Ezgi Durmuş

Ezgi Durmuş

8.5/10
84 Kişi
·
159
Okunma
·
20
Beğeni
·
1.071
Gösterim
Adı:
Ezgi Durmuş
Unvan:
Yazar
Doğum:
Ankara, 1988
1988 Ankara doğumlu olan Ezgi Durmuş, lisede aldığı yabancı dil eğitimini Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde tamamladıktan sonra Haberyelkeni adlı online haber sitesinde köşe yazıları yazmaya başladı. Yazmaya olan ilgisini profesyonel iş hayatına taşıdı ve çeşitli reklam ajanslarına bağlı birçok markanın reklam metinlerini yazdı. Türkiye’nin en büyük online bilgi ağı olan Ekşi Teknoloji’de proje yöneticisi olarak görev aldı. 2016 yılında Tunç İlkman’ın Destek Yayınları etiketi ile piyasaya çıkan Aşık Ölüyorum adlı eserinin editörlüğünü üstlendi. Aynı yıl içinde Arka Kapak Dergisi’nde köşe yazıları yazmayı sürdürdü. 2014’ten bu yana kurucularından olduğu Priz Reklam Ajansı’nda marka yönetimi ve metin yazarlığı yapmaya devam etmektedir.
"Seni kitaplarından kıskanacak kadar çok sevmeme izin verir misin?"
Ezgi Durmuş
Sayfa 49 - Destek yayınevi, 5. Baskı: Mayıs 2017
"İnsan arasında kilometreler olan birine sarılabilir mi? Sarılıyorduk. Bazen sesimizle, bazen kurduğumuz ortak bir hayalle sarılıyorduk birbirimize."
“Ben olsam öyle davranmazdım.” diyebildiğim her konuda gücenme hakkı görüyordum kendimde.
İnsan bir başkasına nasıl baktığını kendisi de görebilse, daha az yanlış yapar belki de...
Ezgi Durmuş
Sayfa 45 - Destek yayınevi, 5. Baskı: Mayıs 2017
Duanın gücü, dileğini gerçekleştirmekten çok, dilediğin her ne ise, onun için savaşacak umudu barındırmasından gelir.
Yan yanarken bile birbirimizin aynı yanında denk gelemiyoruz, ne tuhaf...
Ezgi Durmuş
Sayfa 67 - Destek yayınevi, 5. Baskı: Mayıs 2017
Kitabı bitirdikten sonra iyi ki diyip sarılabileceğiniz bir anneniz varsa; bırakın para, pul, şan, şöhret hepsi onların olsun. Siz en değerli hazineye sahipsiniz zaten..
Nehir'in sonu ne olacak? Hakan onu affedecek mi? Can diye biri gerçekten var mı? Bunun gibi onlarca daha sorunun cevabını merak ettiğiniz için kitabı bitirmeden bırakamayacaksınız. Tek kelimeyle harikaydı! yanınıza kalem almayı unutmayın altı çizilecek çok satır var bu kitapta:)
Kitabı okuyacağınız gün mümkünse başka işleriniz olmasın. Çünkü elinizden bırakamıyorsunuz :) Kurgusu yorumlayacak olursak kendini ele vermiyor bir türlü. Kitabı hem bir an önce bitirmek istiyorsunuz hem de hiç bitmesin.
Çoğu yerde tüyleriniz diken diken oluyor.Karakterlerin duyguları çok güzel yansıtılmış ve kitap kalbinize dokunuyor.Bazen ağlıyorsunuz,bazen kahroluyorsunuz, bazen de çok mutlu oluyorsunuz.Her türlü duyguyu hissettirdiği için kalbinizi beslediğini hissediyorsunuz.Sonuna kadar büyük heyecanla okuyorsunuz,şiddetle tavsiye ederim.
Okurken etkisine daldığınızdan sayfaları nasıl çevirdiğinizi anlayamayacaksınız, o kadar akıcı bi kitaptı. Üstelik içinde öylesine çok altı çizilecek yer var ki.. Sonunu çok beğendiğim bi eserdi, iyi ki okumuşum.
Küçükken annem beni uyutmadan önce bana masal anlatırdı. Tabi anlattığı masallar bitince kendisi uydurmaya başlardı. Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde bir Fulden varmış diye başlardı. Tabi bilmiş ben hemen atlar sen masal anlatmıyorsun beni anlatıyorsun diye.

Bu kitabı okurken aklımın bir köşelerinde bu anım canlandı. Yüzümde oluşan tebessüm ile okudum bu kitabı bir günde. Masalsız büyüyen çocuklara inat her yerde bağıra çağıra masal anlatmak lazım.

Nehir geçmişinde yaşadıklarından sonra kendini eve kapatır. Bir blog oluşturur ve orada yazılar yazmaya başlar. Bu blog sayesinde hayatının aşkı Hakan ile tanışır. Hakan'ın en nefret ettiği şey ise yalandır. Tabi Nehir ilişkilerinin en başında yalan söylemiştir. Bu yalanın çıkmamasını umarak susar. Hani derler ya yalancının mumu yatsıya kadardır diye, o misal Hakan ile İstanbul'da ev bakacakları gün yalanı da ortaya çıkınca Hakan ve Nehir'in ilişkisi de çıkmaza girer.

Hakan bu yalanı affetmeye çalışırken Ankara'ya giderken Nehir bir yalan söyleyince ilişkileri artık geriye dönülmeyecek yollara girmiştir. Tabi bu durum Nehir'in ataklarının yeniden başlamasına neden olur. Ankara'ya giderken otobüste tanıştığı Aziz Bey'in yürüttüğü Geçmişi Şifalandırma Semineri'ne katılmaya karar verir. Çünkü bir kişinin başkasını affedebilmesi için ilk başta kendini affetmesi gerekir. Geçmişi ve hatalarıyla...

Kendisini affettiğinden ise hayatına devam etmeye başladı. Hakan üzülmesin diye onu aramamaya başladı. Fakat hayat sürprizlerle doluydu. Ve onun hayatı da asıl şimdi başlayacaktır.

Bu kitabı okurken çoğu satırın altını çizerken buldum kendimi. Okurken beni çocukluğumun masumluğuna ya da şimdiki zamanın acımasızlığına sürükleyip durdu. Sonunda ise gözlerimden mutluluk ya da yaşanmışlıklar aktı. Bana göre bu duyguyu her yazar yansıtamaz. Kendinizden bir parça bulacağınıza eminim.
Ah Eylül.. Adı gibi naif Eylül, adı gibi sonsuz ucu bucağı olmayan Deniz.. Öyle güzel öğütler var ki içinde. Sevdiklerinin değerini bilmek, onları kaybetmeden varlıklarına şükretmeyi öğretmek. İlk kitabı gibi bunu da son 30 sayfayı ağlatarak okuttu Ezgi Durmuş. Onun dik duruşu örnek alınası. Belki başka biri yazmış olsa ya bu kadar tesadüf olur mu deriz.
Doktor Murat,yayınevi,onun cinsel tercihi vs. Ama öyle güzel kurgulanmış ki. Öyle güzel akıp gidiyor ki kitap,sayfalar. Bir yanım bitsin istiyor bitsin ki gözyaşım dinsin gideyim bi kahve suyu koyayım. Bir tarafım bitmesin istiyor bitmesin ki okuyayım.. İlk kitabı da aylarca durmuştu kitaplığımda elime aldığımda hazır değilim demiştim sanki kitap okumanın hazırlıkla alakası varmış gibi doğru zamanı beklemiştim. Aynı şeyi Hep Sonradan’da yaptım. Bakıştık aylardır ve dün nihayet hazırım dedim ama ağlarken farkettim ki yine hazır değilmişim. Okuyun okutun.
Tek kelimeyle: Fevkalade.

Şiirsel bir dille yazılmış kitap, kelimeler uyum içinde bir NEHİR'de yüzüyor sanki. Bazi yerlerde sürprizler yapiyor kurgusu. Şaşırtıyor, düşündürüyor, tökezlemenizi sağlıyor; dikkat edin neden oluyor demedim çünkü kitaplarda tökezlemek iyi bir şeydir, kitabi yanınıza koyup tavana bakıp düşünmenizi sağlar. Kesinlikle okunmasi gereken, biraz da kisisel gelisim barindiran, hayatta neyin önemli olduğunu kulağımızın arkasindan bize sessizce fısıldayan bir kitap.
Kitabı okurken mutlaka kendinizden bir parça bulacaksınız. Özellikle kendinizi Nehir'in yerine koyarak okuyunca etkileyiciliği daha da artıyor. "Ben olsam en başında şunu söylerdim, şunu yapardım." diyerek kitapla çok atışmıştım okurken. Son olarak okurken ağladığım nadir kitaplardan.
Ahmet Kaya'nın Hep Sonradan isimli şarkısı gibi "Hep Sonradan gelir aklım başıma hep sonradan sonradan." sözleri gibi kitaptaki karakterlerin yaptıkları ruhunuza işliyor. Ahmet Kaya'nın şarkısı gibi.


Bazı kitapların şarkıları anımsattığını düşünürüm. Bu kitap ise ben de bu şarkıyı anımsattı. Karakterlerin seçtikleri hayatın sonucunda yaptıklarına katlanması işte bu duyguyu yani pişmanlığı anımsatıyor. Tıpkı Hep Sonradan şarkısı gibi.


Eylül bir yayınevinde çalışmaktadır. Hayatı yazar sevgilisi Deniz ve biricik annesi İnci ile geçerken annesinin hastalanması ile hayatı değişir. Kimsenin evinin önünden bile geçmesini istemediği kanser İnci Hanım'ın vücuduna yerleşmiştir. Kanserin ismini okuduğunuzda bile yüreğiniz acıdı değiil mi? İşte Eylül de acısını haykırmak istedi ancak içine atması gerekiyordu.


"Ortak bir acıya sahip iki kişi varsa, acı eşit bölünmez; biri diğerinden daha güçlü olmak ve acının büyük payını üstlenmek zorundadır. Dilediği gibi ağlayamaz, korkamaz, öfkelenemez... Hayatındaki herkes onu güçlü sanır da kimse bilmez, savrulmasının ufacık bir rüzgâra baktığını."


Eylül annesinin durumunu atlatmaya çalışırken sevgilisinin onu anlamaması kitabın ana taşı bana göre. Çünkü pişmanlık, çaresizlik ve kıskançlık duygusunu yazar bu olay ile anlatmak istemiş. Fakat bu duyguların sonunda kişinin kendi gücünü kaybedeceğini ve kendi gücünü görememesine neden olur.


Kitap sizi kanseri yenmeye çalışan anne ve kızın (babasız yaşamanın yarattığı etkiyi de hissediyorsunuz) yanına, toplum baskısı yüzünden seçimlerini ifade edemeyen Doktor Murat'ın yanına ve popüler kültür, yayınevi çıkarları ve bu durumun yazar ile okuyucuya etkisinin anlamamızı sağlamak için o sektörün içine doğru yolculuk yapmamızı sağlamış.


Bu yolculukta okuyacağınız kitaptaki duygu durumunu anlamak önemli bana göre. Neden böyle yaptı? ya da Neden konuşmadı? işte bu soruların cevaplarını anladıysanız bana göre kitabın ana fikrini de anlamış olursunuz.


Kitabın dili anlaşılır. Bu yüzden bir anda okuyabileceğiniz bir kitap. Fakat duygu yükü fazla olduğu için (sizi derinden etkileyecek kitaplardan biri) benim tavsiyem yavaş okumanız. O zaman anlatmak istediği pişmanlığı ve vedaların önemini anlamış olursunuz.

Eğer sizi sarsacak kitaplar okumayı seviyorsanız bu kitabı önerebilirim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ezgi Durmuş
Unvan:
Yazar
Doğum:
Ankara, 1988
1988 Ankara doğumlu olan Ezgi Durmuş, lisede aldığı yabancı dil eğitimini Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde tamamladıktan sonra Haberyelkeni adlı online haber sitesinde köşe yazıları yazmaya başladı. Yazmaya olan ilgisini profesyonel iş hayatına taşıdı ve çeşitli reklam ajanslarına bağlı birçok markanın reklam metinlerini yazdı. Türkiye’nin en büyük online bilgi ağı olan Ekşi Teknoloji’de proje yöneticisi olarak görev aldı. 2016 yılında Tunç İlkman’ın Destek Yayınları etiketi ile piyasaya çıkan Aşık Ölüyorum adlı eserinin editörlüğünü üstlendi. Aynı yıl içinde Arka Kapak Dergisi’nde köşe yazıları yazmayı sürdürdü. 2014’ten bu yana kurucularından olduğu Priz Reklam Ajansı’nda marka yönetimi ve metin yazarlığı yapmaya devam etmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 20 okur beğendi.
  • 159 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 85 okur okuyacak.