Evliya Çelebi

Evliya Çelebi

Yazar
7.9/10
330 Kişi
·
1.332
Okunma
·
171
Beğeni
·
4.434
Gösterim
Adı:
Evliya Çelebi
Unvan:
Osmanlı Seyyah, yazar
Doğum:
İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu, 25 Mart 1611
Ölüm:
1682
Evliya Çelebi, 25 Mart 1611'de İstanbul'da doğan en ünlü Türk seyyahtır. En önemli eseri Seyahatname'dir.

Evliya Çelebi'nin babası Derviş Mehmed Zilli, I. Süleyman'dan I. Ahmed'e kadarki padişahların kuyumcubaşılığında bulunmuş ve seferlere katılmıştır. Çelebi ailesi aslen Kütahyalı olup, fetihten sonra İstanbul'a yerleşmiştir.

Evliya Çelebi, çok iyi bir öğrenim gördü. Önce mahalle mektebine gitti. Daha sonra Şeyhülislam Hamit Efendi Medresesi'ne girdi. Burada yedi yıl okuduktan sonra saraya özgü bir okul olan Enderun'a devam etti.

Okul öğreniminin dışında özel hocalardan Kur'an, Arapça, güzel yazı, musiki, beden eğitimi ve yabancı dil dersleri aldı. Kur'an'ı ezberleyerek hafız oldu.

Evliya Çelebi, öğrenimini bitirdikten sonra sarayda görev aldı. Yaptığı işlerle padişah ve devlet ileri gelenlerinin beğenisini kazandı. Bu yüzden çok yüksek görevlere getirilmesi düşünülüyordu.

Evliya Çelebi'nin düşünceleri ise çok farklıydı. Daha küçük yaşlarından itibaren içinde müthiş gezi arzusu vardı. Yeni yerler görmek, yeni insanlar tanımak istiyordu. Bu yüzden sarayda fazla kalamadı. Kendisinin anlattığına göre bir rüya üzerine meşhur gezilerine başladı.

İlk gezisini, İstanbul ve çevresine yaptı. Daha sonra İstanbul dışına çıktı. Artık, gezileri birbirini izliyordu. Tam elli yıl boyunca durmadan gezdi. Gezdiği yerler arasında o zamanki Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde yer alan hemen hemen bütün yerler vardı.

Evliya Çelebi, bu gezileri sırasında çok ilginç yerler gördü. Yeni insanlarla tanıştı. Birçok olayla karşılaştı. Karşılaştığı ilginç olayları okuyucuya anlatarak kitabına renk kattı.Gezileri sırasında birçok kez ölümle burun buruna geldi. Savaşlara katılarak hem savaşları hemde o yerleri anlattı. Gezmek için gittiği son yer Mısır oldu. 1682 yılından sonra vefat etti.

Evliya Çelebi'nin bugün bile önemini taşıyan en önemli ve ölmez eseri Seyahatnamesi'dir. Seyahatname'nin ilk sekiz cildi, Arap harfleriyle (1898-1928); son iki cildi, Türkçe (1935-1938) olmak üzere on cilt halinde yayınlandı. Daha sonra tamamı Türkçe olarak basıldı. Bazı bölümleri İngilizce ve Macarca'ya çevrildi.

Evliya Çelebi'nin seyahate karşı duyduğu ilgi, çocukken babasından, yakınlarından dinlediği öykülerden, söylencelerden ve masallardan kaynaklanmaktadır. Seyahatname adlı eserinin girişinde seyahate karşı duyduğu ilgiyi anlatırken bir gece rüyasında Peygamber'i gördüğünü, ondan 'şefaat ya Resulallah' diyecek yerde şaşırıp 'seyahat ya Resulallah' dediğini, bunun üzerine Peygamber’in ona gönlünce gezme, uzak ülkeleri görme olanağı verdiğini yazmıştır. Bu rüya üzerine 1635′te, önce İstanbul'un bütün yörelerini gezmeye, gördüklerini, duyduklarını yazmaya başlamıştır. 1640′da Bursa, İzmit ve Trabzon yörelerini gezmiş, 1645′te Kırım'a Bahadır Giray'ın yanına gitmiştir. İlişki kurduğu kimi devlet büyükleriyle uzak yolculuklara çıkmış, savaşlara, mektup götürüp getirme göreviyle, ulak olarak katılmıştır. 1645′te Yanya'nın alınmasıyla biten savaşta, Yusuf Paşa'nın yanında görevli bulunmuştur. 1646′da Erzurum Beylerbeyi Defterdarzade Mehmed Paşa'nın muhasibi olmuştur. Doğu illerini, Azerbaycan'ın, Gürcistan'ın kimi yörelerini gezmiştir. Bir dönem Revan Hanı'nı mektup götürüp getirmekle görevlendirilmiş, bu nedenle Gümüşhane, Tortum yörelerini dolaşmıştır. 1648′te İstanbul'a dönerek Mustafa Paşa ile Şam'a gitmiş, üç yıl o civarda gezmiştir. 1651′den sonra Rumeli'yi gezmeye başlamış, bir ara Sofya'da bulunmuştur. 1667-1670 arasında Avusturya, Arnavutluk, Kandiye, Teselya, Gümülcine, Selanik yörelerini gezmiştir. Kaynaklara göre, Evliya Çelebi'nin gezi süresi 50 yılı bulmaktadır.

Evliya Çelebi'nin yaptığı bu geziler yalnız gözlemlere dayalı aktarmaları, anlatımları içermekle kalmaz, araştırmacılar için önemli inceleme ve yorumlara da fırsat verir. Seyahatname'nin içeriği, sadece belli bir çalışma alanını değil, insan düşüncesinin ortaya çıkardığı bütün başarıları kapsamaktadır. Bu özellikten dolayı Evliya Çelebi'nin eseri değişik açılardan bakılarak değerlendirilir.

Evliya Çelebi'nin eserini üslup bakımından ele aldığımızda, Evliya Çelebi'nin, o dönemdeki Osmanlı toplumunda, bilhassa Divan edebiyatında yaygın olan düzyazıya bağlı kalmadığını görmekteyiz. Divan edebiyatında düzyazı ayrı bir yaratı eseri kabul edilir, şiir gibi süslü, ayaklı-uyaklı bir biçimle ortaya konmaktaydı. Evliya Çelebi, bir yazar olarak, bu geleneğe uymadı, günlük konuşma diline yakın, kolayca söylenip yazılan bir dil benimsedi. Bu dil akıcı, sürükleyici, yer yer eğlenceli ve alaycı bir dildir.

Evliya Çelebi gittiği yerlerde gördüklerini, duyduklarını yalnız aktarmakla kalmamış, onlara kendi yorumlarını, düşüncelerini de katarak gezi yazısına yeni bir içerik kazandırmıştır. Burada yazarın anlatım bakımından gösterdiği başarı uyguladığı yazma yönteminden kaynaklanmaktadır. Anlatım belli bir zaman süresiyle sınırlı kalmaz, geçmişle gelecek, şimdiki zamanla geçmiş zaman iç içe bulunmaktadır. Bu özellik anlatılan hikayelerden, söylencelerden dolayı yazarın zamanla istediği gibi oynaması sonucudur. Evliya Çelebi belli bir süre içinde, aynı zamanda geçen iki olayı, yerinde görmüş gibi anlatır, böylece zaman kavramını ortadan kaldırmış olur.

Seyahatname adlı eserde, Evliya Çelebi'nin gezdiği, gördüğü yerlerle ilgili izlenimler sergilenirken, başlı başına bir araştırma konusu olabilecek bilgiler, belgeler ortaya konmaktadır. Bunlar arasında hikayeler, türküler, halk şiirleri, deyimler, masallar, maniler, ağız ayrılıkları, halk oyunları, giyim-kuşam, düğün, dernek, eğlenceler, inançlar, karşılıklı insan ilişkileri, komşuluk bağlantıları, toplumsal davranışlar, sanat ve zanaat varlıkları önemli bir yer tutmaktadır.

Evliya Çelebi insanlarla ilgili bilgilerle birlikte, bölgenin evlerinden, cami, mescid, çeşme, manastır, han, saray, kilise, konak, hamam, kule, kale, sur, yol, havra gibi farklı yapılarından da söz etmektedir. Bunların yapılış tarihlerini, onarımlarını, yapan kişiyi, yaptıran kişiyi, onaran kişiyi anlatır. Yapının çevresinden, çevrenin havasından, suyundan söz eder. Böylece konuya bir canlılık getirerek çevreyle bütünlük kazandırmış olur.

Seyahatname'nin bir diğer özelliği de değişik yöre insanlarının yaşam biçimlerine, davranışlarına, tarımla ilgili çalışmalarından, süs eşyalarına, çalgılarına kadar ayrıntılarıyla geniş yer ayırmasıdır. Eserin bazı bölümlerinde, gezilen yörenin yönetiminden, eski ailelerinden, oyuncularından, önde gelen ünlü şahıslarından, şairlerinden, çeşitli kademelerdeki görevlilerinden ayrıntılı biçimde söz edilir.

Evliya Çelebi'nin eseri dil bakımından da önem taşır. Yazar, gezdiği yerlerde geçen olayları, onlarla ilgili gözlemlerini aktarırken kullanılan sözcüklerden de örnekler verir. Bu örnekler, dil araştırmalarında, sözcüklerin kullanım ve yayılma alanını belirleme bakımından yararlı olmuştur. Bazı yabancı sözcüklerin söyleniş biçimi halk ağzına göre olduğundan bir dilci için bu durum bir yöre ağzının oluşumunu anlamaya yarar.
Bir diğer fıkra da şudur: Kedinin biri bir damdan diğer dama sıçrarken arada donup kalmış. Sekiz ay sonra bahar gelince, don çözülünce miyavlayarak yere düşmüş.
Evliya Çelebi
Sayfa 64 - ERZURUM ŞEHRİ
Bir dervişe:
Nerden geliyorsun? demişler.
Kar rahmetinden geliyorum, demiş.
O ne diyardır? demişler.
Soğuğu ere zulüm olan Erzurum'dur, demiş.
Orada yaz olduğuna rast geldin mi? demişler.
Vallahi, on bir ay, yirmi dokuz gün sâkin oldum. Halk hep yaz gelecek, dediler. Ben göremedim, demiş.
Evliya Çelebi
Sayfa 63 - ERZURUM ŞEHRİ
Ebû Muhammed bin Ebi Talib Camisi: Duaların kabul olunduğu bir yerdir ki anlatması kabil değildir. Halk arasında Ulu Cami derler.
Evliya Çelebi
Sayfa 176 - KAYSERİ ŞEHRİ
Muhammed Hanefi bin Emíri'l-Mu minin Ali'nin Makami: Hapsedildiği yer hâlâ herkesin ziyaretgâhıdır. Duaların kabul edildiği bir yerdir.
Evliya Çelebi
Sayfa 185 - KAYSERİ ŞEHRİ
Yiyeceklerinden beyaz ekmeği, kâhisi, çöreği, ballı böreği, helvasının çeşitleri, zülbiyesi, pandisi, pişmanisi, tahînesi ünlüdür. Ama sabunisi ile canım beyaz halka çinisini âşıklar yedikleri zaman lezzetinden damakları iki aşak olur.
Evliya Çelebi
Sayfa 112 - KONYA ŞEHRİ
254 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Kitap çoğu yerde bilgi içeriyor bu yüzden çok fazla konu derinliği ve olay örgüsü olmadığı için hızlı bir şekilde okunabiliyor ya da bana öyle geldi. Kitabı okurken bazı noktalarda anlamak için ve kafanızda bir yer edinmesini istiyorsanız zihninizde az da olsa canlandırmanız gerekli. Ayrıca kitapta numaralarla verilen ek bilgi kısımlarını mutlaka okumanızı tavsiye ederim çünkü Evliya Çelebi'nin o dönemde yazdığı bazı şeyler yanlış ve kitaba tamamen inanıp yanlış bilgiler edinmenizi istemem. Keyifli okumalar.
120 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sinin yazılmasına vesile, 1630 yılının aşure gecesi Hz. Peygamber'i rüyasında görüp ''Şefaat Ya Resulullah'' diyeceğine ''Seyahat ya Resulullah'' demesidir. Böylece Peygamberimiz tarafından seyahat ve şefaat ile müjdelenir. Osmanlı topraklarını 40 yıl civarı bir süre dolaşarak şehirlerin camileri, hastaneleri, yiyecekleri, iklimleri ve genel kültürüyle ilgili, hem o zaman hem de şimdi ki zaman için eşsiz 10 ciltlik bir eser yazmıştır. Seyahatname'nin bir çok dile çevirisi yapılmıştır. 100 temel eser arasında yayınlanan bu kitabında seyahati ile ilgili bazı bölümler yer alıyor. Şehirlerimizin tarihçesini Evliya Çelebi'nin mizahi kaleminden okumayı sevdiğimi söylemek isterim.
172 syf.
*Evliya Çelebi, bilindiği gibi gördüğü bir rüya üzerine gezmeye başlamış ve 51 yıl süren seyahati sonunda eserini yazmıştır. Rüyada meydana gelen bir dil sürçmesi sonucunca “Şefaat ya Resulallah diyecek yerde seyahat demişiz”le başlayan bir maceranın sonunda böylesine büyük bir eser meydana gelmiştir

*Etkileyici bir yolculuk yapmak istiyorsanız bu kitapla başlayabilirsiniz.

¶¶Alıntı¶¶
°°Sırrı öyle bir sakla ki vücudundaki canın duymasın.
Yanlışlıkla ağzına alma ki dilin duymasın.

°°Ey dost sormaktan utanma,
İlmin tamamını sonuna kadar anla.
765 syf.
·29 günde·Beğendi·10/10 puan
Terimlerden uzak, günlük dilde yazılmış. İnsanı Osmanlı döneminde İstanbul sokaklarında yürüten bir eser.
Yer yer abartılı bir anlatım kullanılmış o da İstanbul tarihinin tuzu biberi olmuş :)
Ben okumaktan çok keyif aldım, okumanızı tavsiye ederim.
160 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Rüyasında “Şefaat Ya Resulullah” demek isterken “Seyahat Ya Resullulah” diyerek başlıyor Evliya’nın macerası.

Evliya Çelebi’nin tüm gezi hayatı boyunca şahit olduğu olaylar, gezip gördüğü yerler ve keşifler, 10 ciltlik yaklaşık 4 bin sayfadan oluşan “Seyahatname”de yer alır. Bu okuduğum Seçmelerde ise Seyahatname’den alınan ve gerçek Seyahatname’yi okumaya teşvik amacıyla seçilmiş olaylar yer alıyor.
Seyahatname, abartılı dili ve doğaüstü olaylardan bahsetmesi sebebiyle gerçekçi bulunmamış ve çoğu kez eleştirilere maruz kalmıştır.
Gerçekten de okuduğunuz sırada “bunlar olsa olsa hayal ürünü olur” diyeceğiniz bir çok olaya şahitlik ettiğini görüyoruz Çelebi’nin. Örneğin;

“Evliya Çelebi, Hatukay Çerkez diyarının Pedsi köyünde cadıların kendi aralarında tutuştuğu savaşa şahit olur. Tarih, hicri 1076 şevvalinin 20. gecesidir. Ortalığın zifiri karanlık olduğu bir vakitte başlayan bu savaş yoğun gök gürültüsü ve şimşekler arasında başlayıp devam eder. Durumu iyice anlamak için Çerkezlere danışan Evliya Çelebi, “Vallahi yılda bir defa böyle karakoncolos gecesi olur, Çerkez oburları (cadıları) ile Abaza oburları göklere uçup ceng-i azim eder, vuruşurlar” cevabını alır. Ardından gördüğü bu manzaradan korkmaması ve temaşayı seyretmesi tavsiye edilir. Savaş altı saat sürer. Uzuvlar, et parçaları ve benzeri şeyler havada uçuşur. Yedi Abaza cadısıyla yedi Çerkez cadısı birbirlerine sarılı vaziyette yere düşerler. Nihayetinde Çerkez cadıları iki Abaza cadısını kanını emerek öldürürler ve cesedini ateşe atarlar. Horozların ötmesiyle birlikte gün aydınlanmaya başlar ve Çerkez cadıları orayı terk eder.”
Bu paranormal olaylar gerçek miydi, yoksa sadece abartıdan mı ibaretti bilinmez ama Evliya Çelebi olayların gerçekleştiği sırada yalnız olmadığını, yanında şahitlerinde olduğunu her defasında belirtiyor.

Evliya Çelebi, Seyahatname'sini yazarken gezdiği yerleri anlatmanın yanında o milletin toplumsal yaşamını, kültürünü ve gelenek göreneklerini tanıtmak amacındaydı da bir yandan. Bu yüzden Osmanlı tarihini en iyi yansıtan eser olarak bilinir Seyahatname.

Ben seçmeleri okurken yanında ona başka kitaplarla eşlik ettim. Olay örgüsü olmadığından sizde böyle ilerleyebilirsiniz rahatlıkla.
Bir gün gerçek Seyahatname’yi okuyup incelemesini yapabilmek dileğiyle.
Aktif Okur
Aktif Okur Yeryüzünün Sırları - Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nden Seçmeler'i inceledi.
197 syf.
·10 günde·10/10 puan
Evliya Çelebi'nin Seyehatnamesi'nin öz haline gitirilen serinin üçüncü ve son kitabı. Seyahatin sadece gezmek görmek değil, ibret almak olduğunu, her baktığın köşeden aslında türlü hikmetler olduğunu görüyor insan. Gittiğim yerlerde Evliya Çelebi'nin anlatımlarını hatırlayacağım kesin
80 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Evliya Çelebi, seyahati sırasında gezdiği yerleri ve gördüklerini en ince ayrıntısına kadar incelemeye çalışmış, öğrenmiş ve eserine kaydetmiştir. Tanıdığı insanların yaşayışlarını, dinlerini, dillerini, kültürlerini ve ortaya koydukları eserleri tek tek anlatmış, enine boyuna inceleyerek yazmıştır. İşte bu yüzden Seyahatnâme bizim için çok önemli bir tarih, kültür, coğrafya, folklor ve gelenek görenek kaynağıdır.
Tuncay Erol
Tuncay Erol Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nden Seçmeler'i inceledi.
254 syf.
·10/10 puan
Rüyasında Şefaat ya resul yerine Seyehat ya resul demesi ile başlayan, sevimli çelebimizin istanbul'dan başlayarak o zamanın meşhur yerlerini gezmesini konu alan gezi rehberi. Yalın Türkçesini bulursanız kesin alın. Sayfaları okurken zamanda yolculuk yapacaksınız. Bazen de gülümseyeceksiniz.
Mihrimah
Mihrimah Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nden Seçmeler'i inceledi.
254 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Başta kelimeler biraz yabancı gelse de okudukça eserin içinde kaybolduğum hissine kapıldım Dili insanı içine çekiyor Sanki sohbet havasında bir sıcaklıkla yazıldığı için hiç sıkılmıyorsunuz
Varolun
200 syf.
Evliya Çelebi gibi Peygamber Efendimiz (sav) in muhabbetine mazhar olmuş bir zatın eserini incelemeye haya ederim. Memnuniyetimi ifade etmek için bir kaç kelam etmek istedim. Kitaba başlar başlamaz bende bu maceraya katıldığımı hissettim. Evliya Çelebi ile birlikte hareket ettiğinizi hissedeceksiniz. Hulasa mutlaka okuyun.
İstifadeli okumalar dilerim herkese.
Hoşça kalın, sağlıcakla kalın :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Evliya Çelebi
Unvan:
Osmanlı Seyyah, yazar
Doğum:
İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu, 25 Mart 1611
Ölüm:
1682
Evliya Çelebi, 25 Mart 1611'de İstanbul'da doğan en ünlü Türk seyyahtır. En önemli eseri Seyahatname'dir.

Evliya Çelebi'nin babası Derviş Mehmed Zilli, I. Süleyman'dan I. Ahmed'e kadarki padişahların kuyumcubaşılığında bulunmuş ve seferlere katılmıştır. Çelebi ailesi aslen Kütahyalı olup, fetihten sonra İstanbul'a yerleşmiştir.

Evliya Çelebi, çok iyi bir öğrenim gördü. Önce mahalle mektebine gitti. Daha sonra Şeyhülislam Hamit Efendi Medresesi'ne girdi. Burada yedi yıl okuduktan sonra saraya özgü bir okul olan Enderun'a devam etti.

Okul öğreniminin dışında özel hocalardan Kur'an, Arapça, güzel yazı, musiki, beden eğitimi ve yabancı dil dersleri aldı. Kur'an'ı ezberleyerek hafız oldu.

Evliya Çelebi, öğrenimini bitirdikten sonra sarayda görev aldı. Yaptığı işlerle padişah ve devlet ileri gelenlerinin beğenisini kazandı. Bu yüzden çok yüksek görevlere getirilmesi düşünülüyordu.

Evliya Çelebi'nin düşünceleri ise çok farklıydı. Daha küçük yaşlarından itibaren içinde müthiş gezi arzusu vardı. Yeni yerler görmek, yeni insanlar tanımak istiyordu. Bu yüzden sarayda fazla kalamadı. Kendisinin anlattığına göre bir rüya üzerine meşhur gezilerine başladı.

İlk gezisini, İstanbul ve çevresine yaptı. Daha sonra İstanbul dışına çıktı. Artık, gezileri birbirini izliyordu. Tam elli yıl boyunca durmadan gezdi. Gezdiği yerler arasında o zamanki Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde yer alan hemen hemen bütün yerler vardı.

Evliya Çelebi, bu gezileri sırasında çok ilginç yerler gördü. Yeni insanlarla tanıştı. Birçok olayla karşılaştı. Karşılaştığı ilginç olayları okuyucuya anlatarak kitabına renk kattı.Gezileri sırasında birçok kez ölümle burun buruna geldi. Savaşlara katılarak hem savaşları hemde o yerleri anlattı. Gezmek için gittiği son yer Mısır oldu. 1682 yılından sonra vefat etti.

Evliya Çelebi'nin bugün bile önemini taşıyan en önemli ve ölmez eseri Seyahatnamesi'dir. Seyahatname'nin ilk sekiz cildi, Arap harfleriyle (1898-1928); son iki cildi, Türkçe (1935-1938) olmak üzere on cilt halinde yayınlandı. Daha sonra tamamı Türkçe olarak basıldı. Bazı bölümleri İngilizce ve Macarca'ya çevrildi.

Evliya Çelebi'nin seyahate karşı duyduğu ilgi, çocukken babasından, yakınlarından dinlediği öykülerden, söylencelerden ve masallardan kaynaklanmaktadır. Seyahatname adlı eserinin girişinde seyahate karşı duyduğu ilgiyi anlatırken bir gece rüyasında Peygamber'i gördüğünü, ondan 'şefaat ya Resulallah' diyecek yerde şaşırıp 'seyahat ya Resulallah' dediğini, bunun üzerine Peygamber’in ona gönlünce gezme, uzak ülkeleri görme olanağı verdiğini yazmıştır. Bu rüya üzerine 1635′te, önce İstanbul'un bütün yörelerini gezmeye, gördüklerini, duyduklarını yazmaya başlamıştır. 1640′da Bursa, İzmit ve Trabzon yörelerini gezmiş, 1645′te Kırım'a Bahadır Giray'ın yanına gitmiştir. İlişki kurduğu kimi devlet büyükleriyle uzak yolculuklara çıkmış, savaşlara, mektup götürüp getirme göreviyle, ulak olarak katılmıştır. 1645′te Yanya'nın alınmasıyla biten savaşta, Yusuf Paşa'nın yanında görevli bulunmuştur. 1646′da Erzurum Beylerbeyi Defterdarzade Mehmed Paşa'nın muhasibi olmuştur. Doğu illerini, Azerbaycan'ın, Gürcistan'ın kimi yörelerini gezmiştir. Bir dönem Revan Hanı'nı mektup götürüp getirmekle görevlendirilmiş, bu nedenle Gümüşhane, Tortum yörelerini dolaşmıştır. 1648′te İstanbul'a dönerek Mustafa Paşa ile Şam'a gitmiş, üç yıl o civarda gezmiştir. 1651′den sonra Rumeli'yi gezmeye başlamış, bir ara Sofya'da bulunmuştur. 1667-1670 arasında Avusturya, Arnavutluk, Kandiye, Teselya, Gümülcine, Selanik yörelerini gezmiştir. Kaynaklara göre, Evliya Çelebi'nin gezi süresi 50 yılı bulmaktadır.

Evliya Çelebi'nin yaptığı bu geziler yalnız gözlemlere dayalı aktarmaları, anlatımları içermekle kalmaz, araştırmacılar için önemli inceleme ve yorumlara da fırsat verir. Seyahatname'nin içeriği, sadece belli bir çalışma alanını değil, insan düşüncesinin ortaya çıkardığı bütün başarıları kapsamaktadır. Bu özellikten dolayı Evliya Çelebi'nin eseri değişik açılardan bakılarak değerlendirilir.

Evliya Çelebi'nin eserini üslup bakımından ele aldığımızda, Evliya Çelebi'nin, o dönemdeki Osmanlı toplumunda, bilhassa Divan edebiyatında yaygın olan düzyazıya bağlı kalmadığını görmekteyiz. Divan edebiyatında düzyazı ayrı bir yaratı eseri kabul edilir, şiir gibi süslü, ayaklı-uyaklı bir biçimle ortaya konmaktaydı. Evliya Çelebi, bir yazar olarak, bu geleneğe uymadı, günlük konuşma diline yakın, kolayca söylenip yazılan bir dil benimsedi. Bu dil akıcı, sürükleyici, yer yer eğlenceli ve alaycı bir dildir.

Evliya Çelebi gittiği yerlerde gördüklerini, duyduklarını yalnız aktarmakla kalmamış, onlara kendi yorumlarını, düşüncelerini de katarak gezi yazısına yeni bir içerik kazandırmıştır. Burada yazarın anlatım bakımından gösterdiği başarı uyguladığı yazma yönteminden kaynaklanmaktadır. Anlatım belli bir zaman süresiyle sınırlı kalmaz, geçmişle gelecek, şimdiki zamanla geçmiş zaman iç içe bulunmaktadır. Bu özellik anlatılan hikayelerden, söylencelerden dolayı yazarın zamanla istediği gibi oynaması sonucudur. Evliya Çelebi belli bir süre içinde, aynı zamanda geçen iki olayı, yerinde görmüş gibi anlatır, böylece zaman kavramını ortadan kaldırmış olur.

Seyahatname adlı eserde, Evliya Çelebi'nin gezdiği, gördüğü yerlerle ilgili izlenimler sergilenirken, başlı başına bir araştırma konusu olabilecek bilgiler, belgeler ortaya konmaktadır. Bunlar arasında hikayeler, türküler, halk şiirleri, deyimler, masallar, maniler, ağız ayrılıkları, halk oyunları, giyim-kuşam, düğün, dernek, eğlenceler, inançlar, karşılıklı insan ilişkileri, komşuluk bağlantıları, toplumsal davranışlar, sanat ve zanaat varlıkları önemli bir yer tutmaktadır.

Evliya Çelebi insanlarla ilgili bilgilerle birlikte, bölgenin evlerinden, cami, mescid, çeşme, manastır, han, saray, kilise, konak, hamam, kule, kale, sur, yol, havra gibi farklı yapılarından da söz etmektedir. Bunların yapılış tarihlerini, onarımlarını, yapan kişiyi, yaptıran kişiyi, onaran kişiyi anlatır. Yapının çevresinden, çevrenin havasından, suyundan söz eder. Böylece konuya bir canlılık getirerek çevreyle bütünlük kazandırmış olur.

Seyahatname'nin bir diğer özelliği de değişik yöre insanlarının yaşam biçimlerine, davranışlarına, tarımla ilgili çalışmalarından, süs eşyalarına, çalgılarına kadar ayrıntılarıyla geniş yer ayırmasıdır. Eserin bazı bölümlerinde, gezilen yörenin yönetiminden, eski ailelerinden, oyuncularından, önde gelen ünlü şahıslarından, şairlerinden, çeşitli kademelerdeki görevlilerinden ayrıntılı biçimde söz edilir.

Evliya Çelebi'nin eseri dil bakımından da önem taşır. Yazar, gezdiği yerlerde geçen olayları, onlarla ilgili gözlemlerini aktarırken kullanılan sözcüklerden de örnekler verir. Bu örnekler, dil araştırmalarında, sözcüklerin kullanım ve yayılma alanını belirleme bakımından yararlı olmuştur. Bazı yabancı sözcüklerin söyleniş biçimi halk ağzına göre olduğundan bir dilci için bu durum bir yöre ağzının oluşumunu anlamaya yarar.

Yazar istatistikleri

  • 171 okur beğendi.
  • 1.332 okur okudu.
  • 58 okur okuyor.
  • 1.078 okur okuyacak.
  • 51 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları