Emil Koralov

Emil Koralov

Yazar
9.5/10
6 Kişi
·
23
Okunma
·
1
Beğeni
·
71
Gösterim
Adı:
Emil Koralov
Unvan:
Yazar
Doğum:
Bulgaristan, 2 Kasım 1906
Ölüm:
29 Temmuz 1986
" Yanko, faşist idareciler tarafından malları zorla gasp edilerek Sofya'dan sürgün edilen yahudilerin, kendisinin doğup büyümüş olduğu bu şehre geldikleri zamanı çok iyi hatırlıyordu."
Dünyada bütün halkların kendi hürriyetlerine kavuşarak yeni ve
mutlu bir hayat kurabilmeleri, ancak insanların ısrarlı mücadelesinin, fedakarlığının direnişinin sayesinde mümkün olabileceğini biliyordu.
İşgalci, karanlık güçlere karşı Direnme ya da Partizanın Kızı

2. Dünya Savaşında, Bulgaristan'ın sınır kapılarını, tam bir teslimiyetçi tavrıyla işgalci Alman ordusuna açan faşist yöneticiler, akıl almaz bir acımasızlıkla, direnen yurtseverleri Nazi canavarlarının önüne atmış, ülkenin varını yoğunu sorumsuzca düşmana yağmalatmışlardı.

Nazi'lerin ve onların işbirlikçisi, faşist kukla yöneticilerin halkın üzerindeki baskıları, insanlıkdışı işkenceleri her geçen gün yoğunlaşmaktaydı.

Bu karanlık işgalci güçlere karşı halkın direnmesi fazla gecikmedi; örnek bir direniş örgütü oluşturuldu, "Vatan Cephesi" kuruldu kısa sürede...

Genciyle-yaşlısıyla, işçisiyle, köylüsüyle, öğretmeniyle, öğrencisiyle, esnafıyla-memuruyla tüm yurtsever halkın bu yürekli örnek direnişi, amacına ulaştı ve Alman faşizmi dize getirildi, işgal orduları bir daha dönmemek üzere ülkeden kovuldu.

Bu kahraman insanlar, ölümün soğuk yüzüne karşı korkusuzca düşmana direnmekte ve savaşmaktaydı. Vatan Cephesi'nde savaşan Partizan Mirço ve Ruben görülecek olan çok önemli bir iş için gönüllü olarak partizan müfrezesi komutanı tarafından şehre yollanırlar.
Mirço ve Ruben, faşistler tarafından bir grevde büyük oğlu öldürülen dayısı İvan Leskov'ların evine gelirler. Burada dayı Leskov partizanları saklaması konusunda ikna edilir. Evin mahzenine gizli bir sığınak yapılır. Mirço'nun teyze Stoyanko ise heyecanını bastırmaya çalışır. 9 yaşındaki kız çocuğu Rujka ve 14 yaşındaki oğulları Yanko partizanların evlerinde gizlendiklerini kimseye söylememeleri konusunda uyarılır babaları Leskov tarafından.
Partizanlardan Ruben, Alman faşizminin baskı, katliamları sonucu Sofya'dan Balkanlar'a kaçıp sığınan bir Yahudi. Eşi ve küçük kızı Stela ile sığınır bu Balkan köyüne. Partizan Ruben bir gün Bulgar faşistlerinin eline düşer ve düşmanın bir boşluğundan faydalanarak kaçar. Daha sonra Ruben'in eşi gözaltına alınır, işkence görür. Ona tarih öğretmeni Vanya sahip çıkar ve kızı Stela ile birlikte evine alır. Tarih öğretmeni evine Yahudileri aldığı gerekçesiyle görevine son verilir ve okuldan atılır. Vanya'nın ağabeyi Angel ve sevgilisi Hristo Bulgar'da savaşan iki partizandır. Bir yandan kardeş hasreti diğer yandan sevgiliye olan özlemi burnunda tütmekteydi Vanya'nın. Stela ve annesi, babası Ruben'in kaçarken öldürüldüğü duyumunu alırlar ama durum hiç de öyle değildir, Ruben Komünist Partisi saflarında, Nazilere ve onların işbirlikçisi kukla yönetime karşı savaşmaktaydı.
Mirço ve Ruben ilk önce Balkanlar'da konuşlanan partizanlara dayısı Levkov'larda pişirilen ekmekleri ulaştırır. Ardından telgraf tellerinin kesilmesi görevinin yerine getirilmesi geliyordu. Almanlar bütün Batı Bulgaristanla bağlantıyı bu telgraf telleri ile kuruyorlardı. Mirço ve Ruben gece yarısı sığındıkları evden çıkar ve telgraf tellerini kesmek için yola koyulurlar. Ama arkalarından onları Yanko takip eder. Telgraf direğine çıkmaya çalışan Mirço yukarı tırmanırken zorlanır ve aşağı kayar. O an gizlendiği yerden çıkan Yanko, direğe çok rahat tırmanabileceği konusunda iki partizanı ikna eder. Bu duruma önce şaşıran partizanlar sonra, Yanko'nun önerisini kabul eder. Belirlenen 3 ayrı telgraf direğinin telleri tek tek kesilir Yanko sayesinde.

Ayrıca bu kahramanlar içerisinde marangoz Stamen ve oğlu Simo'da vardır. Stamen'e partizanlardan Mirço uğrar. Mirço Stamen'e "Beni dinle; Bu şehirde en güçlü adam sensin. Sağlam bir Bulgarsın, gözün hiçbir şeyden yılmaz. Komutanlardan sana çok selam getirdim. Yarın sabah erkenden ne kadar tahta, tavan, yatık, topuz, sandalye varsa hepsini toplayıp Dıbovo köyüne gideceksin ve orada jandarma olup olmadığını, polislerin kaç kişiden ibaret olduğunu öğrenip bize tam bilgi getireceksin" der. Stamen Dıbova'dan elde ettiği istihbaratı oğlu Simo üzerinden gönderir ama o da ne? Buluşma yerinin hemen yakınında okul arkadaşı Yanko ile karşılaşır. Yanko biran şüphelenir Simo'dan. Her iki arkadaş önce şaşırırlar, sonra kendilerine verilen şifreyi söylerler. Müthiş bir şaşkınlık ve sevinç duyarlar. Çünkü ikisi de partizanlara yardım ediyor olduklarını öğrenmişlerdir.

Yanko yine bir gün partizanlara yardım etmek için evden geceleyin gizlice çıkar. Partizanlar telgraf tellerini ve düşmana ait bir yağ fabrikasını yakacaklardır. Amaç düşmanın dikkatini bu fabrikaya çekmek ve diğer partizanların düşmana ait devlet kurumlarını basıp silah ve teçhizat toplamaktır.
Düşman telgraf direğine çıkan Yanko'yu farkeder ve ateş eder. Çatışma başlamıştır. Mirço ve Ruben, Yanko'nun eve sağ salim, varması için düşmanla ciddi bir çatışmaya tutuşur. Yanko eve doğru çekilirken yolunu kaybeder ve düşmanın eline düşer. Mirço ve Ruben Balkanlar'da bulunan partizan müfrezesinin bulunduğu kampa doğru kayıp vermeden, varır. Ama Yanko'nun esir düştüğünden habersizlerdir.
Diğer taraftan tarih öğretmeninin ağabey Angel ve Hristo Almanlara ait cephane dolu bir treni havaya uçurmak için yerlerini alırlar. Alman treni geçtiği sırada Hristo bombayı patlatır ve cephane dolu tren büyük bir sesle havaya uçar. Angel, Hristo'yu korumak için gerilerde mevzilenir. Angel ve Hristo buluşur, geri çekilirler. Geri çekilirken düşmana denk gelirler ve çatışma başlar. Çatışmada Angel, kız kardeşi Vanya'nın sevgilisi olan Hristo'yu korumaya çalışır. Angel ve Hristo düşmana büyük kayıp verdirirler, ama Angel o çatışmada yaralanır ve düşmanın eline esir düşer. İşkenceler gören Angel ser verir, sır vermez düşmana. Angel öldürülür, Dıbovo köy meydanın ortasında bulunan çeşmenin oraya bırakılır bedeni. Çeşmenin üzerine "Çara ve anavatanına ihanet eden bütün hainler, işte bu şekilde cezalandırılacaklardır!" tabelası asılır. Düşmana esir düşen Yanko, Dıbovo karakoluna götürülürken yerde ölü yatan Angel öğretmeni tanır. 3 yıl önce gördüğü güleç öğretmeninin şimdi düşman tarafından öldürüldüğünü ama ölürken bile hala yüzünün güldüğünü görür. Yanko'da Angel gibi işkence görür.
Partizan müfrezesi ise Dıbovo köyüne baskına hazırlanmaktadır. Ama Yanko'nun Dıbovo karakolunda olduğundan haberleri yoktur. Telgraf telleri kesilir, belediye binası, karakol vb. gibi düşmana ait bütün yerler basılır. Halka ait olduğu düşünülen borç kağıtları, halkın gözü önünde yakılır. Düşmandan alınan gıdalar halka bölüştürülür, azını da partizanlar yanlarına alırlar. Yanko ise kendisini merak edip aramaya çıkan kız kardeşi Rujka ve arkadaşı Stela sayesinde Dıvovo karakolunda bulunur. Mirço ile giden partizanlar Yanko'yu kurtarır. Mirço ve Ruben o an Yanko'nun kurtulamayıp düşmana esir düştüğünü anlarlar. Neyse ki Yanko kurtulmuş, şehirde kalırsa kendisi ve ailesi tehlikeye düşer kaygısıyla partizan saflarına katılır. En çok da hayal ettiği şey gerçek olur, Yanko artık bir partizandır.

Vatan cephesi düşmanın üstüne ilerledikçe ilerler, Almanlar ve işbirlikçileri köşeye sıkışır. Halk sokağa, devrime çağırılır. Şehirdeki güçler harekete geçer ve tüm devlet kurumlarına el konulur. Sokaklarda bayram sevinci boy gösterir. Analar, sevgililer, kardeşler partizanlarla buluşur. İşgal orduları bir daha dönmemek üzere ülkeden kovulur.

Emil Koralov'un yazdığı, bu şaheser yapıt "Yar Yayınları" tarafından çıkartılmıştır.
Hitler'in tepeden tırnağa kadar silahlandırılmış
faşist orduları 1939 yılında harbe başlayarak
birkaç devleti arka arkaya işgal edince pek yakında
bütün dünyaya hakim olacaklarını zannettiler.
Önce Moskova'da, sonra da Volgograt'ta
olmak üzene 1 942 - 1943 yıllarında ordular
faşistlere görülmemiş darbeler indirdiler. Esir
halkların yüreğine yeniden umut güneşi doğdu.
320 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
2 Kasım 1906?da Mihailovgrad’ın Slavotin köyünde doğan Emil Karolov’un yazarlık hayatı 1930’larda başlamıştır.
Yazarın yayınlanmış on üç romanı vardır.1945’de yayınlanan Septembrists adlı romanıyla Dimitrof Ödülü’nü kazanan yazarın eserleri Çekçe,Slovakça, Rusça, İspanyolca, Çince, Almanca ve Kırgızcaya çevrilmiştir.Partizanın Kızı,Emil Karolov’un Türkiye’de yayınlanan ilk romanıdır.Yar yayınlarının ülkemize kazandırmış olduğu bu eserde heyecan tek satırda dahi eksilmiyor.Verilen mücadelenin inanmışlığın,adanmışlığın ödülünü sonunda alan yürekli insanların mücadelesini,acılarını sevinçlerini soluksuz okudum. Genciyle-yaşlısıyla, işçisiyle, köylüsüyle, öğretmeniyle, öğrencisiyle, esnafıyla-memuruyla tüm yurtsever halkın bu yürekli örnek direnişi, amacına ulaştı ve Alman faşizmi dize getirildi, işgal orduları bir daha dönmemek üzere ülkeden kovuldu.. Bu kahraman insanlar, ölümün soğuk yüzüne karşı korkusuzca düşmana direndi ve sonunda kazanan taraf oldular..Ve birdenbire bir şarkı duyuldu. Şarkı sarhoşların narası değildi, bu şarkıyı söyliyenler genç ve gür seslerdi. Bu şarkı ile,halka yeni ve güzel bir şeyin haberini ilan ediyorlardı. Şarkı söyleyecek kadar mesut insanlar da mı vardı?Bu güzel eseri mutlaka ama mutlaka okuyun dostlar...
320 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
İşgalci, karanlık güçlere karşı Direnme ya da Partizanın Kızı

2. Dünya Savaşında, Bulgaristan'ın sınır kapılarını, tam bir teslimiyetçi tavrıyla işgalci Alman ordusuna açan faşist yöneticiler, akıl almaz bir acımasızlıkla, direnen yurtseverleri Nazi canavarlarının önüne atmış, ülkenin varını yoğunu sorumsuzca düşmana yağmalatmışlardı.

Nazi'lerin ve onların işbirlikçisi, faşist kukla yöneticilerin halkın üzerindeki baskıları, insanlıkdışı işkenceleri her geçen gün yoğunlaşmaktaydı.

Bu karanlık işgalci güçlere karşı halkın direnmesi fazla gecikmedi; örnek bir direniş örgütü oluşturuldu, "Vatan Cephesi" kuruldu kısa sürede...

Genciyle-yaşlısıyla, işçisiyle, köylüsüyle, öğretmeniyle, öğrencisiyle, esnafıyla-memuruyla tüm yurtsever halkın bu yürekli örnek direnişi, amacına ulaştı ve Alman faşizmi dize getirildi, işgal orduları bir daha dönmemek üzere ülkeden kovuldu.

Bu kahraman insanlar, ölümün soğuk yüzüne karşı korkusuzca düşmana direnmekte ve savaşmaktaydı. Vatan Cephesi'nde savaşan Partizan Mirço ve Ruben görülecek olan çok önemli bir iş için gönüllü olarak partizan müfrezesi komutanı tarafından şehre yollanırlar.
Mirço ve Ruben, faşistler tarafından bir grevde büyük oğlu öldürülen dayısı İvan Leskov'ların evine gelirler. Burada dayı Leskov partizanları saklaması konusunda ikna edilir. Evin mahzenine gizli bir sığınak yapılır. Mirço'nun teyze Stoyanko ise heyecanını bastırmaya çalışır. 9 yaşındaki kız çocuğu Rujka ve 14 yaşındaki oğulları Yanko partizanların evlerinde gizlendiklerini kimseye söylememeleri konusunda uyarılır babaları Leskov tarafından.
Partizanlardan Ruben, Alman faşizminin baskı, katliamları sonucu Sofya'dan Balkanlar'a kaçıp sığınan bir Yahudi. Eşi ve küçük kızı Stela ile sığınır bu Balkan köyüne. Partizan Ruben bir gün Bulgar faşistlerinin eline düşer ve düşmanın bir boşluğundan faydalanarak kaçar. Daha sonra Ruben'in eşi gözaltına alınır, işkence görür. Ona tarih öğretmeni Vanya sahip çıkar ve kızı Stela ile birlikte evine alır. Tarih öğretmeni evine Yahudileri aldığı gerekçesiyle görevine son verilir ve okuldan atılır. Vanya'nın ağabeyi Angel ve sevgilisi Hristo Bulgar'da savaşan iki partizandır. Bir yandan kardeş hasreti diğer yandan sevgiliye olan özlemi burnunda tütmekteydi Vanya'nın. Stela ve annesi, babası Ruben'in kaçarken öldürüldüğü duyumunu alırlar ama durum hiç de öyle değildir, Ruben Komünist Partisi saflarında, Nazilere ve onların işbirlikçisi kukla yönetime karşı savaşmaktaydı.
Mirço ve Ruben ilk önce Balkanlar'da konuşlanan partizanlara dayısı Levkov'larda pişirilen ekmekleri ulaştırır. Ardından telgraf tellerinin kesilmesi görevinin yerine getirilmesi geliyordu. Almanlar bütün Batı Bulgaristanla bağlantıyı bu telgraf telleri ile kuruyorlardı. Mirço ve Ruben gece yarısı sığındıkları evden çıkar ve telgraf tellerini kesmek için yola koyulurlar. Ama arkalarından onları Yanko takip eder. Telgraf direğine çıkmaya çalışan Mirço yukarı tırmanırken zorlanır ve aşağı kayar. O an gizlendiği yerden çıkan Yanko, direğe çok rahat tırmanabileceği konusunda iki partizanı ikna eder. Bu duruma önce şaşıran partizanlar sonra, Yanko'nun önerisini kabul eder. Belirlenen 3 ayrı telgraf direğinin telleri tek tek kesilir Yanko sayesinde.

Ayrıca bu kahramanlar içerisinde marangoz Stamen ve oğlu Simo'da vardır. Stamen'e partizanlardan Mirço uğrar. Mirço Stamen'e "Beni dinle; Bu şehirde en güçlü adam sensin. Sağlam bir Bulgarsın, gözün hiçbir şeyden yılmaz. Komutanlardan sana çok selam getirdim. Yarın sabah erkenden ne kadar tahta, tavan, yatık, topuz, sandalye varsa hepsini toplayıp Dıbovo köyüne gideceksin ve orada jandarma olup olmadığını, polislerin kaç kişiden ibaret olduğunu öğrenip bize tam bilgi getireceksin" der. Stamen Dıbova'dan elde ettiği istihbaratı oğlu Simo üzerinden gönderir ama o da ne? Buluşma yerinin hemen yakınında okul arkadaşı Yanko ile karşılaşır. Yanko biran şüphelenir Simo'dan. Her iki arkadaş önce şaşırırlar, sonra kendilerine verilen şifreyi söylerler. Müthiş bir şaşkınlık ve sevinç duyarlar. Çünkü ikisi de partizanlara yardım ediyor olduklarını öğrenmişlerdir.

Yanko yine bir gün partizanlara yardım etmek için evden geceleyin gizlice çıkar. Partizanlar telgraf tellerini ve düşmana ait bir yağ fabrikasını yakacaklardır. Amaç düşmanın dikkatini bu fabrikaya çekmek ve diğer partizanların düşmana ait devlet kurumlarını basıp silah ve teçhizat toplamaktır.
Düşman telgraf direğine çıkan Yanko'yu farkeder ve ateş eder. Çatışma başlamıştır. Mirço ve Ruben, Yanko'nun eve sağ salim, varması için düşmanla ciddi bir çatışmaya tutuşur. Yanko eve doğru çekilirken yolunu kaybeder ve düşmanın eline düşer. Mirço ve Ruben Balkanlar'da bulunan partizan müfrezesinin bulunduğu kampa doğru kayıp vermeden, varır. Ama Yanko'nun esir düştüğünden habersizlerdir.
Diğer taraftan tarih öğretmeninin ağabey Angel ve Hristo Almanlara ait cephane dolu bir treni havaya uçurmak için yerlerini alırlar. Alman treni geçtiği sırada Hristo bombayı patlatır ve cephane dolu tren büyük bir sesle havaya uçar. Angel, Hristo'yu korumak için gerilerde mevzilenir. Angel ve Hristo buluşur, geri çekilirler. Geri çekilirken düşmana denk gelirler ve çatışma başlar. Çatışmada Angel, kız kardeşi Vanya'nın sevgilisi olan Hristo'yu korumaya çalışır. Angel ve Hristo düşmana büyük kayıp verdirirler, ama Angel o çatışmada yaralanır ve düşmanın eline esir düşer. İşkenceler gören Angel ser verir, sır vermez düşmana. Angel öldürülür, Dıbovo köy meydanın ortasında bulunan çeşmenin oraya bırakılır bedeni. Çeşmenin üzerine "Çara ve anavatanına ihanet eden bütün hainler, işte bu şekilde cezalandırılacaklardır!" tabelası asılır. Düşmana esir düşen Yanko, Dıbovo karakoluna götürülürken yerde ölü yatan Angel öğretmeni tanır. 3 yıl önce gördüğü güleç öğretmeninin şimdi düşman tarafından öldürüldüğünü ama ölürken bile hala yüzünün güldüğünü görür. Yanko'da Angel gibi işkence görür.
Partizan müfrezesi ise Dıbovo köyüne baskına hazırlanmaktadır. Ama Yanko'nun Dıbovo karakolunda olduğundan haberleri yoktur. Telgraf telleri kesilir, belediye binası, karakol vb. gibi düşmana ait bütün yerler basılır. Halka ait olduğu düşünülen borç kağıtları, halkın gözü önünde yakılır. Düşmandan alınan gıdalar halka bölüştürülür, azını da partizanlar yanlarına alırlar. Yanko ise kendisini merak edip aramaya çıkan kız kardeşi Rujka ve arkadaşı Stela sayesinde Dıvovo karakolunda bulunur. Mirço ile giden partizanlar Yanko'yu kurtarır. Mirço ve Ruben o an Yanko'nun kurtulamayıp düşmana esir düştüğünü anlarlar. Neyse ki Yanko kurtulmuş, şehirde kalırsa kendisi ve ailesi tehlikeye düşer kaygısıyla partizan saflarına katılır. En çok da hayal ettiği şey gerçek olur, Yanko artık bir partizandır.

Vatan cephesi düşmanın üstüne ilerledikçe ilerler, Almanlar ve işbirlikçileri köşeye sıkışır. Halk sokağa, devrime çağırılır. Şehirdeki güçler harekete geçer ve tüm devlet kurumlarına el konulur. Sokaklarda bayram sevinci boy gösterir. Analar, sevgililer, kardeşler partizanlarla buluşur. İşgal orduları bir daha dönmemek üzere ülkeden kovulur.

Emil Koralov'un yazdığı, bu şaheser yapıt "Yar Yayınları" tarafından çıkartılmıştır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Emil Koralov
Unvan:
Yazar
Doğum:
Bulgaristan, 2 Kasım 1906
Ölüm:
29 Temmuz 1986

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 23 okur okudu.
  • 12 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.