle olan maceralarına oradan da cenazeye bağlanıyor. Çok dağınık işlenmiş. Çok komik de bulamadım. Zor bitirdiğim bir kitap ve çokça hayal kırıklığı oldu.
160 syf.
·1 günde·1/10
Kitabı satın alırken komedisi bol bir kitap okuyacağımı düşünerek satın almış ama okumaya başladığım ilk sayfalardan büyük hayal kırıklığı yaşadım. Aşırı espiri amaçlı konudan uzaklaştıracak uzun cümleler, bana göre biraz bile komik olmayan olay akışı ile atlayarak okuduğum bir kitap oldu maalesef. Örnek bir paragraf : "Dünyada ilk çekyat Avustralya 'da yapılmış ve tüm dünyaya buradan gitmişti. Bu koltuk türü özellikle ülkemizde çok begenilmiş , hemen hemen her eve girmiş, her ailenin vazgeçilmezi olmuştu. Ama madem bu ülke Bir Sevdadır Türkiye 'yi içeri buyur etmiyordu, halk olarak çekyatı hayatımızdan çıkarmanın da vakti gelmişti. ....." gibi. Bilmiyorum belki de benim espiri anlayışıma uymadı, o yüzden keyifle okuyamadım.
160 syf.
·1 günde·10/10
Çok çok iyi. Baktım ki yazarı Duygu Yazıcıoğlu'nun ilk kitabıymış. O kadar güldüm ki bir sonraki kitaını da acilen beklemedeyim.. En beğendiğim yanı toplumsal tesbitleri güldürerek yapmış olması oldu.
160 syf.
Uzun zamandır bir kitapla bukadar eğlendiğimi hatırlamıyorum. Hem çok güldüm, hem hak verdim.Genç bir yazar olmasına rağmen aile ile alakalı düşünceleri gerçekten doğru.Sözünü sakınmadan ve güldürerek mesajını vermiş.Yolunun açık olmasını dilerim.
160 syf.
·6 günde·5/10
Sanırım beklentiyi çok yüksek tuttum.
Sayfadaki diğer yorumları incelediyseniz kitabı okumuş sayılırsınız çünkü gülünebilecek yerler ancak o kadar...

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 121 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 24 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.