Esra Derya Dilek

Esra Derya Dilek

Çevirmen
7.7/10
357 Kişi
·
0
Okunma
·
0
Beğeni
·
85
Gösterim
Adı:
Esra Derya Dilek
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
144 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Tek kelime ile bayıldım.Keşke biraz kalın olsaydı, bitmesin diye yavaş yavaş okudum.Her kahraman ayrı ayrı çok güzeller, bir araya gelince efsane bir kitap olmuş.
133 syf.
·2 günde·9/10 puan
Kitabımız babasının ne yaparsa yapsın huylarını, kıskançlıklarını ,öfkesini dindiremediği kızı Zehra'nın Suphiyle olan aşkıyla başlıyor. Zehra'nın babası Şevket, kızının evlilikle hırçınlığının kaybolacağını düşündüğünden Suphiyle evlenmesine razı olur. Zehra'nın Suphiye olan aşkıyla tüm kötü huyları yok olur. Her şey güzel giderken eve gelen Sırrıcemal adındaki güzel cariye Zehra'nın kıskançlıklarını yeniden ortaya çıkarır. Bir süre sonra Sırrıcemal'e aşık olan Suphi her geçen gün karısından daha da uzaklaşmaya başlar. Olanlara dayanamayan Zehra büyük planlar yaparak Suphi'den intikam almak ister. Bunlar sonucunda da Suphi maddi ve manevî olarak çöker.
Öncelikle edebiyatımızda önemli olan bu eseri herkes mutlaka okumalı. Bunların yanında Nabizade Nazım'ın okuduğum ilk kitabı olan bu eser -sinirlendiğim bir çok bölüm olsa da- akıcılığı ve olay örgüsüyle dikkat çekiciydi. Ben kitabı sevdim. Sizlere de tavsiye ederim. :)))))
144 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Bu kitabı uzun zamandır okumak istiyordum elime ilk aldığımda bu kadar akıcı bir kitap olduğunu hiç tahmin etmemiştim bir oturuşta okudum kitabı .Genel olarak bakıldığında mutlu başlayan bir ilişkinin kadının kıskançlığıyla erkeğin başka kadınlara karşı koyamamasıyla nasıl yıkıldığını görüyoruz. Hayatımız için birçok ders çıkarabileceğimiz harika bir eser. Kitabın sonunda insanın yüzüne çarpan gerçek ise intikam almanın insanın içini hiç bir zaman soğutmayacağı bana göre.
144 syf.
'Romanti(zm)k kurgu, reali(zm)st süjet ve sentimental(izm) mezmun' diyerek özetleyebileceğim bir hikâye okudum.

Hikâye (modern hikâye) diyorum çünkü roman eşittir betimleme. Betimlemesiz roman -örnekleri varsa dâhi- benim nazarımda roman "statüsü" kazanamaz. Başlangıçtaki betimlemesi roman okumaya başladığımız fikrini veriyor ancak devamı gelmiyor. Başlangıcı roman olan hikaye nitelemesiyle de hakkını teslim etmiş olayım. "Zehra" hikayesine "Suphi" hikayesi demek isterdim fakat "format" buna müsaade etmeyecektir. Eğer ki, yazar bu eserini novella formatında yazmış olsaydı eserin ismi kesinlikle "Suphi" olurdu.

"Zehra"yı okumadan önce, Shakespeare'den "Hırçın Kız"ı okudum. Ondan da önce Zweig'den "Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat"i okumuştum. Sırada ise Çehov'un "Üç Yıl"ı var. Bazı tesadüfler oldukça ilginçtir; sanki görünmez bir "kurgu" veya kader söz konusudur. Araştırmadım, sırf bir tesadüf olarak arka arkaya okuduğum ( ve yarın okumaya başlayacağım "Üç Yıl") bu eserler öyle ya da böyle kadın konusuna, onun hırçınlığına, kıskançlığına, ve yine onun dramına ve psikolojisine temas ediyordur. Fakat, ne de güzel tesadüf oldu! - diye çok sevindim.

Eseri okuduğunuzda sizler de şahid olacaksınız ki, Zehra yerine daha çok Suphi karakterini okumuş oluyoruz. Önce Zehra olmakla ve Zehra'yı anlama maksadıyla, olay örgüsünde yazar, Suphi'yi, farklı mizaç ve karakterde iki diğer... (Spoiler).

Maalesef!

Giderken bir soru bırakayım hiç olmazsa: Erkekler kadınları yazmaya, anlatmaya ve irdelemeye niye bu kadar meraklılar? Benim için yazılmamış hikaye de budur. Kadını, kadın kaleminden okumayı isterdim. Varsa kitap önerilerinizi alayım.

Güncel bir eserdir, ihtiyacımızdır, okumanızı tavsiye ederim.
144 syf.
·10/10 puan
Kitap genel olarak Zehra karakterinin kıskançlığı ve intikam duygusu çerçevesinde incelense de her bir karakterin böyle üstünde durularak böyle güzel psikolojik tahlillerinin yapılması, karakterlerin yaşadıkları hisleri bizlere böylesine geçirebilmesine hayran oldum.

Zehra ve Suphi birbirlerine aşık olarak evlenirler lakin Zehra’nın babası kızının huyunu kıskançlığını bildiğinden hep korkar, kardeşini bile kıskanan bir genç kızın evliliğinde hiçbir zaman mutlu olamayacağını düşünür. Başlarda kendini göstermese de sonradan evdeki çalışan kıza karşı Suphi’den şüphelenen Zehra içine düştüğü kıskançlık halleriyle Suphi’nin aklına sokar kızı. Ama suçu Zehra’da bulmamak gerek bu kadar şıpsevdi olamaz bir insan tüm okuma boyunca nefret ettim Suphi’den...

Olaylar Zehra’nın intikam aşkı, Suphi’nin aşka aşık olmasıyla devam eder evet aşka aşık olması çünkü Suphi sevmek ne demek bilmiyor çok seviliyor ama değer bilmiyor. Zehra ise ne sevmeyi biliyor ne sevilmeyi...
144 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
Kıskançlık illetininin insanları ne kadar kötü yollara düşüreceğini ve o kadar da hazin sonları olacağını yazarımız öyle detaylı ve gerçekçi işlemiş ki okurken insan kendi yakın birisinin yaşadığı durumu okuyor gibi hissediyor. Bu da sizi yazarla yakın bir bağ kurmanızı sağlıyor. O yüzden kanaatimce kitabı hiç sıkılmadan ve sürükleyici bir şekilde okuyabilirsiniz. Okurken de kendimize ders çıkarmayı unutmazsak hayatımızda güzel değişiklikler olacağı çok aşikar. Ayrıca kitapta karakterimiz Zehra'nın kıskançlık gibi kötü bir huyu yüzünden kendini yalnız bıraktığı ve bu yüzden de intikam arzusuyla her şeyi mübah görerek kendisini ve çevresindekileri mutlak bir felakete sürüklemesi ; insanın gerçekten nefsine yenik düştüğü zaman hazin son ile karşılacağını gözler önüne sermiştir.
144 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10 puan
"Parçalanası kalp! Kör olası kalp! Hâlâ onu, o nankörü, o maymun iştahlıyı seviyorsun!”

Herkese merhaba, Türk edebiyatının ilklerinden olan Zehra, kıskançlığın nasıl da insanı çileden çıkartıp en olmadık şeyleri yaptırdığını gözler önüne seren naif bir kitap. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı; kalemini ve akıcılığını sevdiğimi söyleyebilirim.

Zengin ve eğitimli bir tüccar olan Şevket beyin ilk çocuğu olan Zehra ile başı derttedir. Kıskançlık krizleri ve kendisinden 2 yaş küçük olan erkek kardeşini öldürmeyi göze alacak kadar gözü dönmüş bu güzel ama illallah ettiren kız, bir gün tesadüfi üzeri evine gelen babasının yanında çalışmakta olan Suphi ile değişmeye başlayacaktır. Aşk bu ya, dokunupta güzelleştiremediği ne vardır?
Suphi daha Zehra’yı görmeden içten içe sevmeye meyil etmiştir. Şevket Bey kızından yakınmakta, Suphi ise nasıl yardım edebilirim diye düşünmekten içten içe ilgi duymaya başlar. Şevket Bey de artık fark etmiştir bu ilgiyi ve çocukları evlendirme kararı almıştır. Sevgi gün be gün Zehra’yı uysallaştırmıştır,daha naif sakin bir kız olmuştur ta ki Suphi’nin annesi Munire hanımın yardımcı olarak tuttuğu Sırrıcemal adlı güzel cazibeli kadının eve hizmetçi olarak gelmesine kadar,artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz Zehra’nın kıskançlık krizleri de günbegün artmaya başlar.

Kitabın sonu biraz da beklediğim gibi bitti diyebilirim. Lakin, Zehra için bir miktar üzüldüğümü ayrıca belirtmek isterim. Her şeye rağmen,kalbindeki gerçek sevgiyi diri tutabilmesi bir umudu beklemesi..
Suphi kesinlikle nefret ettiğim karakter oldu,şıpsevdi güzel gördüğüne konuyor yüreği neyse ki layığını buldun sonunda :)
Şunu da ayrıca belirtmek isterim ki, 1800’lü yılların İstanbul semtlerini,Boğaz köprüsünü,denizini o kadar güzel bir latifle anlatmıştı ki gerçekten en sevdiğim yerlerdi oralar. O nisanda düşen mehtabı görmek isterdim doğrusu.

Kısacası önerebileceğim bir kitap olduğunu söyleyebilirim,keyifli okumalar şimdiden :)
144 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Sevmek, sevilmek! İşte şu dünyada insanın biraz yüzünü güldüren saadet bu nimetten ibaretti.

Herkese merhaba. Muhteşem Türk edebiyatı klasiklerinden bir kitap daha okudum: Zehra. Zehra gerek konusu gerekse anlatım tarzıyla çok beğendiğim bir kitap oldu. Okumayanlara şimdiden tavsiyedir.

Zehra; zengin bir tüccar kızıdır. Kendisinin doğuştan gelen büyük bir kıskançlık huyu vardır ki bu şüphelerle paranoyaklığı doğurur. Kendi kardeşini dahi kıskançlıktan öldürmek isteyecek kadar bu huya bürünmüş bir kızdır. Bir gün babasının yanında çalışan Suphi bey, Zehra'yı evlerinde görür görmez aşık olur. Zehra da Suphi'ye gönlünü kaptırır. Zehra'nın kıskançlıklarından zaten bıkmış olan babası durumu ikisini evlendirmekte bulur. Aşkla başlayan bu evlilik evlerine hizmetçi gelen kız Sırrıcemal ile bambaşka bir boyuta geçer. Suphi bey zaten tam ayran gönüllü bir İstanbul erkeğidir. Zehra'nın Suphi ile olan imtihanı başlamış olur. Kıskançlık ile başlayan bu kıvılcım kocaman bir yangına dönüşür...

Kıskanç bir kadının ne kadar tehlikeye dönüşebileceğini gördük bu kitapta. Kıskançlığın getirdiği intikam duygusu çok güzel işlenmişti.Bir yandan da erkeklerin şıpsevdiliği bir kadını nasıl paramparça eder onu da okuduk. Erkeğin bu tavrı karşısında kadının nasıl çaresiz kaldığı ve gözünü kararttığı kitapta öne çıkan duyguydu... Ben dediğim gibi konusunu, anlatım tarzını, dilini, akıcılığını çok sevdim kitabın. Okumak isteyenler hiç düşünmeden okusunlar. Şimdiden keyifli okumalar. :)
129 syf.
·4 günde·8/10 puan
Tanzimat Edebiyatı'nın ikinci döneminde yazılmış olan eserde Realizm ve Natüralizm akımı karşımıza çıkmaktadır. Eser, Türk Edebiyatı'nın ilk psikolojik tezli roman denemesine örnektir.

"Kıskançlık" temasi üzerine kurulmuş olan Zehra'da esasında olaylar, Zehra'nın değil eşi Suphi'nin etrafında dönmektedir. Zehra-Suphi-Sırrıcemal-Ürani dörtgeninde geçen olaylar akıcı bir üslupla verilmektedir.

Tanzimat Edebiyatı okumayı seven biri olarak dönemin özelliklerini yansıttığını düşünüyorum. Sanat, estetik ve güzel olan her şeye ulaşma gayesi "Suphi"yi temsil ederken Suphi burada bir geçiş dönemi imgesini; dönemin Batılılaşma gayesini ise "Sırrıcemal" ve daha çok "Ürani" temsil etmektedir. "Zehra" ise Tanzimat öncesindeki yaşayışın bir figürüdür. Yani eser bence sadece psikolojik bir deneme değil dönemler arası toplumsal yapının da vücut bulmuş halidir.

Keyif alarak okudum, tavsiye ederim..