Fahreddin er-Râzî

Fahreddin er-Râzî

Yazar
10.0/10
5 Kişi
·
15
Okunma
·
11
Beğeni
·
1.485
Gösterim
Adı:
Fahreddin er-Râzî
Tam adı:
Muhammed bin Ömer bin Hüseyin bin Hüseyin bin Ali et-Teymî el-Bekr
Unvan:
İranlı din bilgini, fizikçi ve düşünür
Doğum:
Rey, 6 Şubat 1149
Ölüm:
Herat, 29 Mart 1210
Künyesiyle beraber adı 'Muhammed bin Ömer bin Hüseyin bin Hüseyin bin Ali et-Teymî el-Bekrî'dir. Babası da büyük bir Horasan alimiydi ve ilk eğitimini ondan aldı. Dinî ve fen bilimlerini zamanının ve şehrinin ünlü alimlerinden aldı. Eğitimden sonra seyahat etmeye başladı. Harezm’deMutezililerle, Herat’ta ise Kerramiyye mensuplarıyla tartışmalarda bulundu. Horasan'da Kutbeddin Muhammed tarafından ilgi gördü.

Râzî, dini ilimlerde olduğu kadar pozitif bilimlerde de oldukça başarılı bir bilim adamıydı. Özellikle fizik konularıyla ilgilenmiş, cisimlerin hareketi veses üzerine çalışmıştır.
"İnsanların amele en fazla yöneleni,
ölümünü gözünün önünden hiç ayırmayan, öleceğini hep hesaba katan kimsedir."
"O, hanginizin daha güzel amel ve harekette bulunacağını imtihan etmek için, ölümü ve hayatı yaratandır.
O, aziz ve gafurdur. "
(Mülk- 2)
"...amellerin halis olanı, Allah rızası için yapılanı, doğru olanı da sünnete uygun olarak yapılanıdır."
" Allah zengin (ve müstağni), siz ise fakirler (ve
muhtaçlar)siniz." Bu ayet, Allah Teala'nın zengin ve müstağni
olduğuna delalet ediyor. Halbuki O cisim olsaydı, zengin
ve müstağni olmazdı. Çünkü cisim mürekkebdir; mürekkeb
ise cüzlerine muhtaçtır. Hem sonra, Allah Teala bir mekan
veya cihete bağlı olsaydı, mekan veya cihete muhtaç olurdu.
Bu durum ise O'nun zengin ve müstağni olmasıyla çelişki
oluşturur.
Adamın birisi Ebu Hanife’ye “Benimle konuşmadıkça hanımımla konuşmamaya yemin ettim. Hanımım da ben onunla konuşmadıkça eğer benimle konuşursa, sahib olduğu herşeyini sadaka olarak dağıtmaya yemin etti” dedi. Fakihler bu meselede şaşırdılar. Süfyan şöyle dedi: “İkisinden hangisi diğerine konuşursa yeminini bozmuş olur.” Ebu Hanife ise adama: “Git ve hanımına konuş. Bu takdirde hiçbiriniz için de yeminini bozma sözkonusu olmaz” dedi. Bunun üzerine adam Süfyan’a gidip, Ebu Hanife’nin dediklerini haber verdi. Süfyan da kızgın bir şekilde Ebu Hanife’nin yanına gelip; “Sen namusları mubah kılıyorsun” dedi. Ebu Hanife: “Bu ne demek oluyor?” dedi.

Süfyan, “Ebu Hanife’ye meseleyi yeniden sorunuz” dedi. Onlar meseleyi yeniden sordular, Ebu Hanife aynı fetvayı verdi. Bunun üzerine Süfyan: “Bunu nerden çıkarttın?” diye sordu. O da şöyle dedi: “Erkek yemin ettikten sonra, kadın da yemin ile ona karşılık vererek onunla konuşmuş oldu. Böylece adamın yemini düşmüş oldu. Eğer adam şimdi kadınla konuşursa ikisi de yeminlerini bozmuş olmazlar. Çünkü erkek kadınla yeminden sonra konuşmuş olur. Bu sebeble her ikisinin de yemini düşmüş olur.” Süfyan bu cevaba karşılık: “Allah sana, ilim hususunda bizim hiçbirimizin farkında olmadığı şeyleri açıyor” dedi.
"O, mü´minlerin kalblerine, imanlarını kat kat artırmaları için- "sekinet"i indirendir. Göklerin ve yerin orduları Allah´ındır. Allah, herşeyi hakkıyla bilendir. Yegâne hüküm ve hikmet sahibidir"
"Eğer insanlar, mahlukatının en şereflileri olmasaydı,
Kitab-ı Kerîm´i, Kendisini onların Rabbi, Meliki ve İlahı olarak tanıtma ile bitirmezdi."
Hz. Ali (r.a)´nin de şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulüllah (s.a.s) ile birlikte bir cenaze için evden çıkmıştık. Derken Hz. Peygamber (s.a.s) oturdu, biz de onun etrafında oturduk. O,

"Nefes alıp veren hiç bir kimseniz yoktur ki, Allah onun cennetteki veya cehennemdeki yerini bilmiş olmasın" dedi. Bunun üzerine biz,

"Ya Resûlellah, şimdi biz, (yaptıklarımıza} güvenmeyelim mi?" deyince, o,

"Çalışın. Çünkü herkes ne için yaratılmış ise, o kolay kılınmıştır"buyurmuştur ve şu ayeti okumuştur:
"Kim Allah için verir ve infak eder, o en güzeli de tasdik ederse, Biz de onu en kolaya hazırlarız" (Leyl, 5-7)
Tefsir-i Kebir veya Tefsirü’r-Razi veya Mefatihu’l-Ğayb adıyla bilinen, ünlü Tefsir ilminin ve geleneğinin temel eserlerinden birinin yazarı olan Fahreddin er-Razi (ö.606-1210) eseri bu kitabın dili ağır olsa da, felsefenin önemini göstermesi açısından çok önemli. Her ne kadar döneminin bir sorununa dair yazılmış bir eser olsa da günümüze de Kur'an'da Allah için geçen el, ayak vb. kelimelerin gerçek anlamda kullanılmadığını, Allah'ın mekândan münezzeh olduğunu, cisim olmadığını ispat etmeye çalışıyor. Yaptığı güzel akıl yürütmeler ve tevillerle, düşünce tarzımıza etki edebilir, anlaması zor olan şeyleri bizlere kolaylaştırabilir. Mantık yürütmemizi geliştirip, aklı kullanma yeteneğimizi artırabilir. Hepsinden önemlisi de bir tefsir âliminin felsefe ile nelere yaptığının bir örneği olarak, günüzde ‘bize felsefe ne lazım’ diyen çevrelere çok güzel bir cevap olabilir. Hadis ve Ayet tahlilleri ile meseleleri neticeye bağlayan bu eser günümüzde ki problemlere, kafamıza takınlara nasıl cevap buluruzu göstermesi açısından sadece felsefe ve ilahiyyat ilgililerine değil, tüm insanlar için öncel bir kitap.
Hadi bakalım hayırlısı Allah'tan İnşaallah
Güven ve istikrarın hâkim; huzur ve ilmin zirvede olduğu dönemlerde tefsir ilminin imamı olarak kabul edilen; büyük âlim, mutasavvıf Fahruddin Râzi tarafından kaleme alınan “Mefâtîhu’l-Gayb” isimli bu eser; yüzyıllarca Osmanlı Medreselerinde okutulmuş, ayrıca
İbn-i Kesir, Elmalılı, Ebu’s Suud, Hulasatu’l Beyân gibi yakın tarihlerde yazılmış tefsirlerin de her yönden önemli bir kaynağı olmuştur.
Kendinden sonra yazılmış bütün tefsirlere kaynaklık eden; ayetleri, Peygamberimiz (s.a.v.) ve ashabının (r.a.) sözleriyle birlikte delillerle açıklayan, konulara sosyolojik, felsefi, tasavvufi ve bilimsel izahlar getiren 23 ciltlik dev bir eserdir
378 syf.
·10/10
Seni anlatmaya söz yetmez.Slogan şu ''Bir tek tefsir al bir çok tefsire sahip ol''.. yıllarca mutezile diye diye sana karşı ön yargımız vardı..Geç oldu tanışmamız ama değdi...Razi bir denizdir......

Yazarın biyografisi

Adı:
Fahreddin er-Râzî
Tam adı:
Muhammed bin Ömer bin Hüseyin bin Hüseyin bin Ali et-Teymî el-Bekr
Unvan:
İranlı din bilgini, fizikçi ve düşünür
Doğum:
Rey, 6 Şubat 1149
Ölüm:
Herat, 29 Mart 1210
Künyesiyle beraber adı 'Muhammed bin Ömer bin Hüseyin bin Hüseyin bin Ali et-Teymî el-Bekrî'dir. Babası da büyük bir Horasan alimiydi ve ilk eğitimini ondan aldı. Dinî ve fen bilimlerini zamanının ve şehrinin ünlü alimlerinden aldı. Eğitimden sonra seyahat etmeye başladı. Harezm’deMutezililerle, Herat’ta ise Kerramiyye mensuplarıyla tartışmalarda bulundu. Horasan'da Kutbeddin Muhammed tarafından ilgi gördü.

Râzî, dini ilimlerde olduğu kadar pozitif bilimlerde de oldukça başarılı bir bilim adamıydı. Özellikle fizik konularıyla ilgilenmiş, cisimlerin hareketi veses üzerine çalışmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 11 okur beğendi.
  • 15 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 33 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.