Emily St. John Mandel

Emily St. John Mandel

Yazar
6.2/10
21 Kişi
·
37
Okunma
·
2
Beğeni
·
141
Gösterim
Adı:
Emily St. John Mandel
Unvan:
Kanadalı Yazar
Doğum:
Comox, Kanada, 1979
Emily St. John Mandel, en son Ulusal PEN / Faulkner Ödülü için finalist olan Station Eleven romanı, 2015 Arthur C. Clarke Ödülü'nü kazandı. Bir önceki roman olan The Singer's Gun, Fransa'daki Prix Mystere de la Critique'in 2014 kazandı. Kısa romanı ve denemeleri, Best American Mystery Stories 2013 de dahil olmak üzere birçok koleksiyonda antolojize edilmiştir. The Millions'ın bir çalışanıdır. Kocasıyla New York'ta yaşıyor.
" Bu gezegenin parlak tarafı gidiyor karanlığa doğru
Her biri kendi saatinde uykuya dalıyor şehirleri
Ve benim için çok, şimdi de sonra da.
Dünya çok büyük. "
Yoğun bakımda bir hastam var,” dedi Hua.
“On altı yaşında bir kız, dün gece Moskova’dan gelmiş, bu sabah erken saatlerde grip belirtileriyle acil servise gelmiş.
” Ancak şimdi Jeevan Hua’nın sesindeki dermansızlığı duydu.
“Hiç de iyi görünmüyor. Şey, öğle olmadan on iki hastamız daha oldu, hepsinde aynı belirtiler vardı, sonuçta hepsinin aynı uçakta oldukları ortaya çıktı.
Hepsi uçaktayken hastalanmaya başlamışlar.”
Bu dünyanın güzelliği neredeyse herkesin  ölmüş olmasıydı. Eğer cehennem insanlarsa, üstünde hiçbir insan olmayan bir dünya nedir?
“Demek istediğim şey, en son yaptığı şey rol yapmaksa,” dedi Jeevan, “o zaman son yaptığı şey onu mutlu eden bir şeydi.”
Emily St. John Mandel
Sayfa 17 - Pegasus Yayınları
368 syf.
·7/10
Belki normalde karşıma çıksa okumazdım ama şu virüs belasıyla hala uğraştığımız günlerde konusu ilgimi çekti. 2014’te yazılmış olması da işin enteresan tarafı.
Gürcü gribi adı verilen bir grip insanlarda %99’a varan ölümlere sebep olur. Virüsün ortaya çıkışından 20 yıl geçmiş insanlar şehirlerden ayrılmış bie grup insan ise tiyatro oynamaya çalışmaktadır. Konu güzel kurgu güzel ama biraz sıkıcı
368 syf.
·8 günde·Beğendi·7/10
Herkese Merhabalar,
Corana salgınının olduğu günlerde Gürcistan Gribi diye bir salgının sonucu medeniyetin yok olmaya yüz tutuşu ve geride kalan kırıntıları, altı karakterin hayatının kesişen noktalarıyla anlatılıyor. Bir yerde Stephen King'in Mahşer adlı romanında ki küçük kurgulara benzer yerler yakaladım mesela insanların salgın esnasında kaçarken yolları araç yoğunluğundan kitler hale getirip getirip araçta ya da yolda ölmeleri gibi.
Hava limanında Clark karakterinin, salgın öncesi medeniyetin hatırlanması için kendince bulunduğu çaba ve Seyyar Senfoninin her şeye rağmen işlerine devam edebilmesi bende hayranlık uyandırdı.
Kitap konusu itibariyle tabi ki de ilgi çekici. Zaten konusu çekmeseydi herhalde okuma teşebbüsünde bulunmazdım. Ancak sanki kitapta bir şeyler eksikti. Kurgunun dağınık olmasından mı, üsluptan mı neyden kaynaklı olduğunu bir türlü anlayamadığım bir lezzet eksikliği, bir yavanlık vardı sanki. Belki de yazar bizden çok farklı bir kültür ve coğrafya da büyüdüğü için dili ve cümlelerin sıralanışı beni biraz itmiştir. Bilmiyorum.
Okunması gerekir mi sorusuna gelecek olursak, vakit ayırılabilinir kategorisine giren kitaplardan biri bana göre çünkü hayal dünyanı oldukça işlevsel şekilde çalıştırıyor kurgu ve çoğunlukta bir sonraki adım için merak duygunu dinç tutabiliyor.
Yazarın ilk okuduğum kitabı olduğu için benim açımdan fena bir başlangıç sayılmaz.
Herkese bol kitaplı günler :)
368 syf.
·Beğendi·6/10
Özellikle gençlerin beğeneceği türden bir kitap. Okurken yorulmayacağınız, sürükleyici bir kurgusu var. Gürcü gribi nedeniyle dünyada milyarlarca insan ölüyor ve geride kalanları çok daha tehlikeli şeyler bekliyor. Açlık, yağmalama, tecavüz, sahte peygamberler... Tesadüfen elime geçen bu kitabı Game of Thrones yazarı George R. R. Martin baya övmüş. Okumaya başladığımda kendi kendime “ yaa dünyada böyle bir illet varken canınızı niye tehlikeye atıp kasaba kasaba gezerek tiyatro yapıyorsunuz “ dedim veee yazarda bunu hissetmiş gibi cevap verdi. “ Çünkü hayatta kalmak yetmez”
368 syf.
·4/10
Kitabımız başlarda o kadar sıkıcı ki metrobüsle gelirken her durak da acaba kapatsam mı, neyse bu yol şimdi etrafa bakarak boş boş çekilmez gibi düşüncelerle idare ettim.
Ardından Kadıköy’e geldim ve eve giderken de aynı şekilde bahanelerle kitaba devam ettim ve gördüm ki sayfalar ilerlediğinde bir virüsten bahsediyoruz. Neydi, sanırım Gürcistan Gribi gibi bir şey. Tabi bu heyecanı yakaladıktan sonra tiyatrocular ve geçmiş zaman derken boş geçen yaklaşık 130 sayfadan bahsediyorum. Kitapları sevmesem bile yarım bırakınca içimde ayrı bir sinir oluyor diye devam ediyorum ve büyük bir hüsran ve aynı sinirle yazılmış bir inceleme görüyorum kendimde. Tabi yine de o virüs ve ölümlerle alakalı, bir de kapak fotosu ve övgü yazıları sonrası insan beklentiye giriyor ve birkaç kırıntı istiyor önüne. Hadi kırıntı yok bari kırıntıcık olsun diye ama…
Kitapta ilerledikçe bu sefer sanki iki ayrı kitap okumuşum da sonraki bölüm bambaşka bir hikaye içeriyormuş gibi tat aldım. Ciddiyim. Bir de dikkatimi çeken ‘Cam Şehir’ betimlemesi vardı ki bunun da ‘Toronto’ olduğunu öğrendim ve sizlere bir görsel bırakıyorum. Siz anlarsınız söylenmek isteneni. :)
https://i.hizliresim.com/oOBAkb.jpg
Saatler 21.12 ve ben bu kitabı bitirdim. Çok şükür diyorum çünkü kitap beni sonlara doğru gene sıktı ve yarım kalmış öyle çok şey vardı ki, heyecanlı yerlere 10 puan üzerinden 15 veririm o derece iyiydi ama öbür taraftan sıkıcı yerler 1 puan bile etmezdi kanımca. Çok fazla sıkıcılık ve durgunluk vardı. Tam hız kazandık derken farklı bir hikayeye geçiş ve tutarsız bir yazım. Aslında kitabı beğendim ama neyi beğendiğimi bilmiyorum. Çok farklı bir anlatım bu. Üstelik beğenenlerinden birisini görünce de oldukça şaşırdım kitap için.
Size tavsiyem piyasası 20-35 TL arasında değişen bu kitabı merak edip almayın, boşa paranızı çarçur etmeyin. Gördüğüm en berbat anlatıma sahip bilim kurgu kitaplarından ve aynı zamanda heyecanlı yerleriyle kendine çeken. Mümkünse okumamanızı tavsiye edeceğim ama adını duyduğunuzdan bile şüpheliyim.
Bunun yanında farkına vardım, bir iyi bir kötü kitap okuyorum. Bakalım yarın sabah nasıl bir kitapla karşılaşacağım. Şimdilik herkese mutlu geceler ve iyi okumalar diliyorum..
368 syf.
·Puan vermedi
Shakespeare, oyun, tiyatro, perde; Beethoven, senfoni, orkestra, konser; kıyamet, grip, salgın, ölüm; din, tarikat, cinayet, kutsal; Hollywood, film, aktör, başrol… Şatafatlı hayatlar, yapmacık yüzler, tehlikeli hayatlar, tekinsiz yüzler… Falanlar ve filanlar…

Dilimize yakın zamanda Pegasus Yayınları aracılığıyla kazandırılan ve Emily St. John Mandel’ın kaleme aldığı İstasyon On Bir tanıdık bir temayla (tehlikeli bir hastalık sonucu meydana gelen kıyamet) karşımıza çıkıyor karşımıza; fakat farklı bir anlatımla: Sanatsal anlatım!

Mustafa İzmirli

İncelemenin tamamı: https://kayiprihtim.com/...yon-on-bir-inceleme/
368 syf.
·17 günde·Puan vermedi
Kitap 6 farklı kişinin birbirleriyle olan bağlantılarını ele almakta. Ancak çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Sadece son yüz sayfasını çok hızlı okudum.
368 syf.
·2 günde·3/10
Keşke kelimesi kullanmamaya çalışıyorum lakin keşke bu kitabı okumasaydım. O kadar sıkıcı o kadar sıkıcıydı ki! Anlatamam size. Gerçekten boşa zaman kaybıydı. Ne zaman heyecanlancak diye bekledim taa en sonda biraz heyecanlıydı. Onun dışında atlayarak okudum çoğu yeri. Okumayın. Vaktiniz yazık.
368 syf.
·783 günde·3/10
İlk çıktığı zaman okumak isteyip, biraz göz atıp bıraktığım bir kitaptı. Ama şu coronavirüs günlerinde; kitapta bahsi geçen salgın hastalığın ve bazı yaşananların benzerliği dikkatimi çekti, okumak istedim. Ancak ne yazık ki o kadar sıkıcı, yavaş ilerleyen, sonunda da bir yere varamayan, yetersiz bir kurgusu var ki; beni fazlasıyla hüsrana uğrattı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Emily St. John Mandel
Unvan:
Kanadalı Yazar
Doğum:
Comox, Kanada, 1979
Emily St. John Mandel, en son Ulusal PEN / Faulkner Ödülü için finalist olan Station Eleven romanı, 2015 Arthur C. Clarke Ödülü'nü kazandı. Bir önceki roman olan The Singer's Gun, Fransa'daki Prix Mystere de la Critique'in 2014 kazandı. Kısa romanı ve denemeleri, Best American Mystery Stories 2013 de dahil olmak üzere birçok koleksiyonda antolojize edilmiştir. The Millions'ın bir çalışanıdır. Kocasıyla New York'ta yaşıyor.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 37 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 52 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.