Ebu'l-Muzaffer Şehfur El-İsferayini

Ebu'l-Muzaffer Şehfur El-İsferayini

Yazar
0.0/10
0 Kişi
·
1
Okunma
·
0
Beğeni
·
5
Gösterim
Adı:
Ebu'l-Muzaffer Şehfur El-İsferayini
Unvan:
Yazar
Yahudilerin hepsi tevhîd inancında iki fırkaya ayrılırlar.

1- Bunlardan biri Müşebbihe’dir. Teşbih görüşünde asıl (köken) onlardır. (Müşebbihe: Allah’ı yaratılmışlara veya yaratılmış olanları Allah’a benzeten görüş.) İslâm içinde teşbîhe dâir bir şey söyleyen herkes yahudilerin minvâli üzere yol almaktadır. Onların görüşlerinden bir kısmını Râfizîler (Şiiler) ve diğerleri almıştır. Bu sebeple Peygamberimiz sallallâhü aleyhi ve sellem “Râfizîler (Şiiler) bu ümmetin Yahudileridir.” buyurmuştur. Çünkü işin kökeninde onlar “teşbih” fikrini yahudilerden almıştır.

2- Yahudilerin tevhîd inancında ikinci grubu ruyeti inkâr eden Kaderiyye’dir. Onlar canlı varlıkların kendi fiillerini yarattığını iddia ederler. Geçmiş ümmetlerin ekserîsinde Kaderiyye inancına sâhip bir topluluk bulunurdu. Bu sebeple Peygamberimiz sallallâhü aleyhi ve sellem “Kaderiyye yetmiş peygamber dilinde lanetlenmiştir.” buyurmuştur.
Sonradan İslâm’da zuhûr eden Kaderîler, fikirlerini Yahudi Kaderîlerinden almışlardır. Şu asırda da Ashâb-ı Rey’e müntesip olduklarını iddia ederek kendi (sapık) mezhebini gizleyen, içinde ilhâd ve kadercilik düşüncesi taşıyan bir topluluk mevcuttur. Bu insanlar Yahudilere müracaat ederek onlardan avâmı aldatabilecekleri şüpheli fikirleri öğrenirler.
Hazret-i Peygamber (s.a.v.) zamanında ve onun vefatından hemen sonra Müslümanlar arasında açık bir ihtilaf olmadığı için hepsi tek yol üzerindeydiler. Onlara uymayan tek grup olan münafıklar ise içlerinde gizledikleri muhalif görüşlerini açıklayamıyorlardı.
Peygamberimiz aleyhisselam, Yahudi olarak bilinenlerin yetmiş bir (71) fırkaya (gruba) ayrılacaklarını haber vermiştir. Onların fırkalara ayrılmasını müfessirlerin ekserîsi şu şekilde anlatırlar:

Üzerlerinden geçen uzun zaman sonra İsrâil oğullarından bir topluluğun kalpleri katılaştı. Sonra onlar kendilerince bir gayret içine girip istedikleri şekilde bazı kitaplar yazıp onların Allah’tan geldiğini iddia ettiler. Bu hususta kendilerine ters düşenleri ölümle tehdit ettiler. Sonra düşündüler ve İsrâil oğullarının hepsinin öldürülmesinin mümkün olmadığını anladılar. (Yani herkesi öldürerek amaçlarına ulaşamayacaklarını anladılar.)

İsrâil oğulları arasında ilim sahibi ve herkes tarafından büyük kabul edilen bir âlim (Hıbr) vardı. Kendi yazdıkları kitapları Allah’tan gelmiş gibi herkese kabul ettirmek isteyen Yahudi grup, kitaplarını bu âlime arz etmeyi, kabul ederse onu kendilerinden saymayı, kabul etmezse onu öldürmeyi ve böylece tüm İsrâil oğullarının kendilerine tâbi olmasını sağlamayı planladılar.

Bu topluluk planlarını hayata geçirebilmek için o büyük âlim ile yazışmaya başladılar (arzularını anlattılar.) Âlim onların kalplerindekini anladı. (Kendi ezberinde olan) Allah’ın (hak) kitabını incecik kağıtlar üzerine küçük yazılarla kaydetti. O kağıtları bir boynuz içine koydu ve boynuna asıp üzerine elbise giydi.

Sonra âlim Yahudilerin yanına geldi. Yahudiler kendi yazdıkları kitapları ona arz edip âlimin bunlara imân etmesini istediler. Âlim ise eliyle boynuzun asılı bulunduğu göğüs bölgesine işâret ederek “Evet buna ben de imân ettim. İmân etmemek için bir sebep yok.” dedi.

Bu âlimin yakın dostları vardı ve onlar âlimi saygıyla gözetip takip ediyorlardı. Âlim ölünce yakın dostları üzerinde boynuzu buldular. Dostları dediler ki, “O, bu boynuzda yazılı olanlara imân etmişti.” Ancak (Yahudilerin tümü buna iknâ olmadı, bazıları farklı görüşler beyân etti ve) Yahudiler ihtilâfa düştüler. Bu sebeple İsrâil oğulları arasında farklı farklı görüşler ortaya çıktı ve hattâ (zaman içinde) yetmiş bir fırkaya kadar ayrıldılar.

Onların en hayırlısı “Ashâb-ı Karn” (Boynuz Dostları) idi. (Yani onların en hayırlıları, boynuzda yazılı olanlara imân eden topluluktu.)
.
• Mecûsîler (ateşperestler) denilen bir grup ise Zervâniyye, Meshiyye, Hurremdîniyye ve Behâfirîdiyye olmak üzere dört fırkaya ayrılmışlardı. Bunların her biri Mecûsî mezhebi üzere olup Yezdan ve Ehriman’a inanırlardı. (Düalizm)
Açıklama:
(Mecûsîler, birçok âlim tarafından “Seneviyye” olarak da adlandırılır. Seneviyye, ikilik anlamına gelmekte olup düalist ilah anlayışına sâhip inançların geneline isnât edilir. Milel ve Nihal kitabında ise Şehristânî, Mecûsîler ile Seneviyye’yi ayrı ayrı zikretmiş ve Zerdüştlüğün bazı kolları olan Mani dîni ile Mazdeizm’i Seneviyye başlığı altına almıştır. Mecûsîlik ve yukarıda zikredilen dört kolunu Zerdüştlükle birlikte sınıflandırmıştır. Bunların hepsi düalist/ikili ilah inancına sâhip bâtıl sapkın inançlardır. Hepsi; biri Nûr/Yezdan diğeri Zulmet/Ehrimen’i temsil eden iki ilah olduğunu ve bu ikiliğin kâinâtı idâre ettiğini iddia ederler. Bunlardan başka Deysâniyye, Merkûniyye, Keyûmersiyye, Harrânîlik ve Zerdüştlüğe nisbet edilen Zenâdike de Seneviyye başlığı altında zikredilen diğer düalist gruplardır.)
Yahudiler dînin aslî meselelerinde ikiye ayrılırlar. Bir kısmı Hazret-i Muhammed’in nübüvvetini (peygamberliğini) inkâr eder, bir kısmı etmez. Onun peygamber olduğunu fakat acem’e değil, sadece Araplara gönderildiğini iddia ederler. Bunlar İsfahan’da yaşayan İsevîlerdir.
Açıklama:
(Başlangıçta İsevîler ayrı bir millet değildi, Yahudiler içinden Hazret-i İsâ’ya imân etmiş bir topluluktu; nitekim Hazret-i İsâ da Yahudi toplumuna doğmuş Yahudi soyundan mübârek bir peygamberdi. Yahudi kelimesinin yerine göre farklı istilah anlamları vardır; bazen sadece bir dîni ve o dîne bağlı olanları ifâde eder, bazen de din anlamından bağımsız olarak milliyeti ve bir soya mensup olanları ifâde eder.)
(Burada geçen "Acem", Araplar dışındaki tüm milletler için bir genelleme ifâdesidir.)
.
• “Dehriyye” (Dehriyyûn) denilen bir grup da âlemin kadîm (varlığının başlangıcı olmayan, ezelî) olduğunu iddia edip Yaratıcı’yı inkâr ederdi.
Açıklama:
(Dehriyye, Maddiyyûn/Materyalistler ve Tabîiyyûn/Tabiatçılar-Natüralizm olarak iki ana kola ayrılmakla beraber; yine Dehrîler savundukları görüşlere göre Zanâdıka/Zındıklar, Hissiyyûn/Duyumcular ve Mülhidler-Muattıla/Ateistler olarak da anılırlar. Öz olarak Dehrîlerin genel ana fikri, zaman ve evrenin sonsuz olduğunu ileri sürerek âhireti inkâr eden ateist ya da materyalist düşüncelerdir. Darwinizm ve Evrim düşüncesi dâhil, ateist temelli tüm benzeri akımlar Dehriyyûn inancının günümüzdeki uzantılarıdır. Bütün bunlardan bağımsız olarak önemli başka bir detay da şudur ki, belli bir tanrı anlayışına sâhip olanlar da bazen Dehrî sınıfında sayılmışlardır. Mesela Aristo İmâm-ı Gazâlî’ye göre Filozofların “İlâhiyyûn” sınıfına dâhil olmasına rağmen İmâm-ı Mâturîdî âlemi kadîm (ezelî) kabul ettiği için Aristo’yu Dehrî sınıfında saymıştır. Yine sonraki asırlarda İslâm içinden de Dehrî fikirler savunan bazı sapıklar çıkmıştır. Fakat konumuz “İslâm Öncesi Sapık İnançlar” olduğu için onlar burada zikredilemeyecektir.)
.
• “Ashâb-ı Heyûlâ” olarak bilinen bazı insanlar âlemin aslının kadîm (varlığının başlangıcı olmayan, ezelî) olduğunu iddia ettiği halde arazların hadîs (sonradan meydana gelen, yaratılmış) olduğunu kabul ederdi.
(Kelâm ilmine göre “Araz”: Başkasına yani cevher ve cisme bağlı olarak varlığını gösterebilen ve devamlı olmayan, geçici olan şey, sıfat, özellik demektir.)
.
• Sâbie/Sâbiîlik denilen bir grup, daha önce de sıfatlarını ortaya koyduğumuz Ashâb-ı Heyûlâ’nın yolundan giderdi.
Açıklama:
(Sâbiîlik konusunda “Milel ve Nihâl” kitaplarında birbiriyle alakasız farklı gruplar da zikredilmektedir. Birisi, Yunan filozoflarının yolundan giden, akıl ve heyûlâ’yı konu edinen bir inanç türü olarak anlatılır. Diğeri ise Vaftizci Yahyâ’nın izinden giden bir çeşit Hıristiyan mezhebi gibi anlatılmaktadır. Yine düalist Seneviyye inançlarından yıldızlara tapan ve ateşe önem atfeden bir grup olarak da zikredilir. Muhtemel ki, birbirinden bağımsız iki farklı inanç mevcut olmakla beraber, aralarında düalist inançlarla etkileşim içinde olan gruplar da olmuştur. Kuran’da adı geçen Sâbiîlik hakkında ise, önceleri Hıristiyan mezhebi olup sonradan bozulmuş olan inanç türü olduğuna dâir âlimlerin kanâati ağır basmaktadır, zirâ Hıristiyanlık dîni de bozulmadan evvel hak idi.)
• Berâhime (Brahmanizm) olarak bilinen bâzı insanlar, peygamberlerin hepsini inkâr eder lâkin âlemin sonradan yaratıldığını ve Yaratıcı’nın birliğini kabul ederler. (Hint dinlerindendir.)
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ebu'l-Muzaffer Şehfur El-İsferayini
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okudu.