Ebubekir Sifil

Ebubekir Sifil

YazarÇevirmen
9.3/10
95 Kişi
·
286
Okunma
·
139
Beğeni
·
2.582
Gösterim
Adı:
Ebubekir Sifil
Tam adı:
Dr. Ebubekir Sifil
Unvan:
Türk Akademisyen ve Yazar
Doğum:
Sarıkamış, 1960
25.12.1960 tarihinde Kars’ın Sarıkamış ilçesinde dünyaya geldi. İlk ve Ortaokulu Sarıkamış’ta, Lise’yi Kars İmam-Hatip Lisesi’nde okudu. 1978 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi Kâzım Karabekir Eğitim Enstitüsü’ne (şimdiki adıyla Eğitim Fakültesi) girdi.

1980 yılında bu okuldan ayrıldı ve aynı yıl Ankara Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu’na (şimdiki adıyla İletişim Fakültesi) girdi. 1984-85 öğretim yılında bu okulun Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu.

1986 yılına kadar serbest çalıştı. Bu arada kısa bir süre bir özel şirkette Arapça mütercimlik yaptı.

Aralık-1986 – Nisan-1987 tarihlerini kapsayan askerlik dönüşü bir süre yine serbest çalıştıktan sonra 1989 yılından 1993 yılı sonuna kadar Türkiye Diyanet Vakfı’nda yayın editörlüğü yaptı.

1993-1996 arası Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde (Van) ve 1998-1999 arası Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde (Eskişehir) Araştırma Görevlisi olarak çalıştı; her iki görevinden de kendi isteğiyle ayrıldı.

Hadis Bilim Dalı’nda yaptığı Yüksek Lisansını (Konya Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi) 1996, Doktorasını 2006 yılında bitirdi.

Halen Yalova Üniversitesi İslamî İlimler Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.

1999-2000 arası Yeni Mesaj gazetesinde, 2000-2013 yılları arasında Millî Gazete‘de günlük yazılar yazdı.

Evli ve 3 çocuk babasıdır. Arapça ve İngilizce bilmektedir.
(Afedersiniz) Tuvalete giriş çıkışların bile bir nizama bağlandığı bu Din'in devlet olgusunu boş bırakmış olduğu düşünülebilir mi?
Geçmişten günümüze gelen ne varsa bütünüyle tartışılabilir sınırına çekilmek suretiyle sarsılmak isteniyor.
Kur'an'ın vahiy olduğuna iman eden bir kimse, onun 'tarihsel' olduğunu düşünebilir mi?
Tarihsellik tartışmalarının, köken itibariyle Batılı olduğunu ve İslam ile herhangi bir irtibatı bulunmadığını bilenler için bu sorunun cevabı açıktır.
Ümmet-i Muhammed, "insanlık için" ortaya çıkarılmış "en hayırlı" ümmettir.
(Al-i İmran 110)
Elektrikler kesildiğinde hayatımız kararıyor. Cep telefonunu almadan dışarı çıktığımızda beynimizi evde unutmuş gibi oluyoruz.
Kötüyü bilmeyen onun tuzağına düşer. Günah işlemek, işleyip de tövbe ile uğraşmaktan daha kolaydır. Başkalarını ıslah etmemiz için önce kendimizi ıslah etmemiz gerekir...
Teknolojik medeniyet, sizin evinize sivrisinek girmesin diye size elektronik tabletler verir. İslam medeniyeti ise pencerelerin önüne fesleğen dikmeyi öğretir. O, tabiatla barışıktır. Canlıları korur ve gözetir. Yani sivrisineği öldürmez ama eve girmesine de müsaade etmez.
Teknolojik medeniyet sizin evinize sivrisinek girmesin diye size elektronik tabletler verir, bir anlamda zehir püskürten aletler verir; İslam medeniyeti ise pencerelerin önüne fesleğen dikmeyi öğretir.
296 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Ve sözü müstakim kılmak... Yani sözün doğrusunu söylemek... Bir yerde okumuştum. 'Doğrusunu söylemek gerekirse..' diye bir tabir var Türkçede. yani gerekmediği müddetçe doğruyu söyleyemeyebilmek.. Ebubekir hocamın itirazı buna olacak ki sanırım, her durumda doğruyu savunabilmeyi kitabına isim yapmış. Allahım Razı olsun ondan.
İçinde bulunduğumuz modernleşmeye 'Savrulma Serüveni' diyen Ebubekir hocam insanın bu modern dünyadan nasıl kurtulabileceğinin ipuçlarını vermeye çalışıyor bu eserinde. Modernizmin getirdiği yıkımları, oluşturduğu tahribatları anlatıyor bizlere... Geleneğin aslında bizlere kafi geldiğini aktarıyor. Klasiğin modasının asla geçmeyeceğini söylüyor bir nevi...
Ebubekir hocanın neşredilen mülakatlarının bazıları cem edilmiş ve ortaya mevzuları birbirine yakın, insanı yormayan bir eser çıkmış. Bize de bu eseri okumak düştü.. Rabbim okumaktan ayırmasın.
297 syf.
Söz ve söze dair ne varsa ince ince işlenmiş. Müslümanca duruş nasıl olmalı, sözz nasıl ne kadar tesir eder , ve söylediğimiz sözlerle biz Islam'ın aslında neresinde ne kadar varız görmek için okunmalı.
297 syf.
·Beğendi·10/10
Ve sözü müstakim kılmak... Yani sözün doğrusunu söylemek... Bir yerde okumuştum. 'Doğrusunu söylemek gerekirse..' diye bir tabir var Türkçede. yani gerekmediği müddetçe doğruyu söyleyemeyebilmek.. Ebubekir hocamın itirazı buna olacak ki sanırım, her durumda doğruyu savunabilmeyi kitabına isim yapmış. Allahım Razı olsun ondan.
İçinde bulunduğumuz modernleşmeye 'Savrulma Serüveni' diyen Ebubekir hocam insanın bu modern dünyadan nasıl kurtulabileceğinin ipuçlarını vermeye çalışıyor bu eserinde. Modernizmin getirdiği yıkımları, oluşturduğu tahribatları anlatıyor bizlere... Geleneğin aslında bizlere kafi geldiğini aktarıyor bizlere.. Klasiğin modasının asla geçmeyeceğini söylüyor bir nevi...
Ebubekir hocanın neşredilen mülakatlarının bazıları cem edilmiş ve ortaya mevzuları birbirine yakın, insanı yormayan bir eser çıkmış. Bize de bu eseri okumak düştü.. Rabbim okumaktan ayırmasın.
265 syf.
·Beğendi·10/10
"el-Akîdetu’t-Tahâviyye, Hanefî mezhebinin büyük Hadis, Fıkıh ve Akaid alimi İmam Ebû Ca’fer et-Tahâvî’nin, mezhebin üç imamı: İmam Ebû Hanîfe, İmam Ebû Yusuf ve İmam Muhammed (rh.a)’in ortaklaşa benimsediği Ehl-i Sünnet akaid ilkelerini ihtiva eden temel metinlerden biridir. Üzerine tarih boyunca muhtelif dönemlerde şerhler yazılmış olan bu kurucu metin, yazık ki son dönemlerde ülkemizde neredeyse unutulmaya terk edilmiş bulunmaktadır."
Arka kapak yazısından bölüm. Daha düz açıklarsak, kitabımız Allaha inanç esasları hakkında olup, büyük Hanefi Alimlerinden İmam-ı Tahavi tarafından yazılmış. Ebubekir Sifil hocada bu muazzam esere müstesna bir şerh düşmüş tabiri caizse. Bundan önce kitabın meşhuriyeti ve kabul görmesi dolayısıyla kendisine çok şerh yapılmış. Hatta ehli sünnet Akidesinde bulunmayanlar bile kitaba şerh düşüp kendi fikirlerini araya sıkıştırmış. Çünkü biri alsa ve ne güzel İmam-ı Tahavinin eseri dese okusa her söylenilene inanacak.
Kitabın içeriğinden bahsederek;
Önce İmam-ı Tahavinin eserinden Arapça metni ve manasını yazıyor. Akabinde ana başlık ve ara başlık şeklinde her konuyu gayet açıklayıcı bir şekilde anlatıyor. İşlenilen mevzuya yakın güncel meselelere değiniyor. Eğer o mevzuyu inkar edenler varsa akılda soru kalmayacak şekilde cevapları veriliyor.
Kitabı okumayı bitirdiğinizde inanç esaslarımızı kavramış olacaksınız ve içiniz huzur bulacak.
Akaid yani inanç esasları her Müslümana farzdır. Malesef bu mevzuyu çok gözardı ediyoruz. İlmi birikimi olmayan bir kimse dahi kitabı anlayabilir zannediyorum ve o yüzden kendine müslüman diyen herkesin en azından bu kitabı okuması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü dili hafif, anlaşılır ve gerekli!
616 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Ehli sünnet bir âlim olan Ebubekir hoca Akâid Fıkıh Hadis Tasavvuf gibi konularda çeşitli sorulara kimi zaman az ve öz kimi zaman uzun uzun ve delillerle cevaplar verdiği eseri mutlaka okumanızı tavsiye ederim. İçinde illaki kafanıza takılan sorulara itminan edici cevaplar bulacaksınız.
616 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10
Aklımıza takılan cogu dini bilgi bu kitapta Akaid kelam hadis Kuran fikıh tasavvuf mezhepler siyasi firkalar ve dahası mutlaka okunmalı istifade edilmeli
616 syf.
·Puan vermedi
Ehli sünnete sürekli saldırı olunan şu zamanda herkesin evinde olması gerektiğini düşünüyorum. Güncel ve tartışmalı konulara verilen cevapları içerir.
849 syf.
En sonda söylenmesi gerekeni en başta söyleyeyim; gözardı edilemez bir başucu kitabı.

Ehl-i Sünnet, kabir azabı, peygamber mucizeleri, tasavvuf, şeriat, fıkıh, mezhep, Buhari, Muslim, tefsir, usul, şefaat… yüzünüz buruştu mu? Yahut şöyle diyeyim, içinizde herhangi bir “güvensizlik” hissiyatı tomurcuklandı mı? Soru işaretleri yerine/yanına isteğe göre ünlem işareti de koyulabilir. Geçelim.

Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; zamanımız, bilgi sahibi olunsun veya olunmasın(?) her konuda ahkam kesme zamanı. Malumatfuruşluk bunu gerektirir çünkü! Peki, Müslüman olan kişi bu şekilde davranır mı? Demek istediğim, her konuda –özellikle konu akaid-fıkıh-ibadet yani İslam olduğunda- okuduğu veya duyduğu iki-üç üstünkörü söz ile hareket eder mi? Müslüman dediğin takvalı olmalı, buna aklı başında bir kimsenin hiçbir itirazı olmaz. Peki ya okuduğu bir-iki ayet ile “şu şudur” diye hareket edenin, gördüğü hadisi hiçbir ilmi çalışma içine sokmadan “uydurma” diye yaftalayanın durumu nedir? Ama ilk emir “oku”, değil mi? Geçiştirin kendinizi çünkü benim babaannem de… Hikayeyi biliyorsunuz. Geçelim.

Ebubekir Sifil Hoca bu kitabında “bizden” olup İslam hakkında konuşanların eserlerini ele alıyor. Bütünüyle ilmi zeminde ilmek ilmek işlenen bu nizami eserde kişiler değil görüşler tartışılıyor. İlk ciltte Yaşar Nuri Öztürk’ün metodolojik görüşlerinin tenkidi yer alıyor. Bu çerçevede, mezkur şahsın söylediği-söyleyeceği şeylerin hangi zemin üzere olduğu belirleniyor ve böylelikle okuyucu, yine mezkur şahsa ait herhangi bir fikir/yazı ile karşılaştığında bunu nasıl inceleyeceğini biliyor olacaktır. İkinci ciltte ise Fazlur Rahman’ın görüşleri etraflıca eleştiriliyor. Özellikle bu ciltte yer alan vahyin esas durumu, hadis ilminin incelikleri, Hz. Ömer (r.a.)’in uygulamalarının değerlendirilmesi ve akaid/kelam bahisleri konu edilirken –gerektiği için- bir çok İslam aliminin konu hakkındaki görüşlerini okuyor olmak büyük bir mutluluk.

İki ciltte de ele alınan isimlerin önemli kitapları (Yaşar Nuri’nin Kur’andaki İslam, Kur’an’ın Temel Kavramları, 400 Soruda İslam vd. Fazlur Rahman’ın Allah’ın Elçisi ve Mesajı, İslam ve Çağdaşlık, İslam, Ana Konularıyla Kur’an vd.) etraflıca inceleniyor. Yukarıda da dediğim gibi, bu işlem bütünüyle ilmi zeminde işleniyor. Kısaca maddelemek gerekirse bu inceleme -özellikle ilk ciltte- şu şekilde işleniyor;

1) Konu edilecek durum mezkur şahısların eserlerinden alınan uzunca alıntılarla ortaya koyuluyor
2) Konu işlenirken kendi içerisinde yer alan yanlışları/çelişkileri ortaya çıkarılıyor
3) Fikri olarak mezkur şahısların hadise itimadı pek olmadığı için gerek ileri sürülen ayetler üzerinden, gerek diğer ayetler ile konu bertaraf ediliyor
4) Muhtemel itirazlar serdedilip bunlara cevaplar getiriliyor (bu en sevdiğim)

İncelememi bitirmeden önce şunu da eklemek istiyorum; eserin dili normal okuyucular için biraz ağır gelebilir. Lakin okumayı sevdiğini söyleyen “kitap kurtları” için bu herhangi bir problem olmaz diye düşünüyorum. Aksine, kendilerini kimi zaman sözlüğe bakarken bulmaları hoşlarına gidecektir. Öte yandan Sifil Hoca Türkçeyi gereğince güzel ve etkin –ilmi bir çalışmanın gerektirdiği de budur- kullanmasıyla söz ettiğim duru ağırlığı bir nebze daha dinginleştiriyor. Hocanın dil hassasiyetine hayran kalacağınızı da bir ek bilgi olarak bildireyim.

Son olarak, başta söylediğimi bir kez daha söyleyebilirim şimdi; gözardı edilemez bir başucu kitabı.
616 syf.
Ebubekir Sifil hocaefendinin muhteşem bir üslub ile bir cok konuda akıllarda soru işaretleri bırakmadan ustaca ele almış olduğu bir eserdir . Günümüz dini esaslar alanında karsilasabildigimiz konuların hemen hemen hepsine doyurucu cevaplar verilmiştir
265 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Her Müslüman gencin mutlak surette okuması gereken bir eser.İnsan inancını bilmeli ki yaşantısına göre değil de,inancına göre hayatını tanzim etsin.İtikadi meselelerin mühimliğini henüz idrak edemedik ki Kur'an-ı Kerimin dahi tarihsel olduğunu idda edenlere karşı susmuş vaziyetteyiz.Okuyun,okutun kısaca.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ebubekir Sifil
Tam adı:
Dr. Ebubekir Sifil
Unvan:
Türk Akademisyen ve Yazar
Doğum:
Sarıkamış, 1960
25.12.1960 tarihinde Kars’ın Sarıkamış ilçesinde dünyaya geldi. İlk ve Ortaokulu Sarıkamış’ta, Lise’yi Kars İmam-Hatip Lisesi’nde okudu. 1978 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi Kâzım Karabekir Eğitim Enstitüsü’ne (şimdiki adıyla Eğitim Fakültesi) girdi.

1980 yılında bu okuldan ayrıldı ve aynı yıl Ankara Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu’na (şimdiki adıyla İletişim Fakültesi) girdi. 1984-85 öğretim yılında bu okulun Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu.

1986 yılına kadar serbest çalıştı. Bu arada kısa bir süre bir özel şirkette Arapça mütercimlik yaptı.

Aralık-1986 – Nisan-1987 tarihlerini kapsayan askerlik dönüşü bir süre yine serbest çalıştıktan sonra 1989 yılından 1993 yılı sonuna kadar Türkiye Diyanet Vakfı’nda yayın editörlüğü yaptı.

1993-1996 arası Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde (Van) ve 1998-1999 arası Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde (Eskişehir) Araştırma Görevlisi olarak çalıştı; her iki görevinden de kendi isteğiyle ayrıldı.

Hadis Bilim Dalı’nda yaptığı Yüksek Lisansını (Konya Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi) 1996, Doktorasını 2006 yılında bitirdi.

Halen Yalova Üniversitesi İslamî İlimler Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.

1999-2000 arası Yeni Mesaj gazetesinde, 2000-2013 yılları arasında Millî Gazete‘de günlük yazılar yazdı.

Evli ve 3 çocuk babasıdır. Arapça ve İngilizce bilmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 139 okur beğendi.
  • 286 okur okudu.
  • 29 okur okuyor.
  • 309 okur okuyacak.
  • 9 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları