Esad Efendi

Esad Efendi

Yazar
0.0/10
0 Kişi
·
0
Okunma
·
0
Beğeni
·
1
Gösterim
Adı:
Esad Efendi
Unvan:
Sahaflar Şeyhizâde, Osmanlı vak‘anüvisi ve Takvîm-i Vekāyi‘ nâzırı
Doğum:
İstanbul, 6 Aralık 1789
Ölüm:
İstanbul, 11 Ocak 1848
18 Rebîülevvel 1204’te (6 Aralık 1789) İstanbul’da Ayasofya yakınlarında bir evde doğdu. Ailesi Malatya’nın Arapkir kazasına bağlı Nerdübanlı köyündendir. Esad Efendi, geçmişinin Malatya’da medfun Seyyid Battal Gazi’nin amcası Hüseyin Gazi’ye kadar uzandığını ileri sürerek seyyid olduğunu söylemektedir. Aile 1738’de İstanbul’a göç etmiş, babası Ahmed Efendi bir yandan eğitimini sürdürürken bir yandan da kitap satışı ile uğraşmış ve sahaflar şeyhi olmuştur. Esad Efendi bu sebeple Sahaflar Şeyhizâde diye şöhret bulmuştur. Eserlerinde kendisinden sadece “Şeyhzâde” diye bahseder. Tedriste Süleymaniye medreseleri müderrisliğine, kazâda ise Kudüs kadılığına kadar yükselen babası Ahmed Efendi Medine kadılığına giderken bindiği geminin Süveyş’te batması üzerine ölmüş, aynı gemide bulunan Esad Efendi ise kurtulmuştur (1804).

Babasının Kudüs ve Mısır kadılıkları sırasında yanında bulunup Arapça öğrenen ve hem ondan hem de diğer hocalardan çeşitli dersler alan Esad Efendi, kazadan sonra döndüğü İstanbul’da Hâlet Efendi’ye intisap ederek tahsilini sürdürdü. 8 Mayıs 1808’de müderrisliğe başladı. 7 Kasım 1819’da mûsıle-i Sahn’a yükseldi. Ancak ailesini geçindirmekte sıkıntıya düşünce müderrisliği bırakarak Adapazarı nâibliğinde, meşihat mektupçuluğu yamaklığında, Kütahya ve Birgi’de nâibliklerde bulundu. Daha sonra İstanbul’a döndü; bir yıl İstanbul kadılığı vekāyi‘ kâtipliği ve 3 Aralık 1824’ten itibaren de kapan nâibliği yaptı. Şânîzâde Mehmed Atâullah Efendi’nin vak‘anüvislikten azledilmesi üzerine, o sırada ikinci defa getirildiği İstanbul kadılığı vekāyi‘ kâtipliği görevini yürüten Esad Efendi’ye 29 Eylül 1825’te vak‘anüvislik verildi ve ölümüne kadar bu görevde kaldı. Vak‘a-i Hayriyye’den kısa bir süre önce Târih’inin bir kısım müsveddelerini II. Mahmud’a takdim etti ve padişah tarafından 10.000 kuruş atıyye ile taltif edildi, ayrıca ilmî rütbesi hareket-i altmışlıya yükseltildi. Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasını anlatan Üss-i Zafer adlı eserinin müsveddelerini takdim edince kendisine Evkaf müfettişliği ve Üsküdar mahreci pâyesi verildi. Bu eserinin basılması için irade çıktı ve tashihiyle bizzat ilgilenmesi emredildi. Bu tashih görevi, Esad Efendi’nin daha sonra getirileceği Matbaa-i Âmire ve Takvimhâne nâzırlığına bir başlangıç sayılabilir (Lutfî, I, 207).

6 Ağustos 1828’de Rus cephesine gönderilen Selim Mehmed Paşa kumandasındaki orduya Edirne kadılığı pâyesiyle ordu kadısı tayin edilen Esad Efendi, ordunun İstanbul’dan hareketinden itibaren Şumnu’ya varıncaya kadar geçen vak‘aları yazdı. Fakat daha sonra yerine Çerkeşî Mehmed Efendi gönderilerek uhdesinde bulunan vak‘anüvislik hizmetini görmesi için İstanbul’a çağrıldı. 11 Eylül 1828’de bilfiil Üsküdar kadılığına tayin edildi, bir yıl sonra da Mekke pâyesiyle görevinden alındı, arpalık olarak kendisine Yalova kadılığı verildi. 1831 yılında yapılan genel nüfus sayımında Şehirköy ve Sofya yöresinde görevlendirilen Esad Efendi, 1 Kasım 1831’de neşrine başlanan ve ilk Türkçe gazete olan Takvîm-i Vekāyi‘ nâzırlığına ve başyazarlığına getirildi. Başlangıçta Matbaa-i Âmire’nin idaresi Hacı Sâib Efendi’nin üzerinde iken Takvimhâne ile matbaanın birlikte idaresinin daha iyi olacağı düşünülerek matbaa da Esad Efendi’nin idaresine verildi.

31 Mayıs 1833’te İstanbul kadılığı pâyesini alan Esad Efendi, ertesi yıl vak‘anüvislik ve Takvimhâne nâzırlığı da uhdesinde kalmak üzere bilfiil İstanbul kadısı oldu. Normal kadılık süresi bitince görevi dört ay daha uzatıldı ve Aralık 1835’e kadar bu makamda kaldı. 6 Eylül 1835’te Anadolu kazaskerliği pâyesi ve büyükelçilik unvanıyla Feth Ali Şah’ın oğlu Mehmed Şah’ın tahta çıkışını tebrik için İran’a gönderildi. Bir yıldan fazla süren elçiliği sırasında üzerindeki görevleri yürütmek için vekiller tayin edildi. İran’dan gelince Takvimhâne ve Tabhâne-i Âmire nâzırlığına dönen Esad Efendi, uzun süredir hasta olduğundan sadece vak‘anüvislik bırakılarak öteki görevlerinden azledildi. Ahmed Lutfi Efendi’ye göre Esad Efendi’nin azline, Takvimhâne’nin hesaplarını her ay maliye hazinesine takdimde gevşeklik göstermesi üzerine Maliye Nâzırı Nâfiz Paşa ile aralarının açılması sebep olmuştur (Târih, V, 106). Esad Efendi Ağustos 1838’de yeni kurulmuş olan Karantina Meclisi’ne üye seçildi, fakat birkaç ay sonra bu görevinden alındı. 4 Aralık 1838’de Rumeli kazaskerliği pâyesini aldı. Tanzimat’ın ilânından sonra Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliyye üyesi oldu ve iki yıl kadar bu görevi yürüttü. Aynı tarihlerde vekâleten nakîbüleşraflık görevini de üstlenen Esad Efendi 6 Ağustos 1841’de asaleten nakîbüleşraf oldu ve ölümüne kadar bu görevde kaldı. Daha önce pâyesini aldığı Rumeli kazaskerliğine 30 Mayıs 1843’te bilfiil getirildi. Bir senelik müddetin sonunda görev süresi beş ay daha uzatıldı ve 13 Ekim 1844’e kadar bu görevde bulundu. Daha sonra sıbyan mekteplerinin ıslahı için Bâbıâli’de teşkil edilen geçici meclise üye oldu (1845). Ertesi yıl Meclis-i Maârif-i Umûmiyye âzalığına getirildi, 1847’de de kendisine Mekâtib-i Umûmiyye nâzırlığı verildi. Bir yıl kadar sonra gerek meclisin görüşüyle hareket etmek istememesi, gerekse hastalıklı bir bünyeye sahip olmasını bahane ederek bu görevinden istifa etti. Bunun üzerine 26 Aralık 1847 tarihinde mevkii daha yüksek, meşguliyeti daha az olan Meclis-i Maârif-i Umûmiyye reisliğine getirildi. Bu onun son görevi oldu. Rahatsızlığı giderek artan Esad Efendi 4 Safer 1264 (11 Ocak 1848) tarihinde vefat etti. Cenazesi ertesi gün devrin ileri gelenlerinin iştirakiyle Sultan Ahmed Camii’nde kılındı ve İstanbul’da Yerebatan’da yaptırdığı kütüphanenin bahçesine gömüldü.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Esad Efendi
Unvan:
Sahaflar Şeyhizâde, Osmanlı vak‘anüvisi ve Takvîm-i Vekāyi‘ nâzırı
Doğum:
İstanbul, 6 Aralık 1789
Ölüm:
İstanbul, 11 Ocak 1848
18 Rebîülevvel 1204’te (6 Aralık 1789) İstanbul’da Ayasofya yakınlarında bir evde doğdu. Ailesi Malatya’nın Arapkir kazasına bağlı Nerdübanlı köyündendir. Esad Efendi, geçmişinin Malatya’da medfun Seyyid Battal Gazi’nin amcası Hüseyin Gazi’ye kadar uzandığını ileri sürerek seyyid olduğunu söylemektedir. Aile 1738’de İstanbul’a göç etmiş, babası Ahmed Efendi bir yandan eğitimini sürdürürken bir yandan da kitap satışı ile uğraşmış ve sahaflar şeyhi olmuştur. Esad Efendi bu sebeple Sahaflar Şeyhizâde diye şöhret bulmuştur. Eserlerinde kendisinden sadece “Şeyhzâde” diye bahseder. Tedriste Süleymaniye medreseleri müderrisliğine, kazâda ise Kudüs kadılığına kadar yükselen babası Ahmed Efendi Medine kadılığına giderken bindiği geminin Süveyş’te batması üzerine ölmüş, aynı gemide bulunan Esad Efendi ise kurtulmuştur (1804).

Babasının Kudüs ve Mısır kadılıkları sırasında yanında bulunup Arapça öğrenen ve hem ondan hem de diğer hocalardan çeşitli dersler alan Esad Efendi, kazadan sonra döndüğü İstanbul’da Hâlet Efendi’ye intisap ederek tahsilini sürdürdü. 8 Mayıs 1808’de müderrisliğe başladı. 7 Kasım 1819’da mûsıle-i Sahn’a yükseldi. Ancak ailesini geçindirmekte sıkıntıya düşünce müderrisliği bırakarak Adapazarı nâibliğinde, meşihat mektupçuluğu yamaklığında, Kütahya ve Birgi’de nâibliklerde bulundu. Daha sonra İstanbul’a döndü; bir yıl İstanbul kadılığı vekāyi‘ kâtipliği ve 3 Aralık 1824’ten itibaren de kapan nâibliği yaptı. Şânîzâde Mehmed Atâullah Efendi’nin vak‘anüvislikten azledilmesi üzerine, o sırada ikinci defa getirildiği İstanbul kadılığı vekāyi‘ kâtipliği görevini yürüten Esad Efendi’ye 29 Eylül 1825’te vak‘anüvislik verildi ve ölümüne kadar bu görevde kaldı. Vak‘a-i Hayriyye’den kısa bir süre önce Târih’inin bir kısım müsveddelerini II. Mahmud’a takdim etti ve padişah tarafından 10.000 kuruş atıyye ile taltif edildi, ayrıca ilmî rütbesi hareket-i altmışlıya yükseltildi. Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasını anlatan Üss-i Zafer adlı eserinin müsveddelerini takdim edince kendisine Evkaf müfettişliği ve Üsküdar mahreci pâyesi verildi. Bu eserinin basılması için irade çıktı ve tashihiyle bizzat ilgilenmesi emredildi. Bu tashih görevi, Esad Efendi’nin daha sonra getirileceği Matbaa-i Âmire ve Takvimhâne nâzırlığına bir başlangıç sayılabilir (Lutfî, I, 207).

6 Ağustos 1828’de Rus cephesine gönderilen Selim Mehmed Paşa kumandasındaki orduya Edirne kadılığı pâyesiyle ordu kadısı tayin edilen Esad Efendi, ordunun İstanbul’dan hareketinden itibaren Şumnu’ya varıncaya kadar geçen vak‘aları yazdı. Fakat daha sonra yerine Çerkeşî Mehmed Efendi gönderilerek uhdesinde bulunan vak‘anüvislik hizmetini görmesi için İstanbul’a çağrıldı. 11 Eylül 1828’de bilfiil Üsküdar kadılığına tayin edildi, bir yıl sonra da Mekke pâyesiyle görevinden alındı, arpalık olarak kendisine Yalova kadılığı verildi. 1831 yılında yapılan genel nüfus sayımında Şehirköy ve Sofya yöresinde görevlendirilen Esad Efendi, 1 Kasım 1831’de neşrine başlanan ve ilk Türkçe gazete olan Takvîm-i Vekāyi‘ nâzırlığına ve başyazarlığına getirildi. Başlangıçta Matbaa-i Âmire’nin idaresi Hacı Sâib Efendi’nin üzerinde iken Takvimhâne ile matbaanın birlikte idaresinin daha iyi olacağı düşünülerek matbaa da Esad Efendi’nin idaresine verildi.

31 Mayıs 1833’te İstanbul kadılığı pâyesini alan Esad Efendi, ertesi yıl vak‘anüvislik ve Takvimhâne nâzırlığı da uhdesinde kalmak üzere bilfiil İstanbul kadısı oldu. Normal kadılık süresi bitince görevi dört ay daha uzatıldı ve Aralık 1835’e kadar bu makamda kaldı. 6 Eylül 1835’te Anadolu kazaskerliği pâyesi ve büyükelçilik unvanıyla Feth Ali Şah’ın oğlu Mehmed Şah’ın tahta çıkışını tebrik için İran’a gönderildi. Bir yıldan fazla süren elçiliği sırasında üzerindeki görevleri yürütmek için vekiller tayin edildi. İran’dan gelince Takvimhâne ve Tabhâne-i Âmire nâzırlığına dönen Esad Efendi, uzun süredir hasta olduğundan sadece vak‘anüvislik bırakılarak öteki görevlerinden azledildi. Ahmed Lutfi Efendi’ye göre Esad Efendi’nin azline, Takvimhâne’nin hesaplarını her ay maliye hazinesine takdimde gevşeklik göstermesi üzerine Maliye Nâzırı Nâfiz Paşa ile aralarının açılması sebep olmuştur (Târih, V, 106). Esad Efendi Ağustos 1838’de yeni kurulmuş olan Karantina Meclisi’ne üye seçildi, fakat birkaç ay sonra bu görevinden alındı. 4 Aralık 1838’de Rumeli kazaskerliği pâyesini aldı. Tanzimat’ın ilânından sonra Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliyye üyesi oldu ve iki yıl kadar bu görevi yürüttü. Aynı tarihlerde vekâleten nakîbüleşraflık görevini de üstlenen Esad Efendi 6 Ağustos 1841’de asaleten nakîbüleşraf oldu ve ölümüne kadar bu görevde kaldı. Daha önce pâyesini aldığı Rumeli kazaskerliğine 30 Mayıs 1843’te bilfiil getirildi. Bir senelik müddetin sonunda görev süresi beş ay daha uzatıldı ve 13 Ekim 1844’e kadar bu görevde bulundu. Daha sonra sıbyan mekteplerinin ıslahı için Bâbıâli’de teşkil edilen geçici meclise üye oldu (1845). Ertesi yıl Meclis-i Maârif-i Umûmiyye âzalığına getirildi, 1847’de de kendisine Mekâtib-i Umûmiyye nâzırlığı verildi. Bir yıl kadar sonra gerek meclisin görüşüyle hareket etmek istememesi, gerekse hastalıklı bir bünyeye sahip olmasını bahane ederek bu görevinden istifa etti. Bunun üzerine 26 Aralık 1847 tarihinde mevkii daha yüksek, meşguliyeti daha az olan Meclis-i Maârif-i Umûmiyye reisliğine getirildi. Bu onun son görevi oldu. Rahatsızlığı giderek artan Esad Efendi 4 Safer 1264 (11 Ocak 1848) tarihinde vefat etti. Cenazesi ertesi gün devrin ileri gelenlerinin iştirakiyle Sultan Ahmed Camii’nde kılındı ve İstanbul’da Yerebatan’da yaptırdığı kütüphanenin bahçesine gömüldü.