Giriş Yap

Ebubekir Sifil

Yazar
Çevirmen
8.9
491 Kişi
Tam adı
Dr. Ebubekir Sifil
Unvan
Türk Akademisyen ve Yazar
Doğum
Sarıkamış, Kars, Türkiye, 25 Aralık 1960
Yaşamı
25.12.1960 tarihinde Kars’ın Sarıkamış ilçesinde dünyaya geldi. İlk ve Ortaokulu Sarıkamış’ta, Lise’yi Kars İmam-Hatip Lisesi’nde okudu. 1978 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi Kâzım Karabekir Eğitim Enstitüsü’ne (şimdiki adıyla Eğitim Fakültesi) girdi. 1980 yılında bu okuldan ayrıldı ve aynı yıl Ankara Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu’na (şimdiki adıyla İletişim Fakültesi) girdi. 1984-85 öğretim yılında bu okulun Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. 1986 yılına kadar serbest çalıştı. Bu arada kısa bir süre bir özel şirkette Arapça mütercimlik yaptı. Aralık-1986 – Nisan-1987 tarihlerini kapsayan askerlik dönüşü bir süre yine serbest çalıştıktan sonra 1989 yılından 1993 yılı sonuna kadar Türkiye Diyanet Vakfı’nda yayın editörlüğü yaptı. 1993-1996 arası Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde (Van) ve 1998-1999 arası Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde (Eskişehir) Araştırma Görevlisi olarak çalıştı; her iki görevinden de kendi isteğiyle ayrıldı. Hadis Bilim Dalı’nda yaptığı Yüksek Lisansını (Konya Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi) 1996, Doktorasını 2006 yılında bitirdi. Halen Yalova Üniversitesi İslamî İlimler Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. 1999-2000 arası Yeni Mesaj gazetesinde, 2000-2013 yılları arasında Millî Gazete‘de günlük yazılar yazdı. Evli ve 3 çocuk babasıdır. Arapça ve İngilizce bilmektedir.

İncelemeler

Tümünü Gör
312 syf.
Cümleten selâmun aleyküm. Bu incelemenin kendimi geliştirmeye katkısı olması ve sizlere incelemesini yapacağım kitapla alakalı bir bakış açısı kazandırabilmek niyetiyle yazdığımı belirtmek istiyorum, o halde bismillah :) Öncelikle kitap içeriği hakkında birkaç söz söylemek niyetindeyim.. Daha sonra kitapta geçen birkaç konuya değinerek incelememi sonlandıracağım biiznillah. Kitapta Ebubekir hoca islam konusuna dair çeşitli meselelere kısa yazılarla değinmiş. Başlıca konu modern çağ ve islam tabii ki. Modern çağın meseleleri ve bu meseleler üzerine konuşulan konular ilgimi celbediyor, bu kitap da benim için tam isabet oldu. Bu çerçeve etrafında yazılan yazılar düşünce dünyamıza katkı sağlamakta, kafamızdaki soru işaretlerine temelli ve tatmin edici cevaplar vermekte ve en önemlisi bunu ehli sünnet çizgisinde yapmakta oluşudur... Değinmek istediğim ilk konu fıtrat üzerine olacak. Nitekim insan islam fıtratı üzerine doğar ve bu doğrultuda islam fıtrattır dememiz doğru olur. Ebubekir hoca syf.240'da şöyle diyor: "...islam sadece insanların dünya ve ahiret mutluluğunu temin eden bir inanç ve ibadetler bütünü değil, aynı zamanda bütün varlığa ve kâinata hakim olan yaratılış yasasının, tabii durumun ve aslî tutumun adıdır." bu noktada islamı sadece inanç ve ibadetler bütünü kalıpları içinde değerlendirmemiz doğru olmaz. Syf.242'de ise "insan hayatını yönlendiren değer yargıları, ancak fıtrata uygun olarak şekillendigi zaman insana uygun bir anlam ifade eder." aksi takdirde insan fıtrattan uzaklaştığı zaman ve dahi fıtrata kafa tuttuğu zaman hakikat ve doğrudan da uzaklaşmış oluyor. Değinmek istediğim başka bir konu: ehli sünnet çizgisinden sapmış zevatın, mealcilerin, hadis inkarcılarının altı boş, kof sözleri ve kendince yorumlamaları. Syf.163'te "bir kısım zevat, islamî hayatı ve emirleri sulandırmaya yemin etmişçesine, dillerine doladıkları her islami meseleyi heva ve heveslerine göre eğip bükerek modern düşünme ve algılama biçiminin kabule amade kıldığı beyinlere zerk etmekle meşgul." Ebubekir hoca bu konuda çok çaba sarfediyor. Onların bu yanlışlığını anlatmaya ve açıklamaya çalışıyor gördüğüm ve okuduğum kadarıyla. Tv programları da oldukça etkin bu konuda. Geçenlerde izlediğim caner taslamanla yapmış olduğu tartışma dikkatimi çekmişti epey... Sonuna kadar izlerseniz caner taslamanın kem küm etmekten geri duramadığını göreceksiniz. Bu ve benzeri zevatın yapmaya çalıştığı şeyin en güzel tanımı: "Din'i modernize etmeye çalışanların kullandığı en sinsi yöntemlerden birisi, İslamî kavramların içini boşaltmak, anlamlarını çarpıtmaktır. Bir başka konu modern zamanda edep kavramının yeri ve önemi. "unuttuğumuz bir haslet: edep" başlığı altında yer veriliyor kitapta. Edep konusunda ilk örnek alacağımız kişi elbette peygamber efendimiz (sav). Syf.251'de: "Mevdudinin yerinde tesbitiyle Sahabe, Hz. Peygamber(sav)'e benzeme konusundaki hırs ve hassasiyetleri dolayısıyla mizac-şinas-ı Resul olmuşlardı..." Sadece ilmin değil edebin de aynı şekilde efendimizden tevarüs edilmesi elzemdir. Sonuç itibariyle bir bütün olarak efendimizi örnek almak ise en doğrusu olacaktır. Ancak modern çağın insanı edep konusunda hayli uyurgezer... Son olarak modern dünyaya dair birkaç kelam: modernite denilen şey manevi hasletleri arka plana itmek suretiyle, maddi birtakım şeyleri her şeyin önüne geçirerek insanların heva ve heveslerine hizmet eden bir sistem. Daha bir sürü tanım yapılabilir modernite hakkında. Ancak manevi değerleri, gelenek ve göreneği arka plana ittiği kesin. Bu da toplumda olumsuzluklara, çirkinliklere yol açıyor. Kimi modern zamanın getirdiği olumsuzlukların farkında kimi ise bu durumdan bîhaber. Farkında olup da umursamamak ayrı, farkında olup hayatını islami ve ehli sünnet çizgisinde yürütme çabasında olmak ayrı... Bu durumdan bîhaber olmak ise bana göre yaşanılan vaziyetin en içler acısı kısmı. Farkında olup da umursamayanlar kısmını ise siz düşünün... Kitapta geçen bazı meseleleri acemi bir şekilde, çoğunlukla alıntılarla nakletmeye çalıştım. Kitabı okumanızı tabii ki de tavsiye ediyorum. Altını çizeceğimiz bir sürü nokta var.. Vesselam veddua..
İslam ve Modern Çağ - Cilt 1
8.6/10 · 43 okunma
4 yorumun tümünü gör
Reklam
849 syf.
Başucu Kitabı
En sonda söylenmesi gerekeni en başta söyleyeyim; gözardı edilemez bir başucu kitabı. Ehl-i Sünnet, kabir azabı, peygamber mucizeleri, tasavvuf, şeriat, fıkıh, mezhep, Buhari, Muslim, tefsir, usul, şefaat… yüzünüz buruştu mu? Yahut şöyle diyeyim, içinizde herhangi bir “güvensizlik” hissiyatı tomurcuklandı mı? Soru işaretleri yerine/yanına isteğe göre ünlem işareti de koyulabilir. Geçelim. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; zamanımız, bilgi sahibi olunsun veya olunmasın(?) her konuda ahkam kesme zamanı. Malumatfuruşluk bunu gerektirir çünkü! Peki, Müslüman olan kişi bu şekilde davranır mı? Demek istediğim, her konuda –özellikle konu akaid-fıkıh-ibadet yani İslam olduğunda- okuduğu veya duyduğu iki-üç üstünkörü söz ile hareket eder mi? Müslüman dediğin takvalı olmalı, buna aklı başında bir kimsenin hiçbir itirazı olmaz. Peki ya okuduğu bir-iki ayet ile “şu şudur” diye hareket edenin, gördüğü hadisi hiçbir ilmi çalışma içine sokmadan “uydurma” diye yaftalayanın durumu nedir? Ama ilk emir “oku”, değil mi? Geçiştirin kendinizi çünkü benim babaannem de… Hikayeyi biliyorsunuz. Geçelim. Ebubekir Sifil Hoca bu kitabında “bizden” olup İslam hakkında konuşanların eserlerini ele alıyor. Bütünüyle ilmi zeminde ilmek ilmek işlenen bu nizami eserde kişiler değil görüşler tartışılıyor. İlk ciltte Yaşar Nuri Öztürk’ün metodolojik görüşlerinin tenkidi yer alıyor. Bu çerçevede, mezkur şahsın söylediği-söyleyeceği şeylerin hangi zemin üzere olduğu belirleniyor ve böylelikle okuyucu, yine mezkur şahsa ait herhangi bir fikir/yazı ile karşılaştığında bunu nasıl inceleyeceğini biliyor olacaktır. İkinci ciltte ise Fazlur Rahman’ın görüşleri etraflıca eleştiriliyor. Özellikle bu ciltte yer alan vahyin esas durumu, hadis ilminin incelikleri, Hz. Ömer (r.a.)’in uygulamalarının değerlendirilmesi ve akaid/kelam bahisleri konu edilirken –gerektiği için- bir çok İslam aliminin konu hakkındaki görüşlerini okuyor olmak büyük bir mutluluk. İki ciltte de ele alınan isimlerin önemli kitapları (Yaşar Nuri’nin Kur’andaki İslam, Kur’an’ın Temel Kavramları, 400 Soruda İslam vd. Fazlur Rahman’ın Allah’ın Elçisi ve Mesajı, İslam ve Çağdaşlık, İslam, Ana Konularıyla Kur’an vd.) etraflıca inceleniyor. Yukarıda da dediğim gibi, bu işlem bütünüyle ilmi zeminde işleniyor. Kısaca maddelemek gerekirse bu inceleme -özellikle ilk ciltte- şu şekilde işleniyor; 1) Konu edilecek durum mezkur şahısların eserlerinden alınan uzunca alıntılarla ortaya koyuluyor 2) Konu işlenirken kendi içerisinde yer alan yanlışları/çelişkileri ortaya çıkarılıyor 3) Fikri olarak mezkur şahısların hadise itimadı pek olmadığı için gerek ileri sürülen ayetler üzerinden, gerek diğer ayetler ile konu bertaraf ediliyor 4) Muhtemel itirazlar serdedilip bunlara cevaplar getiriliyor (bu en sevdiğim) İncelememi bitirmeden önce şunu da eklemek istiyorum; eserin dili normal okuyucular için biraz ağır gelebilir. Lakin okumayı sevdiğini söyleyen “kitap kurtları” için bu herhangi bir problem olmaz diye düşünüyorum. Aksine, kendilerini kimi zaman sözlüğe bakarken bulmaları hoşlarına gidecektir. Öte yandan Sifil Hoca Türkçeyi gereğince güzel ve etkin –ilmi bir çalışmanın gerektirdiği de budur- kullanmasıyla söz ettiğim duru ağırlığı bir nebze daha dinginleştiriyor. Hocanın dil hassasiyetine hayran kalacağınızı da bir ek bilgi olarak bildireyim. Son olarak, başta söylediğimi bir kez daha söyleyebilirim şimdi; gözardı edilemez bir başucu kitabı.
Modern İslam Düşüncesinin Tenkidi
8.6/10 · 39 okunma
·
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.48