Erhan Çifci, Aynur Onur Çifci

Erhan Çifci, Aynur Onur Çifci

Çevirmen
0.0/10
0 Kişi
·
2
Okunma
·
0
Beğeni
·
4
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
1865 yılında doğan Erich Ludendorff, Alman askeri okullarının yetiştirdiği en önemli üst düzey askeri görevlilerdendir. Moltke ve Schlieffen gibi çok başarılı olmuş askerlerin yanında karargah subaylığı görevinde bulunmuştur. I. Dünya Harbi’nde gösterdiği yararlılıklar ve üstün başarılarından dolayı ‘Pour le Mérite’ ve ‘Iron Cross’ madalyalarını kazanmıştır. Doğu Cephesi’nde gerçekleşen Tannenberg Muharabesi’nde kendi ordusunun neredeyse iki katı büyüklüğündeki bir Rus ordusunu savaş dışı bırakmayı başarmıştır. Batı Cephesi’nde ise çok ufak bir kuvvet kaybı ile Liège Muharabesi’ni kazanmış ve Liège’i ele geçirmeye muvaffak olmuştur. Kaiserschlacht (Spring Offensive) Harekatı’nda İtilaf Devletleri’ne karşı birçok önemli başarı elde etmiştir. I. Dünya Savaşı’nın ardından Adolf Hitler’in Birahane Darbesi’ne karışmıştır. Adolf Hitler hapis cezasına çarptırılırken, Ludendorff Alman ulusuna yaptığı üstün hizmetlerden ötürü beraat etmiştir. Daha sonra Almanya’nın başkanlık seçimlerinde yarışmış ancak başarısız olmuştur. Bu olayın ardından inzivaya çekilen Ludendorff kitaplar yazmıştır. 1937 yılında ölümünün ardından, Adolf Hitler’in de katıldığı bir cenaze töreni ile toprağa verilmiştir.

Ludendorff’un hayatından kısaca bahsettikten sonra şimdi eseri Topyekûn Harp hakkında birkaç şey yazmak istiyorum. Ludendorff tarih boyunca teknolojinin ilerlediğini ve bu teknolojik ilerlemenin cepheyi sadece bir hat değil; düşman ulusun/ulusların tüm toprakları yaptığını biliyordu. Bu yüzden kitabında cephe muharebelerinin nasıl geliştiği hakkında bilgi verirken aynı zamanda da düşman sivil halkının birlik ve beraberliğinin nasıl bozulabileceğini, propaganda faaliyetlerinin nasıl organize edilmesi gerektiğini, ülke içerisindeki gazetelerin ve televizyonların nasıl manipüle edilmesi gerektiğini ve bunların bir gereklilik olduğunu uzun uzadıya anlatmış.

Ludendorff’un kitabı önsözün haricinde toplam yedi bölümden oluşuyor. İlk bölüm olan ‘Topyekûn Harbin Esasları’ kısmında, topyekûn harbin gerçekleştirilirken yapılması gereken en temel bilgilerden, savaşın doğasından, siyaset ile askeriyenin nasıl bir tutum izlemesi gerektiğinden bahsediyor. Kısacası topyekûn harple alakalı en temel bilgilerden bahsediyor. İkinci bölüm olan ‘Ulusun Manevi Beraberliği’ne Ludendorff büyük bir önem gösteriyor. Savaşı asıl kazandıracak olan etmenin manevi birlik ve beraberliğin olduğunu, ülke içinde bu birlik ve beraberlik ruhunun yükseltilmesi gerektiğini, düşman topraklarda da gerek ‘memnun olmayanlar’ın kullanılarak gerek ise propaganda faaliyetleri ile beraberlik ruhunun çökertilmesi gerektiğini belirtiyor. I. Dünya Savaşı’nda Alman İmparatorluğu’nun mağlubiyetine en büyük etkiyi Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar’ın, Yahudiler’in ve Katolik Kilisesi’nin yaptığı iddia ederek, memnun olmayan grupların nasıl baskı altına alınması gerektiğini ince ince anlatıyor. Üçüncü bölüm yani ‘Ekonomi ve Topyekûn Harp’ başlığı altında savaş öncesi ve sonrası ekonominin, iaşenin, birliklerin savaş kabiliyetlerini kaybetmemesi için gereken malzemelerin tedariklerinin nasıl sağlanacağı hakkında birçok önemli bilgi veriyor. Demir-çelik, petrokimya, kereste, çimento, mühimmat, kumaş, tahıl gibi önemli ürünlerin eksikliğinde neler olacağını, bunların temin edilmesinin orduya ekstra nasıl bir güç sağlayacağını belirtiyor. Ludendorff kitabının dördüncü (Silahlı Kuvvetlerin Gücü ve Etkinliği) ve beşinci bölümlerinde (Ordunun Bileşenleri ve Bunların Kullanımları), askerlikte sayının, arazi ve hava koşullarının öneminde bahsetmiştir. Ayrıca deniz, hava, kara olmak üzere savaş araç-gereçlerini detayları ile tanıtmıştır. Bu araç-gereçlerinin kullanımı, tamiri hakkında birçok bilgi verilmiştir. Ayrıca yine burada ordunun bileşenleri arasında bulunan sıhhiye ekiplerinden ve ordunun iaşesini düzenleyen cephe arkasında çalışan görevlilerin önemini anlatmıştır. Son bölümden önceki bölüm olan ‘Topyekûn Harbin Tatbiki’ bölümünde askerlerin, subayların veya generallerin görevlerinden bahsetmiş, çeşitli durumlara göre izlenecek harekat planlarını açıklamıştır. Seferberliğin, emir-komuta zincirinin öneminden bahsetmiştir. Ele geçirilmiş toprakların nasıl kullanılacağına, geri çekilmenin nasıl yapılacağına dek birçok alanda yazan Ludendorff, tüm kitabında olduğu gibi kitabının bu kısmında da askeri tecrübelerinde sık sık yararlanmaya ihmal etmemiştir. Topyekûn Harp’in son bölümü ise ‘Başkomutan’dır. Bu kısmın üzerinde pek fazla durmak istemiyorum. Ancak tarih hakkında az buçuk bir fikri olan arkadaşlar için bu kısımda tarihimizden gösterilebilecek en güzel örnek M. Kemal’dir. Zaten Ludendorff’un bu bölümde anlattığı hemen hemen tüm vasıflar, M. Kemal’in kişiliği ve eğitimiyle benzerlik göstermektedir.

Kısaca bir özet yapmak gerekirse Ludendorff bu eserinde askeri anılarından hareketle, bir topyekûn harbin tüm alanlarıyla nasıl gerçekleşmesi gerektiğini anlatmıştır. Ordu ve ulus için nelerin önemli olduğundan, cephenin ve cephe gerisinin görevlerinden, komutanların yapması ve yapmaması gereken faaliyetlerden, ikmalden, mühimmattan, erzaklardan ve daha birçok konudan detaylarıyla bahsetmiştir. Alman İmparatorluğu’nun yenilgisinin nedenleri üzerinde de uzun uzun duran Ludendorff, I. Dünya Savaşı’nın en önemli simalarından birisinin görüşlerinin öğrenilmesi açısından çok önemli bir kaynak. Konu ile ilgili olan herkese tavsiye ederim. İyi okumalar.

Yazarın biyografisi

Adı:
Erhan Çifci, Aynur Onur Çifci

Yazar istatistikleri

  • 2 okur okudu.
  • 3 okur okuyacak.