Edward F. Benson

Edward F. Benson

Yazar
3.0/10
1 Kişi
·
1
Okunma
·
0
Beğeni
·
8
Gösterim
Adı:
Edward F. Benson
Tam adı:
Edward Frederic Benson
Unvan:
Roman yazarı
Doğum:
Wellington Koleji, Birleşik Krallık, 24 Temmuz 1867
Ölüm:
University College Hospital, Londra, Birleşik Krallık, 29 Şubat 1940
Edward Frederic Benson ( Wokingham , Berkshire , 24 Temmuz 1867 - Londra 29 Şubat 1940 ), daha sık E.F Benson olarak biliniyor. Dedektif romanların da aralarında bulunduğu çeşitli roman, biyografi, hatıra yazmış İngiliz yazar.
Bugün Osmanlı İmparatoru kimdir? Tabii ki Osmanlı hükümdarı II. Wilhem’dir. Osmanlı kabinesi gerçekte Berlin’dedir ve bazen onursal üye olarak Talat bile toplantılara davet edilmektedir.
Osmanlı büyük devletlerce yüzyıllarca yok oluşu sonrası aralarında ortaya çıkabilecek problemler nedeni ile yaşatılmıştır. Bu nedenle Batılı medeni devletler, ölen Osmanlı’nın yatağının başında oturarak ölmekte olan hastayı rahatsız etmeden ona kuvvet iğneleri yapmış ve oksijen vererek en azından komada tutmaya çalışmışlardır.
Bu kitapta belirtilen “Türkleri yok etme planı” Sevr’de uygulamaya konmuş ancak Lozan’da çöpe atılmıştır. 1917 yılında Osmanlı toprakları üzerinde yapılan bölüşüm planlarının bugün Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında tekrar devreye girmesi de Batılı ülkelerin amaçlarının ne kadar tutarlı oluğunu göstermektedir.
Edward F. Benson
Sayfa -1 - Çevirmen: Dr. Mert Akcanbaş
Kendilerinden önce Küçük Asya’ya gelen diğer Türk kabileleri gibi Osmanlılar da bir ellerinde Kur’an bir ellerinde kılıç olan büyük kalabalıklar halinde değil küçük ama askeri açıdan mükemmel ve Tanrı’nın onlara bir hediyesi olup halen sahip oldukları gözü pek savaşçılardan oluşan gruplarla göç etmişlerdi.
Mr. D. G. Hogarth’ın belirttiği gibi OsmanlIların varoluşu ve milli güçleri Rum ve Türk kanlarının karışmasıyla ortaya çıkmıştır.
II. Wilhem Türklerin İstanbul Boğazı üstüne inşa etmek istedikleri demiryolu köprüsü yerine Almanya’nın Boğaz’ı altından tünelle geçerek hava saldırılarından korunmayı tercih ettiklerini Şehzade’ye açıklamıştı.
Ve Türkler İran’ın batı sınırlarından daha batıya doğru ilerlemelerine başladıkları tarihten beri sömürme ve öldürme güdüleri üzerine yaşam inşa etmiş bir millettir.
Osmanlı İmparatorluğu hiçbir zaman Büyük Britanya İmparatorluğu gibi işgal ettiği topraklara yeni nüfus göçleri sağlayamamış veya kendisine yeni topraklarda yeni yerleşim bölgeleri açmamıştır.
Şeytana hizmet gibi dünyada pek az kişiye nasip olan bir görevi Abdülhamit kendisinden sonra Osmanlı tahtını yönetmeye başlayan Kayser II. Wilhem’den bile iyi yerine getirmiştir. Cehenneme girdiklerinde bu İkiliye Şeytan , “Çok iyi iş başardınız benim sadık kullarım!” diyerek teşekkür edecektir.
Kitap 'içindekiler' kısmında da belirtildiği gibi 7 ana başlığa sahip. Kitabı Türkçeye çeviren Dr. Mert Akçanbaş
ayrıntılı bir açıklama yaparak kitabın içinde neler olduğunu ve 'sevr'den günümüze Batılıların planlarının değişmediğini
anlatıyor. O yüzden dikkatli olmakta yarar var. Bu kitapta onların 1900'lü yılların ilk döneminde neler düşündükleri anlatması bakımından önemli. Tabi tüm Batılılar bu yazar gibi düşünmüyor ve toptan bir yargılama yapmıyoruz. Ama kitapta bahsedilen konular okunduğunda bazı şeyler daha net anlaşılabilir. Bu kitap Türkçeye çevirisi esnasında konan o üst başlığı ihtiva ediyor, bilginiz olsun. O yüzden rahatsız edecek cümleler duyabilirsiniz.

Kitabın 1. bölümünün başlığı 'Eski Türk Teorisi'. Bu sayfa içinde güzel bir cümle var. "Tarihi sözler eden kişiler riskli bir
oyun oynarlar (s.15)". O yüzden ağızdan çıkan her sözü tartarak söylemekte yarar var. Çünkü gün gelir o sözler geri döner. Ama benim öyle bir sıkıntım yok, onu da söylerim bunu da söylerim, o da keyfime kalmış diyebilir de insan.

Kitap yazarın Türklere yaptığı ağır ithamlarla başlıyor (zaten çevirmen önsözde ve arka kapak tanıtım yazısında bunu belirtiyor.). Birileri 'Hasta Adam' diyor, hayır onlar 'hastalığın kendisidir (s.15)' diyerek içindeki kini daha ilk sayfada kusmaya başlıyor.

Yazara göre ortada Avrupa devletlerinin 'Güçler Dengesi' planı olduğu için çok önceleri tarihin derinliklerine gitmesi gereken
Osmanlı İmparatorluğu bu yüzden hala yaşamını sürdürmektedir diyor. Çünkü Rusya'yı sıcak denizlere ulaştırmama politikaları; Avrupa devletlerinin kendi aralarındaki uzlaşmazlığı yüzünden Osmanlı İmpaatorluğu uzun yaşamıştır sonucuna varıyor. Şimdi bu tezi savunan
tarihçiler de var. Ama bu 'Güçler Dengesi' irdelenmesi gereken bir konu.

Tabi ki ağır ithamlar mevcut. Eğer karşılıklı olsa anlarım ama sadece biri kesmiş diğeri çiçek vermiş mantığıyla çok öznel
bir tavır gözüküyor. Ama şunu öğreniyoruz ki, bu ve bunun gibi kitaplar Avrupa'da okutuluyorsa -ki hala okutulmadığı ne malum-, neden bazı problemler yüzyıldır çözülmüyorun cevabı açık olur. Aynı şekilde bu taraf için de geçerli.

Osmanlının beşyüz yıllık uzun hüküm sürmesi sadece 'kurnaz zekasına' indirgenmiş. Sonuçta tam 'kara propaganda' örneği bir kitap sayılabilir.
Bu yüzden bunun bilinmesinde yarar var. Türkçeye çevrilmesi iyi olmuş bu sayede üstümüze oynanan oyunları alt yapısını da öğreniyoruz.

Almanya ise hem Abdülhamid'in koruyucusu hem de Osmanlı'nın koruyucusu olarak görülüp, bazı şeylerin Almanların yüzünden onların istekleri doğrultusunda gerçekleştiği ve en sonunda Abdülhamid'le Kayser'i şeytanla işbirliği yaparak, insanları katletmelerine kadar işi götürür.

Kitabın 3.bölümü olan 'Ermeni Probleminin Çözümlenmesi' kısmının neler içerdiğini bilmek için kahin olmaya da gerek yok. Tamamen kin, nefret, düşmanlık tek yönlü anlatım doruğa çıkmış. Tabi ki o dönemde sıkıntılar, ölümler yaşanmış ve bunu kimse inkar etmiyor ama burada bahsedilen ve kitabına kaynak olarak aldığı (kendi yazdığı önsözde belirtiyor) kitapların da propaganda olmadığının garantisi var mı?

Kitabın 4. bölümü olan 'Suriye ve Filistin Problemleri'. Burada da diğer bölümlerden farksız doğrudan olumsuz olarak "Türklerin eziyeti altında ezilen..." cümleyle başlıyor ve devamında neler geleceği de malum.

Kitabın 5. bölümü olan "Allah Yolunda Almanya". Almanya'nın savaşa girmesi düşmanlarını yok etmek yerine barışı yok etmek istemesi yüzündendir diyor.

Kitabın 6. bölümünde ise 'Osmanlı İmparatorluğu'nun Bölüşümü' ele alınıyor. Osmanlının parçalanması ve parçalanma sonunda hangi devletlerin nereleri alması gerektiğine dair düşüncelerini açıklıyor.

Kitabın 7. bölümünde ise 'Ahtapotun Kıskacında' işleniyor. Türklerin Alman ahtapotun sardığı kollarından kurtulsa bir şeyler yapabileceğini, ama çok yüksek borçlandırıldığı için durumunun kötü olmakla beraber bu topraklarda kalmaya devam edeceğini ifade ediyor.

Ezcümle: Kitabın Türkçeye çevrilmesi yerinde. Ama bu kitabın içeriğinin kara propaganda amaçlı olduğu da unutulmasın. Bu tür kitapların çevrilmesi sayesinde bize bakış açılarını da görüyoruz. Ama kitabın 1917 yılında yazıldığı da unutulmasın. Tekrar okurmuyum, hayır. Peki niye hayır dersem, okunacak daha 'bilgilendirici' kitaplar varken bununla zaman kaybetmeye değmez. Salt propaganda amaçlı, bu coğrafyadan
Türklerin atılması gerekir teması işlenmiş.

Not:

+ Kitabın İngilizcesinde haritalar var fakat Türkçe çeviriye bunlar alınmamış.
+ Yayıncılara not olarak da düşmek gerekirse, bu tür kitaplar haricinde çok sayıda hikaye, romanda yazmış. Telif sorunu olmadığı için rahat rahat Türkçeye -iyi, okunabilir kitapları varsa- çevrilebilir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Edward F. Benson
Tam adı:
Edward Frederic Benson
Unvan:
Roman yazarı
Doğum:
Wellington Koleji, Birleşik Krallık, 24 Temmuz 1867
Ölüm:
University College Hospital, Londra, Birleşik Krallık, 29 Şubat 1940
Edward Frederic Benson ( Wokingham , Berkshire , 24 Temmuz 1867 - Londra 29 Şubat 1940 ), daha sık E.F Benson olarak biliniyor. Dedektif romanların da aralarında bulunduğu çeşitli roman, biyografi, hatıra yazmış İngiliz yazar.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okudu.
  • 2 okur okuyacak.