Ezgi Taboğlu Özkülahçı

Ezgi Taboğlu Özkülahçı

Çevirmen
7.5/10
456 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
360
Gösterim
Adı:
Ezgi Taboğlu Özkülahçı
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
160 syf.
·10/10
Virginia Woolf'un kültlerinden Kendine Ait Bir Oda, yirminci yüzyıl feminist düşüncesi için bir dönüm noktasıdır. Kadınların yazabilmesi için, edebiyatta varolabilmeleri için gerekli sosyal ve maddi koşullardan bahsederken bir yandan da toplumun kadınlar üzerinde kurduğu baskıların etkilerinden ve yazmak isteyen kadınların hayatlarının son derece zor olduğundan bahsediyor. Dönem şartlarında kadınların edebiyattaki tarihini de anlatıyor. Kitabın anlatımı, sürükleyiciliği ve dili çok açık, anlaşılır ve akıcı olduğu için bir oturuşta bitirebileceğiniz bir kitap.

Virginia Woolf bu kitapta, bir kadının entelektüel özgürlük elde etmek ve dolayısıyla yazabilmek için kendi alanını ve hayatını kontrol edebilmesi gerektiğini dolayısıyla finansal özgürlüğe ihtiyacı olduğunu savunuyor.

Kitabı okurken sürekli düşündüğüm cümleler “bilim insanlarının, şairlerin veya yazarların çoğu neden erkek” gibi anti feminist insanların kadınları yermek için kullandığı cümleler oldu. Tam olarak bu sorunun cevabını bulabileceğiniz bir kitap. Kadınların neler yaşadığını o dönemi gözlemleme fırsatı bulmuş bir kadından dinleyeceksiniz. Erkeklerin sahip olduğu pozitif ayrımcılığa karşı kadınlara yaşatılan baskı ve kısıtlamaları derinlemesine işleyen bir kitap. Kesinlikle herkese okumasını tavsiye ederim.
160 syf.
·55 günde·7/10
"Para kazanın, kendinize ait bir oda ve boş zaman yaratın.
Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın."
Virgina Wolf
...
Kurmaca ve Kadın üzerine düşüncelerini ve araştırmalarını bizimle paylaşıyor.
Kadına verilen değeri ve o zamanda var olan haklarını gözler önüne seriyor. Düşününce şuan kadın cinayetlerinin böylesine arttığı bir dönemde bu kitabı okumak daha da dikkat çekici yapıyor bu kitabı. Okurken diğerlerini bilmiyorum ama ben üzüldüm, huzursuz hissettim. Yazılanların gerçekliğinden rahatsız oldum. Özellikle de Shakespeare kız kardeşinin evden kaçıp tiyatroya yönelseydi olabilecekleri okurken.
Böylesine aşağılık bir varlık olarak gözüken bizlerin, kadınların nasıl bir eser yazması, hatta yazma hakkı olduğunu bile düşünmesi komiktir o dönem için.
Keza şuan eşitlik var diye savunsak bile günümüzde bir göz attığımızda içimiz yine karamsarlık ile kaplanabiliyor.
#49067882
"Belki de evrendeki en çok tartışılan hayvan olduğunuzun farkında mısınız?" Gerçekten öyle... Kadınlar bunu yapmaz.... Elinin hamuru... Örnekleri arttırmaya gerek duymuyorum arkadaşlar çünkü otomatik olarak beyniniz bu örnekleri arttırmaya devam ediyor.
Söylenecek şey var o yüzden atlaya atlaya anlatıyormuş gibi hissediyorum ama kısa kesmek istiyorum.
Kadınların kendilerine ait bir odası olması lazım efendim. Düşüncelerini ifade edebilmeleri için, hislerini kağıtlara yazabilmeleri için. Özgür olabilmeleri için....
160 syf.
·Beğendi·7/10
Son zamanlarda özellikle ülkemizde yaşanan kadına şiddet olaylarından sonra feminist bir bayan yazarın dilinden, bu konuya dair bilgi edinmek için okumuş olduğum bu eser için biçilmiş bir kaftan bayan Woolf.
Her ne kadar Woolf'un yaşamış olduğu dönemlerde kadınlara tanınan haklarla, günümüzde verilen haklar arasında muazzam bir ilerleme olsa bile, bir erkek olarak maalesef kadınların hala toplumdaki hakkettiği seviyeye ulaşmadığını düşünüyorum. Yazar, ataerkil toplumların kadınlara biçtiği rolün dışında, kendilerine daha fazla zaman ayırıp eğitim konusunda kendilerini geliştirmelerini özellikle belirtmiş,bilimde, sanatta, edebiyatta(özellikle şiir) alanlarında toplumun baskısı altından sıyrılıp hakettiği değeri bulabilmesi için önemli notların altını çiziyor. Bu notları verirken, kendisinden önce yaşamış olan hemcinslerin eserlerini irdelerken, yaşadıkların dönemin William Shakespeare gibi önemli yazarların kadınlar hakkındaki görüşlerini dile getirmiş.
160 syf.
·4 günde·10/10
Kendine Ait Bir Oda edebiyat dünyasının feminist bir makalesi olarak anılır. Kitap kurgusal, kurmaca veya kurmaca olmayan bir eser olup erkeklerin kadınlar üzerinde uyguladıkları baskı ve eşitsizliğin bir dışavurumu, haklı bir isyanıdır. Kitap ilk kez 1929 yılında yayınlanmış o tarihe kadar da tarihten birçok örnek alınarak ve onların değerlendirmesi yapılarak oluşturulmuştur. Kadınların belirli bir izin kağıdı olmadan kütüphanelere alınmadığı, tiyatro oyuncusu olmak isteyen kadınların sirklerde ip üzerinde yürüyen köpeklerle eş değerde görülüp aşağılandığı, soylu, fakir demeden bütün erkeklerin kadınları kendi malları saydığı, rahatça dövüp tartaklayabildiği dönemleri bütün gerçekliğiyle gözler önüne sermiş bir eserdir. Yazar kitabı bitirirken kadınların hala cahil olduklarını söyler ve bu kitabı okuyan kadınlara seslendiği gibi şu an da okuyacak durumda olmayan çocuklarını yatıran, bulaşık yıkayan kadınlara da seslenir. Kendine ait bir odası olan bütün kadınlara ve oturma odasında gizlice yazılar yazmaya ve yayınlamaya çalışan bütün kadınlara ithaf eder eserini.
160 syf.
·2 günde·8/10
Kitap Virginia Woolf'un 'kadın ve kurmaca' konusu altında çok önemli şeylere değinerek yazdığı denemeden oluşuyor. O dönemde böylesine kadın haklarını savunan ve kadın erkek eşitliğini her sayfasında dile getiren Woolf'a hayran olmamak elde değil. O dönemde diyorum ama aslında çok da eski bir dönem değil ya neyse.

Kendimi empati yeteneği gelişmiş biri olarak düşünürüm bazen ama gerçekten anlayamayacağım iki şey var bu hayatta: biri köle ticareti, diğeri de bir insanın diğer insandan üstün olma durumu. Hele ki durum cinsiyetçilik içerince daha anlaşılmaz oluyor. Oysa ki Atatürk dememiş miydi "Bir toplum, bir millet, kadın ve erkek denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki biri yere zincirlerle bağlı kaldıkça diğeri göklere yükselebilsin?" diye.

Artık bu zamandan sonra zaten bu konunun tartışılması inanılmaz saçma ve vahim durumumuzu ortaya koyuyor bence. Mesela Virginia Woolf'a internette baktığın zaman 'feminist ingiliz yazar' diye belirtiyor. Neden feminist diye belirtmek zorunda kalmışlar? Zaten normal olan öyle olması değil mi? Eğer feminist değilse feminist olmadığını belirtmek için adın önüne bir kelime yerleştirmek daha mantıklı değil mi? Bu günlük hayatta da böyle. Sen bir konuşmada birini cinsiyetçilik yaptığı için uyarırken seni parmakla gösterip "işte feminist" diyorlar. Yani uyarmayınca feminist olmuyorsun onlara göre, illa davranışlarınla belirtmek zorundasın...

Bir de feministliği erkek düşmanlığı olarak algılayanlar var ki onlara hiçbir şey demiyorum. Sadece, keşke bunu tartışmak zorunda kalmasaydık...
160 syf.
·8 günde·Beğendi·6/10
İki ihtimal var: Woolf ya üstlendiği feminist misyon sebebiyle entelektüel birikimini göstermek amacıyla dilini bu denli anlaşılmaz kıldı ya da ben çok cahilim, kitabı anlaşılmaz buldum. İkincisi daha ağır basıyor ama fikirlerini açıklamak ve insanlara ulaşmak isteyen biri neden sanat yapayım derken bu kadar kapalı bir anlatım benimser ki? Daha çok anlamayı isterdim, ama maalesef..

Az anladığım diğer kısımlarda ise bir duygunun yoğunluğunu hissettim: Öfke! Yazar kıyaslamayacağım ve kendi hemcinslerimi yüceltmeyeceğim dese de cümlelerde bazı yerlerde aşırılık mevcut. Birkaç okumadan daha sonra biraz daha iyi anlamayı umuyorum. Bol düşünmeli okumalar dilerim.
160 syf.
·13 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bilinçli olarak dağınık başlanmış bir kitap olduğunu düşünüyorum, ilk 40 küsür sayfa beni gerçekten yordu ama bırakamazdım. Belki de bu bir tür sınavdır, ilk 40’ı geçebilirsek devamı su gibi akıp gidecek zaten ama geçemezsek zaten belki de yazılanları duymaya hazır değilizdir, kim bilebilir?
Eser, genel olarak kadın ve yazma eylemi üzerine bir inceleme ve bir sesleniş. Kadın ve kurgu da diyebiliriz ama bu konuyu daraltmak olur.
Benim kitabı okuma nedenim de tam olarak buydu, kurgu yazmak istemem ve neye ihtiyacım olduğunu bulmak.
Okudukça fikirler akın etmeye başladı, sorular arttı yani ben kitaptan yeterince verim aldım.
Yazarken sanırım en çok dikkat edilmesi gereken: kendin olmak ve birilerini etkilemenin amacın olmaması olabilir.
En vurucu nokta tabii ki olması gerektiği gibi sonuydu, dili sert ve bir o kadar gaza getiriciydi, neler olduğunu yazamam fakat kısaca bahanelerimizin yersizliği ve bir şeyler yapabilme gücümüzün olduğuyla ilgiliydi.
Herkes okumalı, yer yer altını çizmeli, bazen de tekrar okuyup nelere sahip olduğumuzu hatırlamalı!
160 syf.
·7 günde·10/10
"Kadın aşağılanıyorsa erkeği de aşağılayalım" algısı yaratmadan yazılmış bir kitap. Kitap eline geçtiğinde herkes tereddüt etmeden mutlaka okumalı. Özellikle kadınların bazı kısımlardan ilham alabileceğini ve eğer harekete geçmek istiyorsa cesaret bulabileceğini düşünüyorum. Okuyacak olan herkese keyifli okumalar dilerim.
160 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
18. ve 19. Yüzyılda kadınlar üzerindeki baskıyı özellikle onların bir şeyler yazması, okuması, düşünebilmesinin bir şekilde engellenmesini bir şeyler yapınca eleştirilmelerini o dönemdeki sanat insanlarının eserleriyle örneklemiş yazar. Ve kadına bir çağrıda bulunmuş en son. kadının sadece çocuk doğurmak için ya da bir eve tıkılıp kalmak için yaratılmadığını söylemiş.Kendini kendi için yetiştirmesini istemiş ondan.
160 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Kendine Ait Bir Oda, yazarın okuduğum ilk kitabı olduğundan yazarın hayatına ufak bir göz atmama neden oldu.
Virginia Woolf 25 Ocak 1882'de Londra'da doğdu. Küçük yaşta annesini ve ardından da babasını kaybetmesi onun hayatında büyük değişiklikler yaşanmasına sebep olmuştur. Bu üzüntüler onu derinden etkilemiş ve 2 yıl boyunca sinir bozukluğu nedeniyle krizler yaşamıştır ki bunların etkilerini kitapta da görüyoruz. Yaşadığı psikolojik bunalım yüzünden birçok kez intihara kalkışmış ve 26 Şubat 1941'de bu girişimlerinin sonuncusunda başarılı olmuştur.
Kitap sade bir dille yazılmış, okuması kolay bir kitap fakat kitabı anlamanın kolay olduğunu düşünmüyorum. Yazar kitabında Kurmaca ve Kadın konusu üzerinde durmuş, cinsiyet farklılığının hayatımıza etkisine dikkat çekmek istemiş. Bu yüzden kadınların kendine ait bir odası olması ve orada erkekler ne der diye düşünmeden yazmaları gerektiğini söylemiştir.