Duygu Yazıcıoğlu

Duygu Yazıcıoğlu

Yazar
7.1/10
17 Kişi
·
26
Okunma
·
2
Beğeni
·
67
Gösterim
Türklerin bilim ve teknikteki yükselişine engel olabilmek için farklı gezegenlerden uzaylıları bir araya getirip, aramıza enişte, teyze, bacanak ve baldız olarak salıyorlardı. Amaçları, yerli yersiz çıkışlarla insanımızın beynini yakarak bilimsel gelişmeleri yavaşlatmak ve kendi ilerlemeleri için zaman kazanmaktı.
“Arayı açmak; eve ayakkabıyla girmek, taşa oturmak, tabakta yemek bırakıp arkandan ağlatmak, açgözlülük, öfke ve şehvetle birlikte yedi ölümcül günahtan biriydi ve arayı açan cehennemde cayır cayır yanıyordu.”
“Norveç’e otobüsle mi gideceğiz?”
“Norveç nere lan? Samsun’a gidiyoruz.”
“Enişte Samsun’da kuzey ışığı mı izleyeceğiz?”
“Ne var? Samsun da kuzey. Avrupa’dan bile buraya geliyorlar.”
Hayallerimdeki yolculukla hayatlarımdaki yolculuk arasındaki tek ortak nokta ise, bir yerden başka bir yere gidiyor olmamdı.
"Türkiye'de 2016 yılında 594 bin 493 erkek evlenmiş. Bu ne demek? Toplumumuzun iliklerini, sadece 2016 yılında saran enişte sayısı 594 bin 493 demek. Bir erkeğin aynı anda üç-dört kişinin birden eniştesi olabildiğini göz önüne alırsak, hayatımıza g,ren milyonlarca enişteden bahsediyoruz, sadece bir senede."
Tam karşıödaki duvarda da bir Murat 124 asılıydı. Avrupa'da duvarlara bisiklet asıyorlardı, biz de ise motorlu taşıt. Onların çevre bilinç düzeyine ulaşmamız, bu kafa yapısıyla çok zordu çok.
Hemen ertesi gün kanala gittim.Ne iş yaptığını birtürlü öğrenemediğim Bedirhan Bey'le görüştüm. Eniştem bu adamdan bahsederken Tokatlı ama çok iyi bir insan.Görsen Tokatlı demezsin demişti. Gerçekten de görünce Tokatlı dememiştim.
Her şeyin sıradan gözüktüğü bir sabah, yine çekimlerimi yapmak üzere kahvemi de alıp kanala geçtim. Daha binaya girer girmez, içerideki sıradışı hareketliliği görüp değişik bir şeyler olduğunu hissettim. Binadan dumanlar da çıkıyordu ama beni asıl endişeye düşüren, normalde mesaisini oturarak tamamlayan iş arkadaşlarımı ilk defa hareket ederken görmem olmuştu. Neden hareket ediyorlardı ki?
Çok çok iyi. Baktım ki yazarı Duygu Yazıcıoğlu'nun ilk kitabıymış. O kadar güldüm ki bir sonraki kitaını da acilen beklemedeyim.. En beğendiğim yanı toplumsal tesbitleri güldürerek yapmış olması oldu.
Uzun zamandır bir kitapla bukadar eğlendiğimi hatırlamıyorum. Hem çok güldüm, hem hak verdim.Genç bir yazar olmasına rağmen aile ile alakalı düşünceleri gerçekten doğru.Sözünü sakınmadan ve güldürerek mesajını vermiş.Yolunun açık olmasını dilerim.
Sanırım beklentiyi çok yüksek tuttum.
Sayfadaki diğer yorumları incelediyseniz kitabı okumuş sayılırsınız çünkü gülünebilecek yerler ancak o kadar...
-------Spoiler İçerir----------

Herşey 4 enişteyle başladı fakat çoğunlukla bir enişteyle devam edip bir diğer enişteyle sonlandı. İki etkisiz enişte vardı. Ara ara okuttu bize yazar. Kitap size ismiyle cenazenin etrafında dönecek bir durum komedisi ve absürt enişteler vadediyor ama böyle bir durum söz konusu değil. Kitapta belirleyici bir etken yok. Cenazeyle başlıyor, eniştelere hatta eşlerine geçiyor, sonra birden bir gencin ajans insanına dönüşmesini okumaya başlıyorsunuz. Sonuç itibariyle tekrar bir enişteyle olan maceralarına oradan da cenazeye bağlanıyor. Çok dağınık işlenmiş. Çok komik de bulamadım. Zor bitirdiğim bir kitap ve çokça hayal kırıklığı oldu.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 26 okur okudu.
  • 12 okur okuyacak.