Fahreddin er-Râzî

Fahreddin er-Râzî

Yazar
8.8/10
24 Kişi
·
71
Okunma
·
51
Beğeni
·
2.160
Gösterim
Adı:
Fahreddin er-Râzî
Tam adı:
Muhammed bin Ömer bin Hüseyin bin Hüseyin bin Ali et-Teymî el-Bekr
Unvan:
İranlı din bilgini, fizikçi ve düşünür
Doğum:
Rey, 6 Şubat 1149
Ölüm:
Herat, 29 Mart 1210
Künyesiyle beraber adı 'Muhammed bin Ömer bin Hüseyin bin Hüseyin bin Ali et-Teymî el-Bekrî'dir. Babası da büyük bir Horasan alimiydi ve ilk eğitimini ondan aldı. Dinî ve fen bilimlerini zamanının ve şehrinin ünlü alimlerinden aldı. Eğitimden sonra seyahat etmeye başladı. Harezm’deMutezililerle, Herat’ta ise Kerramiyye mensuplarıyla tartışmalarda bulundu. Horasan'da Kutbeddin Muhammed tarafından ilgi gördü.

Râzî, dini ilimlerde olduğu kadar pozitif bilimlerde de oldukça başarılı bir bilim adamıydı. Özellikle fizik konularıyla ilgilenmiş, cisimlerin hareketi veses üzerine çalışmıştır.
Allah Teâlâ, şu sebeplerden dolayı, Kadir Gecesini gizli tutmuştur:

Cenâb-ı Hak, herkes bütün taatlara rağbet etsin diye, rızasını taatlarda;

Günah sayılabilecek bütün şeylerden sakınsınlar diye, gazabını masiyetlerde;

Herkese saygı duysunlar iyi gözle baksınlar diye, evliyasını, insanlar arasında;

Bütün dualarda alabildiğine çaba sarf etsinler diye, kabul ve icabetini, bütün dualarda;

Bütün isimlere saygı duysunlar diye, ism-i a'zamını;

Her namaza, alabildiğine devam etsinler diye, "salât-ı vüstâ"yı;

Her çeşit tevbeye devam etsinler diye, tevbenin kabulünü;

Her mükellef sakınsın diye de, ölüm vaktini gizli bıraktığı gibi;

Ramazan'ın tüm gecelerine tazim etsinler diye de, bu geceyi saklı tutmuştur.
"Hayatımın başından sonuna dek tecrübe ettiğim şey şudur: İnsan her ne zaman bir işinde Allah'tan başkasına güvense bu iş onun için bela, imtihan, zorluk ve musibet olur.

O işi için her ne vakit başkalarından yüz çevirip yalnızca Allah'a güvense, bu arzusu en güzel şekilde oluverir. Bu benim için 57 yaşına bastığım şu güne kadar bi't-tecrübe sabittir.
240 syf.
Fahreddin er-Râzî'nin, Önsöz'ünde
'Esâsu't-takdîs' diye taktim ettiği bu ilmi eser, dört bölümden oluşuyor.

Allah-u Tealâ'nın zaman ve mekândan münezzeh olduğunun ispatı, deliller içerisinde deliller sunularak oldukça kapsamlı bir izahla tertip edilmiş. 'Mutlak Mevcud'un varlığına perdeler indirmeye kalkışan, Keramiler, Hanbeliler, Müşebbiheler ve Dehriler'in savundukları görüşleri ayrı ayrı mütalaa ve tahlil eden Fahrettin Er Razi, delillerini bu yanlış istikametlerden doğan hatalara değinerek temellendirmiş ve iki uç görüş olan; sadece Allah'ın ne olmadığının söylenerek idrak edilebileceğini savunan muattılayı ve Allah'ın Zati ve Subuti sıfatlarını ayırt etmeden telakki edilebileceğine inanan Müşebbiheyi takip eden mezheplerin Ehli Sünnet itikadına uymayan yönlerini farklı cihetleriyle değerlendirmiş.

İzninizle bu mezheplerin ardına düştükleri görüşleri aldığım notları buraya aktararak listelemek istiyorum.

Keramiyyeler: Allah'u Teâlâ'nın hem kısımlara ayrılmadığını, hem de sonsuz açılımlara sahip olduğunu savunan, akıl ölçülerine aykırı bir mezheptir.

Hanbeliler; Allah'u Tealâ 'nın zatının, diğer yaratılmışlardan ayırt edilmesine hayâlin ve idrakin erişemeyeceğini söylerler.Bu durumda onlara göre, göz ile görülemeyecek birşey yok'tur.İdrak edilemez.Yani Allahu Tealânın cismi vardır fakât yaratılmışlara benzemez.

Müşebbiheler; Bu mezhepe tabii olanlar der ki ; Yaratıcı ve Alem iki mevcuttur.her ikisi birbirinin ya içindedir ya da dışında.Bu durumda Yaratıcı Alem'in içinde değil ise dışında olmalıdır.Baştan sona Allah'u Tealâ 'nın mekân ve zamandan münezzeh olma hakikâtine aykırı bir mezheptir.

Dehriler; Yaratıcının ve Alemin iki ayrı mevcut olduklarını, ya birlikte ya da biri birinden önce varolmuştur görüşünü savunurlar.Zamanın belirleyiciliğine iman ederler.

Eserde nakli delillerden, yâni Kur'an-ı Kerim'de ki delillerden de söz edilmekte.

İhlâs Sûresi'nde zikredilen 'Ehad' ve 'Samed' kelimeleri, Allah-u Teâlâ 'nın cisim ve cevher olmadığının en geçerli delilleridir.Zira müşrikler Resûlullah Efendimiz'e gelip Allah-u Tealâ'nın vasıf ve sıfatlarını sorduklarında, Peygamber Efendimiz'e inen bu Ayet'ler, bu görüşe muhalif bütün görüşlerin batıl olduğunu ispat etmektedir.

İkinci delil olarak Şûrâ Suresi 11.Ayet-i Kerime zikrediliyor;

"Hiçbir şey O'nun misli değildir. "

Üçüncü delil olarak; Muhammed Suresi,38. Ayet-i Kerime zikrediliyor.

"Allah zengin (ve müstağni), siz ise fakirler ( ve muhtaçlar) siniz."

Cismaniyet ve mekâna bağlılık, müstağni ve hiçbir şeye muhtaç olmama sıfatına aykırıdır.Zira bütün cisimler cüzlerine muhtaçtır.

Dördüncü delil olarak; Bakara Sûresi, 255. Ayet-i Kerime zikrediliyor;

" Allah kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır.O Hayy ve Kayyum'dur."

Kayyum olmak, kendi kendisiyle ayakta olan, başka şeyleri de ayakta tutan mânâsındadır. Bir cismin kendi kendini ayakta tutması ve hiçbir şeye muhtaç olmaması mümkün değildir.

Beşinci delil olarak; Meryem Sûresi, 65. Ayet-i Kerime zikrediliyor;

"Hiç ismi O'nunla beraber anılmaya değer bir başkasını tanıyor musun?"
Ayet-i Kerime de geçen 'Semiyye ' kelimesi Allah-u Teâlâ 'nın mekândan münezzeh olduğuna en güçlü delillerdendir.

Fahrettin er Razi, Kur'an-ı Kerim'den, 18 delili, müfessirlerin ortak kanaatleri ile birlikte kapsamlı bir şekilde izah ediyor.Rabbim ilm-i mukaddeslerinden razı olsun.

Eserde müteşabih yâni mecazi mânâlar içeren ayetler ve hadislerin yorumları yer alıyor.Müellif öyle güzel bir tasnifte bulunmuş ki, daha sonra şu kelimenin hakiki maksadı ne idi diyerek, meâl okurken başvurabileceğiniz çok kolay anlaşılır bir kaynak düzeyinde.Örneğin; 'Nefs' kelimesinin, beden, kan, ruh, akıl, birşeyin zatı, kendisi olması gibi birçok ayette ayrı anlamlarından söz edilmiş ve bunun gibi pek çok kelime tahlili yapılmış.

Bu eseri kitaplığınızın ilmi eserler bölümüne mutlaka kazandırın, çok istifade ettim ve ömrüm boyunca baş vuracağım kıymetli bir kaynak oldu benim için.Paragraf paragraf okudum, sonra dönüp aynı cümleleri defaatle okudum ve Allah'ın isimlerinin asıl deliller olduğu keşfine ulaştım.Her bir ismi ayrı bir delilmiş gibi doldurdu ruhumun hendeklerini...Çok şey öğrendim, çokça soru ve çokça ferahlık edindim.

Rabbim Fahrettin El Razi'den ebeden razı olsun.Kendisinin de arzettiği gibi; Tevfik Allah'tan...
136 syf.
·8/10 puan
Merhaba Sevgili Kitap Dostlarım:) Mısır kütüphanesinde 'İsne Aşere Firaset Talaet' isimli bölümde-orijinali- bulunan bu eser; beş nüsha ve 55 sayfadan oluşmaktaymış.Giriş kısmında yazar hakkında geniş bilgi verilmiş olup; Feraset - hemen anlama, çabuk kavrama, zihin uyanıklığı, sezgi- konusunun başlıklar altında anlatımına gidilmiştir.Kur'an-ı Kerim'de de bir çok yerde feraset ilminin önemi ve kıymeti yer aldığından bahsedilmiş(Hicr75, Bakara273, Muhammed30, Fetih29).Hal böyle olunca eserdeki bilgiler akla daha yatkın geldi.Kitapta insanların tüm vücudunun aslında bize insanın kendinden; yani karakteristik özelliklerinden kopya verdiğinden bahsediliyor.Hani diyoruz ya 'İnsanın içindekiler bölümü yok ki okuyup bilsek' yahut 'Alnında yazmıyor ki falanca şöyledir.' işte aslında bizim mizacımızdan tutun el yapımız, vücut şeklimiz, bakışımız, kaşımız bile bizim ne yapıda olduğumuzun bilgisini veriyor:) İnsanları biraz olsun tanımak yahut insan sarrafı olmak isterseniz @vecizyayinlari1' ndan çıkan bu kitaba bi bakın derim.Matmazelle birlikte sevgiyle, dostça ve hoşça kalın:)
Tefsir-i Kebir veya Tefsirü’r-Razi veya Mefatihu’l-Ğayb adıyla bilinen, ünlü Tefsir ilminin ve geleneğinin temel eserlerinden birinin yazarı olan Fahreddin er-Razi (ö.606-1210) eseri bu kitabın dili ağır olsa da, felsefenin önemini göstermesi açısından çok önemli. Her ne kadar döneminin bir sorununa dair yazılmış bir eser olsa da günümüze de Kur'an'da Allah için geçen el, ayak vb. kelimelerin gerçek anlamda kullanılmadığını, Allah'ın mekândan münezzeh olduğunu, cisim olmadığını ispat etmeye çalışıyor. Yaptığı güzel akıl yürütmeler ve tevillerle, düşünce tarzımıza etki edebilir, anlaması zor olan şeyleri bizlere kolaylaştırabilir. Mantık yürütmemizi geliştirip, aklı kullanma yeteneğimizi artırabilir. Hepsinden önemlisi de bir tefsir âliminin felsefe ile nelere yaptığının bir örneği olarak, günüzde ‘bize felsefe ne lazım’ diyen çevrelere çok güzel bir cevap olabilir. Hadis ve Ayet tahlilleri ile meseleleri neticeye bağlayan bu eser günümüzde ki problemlere, kafamıza takınlara nasıl cevap buluruzu göstermesi açısından sadece felsefe ve ilahiyyat ilgililerine değil, tüm insanlar için öncel bir kitap.
Hadi bakalım hayırlısı Allah'tan İnşaallah
Güven ve istikrarın hâkim; huzur ve ilmin zirvede olduğu dönemlerde tefsir ilminin imamı olarak kabul edilen; büyük âlim, mutasavvıf Fahruddin Râzi tarafından kaleme alınan “Mefâtîhu’l-Gayb” isimli bu eser; yüzyıllarca Osmanlı Medreselerinde okutulmuş, ayrıca
İbn-i Kesir, Elmalılı, Ebu’s Suud, Hulasatu’l Beyân gibi yakın tarihlerde yazılmış tefsirlerin de her yönden önemli bir kaynağı olmuştur.
Kendinden sonra yazılmış bütün tefsirlere kaynaklık eden; ayetleri, Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabının (r.a.) sözleriyle birlikte delillerle açıklayan, konulara sosyolojik, felsefi, tasavvufi ve bilimsel izahlar getiren 23 ciltlik dev bir eserdir
Nida Yazıcı
Nida Yazıcı Kitabu'n-Nefs Ve'r-Rûh ve Şerhu Kuvvâhumâ'u inceledi.
190 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Dili oldukça farklı, mantık ilmi çerçevesinde kaleme alınmış olduğundan okurken beni yordu. Bu kitabı nefis ve ruhun mahiyetini öğrenmek için almıştım ama umduğumu bulamadım maalesef. Bunun yerine İmam-ı Gazali'nin ihya-yı ulûmuddin eserini okumanın daha faydalı olacağı kanaatindeyim ki kitapta da çokça ihya'dan alıntılar yapılmış.
Tozlu Raflar
Tozlu Raflar Hıristiyanlığın Reddine Yönelik Tartışmalar'ı inceledi.
96 syf.
·8/10 puan
Münazara “Hıristiyan” ve “Râzi” başlıkları altında diyalojik bir formda şekillenmiştir. Tartışma temel olarak Hz. Muhammed’in peygamberliği, Hz. İsa’nın üstün olduğu, Hz. İsa’nın tanrılığının reddedilmesi ve iptali üzerinde gerçekleşmiştir. Hıristiyan münazaracı, Râzi’nin Hıristiyan teolojisine ilişkin eleştirilerini cevaplayıp Hz. Muhammed’in peygamberliğinin kırk yıl gecikmesi meselesi ve Hz. İsa ile üstünlük kıyaslaması, Kur’an’daki müteşabih ayetler ve Kur’an’nın saf Allah kelamı olduğuna dair şüphelerini içeren kapsamlı bir karşı koymada bulunmaktadır. Râzi ise kelam ilminin temel metotlarıyla süslediği cevabında, bir yandan dile getirilen şüpheleri gidermeye çalışmış diğer yandan Hıristiyan rahibin Hıristiyanlığa ilişkin temel itikadını sarsıcı söylemler dile getirmiştir.

Râzi’nin uzunca bir cevabın ardından Hıristiyan münazaracı ile arasında ilginç bir diyalog geçmektedir. Hıristiyan rahip Râzi’ye “bana galebe ettin ve beni cevaptan aciz bıraktın” itirafında bulunur. Râzi’nin “bunu itiraf ettiğine göre benim dinim olan İslam dinine dönmen gerekir” (s. 69) çağrısına Hıristiyan rahip olumsuz cevap verir. Bunun üzerine Râzi’nin “dininin esasının, ilminin, imanının ve kesinliğinin kurallarını bana haber verir misin” talebine Hıristiyanın verdiği cevap saplantılı bir ruh halini yansıtan dehşet verici bir içerik taşımaktadır: “Dinimizin kuralı, Muhammed’in yalanlanmasına ve ona karşı düşmanlığa dayanır. Hatta zamanımızda yaşasaydı onu en kötü şekilde öldürürdük. Eğer [Tanrı] bizi onun ümmetinin hükümdarlarına, alimlerine ve imamlarına muzaffer kılsa, onları boğazlamakla, onların büyüklerinin, salihlerinin ve zahitlerinin derilerini yüzmekle [Tanrı]ya yaklaşırdık. Şayet elimize geçse, onların ilim, hikmet ve marifetle ilgili bütün eserlerini, tefsir ve hadis kitaplarını, Kur’an sahifelerini mutlaka parçalardık” (s. 70). Daha galiz ifadelerle İslam dini, Kur’an, Hz. Muhammed ve Müslümanlara yönelik hakareti aşan nitelemeler uzayıp gitmektedir. Fakat Râzi’nin bu ifadelere verdiği cevap, hem ona karşı öfkesini hem de bu öfkenin aşkın bir varlık tarafından konulan haddi aşmama emrine bağlı bir itidali yansıtmaktadır: “Şayet zımmi hukuku ve peygamberin sizin ve bizim aramızdaki zimmet akdini koruma tavsiyesi olmasaydı, şu saatte seni en kötü şekilde öldürmekle Allah’a yaklaşırdım” (s. 71).

Râzi’nin şahsında tarih, İslama hakaret eden bir insanın hakaret ettiği dinin emirleri sayesinde hayatta kaldığının en güzel örneğine şahit olmuştur. Ölçüsüz bir taşkınlık ve düşmanlığa karşı gösterilen bu sorumluluk duygusu ve hümaniter bilinç, aynı kısır döngüsel söylemler etrafında dönüp duran Papa XVI. Benedictus mantığına verilmiş en güzel cevap olsa gerek.

Kitaptaki tartışma bundan sonra da sürmektedir. Hıristiyan münazaracı Hz. İsa’nın üstünlüğü, İslam’ın kılıçla yayılan bir din olduğu ve Kur’an’a ilişkin şüphelerini içeren sorulara Râzi’nin verdiği cevaplarla devam etmektedir. Kitabın sonunda vay be diyeceksiniz...
320 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Zaman ile alakalı felsefi okumalarınızın ilk kitabı olmamalı. Yunan ve İslam filozoflarının zamanın ne olduğu ile alakalı görüşlerini dağınık bir biçimde ele alan ileri seviye bir eser.
Odaklanma ve deri düşünce istiyor.
378 syf.
·10/10 puan
Seni anlatmaya söz yetmez.Slogan şu ''Bir tek tefsir al bir çok tefsire sahip ol''.. yıllarca mutezile diye diye sana karşı ön yargımız vardı..Geç oldu tanışmamız ama değdi...Razi bir denizdir......
136 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kitabı sevmedim çünkü insanların fiziksel yapılarına göre tanımlamış. Bilmsel bir kitap olmadığı kitabın başında yazıyor zaten tecrübeyle dayalı yazılmış bir kitap. Bitirmek için okudum. sanki yazılmak için yazılmış gibi.. Bir kitap hakkında böyle yorum yaptığım için üzgünüm.

Yazarın biyografisi

Adı:
Fahreddin er-Râzî
Tam adı:
Muhammed bin Ömer bin Hüseyin bin Hüseyin bin Ali et-Teymî el-Bekr
Unvan:
İranlı din bilgini, fizikçi ve düşünür
Doğum:
Rey, 6 Şubat 1149
Ölüm:
Herat, 29 Mart 1210
Künyesiyle beraber adı 'Muhammed bin Ömer bin Hüseyin bin Hüseyin bin Ali et-Teymî el-Bekrî'dir. Babası da büyük bir Horasan alimiydi ve ilk eğitimini ondan aldı. Dinî ve fen bilimlerini zamanının ve şehrinin ünlü alimlerinden aldı. Eğitimden sonra seyahat etmeye başladı. Harezm’deMutezililerle, Herat’ta ise Kerramiyye mensuplarıyla tartışmalarda bulundu. Horasan'da Kutbeddin Muhammed tarafından ilgi gördü.

Râzî, dini ilimlerde olduğu kadar pozitif bilimlerde de oldukça başarılı bir bilim adamıydı. Özellikle fizik konularıyla ilgilenmiş, cisimlerin hareketi veses üzerine çalışmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 51 okur beğendi.
  • 71 okur okudu.
  • 17 okur okuyor.
  • 249 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.