Emre Can Sarısayın

Emre Can Sarısayın

Çevirmen
7.2/10
32 Kişi
·
62
Okunma
·
0
Beğeni
·
26
Gösterim
Adı:
Emre Can Sarısayın
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
368 syf.
·27 günde·8/10
Yazar ilk romanı olan John Delahunt'u, Dublin'in Fitzwilliam Meydanı'nda bulunan binaların tarihini araştırırken öğreniyor ve elde ettiği bilgilerden, gerçek yaşamdan yola çıkarak kaleme alıyor.

Olaylar 19.yüzyılda geçmekte, yazar o dönemdeki havayı hissettirebilmiş. Eski zamanlara ait yazılar bende çoğu zaman farklı bir tat bırakır, bu kitapta da o tadı buldum.

19.yüzyıl fakirin çok fakir, zenginin çok zengin olduğu sınıf farklılıklarının, eşitsizliğin hissedildiği bir dönem. Kitap hücrede bulunan Delahunt'un başından geçenleri yazmasıyla başlıyor. İlk sahne aynı zamanda kitabın son sahnesi, sonu başta da farklı cümlelerle okuyoruz.

Konusu, üniversitede doğa felsefesi okuyan John, arkadaşlarıyla gittiği birahaneden çıkışta arkadaşlarının karıştığı olay ile ilgili ifade verir. Daha sonra Kale'ye muhbirlik yapmaya başlar. Eline para geçmesi için suçu başkasının üzerine atabilecek durum yaratıp birkaç cinayet işler ve bunları ihbar eder. Muhbirlik için çevresindeki insanların işe yarayacak bilgilerini öğrenip Kale'ye söyler.

Gün olup devran döndüğünde, planladığı ama işlemediği bir cinayet tıpkı daha önce başkasını suçladığı şekilde başına gelir ve idama mahkum olur. Tabii önceki yapıp sıyrıldığı olaylardan kuşkuları üzerine çekmesi de bunun bir parçasıdır.

Ara ara John'da yaşadığı olaylar sırasında duygu kırıntısı aradım. Babasının ölümünde, yaşadıkları evin elinden kayıp gitmesinde, karısı Helen'ı kaybetmemek için yaptığı girişimlerde. Çok duygusuz gelmese de Helen ile boşanması için önerilen para teklifini değerlendirmek istemesi, bundan sonra böyle çevreye sahip birini bulamam diye düşünmesi, Helen'a karşı iyi davranmasını da alıp götürdü. Olayları John'un tarafından okuyoruz fakat kendimi ona yakın hissedemedim. Raskolnikov'a karşı hissettiğim duygular John'da oluşmadı.

Olayların yaşanmasının temeli geçim sıkıntısı. John zora düştüğünde muhbirlik için bir şeyler bulmaya çalışıyor. İşlenen cinayetler, atılan iftiralar hepsi para uğruna. Bu zor zamanlarda yakınlarının desteğinden mahrum kalıyor. John'un ablası, Helen'ın ailesi, durumları iyi olmasına rağmen yardım etmiyorlar.

Günümüzde de devam eden bir sorun geçim sıkıntısı. Teknoloji ilerlese de, zaman olarak arada uçurum olsa da farklı formlarda vücut buluyor. İhtiyaçlar hiyerarşisinde en temel birincil ihtiyacın karşılanması gerekiyor yaşamın sürdürülebilmesi için.

Kitap genel itibariyle akıcı, başlarda durağan giden kitap neredeyse yarısından sonra epey sürükleyici bir hal aldı. Kitabın üçte birinden sonrası su gibi akıp gitti. Yazarın ilk romanını başarılı bulduğumu söyleyebilirim.
368 syf.
·7 günde
Bir insan yaşamını sürdürebilmek, hayatta kalabilmek, hatta tek bir ekmeği alabilmek için yeri gelince neler yapabilir?
Mütevazi bir insanın hayatta kalabilmek uğruna neler yapabileceğini okuyunca çok şaşıracaksınız. Şok’a uğrmamak imkansız.
Bir kahramanı aynı anda hem sevip hem de bir o kadar nefret etmek nasıl olurmuş çok iyi anladım bu roman sayesinde.
Baş kahramanın yaşamı, acıları, büyük aşkı ve bu aşk için yapılan tüm fedakarlıklar destansı güzellikte betimlemeler ile kelimelere aktarılmış....Edebi bir roman. Mutlaka okumalısınız.
Kitap gerçek hayat hikayesinden uyarlamadır. Romanın sonunda olayın gerçek hayatta vuku bulmuş şekli, bütün netliği ile beraber belgeler sunularak okura aktarılmış.
368 syf.
·9 günde·3/10
Çok akıcı bir hikayesinin olduğunu ve bana bir şey kattığını söyleyemem sadece son bölümde içimin ufacık ürpermesine sebep olduğu için 3 veriyorum o kadar.
368 syf.
·15 günde·Beğendi·7/10
D&R indiriminden aşırı ucuza aldığım bir kitap. Arka kapaktai özeti dikkatimi çekti ve polisiye sever olduğum için tereddüt etmeden aldım.
Kısaca konusuna gelirsek; John Delahunt üniversite öğrencisi kıt kanaat geçinen bir adamdır. Arkadaşının karıştığı bir olayla birlikte gizli teşkilat olan Kale ile tanışır ve onlarla çalışıp muhbirlik yapmaya başlar. Verdiği bilgiye göre ücreti de fazla olacaktır. Zengin ve güzel bir kız olan Helen'e gönlünü kaptırmıştır aynı zamanda. Gizlice evlenirler ama para sıkıntısı içindelerdir. John kazancını artırmak için cinayet çözmek ister ama aslında çözdüğü cinayetin bir numaralı tanığıdır. (Spoiler vermek istemiyorummm) Nereye kadar ileri gidebilir? sorusuna güzel bir cevap bu kitap aslında. Arka kapakta okuduğumuz üzere hapiste ölümü bekleyen bir mahkum olarak bitiyor hikaye ama aslında o cinayetinde bambaşka bir yüzü vardır.

Gerçek hikayeden yola çıkılarak yazılmış aslında acemi denebilecek bir yazarın eseri. İlk 100 sayfayı zorla okusamda sonraki kısımlarda elimden bırakmak istemedim.
368 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Kampanyadan indirimle aldığım bir kitaptı. Konusu oldukça ilgi çekici. Yazar gerçek bir hikayeden yola çıkarak yazmış. Okurken yaşananları katilin bakış açısıyla okuyorsunuz. Aslında bazen bazı şeyler hiç de dışarıdan göründüğü gibi olmayabiliyor.
368 syf.
·7/10
John Delahunt: Bir Cinayetin Hikayesi |3+/5|

1800’lü yıllarda geçen hikayeleri bir ayrı seviyorum. O dönemin yaşama zorluğu, sanayileşmenin yeni yeni başlıyor olması, kıyafet tercihleri gibi birçok unsur ilgimi çekmeyi başarıyor. Olur da bir zaman makinesi icat edilirse ve birileri gelip beni o zamana götürmek isterse istemem ama. Ya da öldükten sonra bir sonraki hayatım daha olursa o hayatımın 1800’lerde olmasını istemezdim. Evet, ilgimi çeken birçok unsur var ama bunların hepsi uzaktan bakınca güzel.

Yoksa okudukça daha çok anlıyorsunuz, birçok insanın zor ekonomik şartlar altında yaşam mücadelesi verdiği, hastalığın ve sefaletin kol gezdiği zamanlar.

İşte size bu dönemdeki günlük yaşamı aydınlatan bir kitabın yorumunu yapmak için geldim bu sefer. John Delahunt, ismi kitabın da ismi olan karakterimizin hayatından bir kesiti okumaktayız. Kitabın yazarının ve yayınevinin söylediğine göre tarihte böyle bir kişilik yaşamış. Kitabın yazarı olan Andrew Hudges, John Delahunt’a ait notlar bulunca bunu araştırmış ve biraz da kurgu katarak bize bu kitabı sunmuş.

Kitapta ikili oyun diyebileceğimiz bir durum söz konusu. 1841 yılında Dublin’de geçen hikayemizde Kale isminde bir teşkilat söz konusu. Söz konusu teşkilat, suçları çözmek konusunda halkın da yardımını gizli olacak şekilde alıyor. Kendilerine seçtikleri bu muhbirler, halkın arasına karışıp bilgileri topluyor ve Kale isimli teşkilata suçlarda delil olarak kullanılsın diye satıyor. Ana karakterimiz John Delahunt’ta tesadüf eseri bir muhbir oluyor ve kazandığı paradan memnun kalınca bu işi devam ettirmek istiyor.

Kitabın ikili oyun olmasını sağlayan şey, John’un kendi cinayetini ihbar etmesi. Para uğruna böyle bir yola başvuran John’un hayat hikayesini oldukça detaylı olarak okuyoruz. Arka kapağında bu bilgiler yazdığı için spoiler’dan saymadım ama saymamak için bir nedenim daha var. O da, bu işin polisiye olayının kitabın pek de ana odak noktası olmaması.

Eserimizin anlatım dili birinci kişi ağzından. Kitabımızda Delahunt’ın hapse girdiği ve idamını beklediği bir zamandan başlıyor. Ardından da kendi hayatını kendi kaleme alan karakterimizin neler yaşadığına dalış yapıyoruz. Ancak bu hikayeyi polisiye ya da suç hikayesi olarak değerlendirmemek lazım. Bunu biyografik roman olarak adlandırıp suç-gerilim-polisiye üçgenine hiç sokmamak gerekli. Kitabın o parçaları o kadar da baskın değil çünkü. Karakterin üzerine odaklanıldığı için karakterin her şeyi, odak merkezine alınıyor ve işin suç-gerilim-polisiye kavramına pek yer kalmıyor.

Ancak bunun bir artı yönünü de es geçmemek lazım. Böylelikle bir suçlunun psikolojine bakmak için iyi bir fırsatımız olmuş oluyor. Bir insanın bir cinayeti işleyeceği noktaya nasıl geldiği, nasıl işlediği ve işledikten sonra neler yaşadığı gibi süreçleri güzel anlatıyor. Gerçi Suç ve Ceza’yı yeni okuduktan sonra tesadüfen kendimi yine benzer konulu bir kitapta bulmuş olmam ne enteresan bir rastlantı.

Karakterin gri bir noktada duruyor. Karakterin özünde iyi biri olup da çevresi ve yaşadıkları yüzünden mi kötü olduğuna yoksa o kötülüğü hep mi içinde bulundurmuş olduğuna okurun karar vermesi gerekiyor. Romanın da en iyi yanı olarak bunu gösterebilirim. Çok güçlü ve derin bir tartışma olmasa da böyle bir ikilem de söz konusu, mevzubahis romanda.

Kitabı tavsiye eder miyim? Bir polisiye kitabı olarak değil de bir suçlunun biyografik romanı olarak tavsiye ederim. 1800’lerin sanayi devriminde geçen hikaye seviyorsanız o döneme ışık tutan kitaplardan biri olmasının yanı sıra, yazımı da hiç fena değil. Olaylar birinci kişiden anlatıldığı için daha çarpıcı olabiliyor okur için.

Ortalamaya yakın bir kitap oldu benim için. Güzel yanları olduğu kadar tatmin etmeyen yanları da vardı. Okuduğuma pişman değilim ama başka bir kitap okusam eksikliğini hissetmezdim.

Güzel günler dileğiyle. Kendinize iyi bakın.
Zeynep EGE
Zeynep EGE John Delahunt / Bir Cinayetin Hikayesi'ni inceledi.
@Masaldankitaplik·02 Eyl 16:32·Kitabı okumadı
#masaldankitaplik
Size öyle bir kitapla geldim ki klasik kitap olmasa da tam o tadı veren ama sizi yormayan bir eser. Okurken sayfalar akıp giderken yoğunluğuyla aklınızı başınızdan alıyor. Kitaba her ara verdiğimde tekrar okumak için sabırsızlanıyordum resmen. D&R’den 7₺ gibi düşük bir fiyata aldığımı söylemiş miydim. Böyle güzel kitapları ucuza almak beni çok mutlu ediyor nedensizce. Herkesin alabileceği bir kitap olsa da her yaşın okuyabileceği bir kitap değil. Beni en çok üzense hikayenin gerçek bir olaydan alınıp kurgulanmış olması. Okurken bunu bilmiyordum aslında. Sonradan kitap hakkında araştırma yaparken öğrendim bunu ve beni çok etkiledi. Kısaca konusuna değinmek istiyorum. İrlanda’da 1841 yılında John Delahunt isimli bir üniversite öğrencisinin küçük bir çocuğu vahşice katletmesinden dolayı idama hükmedildiği ve idam edilmeden önce hücresinde beklerken yazdığı kendi yaşam öyküsünü okuyoruz. Ancak benim asıl bahsetmem gereken hikayede geçenler. John annesini küçükken kaybetmiş, babası ise hasta olan bir gençtir. Kendisi çok fakir bir genç olduğu için para kazanmak uğruna adından kale diye bahsedilen polis teşkilatının ihbar biriminde paralı olarak çalışıyor. Ancak bu öyle kirli ve zor bir iş ki aslında hiçbir şekilde yapılmaya değmez ancak John ilk başta böyle bir iş olduğunu bilmiyor ve para kazanmaya başlayınca işe daha çok bağlanarak daha sıkı çalışıyor. Okurken John’a kâh üzüldüm kâh sinirlendim. Çünkü yaptığı iş haysiyetsiz de olsa yaşadıklarını okuyunca o kadar da katı davranamıyorsunuz. Beni etkileyen birçok bölüm vardı kitapta. Hani okurken yüreğimin sızladığını hissettim. Özellikle o son sahne yüreğimi parçaladı resmen. İnsanların para uğruna yapmayacağı şeyin olmadığını görüyoruz. Kitap ilk başlarda Suç ve Ceza’yı anımsattı bana. Ancak okudukça daha başka bir kurguya sahip olduğunu gördüm. Gotik edebiyatla ilk defa bu kitapla tanıştım yani bu kitabın Gotik edebiyat alanında ne kadar başarılı olduğunu bilmiyorum maalesef. Ancak söylemeliyim ki kitap benim için başarılı ve her duyguyu sonuna kadar hissettiren ama hakettiği değeri bulamayan bir kitaptı. Herkesin sevebileceği bir kitap değil bence ama herkesin okuması gereken çok güzel bir eser olduğu kanaatindeyim. Polisiye ve tarihi kurgunun harmanlandığı başarılı bir kitaptı. Ben polisiye tarzını hiç sevmesem de bu kitap kendini okutturdu. Eğer ilginizi çektiyse kesinlikle okumanızı öneririm. Şimdilik bu kadar. Kendinize çok iyi bakın, kitapla kalın!
Puanım: 5/5
368 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Aslında çok akıcı güzel giden bi eser. Lâkin eserin içeriği kitabı bitirmeme engel teşkil etti diyebilirim.
Evet her sabah kahvaltımızı yaparken Müge Anlı seyrettiğimiz doğrudur.
Ancak bir cinayetler silsilesinin edebi bir dille ortaya konması benim hoşlanacağım bir durum olmadı. Yani sadece roman olsa kurgu derim okurum orada sıkıntı yok.Biyografik bir eser olduğunda da yine güzel gider.
Ama gerçek hayattan bu cinayetler..
Edebî bir dille buluşunca rahatsız olmadım değil.
Haa kitabı bitirmedim mi bitirdim tabi ki...
368 syf.
·8/10
John Delahunt... İki gece boyunca birlikte olduğum John, yer yer, Raskolnikov'u hatırlattı: O da yoksul bir üniversite öğrencisi. Babasının ölümüyle, evleri kendine kalır diye umdu; ama o da gitti-gider... Karısı Helen'a kızdım mı? Zaman zaman. Mücadeleci, âşık bir kız gibi görünürken, rahatından ödün vermeyen kadına dönüşüp terk etti John'u. Ben de rahatıma düşkünüm; ama insan hiç degilse romanlarda aksini istiyor galiba.
Para için mi yaptı onca ihbarı John? Elbette. Parasızlık kadar zor dert azdır. Peki, romanın sonlarında, küçük çocuğunun boğazını neden kesti? Geçmişini düşündüm; 'psikopat' edecek çocukluk yasamamıştı. Yazarın (Andrew Hughes) dalgınlığı mı? Güzel yazmış gerçi; kurguyu ve dilini beğendim. Emre Can Sarısayın da güzel çevirmiş. İmlâ da yerliyerinde.
Yine de üzüldüm John'a. İngilizce bir sayfada yorumları okudum; kadınların çoğu "oh olsun" demiş.
Yalnızca cinayet hikâyesi değil "John Delahunt" ("-Bir Cinayetin Hikâyesi-" altbaşlığı, romanın aslında yok zaten: "The Convictions of John Delahunt"). İrlanda/Dublin polis, istihbarat ve hukuk teşkilâtlarının nasıl 'işlediklerine' dair kesit aynı zamanda. Sıcağı sıcağına bilgiler -günümüz- değil; 1800'lerin Dublin'inde geçiyor. Gerçek bir olaydan esinlenme. Yazarın, sosyal tarih çalışması "Lives Less Ordinary" için araştırmaların meyvesi.
Okurken notlar tuttuysam da onlara girmeyeceğim. Tarih, polisiye, adalet, sınıf ve aşkın iyi bir dille yazıldığı bu romanı sevdim. Emre Can Sarısayın'ın güzel Türkçesi olmasaydı, bu kadar sevmezdim. Ne de olsa iki iyi edebiyatçı ve çevirmen (dedesi Behçet Necatigil ve annesi Ayşe Sarısayın) var soyunda: Edebiyat ve estetikten el almış Emre Can Bey. Tebrikler...
368 syf.
·6 günde·Beğendi·3/10
Ah John, canım John. 1841’de Dublin’deyiz. Hikayeyi John Delahunt’ın gözünden okuyoruz. Eski zamanlarda geçen ne film ne kitap severim. Bunu yıkmak için tekrar deneyeyim dedim ama olmadı.
Oldukça detaylı bir kitap. Betimlemeler epey yer kaplıyor hatta konuşmadan çok betimleme var diyebilirim. Konusu idare eder olsa da anlatış çok yavaş ve yavan. İlgi çekmiyor ve sürüklemiyor. Herhangi bir sayfada bu kadar yeter deyip bırakabilirsiniz. Ben beğenmedim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Emre Can Sarısayın

Yazar istatistikleri

  • 62 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 36 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.