Ebül Gazi Bahadır Han

Ebül Gazi Bahadır Han

Yazar
8.6/10
18 Kişi
·
41
Okunma
·
6
Beğeni
·
162
Gösterim
Adı:
Ebül Gazi Bahadır Han
Tam adı:
Ebu'l Gazi Bahadır Han
Unvan:
Özbek Tarihçi, Yazar, Hive Hanı
Doğum:
Urgenç, Özbekistan, 24 Ağustos 1603
Ölüm:
Hive, Özbekistan, 1663
Ebu'l Gazi Bahadır Han ya da I. Ebül Gazi Bahadur Han (Farsça: ابوالغازی بهادر خان , Bahādur Khān Abū al-Gāzi), (d. 1603, Urgenç - ö. 1663, Hive) 1643-1663 yılları arasında Hive Hanlığı yapan bir han ve tarih yazarıdır. Han olmadan önce İran'da on yıl, çok iyi öğrenim görmüştür. Onun hükmü altında Hive altın çağını yaşamıştır. Önemli kaynak olan, Ana Asya'nın tarihi çağdaş bilgiyi içeren iki "Türkmen soyağacı" ve "Türk soyağacı" gibi kitapları yazmıştır. Hive Hanları, Cengiz Han soyundan gelen Kıpçak Türkçesi konuşan Türk-Moğollardır.

1603'te Urgenç'te doğan Ebu'l Gazi Bahadır, 1619'da babası I. Arap Muhammet Han tarafından Kat'a vali olarak atandı. Kardeşleri İlbars ile Hubeş'in ayaklanmaları sırasında babasının tarafını tutan Ebu'l Gazi Bahadır, babası kardeşleri tarafından öldürülünce, 1620'de Buhara Hanlığı'na sığındı Ağabeyi İsfendiyar Han'ın hükümdarlık mücadelesine yardım etti ve 1623'te tahta çıkan İsfendiyar Han, ona Urgenç'i vererek onu ödüllendirmiş oldu. İsfendiyar Han'dan memnun olmayan Özbekleri çevresinde toplayarak ağabeyine isyan etse de, ağabeyi bu hareketi bastırınca Kazakistan'a kaçtı. Ağabeyinin yokluğundan yararlanarak 1628'de Hive Kalesi'ni ele geçirdi. Ancak İsfendiyar Han dönünce, yakalanarak 1629'da Safevilerin hâkimiyetindeki bölgelere sürüldü. Safevi hükümdarı Şah Safi'den yakın ilgi gördü ve İsfahan'a yerleştirildi. Burada kaldığı süre içerisinde Farsça öğrendi ve Türk tarihi hakkında çeşitli araştırmalar yaptı. İsfahan'dan kaçtıktan sonra, bir süre Kalmukların yanında kalan ve Moğol dilini ve geleneklerini öğrenen Ebu'l Gazi Bahadır, 1642'de Urgenç'te Han ilan edildi. İsfendiyar Han'ın ölümü ve hanlığını tanımayan Buhara Özbeklerinin çekilmeleri üzerine Hive'ye gelerek 1645'te tahta çıkan Ebu'l Gazi Bahadır Han, Türkmenlerin başkaldırılarıyla uğraştı. Yerini oğlu Enüşe'ye bıraktıktan kısa bir süre sonra 1663 yılında ölmüştür.

Eserleri
Şecere-i Terakime, (Türkmenlerin Soyağacı), 1659
Şecere-i Türk (Sagara-i Turki) 1663-1665 yılları arasında yazılmış olup oğlu Enüşe tarafından tamamlanmıştır.
tanrı bana özel olarak üç şey verdi:

1-Askerlik fenni, kanun ve nizamları, orduya kumanda etmek sanatı, bir orduyu yürütmek ve harp nizamına sokmak, dostlar ve düşmanlarla söyleşmek;
2-Her türlü şiir ile Türk, Arap ve Acem dillerini;
3-Moğolistan, Turan, İran ve Arabistan'da hüküm süren padişahların tarihini bilmek.
Oğuz Han'ın büyük oğlunun adı Kün Han ve ondan küçüğünün adı Ay Han ve ondan küçüğünün adı Yulduz Han ve ondan kücüğünün adı Kök Han ve ondan küçüğünün adı Tağ Han ve ondan küçüğünün adı Tingiz Han.
Bu altısının her birisinin asıl (nikahlı, kanuni) hatunlarından olan dört oğlu var idi. Kün Han'ın büyük oğlunun adı Kayı ve ikinci Bayat ve üçüncü Alka Evli ve dördüncü Kara Evli.
Alankuva' nın üç oğlu oldu. ... Üçüncüsünün adı Bodoncar Munkak' tı. Onu han seçtiler. Bu üç oğlandan olan ellere Nirun dediler. Anlamı " arı tohum" demektir. Çünkü Moğul soyunun nurdan geldiği söylenir.
Oşal bir yaşar oğlan anda revan
Kelib tilge tedi bilinger ayan,
Atımdur Oğuz hüsrev ü namver
Bilinger yakın barça ehl-i hüner.

(O, bir yaşındaki oğlan, düzhün biçimde
Dile gelip degi: "Açıkça bilin,
Adım Oğuz'dur, padişah ve nam sahibi;
Yakinen bilin, ey hüner ehlünün tamamı.")
Yafes, öleceği sırada büyük oğlu Türk'ü yerine oturtup diğer çocuklarına dedi ki: Türk'ü kendinize padişah bilip, onun sözünden çıkma­yın dedi. Türk'e Yafes oğlu diye lakap taktılar. Çok edepli ve akıllı insan idi. Babasından sonra bir çok yerleri gezdi ve gördü. Sonra bir yeri beğenip orada oturdu. Bugün o yere lsıg Köl derler. Çadır evi (otağı) o çıkardı. Türklerin içindeki bazı adetler var, ondan kaldı.
Çingiz Han on bin ve düşman otuz bin kişiydi. Çetin ve uzun bir çarpışma oldu. Sonunda Hüda-i Teâlâ, Çingiz Han' ın elini üstün kıldı. O gün beş altı bin kişiyi öldürdü. Tayciut'un diri ele geçen asillerinin elini kolunu bağlattı. Yetmiş yere kazan astırdı, bunlara ağzına kadar su koydurdu. Su kaynamağa başladığında her kazana bir kişi elleri ve kolları bağlı durumda baş aşağı salarak, ta iyice pişene kadar iki ayağından tutup durdular.
Bu kitabı herkes anlasın diye Türkçe yazdım. Çağatay Türkçesiyle, Arapça ve Farsça bir kelime koymayıp, o kadar sade yazdım ki beş yaşındaki bir çocuk bile anlar.
240 syf.
·Beğendi
Bu kitap nasıl yazıldı, Ebülhazi Bahadır Han şöyle anlatıyor:
''Bu fakire, Türk ve Fars dillerini ve sözlerini ve terimlerini 'bilmek konusunda, Hüda-i Teâlâ bir yetenek nasip etmiştir. Bu tarihte Türk ve Tacik arasında bu fakire verildiği kadar yetenek sahibi kimse bulunmaz. Dahi bir sebep yüzünden bir ara Kalmık'a gidip orada bir yıl kaldım. Moğul'un dilini ve geleneklerini ve terimlerini iyice öğrendim. Bu tarihi de yahşi ve yaman herkes bilsin diyerek Türk dilinde anlattım. Türkçeyi de öylesine açık biçimde anlattım ki beş yaşmdaki çocuk bile anlar. Çağatay Türkçesinden ve Farsçadan ve Arapçadan bir tek kelime bile katmadım açık olsun diye. Eğer ecel meleği erken gelmezse bu kitabı Farsça da anlatmak gönlümde yatmaktadır Tanrı'nm izniyle.
Tarih konusunda, Moğul ve Özbek içinde gelip geçen asil padişahlar ile bilge beğlerin kökenlerini, yaptıkları işleri ve söyledikleri sözlerin tamamını teker teker anlatıp büyük bir kitap yazmak gönlümüzde vardı. Bunları anlatayım derken hastalandım. Hastalığım uzun sürdü. Kendi kendime düşündüm: "Ölürsem kitabı anlatmam, öylece kalır. Benim gibi bilgili bir kişi yok. Özellikle bizim halkımızı -Yadigâr Han'dan ta ben fakire kadar olan dönemi- yabancı yurtların insanı bilemez. Kendi halkımız içinde de bilen yok. Peki, bunları yanıma alıp mezara götürmemin faydası ne?" dedim.
Sonunda dört yazıcıyı karşıma oturttum. Âdem'den Cuçi Han'a kadar eski tarih kitaplarına baktım. Bazen bakmadan anlattım çünkü hepsini ezbere biliyordum. Şeyban Han'dan ta kendime kadar olan dönemi anlatırken hiç kitaba bakmadım; hafızamda vardı, ezbere anlattım. Ama zihnim yoruluyordu; bazen oturup anlattım bazen uzanıp anlattım. Bu yüzden kısa tuttum. Ama lafzı kısa olsa da anlamı kısa değildir.''
Kitabın yazım amacını çok güzel bir şekilde anlatmıştır.
Burada Türk kimdir sözünü iyi idrak etmek gerekmektedir. Moğol dediğimiz uygarlık Yafes oğullarından Türk'den gelmekte olduğunu bize belirtiyor. Bunu söylerken titiz çalışmalar yaptığınıda belirtmekte. Kitapta çok ama çok fazla isimle karşılaşacaksınız tavsiyem not alarak ilerlemenizdir. Eğer Türk kelimesine odaklanacaksanız 1.bölümü yavaş yavaş sindirerek okumalısınız. 2.bölüm ise Temuçin'in dünyaya gelişi ve çocukları üzerine durulacak. Burasıda bence önemlidir.
Özellikle Celalettin Harzmşah ile mücadelesi çok iyidir.
Diğer bölümler ise oldukça ağır nedeni Temuçin'in çocukları onların çocukları, hükmettikleri yerler ve olaylar anlatılıyor. Sizi ciddi anlamda yorabilir. Genel itibariyle ana kaynakçadır. Üniversitede tarih okuyanların mutlaka okuması gereken kitaplardan biridir. Türk tarihi üzerine yazılmış birçok eser Şecere-i Türk'ü kaynakça olarak göstermektedir.
Kitaplıkta yer alması gereken en önemli eserlerden biridir.
186 syf.
·Puan vermedi
Sizde sanıyorsunuz ki büşra artık az kitap okuyor. Hayır efendim sadece okul kitaplarıma yoğunlaştım İran türkleri tarihi dersimin kitabı üstelik 1972 basımıyla elimde bulunan en eski kaynak Sınava hazırlanırken 5 kez okudum da paylaşmayı es geçmişim Bence Türk soyunu merak eden herkes okumalı Adem babamızdan oğuzhan dedemize kadar nasıl geldik akıcı bir şekilde anlatıyor. Oğuzhan dedemizden sonrası malum bilmeyeniniz yoktur
272 syf.
·4 günde·9/10
17. yüzyılda Hive Hanı Ebulgazi Bahadır Han tarafından yazılmıştır. Cengiz Han'ın neslinden olan Ebulgazi Bahadır Han, bu kitapta önce çok kısa olarak Hz. Adem'de Cengiz Han'a kadar bilgi vermiş, sonra Cengiz Han'dan kendisine kadar başa geçmiş hanlarla ilgili ayrıntılı bilgi vermiştir. Moğol tarihi ve genel Türk tarihi alanında çalışanların okuması gereken bir eser.
272 syf.
·31 günde·7/10
Şecere-i Türkî-Ebulgazi Bahadır Han/Dr.Rıza Nûr

17.yy da Ebulgazi Han'ın elinden çıkan bu eser Hz.Adem ile başlayıp Cengiz Han'a kadar normal bir şekilde Cengiz'den sonra ise OrtaAsya da onun torunlarını olup bitenleri detaylı bir şekilde anlatmış.Hülasa bu eser yoğun bir şekilde Şecere bilgisi, Türk-Moğolların iç ve dış savaşları,taht kavgaları ve entrikaları görmekteyiz.1290-1650 yılları arasındaki OrtaAsyayı mükemmel bir derecede anlayıp yaşamamızı sağlayacak bir eser.
240 syf.
·Beğendi·10/10
Ebülgazi Bahadır Han/ Şecere-i Türk Türk'ün soyağacı.
Çeviren, Arif Acaloğlu.

17. Yüzyılın en önemli Türk büyüklerinden olan Ebülgazi Bahadır Han 'ın soyu hem anne, hem de baba tarafından Cengiz Han'a dayanır. İyi bir politikacı, cesur bir savaşçı olmanın yanısıra, engin birikime sahip bir tarihçi ve Türkçeyi ustaca kullanan önemli bir yazardır. Rahmetli Prof. Dr. Mustafa Kafalı'nın ifade ettiği
üzere: " Ebülgazi Bahadır Han'ın eserleri destani mahiyette olmakla birlikte, Orta Asya Türk tarihi ve Türklerin soyu ile ilgili çok değerli birer kaynak durumundadır. Eser yerli ve yabancı kaynaklarda görülmeyen pek çok ayrıntıyı, içermekle beraber, birçok tarihi olayı bizzat katılımcısının ağzından yansıtmakta, özellikle yabancıların pek farkına varamadığı birçok gelenek, göreneği günümüze taşımaktadır.
Kitap, Türklerin 9 sayısının kutsiyetine inanmalarının gereği olarak belki de 9 bölümden oluşmaktadır. Hz Adem, Hz Nuh, onun oğlu Yafes ile başlatılan, Türk tarihi Ebülgazi Bahadır Han'ın taht da bulunduğu sürece kadar Ebülgazi
Bahadır Han'ın ağzıyla anlatılmakta son bölüm Mahmut ibni Molla Muhammed Zaman Ürgenci tarafından tamamlanmıştır. Ebülgazi Bahadır Han, kendi şeceresini de kitabın son bölümüne eklemeyi uygun görmüştür.
Kitap Anadolu Türklüğünün geleneksel tarih anlayışı ile çelişen bazı noktalara sahiptir, o nedenle tarih bölümleri tarafından detaylandırılarak ortak bir noktaya getirilmeli, üniversitelerde ders kitabı olarak okutulmalı ama her Türk çocuğu mutlaka bu kitabı okumalıdır.
#Kitapşuuruinsanlıkşuuru.
Beğenmedim, kaynaksız bir tarih anlatımı. Peygamberlere sadece ismiyle hitap etmesi gibi nedenlerden dolayı ve biraz senaryo anlatır gibi olduğu için okumaya değer bulamadım.
240 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Kitabi türk tarihini anlatıyor sanarak aldım ama aldandım. Cengiz Han'ın soyunu hayatını ve torunlarını anlatan bir eser olmuş. Cengiz Han'ın doğum ve ölümü çok güzel anlatılmış. Oğulları torunları hakkında bilgiler verilerek kitap Cengiz han ve şeceresi olarak isim verilmeliydi bence.
Kitapta birçok isim olduğundan çok karışık geldi. Birçok olay ve insan ölümleri savaşlar kaçışlar anlatılarak hikaye şeklinde anlatılan bir kitap olmuş.
Yine de tarih okurları için tavsiye edilebilir bir kitap. Selenge yayınları çizgisini bozmayan ve güzel eserler çeviren bir yayınevi . Tebriği hakediyorlar.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ebül Gazi Bahadır Han
Tam adı:
Ebu'l Gazi Bahadır Han
Unvan:
Özbek Tarihçi, Yazar, Hive Hanı
Doğum:
Urgenç, Özbekistan, 24 Ağustos 1603
Ölüm:
Hive, Özbekistan, 1663
Ebu'l Gazi Bahadır Han ya da I. Ebül Gazi Bahadur Han (Farsça: ابوالغازی بهادر خان , Bahādur Khān Abū al-Gāzi), (d. 1603, Urgenç - ö. 1663, Hive) 1643-1663 yılları arasında Hive Hanlığı yapan bir han ve tarih yazarıdır. Han olmadan önce İran'da on yıl, çok iyi öğrenim görmüştür. Onun hükmü altında Hive altın çağını yaşamıştır. Önemli kaynak olan, Ana Asya'nın tarihi çağdaş bilgiyi içeren iki "Türkmen soyağacı" ve "Türk soyağacı" gibi kitapları yazmıştır. Hive Hanları, Cengiz Han soyundan gelen Kıpçak Türkçesi konuşan Türk-Moğollardır.

1603'te Urgenç'te doğan Ebu'l Gazi Bahadır, 1619'da babası I. Arap Muhammet Han tarafından Kat'a vali olarak atandı. Kardeşleri İlbars ile Hubeş'in ayaklanmaları sırasında babasının tarafını tutan Ebu'l Gazi Bahadır, babası kardeşleri tarafından öldürülünce, 1620'de Buhara Hanlığı'na sığındı Ağabeyi İsfendiyar Han'ın hükümdarlık mücadelesine yardım etti ve 1623'te tahta çıkan İsfendiyar Han, ona Urgenç'i vererek onu ödüllendirmiş oldu. İsfendiyar Han'dan memnun olmayan Özbekleri çevresinde toplayarak ağabeyine isyan etse de, ağabeyi bu hareketi bastırınca Kazakistan'a kaçtı. Ağabeyinin yokluğundan yararlanarak 1628'de Hive Kalesi'ni ele geçirdi. Ancak İsfendiyar Han dönünce, yakalanarak 1629'da Safevilerin hâkimiyetindeki bölgelere sürüldü. Safevi hükümdarı Şah Safi'den yakın ilgi gördü ve İsfahan'a yerleştirildi. Burada kaldığı süre içerisinde Farsça öğrendi ve Türk tarihi hakkında çeşitli araştırmalar yaptı. İsfahan'dan kaçtıktan sonra, bir süre Kalmukların yanında kalan ve Moğol dilini ve geleneklerini öğrenen Ebu'l Gazi Bahadır, 1642'de Urgenç'te Han ilan edildi. İsfendiyar Han'ın ölümü ve hanlığını tanımayan Buhara Özbeklerinin çekilmeleri üzerine Hive'ye gelerek 1645'te tahta çıkan Ebu'l Gazi Bahadır Han, Türkmenlerin başkaldırılarıyla uğraştı. Yerini oğlu Enüşe'ye bıraktıktan kısa bir süre sonra 1663 yılında ölmüştür.

Eserleri
Şecere-i Terakime, (Türkmenlerin Soyağacı), 1659
Şecere-i Türk (Sagara-i Turki) 1663-1665 yılları arasında yazılmış olup oğlu Enüşe tarafından tamamlanmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 41 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 50 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.