Fatih Yaşlı

Fatih Yaşlı

Yazar
8.5/10
106 Kişi
·
261
Okunma
·
30
Beğeni
·
1.902
Gösterim
Adı:
Fatih Yaşlı
Unvan:
Akademisyen, Yazar
Doğum:
Ankara, Türkiye, 1979
1979 yılında Ankara’da doğdu. Lisans eğitimini Gazi Üniversitesi Maliye Bölümü’nde 2001 yılında tamamladı. Aynı yıl İzzet Baysal Üniversitesi’nde siyaset bilimi yüksek lisansına başladı ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde siyasi tarih araştırma görevlisi oldu. 2004-2008 yılları arasında Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde doktora yaptı. Doktorasını tamamlamasının ardından İzzet Baysal Üniversitesi’ne dönen Yaşlı, halen bu üniversitede öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Felsefelogos, Bilim ve Gelecek, Birikim, Birgün, Radikal 2 gibi dergi ve gazetelerde çok sayıda makalesi yer aldı. Yaşlı, haftanın iki günü Yurt gazetesinde yazmaya devam ediyor.
Yayınlanmış eserleri:
Hayatın Olumlanması Olarak Felsefe: Nietzsche ve Marx (2008, Bilim ve Gelecek Kitaplığı), Kinimiz Dinimizdir: Türkçü Faşizm Üzerine Bir İnceleme (2009, Tan Kitabevi; 2014, Yordam Kitap), Hegemonyadan Diktatoryaya Liberal-Muhafazakâr İttifak ve AKP (der., Çağdaş Sümer ile birlikte, 2010, Tan Kitabevi), AKP ve Yeni Rejim (2012, Tan Kitabevi), AKP, Cemaat, Sünni-Ulus (2014, Yordam Kitap)
İtalya’daki faşist devletin uzun yıllar cezaevinde yatırdığı İtalyan komünist Antonio Gramsci, daha 1921
yılında, yani faşizmin iktidara geliş sürecinde yaptığı
son derece isabetli bir değerlendirmede, “faşizm nedir”
sorusuna “üretim ve mübadele sorunlarını makineli tüfekler ve tabanca kurşunlarıyla çözme çabasıdır” yanıtını
vermişti.
Fatih Yaşlı
Sayfa 9 - Yordam Kitap 1. Basım 2020
İmam-hatip okulları açılır ve yaygınlaştırılırken Köy Enstitüleri’nin kapatılmaya başlanması ise tesadüf değildir. Çünkü İslamizasyon derinleşmeye başlamıştır.
Nazi Alman Öğrenci Birliği üyeleri, önce "Alman olmayanlar" a karşı meşaleli bir yürüyüş gerçekleştirdiler, sonra da Alman kültürünü yozlaştırdıklarını söyledikleri 25 bin kitabı ateşe verdiler.
Kitapları yakılanlardan biri 19. yüzyılda yaşamış olan büyük Alman şairi Heinrich Heine'ydi ve âdeta geleceği gören bir kâhin misali şöyle demişti: "Kitapların yakıldığı bir yerde, sonunda insanları da yakarlar."
Türkiye'de faşist eğilimli kişiler olabilir ama Türkiye'de faşizm olmayacaktır. Bu onurlu halk, bu kendine saygılı halk, faşist eğilimli sahte milliyetçilere boyun eğmeyecektir.
Fatih Yaşlı
Sayfa 286 - Yordam Kitap (1975 Taksim Mitingi)
Bugün Türkiye'mizde sağ kalanlar, hükümete rağmen sağ kalanlardır.
Fatih Yaşlı
Sayfa 308 - Ecevit bunu 1977 Seçimleri öncesi Erzurum'da ülkücüler saldırdıktan sonra söylüyor.
Bir insanın başına fes yerine şapka giydirilmekle, giyim kuşam ya da yazı değiştirilmekle, kadınlar peçe altından çıkarılmakla, hele laiklikle, toplumda pek çok şey değişebilir ve değişmiştir. Ama Türk halkı, bu gibi devrimlerin yapılmasıyla birlikte sömürüden, yoksulluktan kurtulabilmiş değildir.
Fatih Yaşlı
Sayfa 149 - Yordam Kitap
Faşizm “birlikçi” bir düşüncedir ama “birlik olmak ya da birlikçi olmak, sözcüğün ilk çağrıştırdığı üzere her zaman iyi ve olumlu bir şey midir”, “birlik olmak
ve birlikçi olmak nedir” diye kendimize birtakım sorular
sormamız gerekiyor. Faşizm sınıf farklarını ve sınıf mücadelesini reddeden, ulusal birliği, milli birliği merkeze
koyan, bunu sağlamak için de şiddeti esas yöntem olarak
kullanan bir düşüncedir, doğru.
Fatih Yaşlı
Sayfa 10 - Yordam Kitap 1. Basım 2020
Popülizm, sınıf mücadelelerini kabul etmekle birlikte, eninde sonunda bir "sınıf uzlaşısı arayışıdır. Sol popülistler yola "sınıf"tan değil, onu bulanıklaştıracak bir şekilde "halk"tan çıkarlar.
Fatih Yaşlı
Sayfa 9 - Yordam Kitap
448 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Öncelikle kitap salt bir övgü veya eleştiri kitabı değil ve yakın dönem siyasi tarihine ilgi duyanlar için faydalı olabilir. Kitapta Ecevit'in 1960-1980 arasındaki fikirleri ve ülkede yaşananlar anlatılıyor.

Ecevit'in doğruları ve yanlışları neydi dersek, beni en çok etkileyen muhalefetteyken savunduğu fikirlerdeki kararlı duruşu olmuştur. ''Ortanın Solu'' fikrini tüm itirazlara rağmen sürdürmüş, bununla alakalı fikirlerini yazmıştır. #43613885 Burada yaptığım incelemenin de faydasıyla bazı şeyleri daha iyi anladım. Bu seçim yenilgisine rağmen geri adım atmayan ve asıl geri adım atarsa mağlup olacağını düşünen Ecevit sonrasında bu felsefe ile zaferler kazanmıştır.

İkinci beğendiğim noktası siyasi analizleri. Olayları iyi analiz ederek 1971 Muhtırası'na karşı duruşu, bunun Demirel'e değil yükselişte olan ortanın solu fikrine karşı bir hamle olduğunun analizi yerindeydi.

Peki hataları yok muydu? Her şeyden önce Kıbrıs Harekatı ile artan popülaritesini tek başına iktidar olmak için heba etmesi, iktidarı elleriyle ''Milliyetçi Cephe''ye vermesi hataydı.

İkinci hatası, muhalifken eleştirdiklerini gücü ele geçirince kendisi yapması olmuştur. 71 Darbesi'nden sonraki geçici hükümete bakan yollamak isteyen İnönü'ye karşı çıkıp CHP genel başkanı olduktan sonra aynısını yapması buna bir örnektir. Yine muhalefet lideriyken sıkıyönetime karşı çıkıp kendisi sıkıyönetim getirmesi başka örnektir.

Üçüncü hatası, tüm faşist saldırılara karşı pasif kalmıştır. Faşizmi çok hafife almıştır. Maraş'ta 100 kişiyi katleden sağcı gruplara karşı Demirel "Bana sağcılar cinayet işliyor" dedirtemezsiniz derken Ecevit hala demokratik düzenden bahsetmiştir. Oysa iktidar sensin. Tüm gücünle tasfiyeye başlamalıydın.

Peki Ecevit tam olarak neyi savunuyordu? Yükselen komünizm akımı karşısında buna engel olmak isteyen bir Ecevit var. Hatta sırf bu akımı durdurmak için sol söylemleri artırıyor, düzeni yıkan bir sol yerine uzlaşmacı sol savunuyor. Aşırı sağ ve aşırı sol karşıtlığı ile dikkat çekiyor. Üretimden pay almayan sayısı arttıkça demokrasinin ve ülkenin sıkıntıya gireceğini düşünerek sosyal adaleti ve sosyal güvenliği savunuyor.

Bu arada sosyal adalet isteği arttıkça, sermaye ve sağ iktidarlar sıkıştıkça ortaya çıkan ulusalcı kanat o dönem de dikkat çekiyor. Neyse ki %6 bandında oy alarak
ve faşist cepheye payanda olarak gerçek yüzlerini göstermişler. CHP'de yaşanan bu değişimi, gençliğin artık bu dönüşümü aştığını da #43895808 bu incelemede anlatmıştım. Taşların yerine oturduğu kitaptı.

Son olarak darbe yapan Türkeş, askeri darbeye adeta davet eden ve önüne geleni hedef gösteren Demirel, her şeyin yerli ve millisini isteyen ama bunu yapabilecek okumuş kişileri sokak ortasında öldüren gruplar hakkında da bilgi var. Ayrıca şimdi milli geçinen ama tam tersi insanları destekleyen, özünde Amerikancılar hakkında da bilgi alabilirsiniz. İyi okumalar.
Mihrimah
Mihrimah Hayatın Olumlanması Olarak Felsefe Nietzsche ve Marx'ı inceledi.
128 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Fatih Yaşlı şade bir dille Endüstri Devrimi sonrasında 19. y.y Avrupa’sının Niethsce ve Mart tarafından nasıl yorumlandığını anlatmış. Emek sürecini işçi sınıfının sorunlarını makineleşmeyi Marxın eserleri üzerinden ele alınmış. Güzel düşünsel bir kitap. İyi okumalar var olun
272 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Avrupa'da:
-Üretim sürecinin değişmesi neticesinde toplumu bir yurttaşlık etrafında birleştirme,
-Merkezi otoriteyi sağlama,
-Sömürgecilere karşı mücadele verme gibi çeşitli sebeplerle ortaya çıkan milliyetçilik, Osmanlı'da burjuvazi olmadan, dini kurumlara dayalı olmayan ve aslen dağılan imparatorluğu kurtarmak amaçlı ortaya çıkmıştır. O günlerden günümüze milliyetçilik ve bunun zaman zaman faşizme evrilme süreci incelenmiş.

Dağılma sürecinden sonra milliyetçilik fikri başka boyutlara gelmiş, Türk ırkının başka ırkla evlenmesine karşı olanlardan tutun envai çeşit fikirler de bu minvalde incelenmiş. Türkeş, Atsız, Reha Oğuz Türkkan jenerasyonu ile milliyetçilik, söylemini sertleştirip içeride sürekli düşman arayışına girmiş, devlet, dış politikadaki tutumuna bağlı olarak zaman zaman bu fikirleri sivriltirken zaman zaman bu fikirle mücadele etmiştir. Hakim ideolojinin milliyetçiliğinden ayrı bir yapıda olan ve kültür/ medeniyet milliyetçiliğini reddedenler olayı sadece kan bağına indirgemiş, bu da tehlikeli boyutlara ulaşmıştır.

Kadına ve tarihe bakışta, köylülüğü yüceltmede, ahlaki çöküntüyü merkeze koymada ve bir çok konuda Nasyonal Sosyalistler (Nazi) ile benzer bakışta olan Türkçü- Turancılar ''dine mesafeli olma'' ve sadece ''Sadece Yahudilere değil tüm dünyaya karşı olma'' gibi konularda onlardan ayrılırmışlardır. Ancak 60'larda yükselen sol dalgaya karşı anti komünist hareket muhafazakar ve milliyetçileri birleştirecek, seküler milliyetçileri ise komünizm tehlikesi (!) sona erene kadar tasfiye edecektir. Günümüzde tekrar yükselen faşizmi ve başta Kürtler olmak üzere azınlık karşıtı söylemleri de örnekleyen kitapta, detaylı bir inceleme yapılmış. İyi okumalar.
416 syf.
·41 günde·Beğendi·10/10 puan
Tam ilgimi, konsantrasyonumu kaybederken bu kitap çıktı geldi. (iyiki almışım)
Kapak tasarımını eleştirmedim değil, zira her elime alışımda okudukça daha da kinlendiğiniz bir adamın resmi var.
(Ama adam ne resmi koyacaktı ki, kitabın adı Türkeş)
Gelelim kitaba; tabiki şiddetle tavsiye edeceğim. Neden? (O kadar çok sebebi var ki, nerden başlasam?) Bir kere öncelikle kitap Öyle 80'lerden 90'lardan sadece MHP'yi ve Türkeş'i anlatmakla başlamıyor.
Sevgili Fatih Yaşlı kendine hayran bırakan o yalın ve sürükleyici anlatımıyla Türkiye siyasi tarihine Türkeş ekseninde ışık değil, resmen projektör tutmuş. Dolayısıyla tarih 1940'lar..
Türkiye siyasetinin Antikomünizm üzerine nasıl ve neden kurulduğu, ve yine nasıl ve kimler tarafından öyle devam ettirildiğiyle başlıyor bu kitap. Faşizm özentiliği ve hayranlığı (Hitler) Nihal Atsız ile Türkeş'in tanışması, DP iktidarı, Marshall yardımı, truman doktrini, Komünizmle Mücadele Dernekleri, 27 Mayıs ihtilali, İsmet İnönü, MTTB (Milli Türk Talebe Birliği) faaliyetleri, ordan CKMP oluşma süreci, Sol' un yükselişi, sol örgütler, sendikalar, partiler, tartışmalar, ayrışmalar, faşistlerce döndürülen pislikler, tezgahlar, Necip Fazıl, cinayetler, katliamlar, isimler, MHP süreci, 80 darbesi, Sıkıyönetim mahkemelerinde Türkeş'in savunması (adeta suçsuz bir melek gibi "vatan millet sakarya" ayakları) ve yasaklı dönemden dönüp tekrar MÇP'den MHP olabilme çabaları, ANAP, DYP, Özal, koalisyonlar falan derken kitap nasıl bitiyor anlamıyorsunuz.
Fatih yaşlı sürükleyici bir şekilde anlatmış ama aslında sürükleyici olan biraz da siyasi tarihimiz.
Döndürülen dolapları öğrendikçe daha çok merak edip okuyorsunuz mideniz bulansa da..
Öncelikle Sevgili Fatih Yaşlı'nın emeklerine sonsuz teşekkürler.. Siyasi tarih açısından olağanüstü bir kaynak olmuş. (Kitapta bütün anlatılanlar kaynakçayla tek tek belirtilmiş, asla uydurma bir bilgi yok, herşey belgeleriyle mevcut. )
Okumadan ölmeyiniz. Öyle bir kitap.
Yeni çıkan "Halkçı Ecevit" kitabının da siparişini veriyorum. Zira, o kitapta beni neler bekliyor tahmin etmek hiç zor değil artık.
448 syf.
·9 günde·Beğendi·8/10 puan
Türkiye’nin en hareketli, en karanlık çağları 1960 darbesiyle başlayıp 1980 darbesine kadar geçen süreçtir. Bu dönem darbe girişimleri, 12 Mart muhtırası, idamlar, gençlik hareketleri, sol-sağ olaylarının zirveye çıktığı yıllar. Türkiye’de her gün yeni olaylar, her gün kanlı saldırıların yaşandığı yıllar.

Bu kitapta da Bülent Ecevit üzerinden bu yıllar ele alınıyor ve objektif bir şekilde yazılıyor. Ecevit’in siyasete atılmasıyla başlayan, CHP genel sekreterliği ve daha sonra genel başkanlığıyla devam eden, başbakanlığı, Kıbrıs Barış Hârekatı, Amerikan ambargoları, koalisyon hükümetleri ve 12 Eylül’e kadar giden yol anlatılıyor.

CHP’nin ortanın solunda olduğunu açıkladığı ve bu kavramın derinlemesine anlatıldığı bir kitap.

Türkiye’nin yakın tarihini okumak, incelemek isteyenlerin severek okuyabileceği ve tamamen objektif bir şekilde yazılan kitabı herkese tavsiye ederim.

Bunun üzerine de Mehmet Ali Birand’ın Türk siyaseti tarihi belgesel serisini izlemenizi de tavsiye ediyorum. DP ile başlayan “Demirkırat”, 12 Mart Belgeseli, 12 Eylül Belgeseli.
Hepsini Youtube 32. Gün Arşivi kanalında bulabilirsiniz.
202 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Türkçülük akımı ile ilgili bilgi sahibi olmak isteyenlerin okuyabileceği bir kitap. Tez olarak hazırlandığından kaynakça gösterme noktasında sıkıntısı olmayan bir kitap. Ayrıca yazarın bazı düşünürlerin fikirlerini anlatırken direkt kendi yazı ve kitaplarından alıntı yapması okuyucuya da yorum yapma şansı vermesi bakımından iyi düşünülmüş. Kaynakça ve alıntılar yazarın bakış açısı ve yorumları ile sınırlandırılmadan tarihsel süreci gözden geçirmenizi sağlıyor.
176 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
İlk dış sonra da iç özelliklerine değinmek istiyorum. Kitabın dış tasarımı, kağıt kalitesi mükemmel. Sadece biraz küçük boy ama bu da bir okumaya biteceği düşünüldüğünden olsa gerek çantaya atmalık olarak tasarlanmış olabileceğini düşünüyorum.

İçerik olaraksa "Sofie'nin Dünyası"nı okuyan arkadaşların da dikkatini çekecektir bir benzerlik sezdim. "Sofie'nin Dünyası"nda da soru-cevap şeklinde ilerleme ve özellikle olaylar kronolojik olması dikkat çekiciydi ve bir temel atılmadan direkt bilgi binası inşa edilmiyordu. Bunda da benzer özellikleri görmemiz mümkün (Fatih hoca ve Ali'nin sohbeti). Kitap özet olarak faşizm teriminin nereden geldiğinden başlıyor ve Mussolini ile Hitler üzerinde durarak ülkeyi nasıl ele geçirdiğini, hangi politikaları uyguladıkları, katliamları, savaş çığırtkanlığı ve tek ses olana kadar isyanları batırma şekline varıncaya kadar her yönünü anlatmayı amaçlamış. Benim açımdan tek eksik yönü Franco ve İspanya diktatörlüğü, Hitler'in önce Franco'yu savaşa çekmeye çalışması fakat Paris'in işgalinden sonra İspanya'yı istememesi gibi konulara hiç değinmemiş. Sadece Mussolini ve Hitler'in Franco'yu destekledikleri yazılmış o kadar.

Aynı zamanda temel seviyesinde bir kitap. Hoca da zaten bundan bahsediyor sonlara doğru. Temeli atıyor ve gerekli yerlerde Kinimiz Dinimizdir, Türkçü Faşizm ve Antikomüniz Türkeş kitaplarına yönlendiriyor. Ben hem bunları okuduğum hem de daha önceden temelim olduğu için bana hafif geldi ama yine de akıcılığı beni bağladı ve 1 günde bitirdim.

Lafı fazla uzatmadan tavsiye ettiğimi, fiyatının da uygun olduğunu belirtirim. Sizlerin de okumasını isterim. Sağlıcakla...
176 syf.
·Puan vermedi
Yordam Kitap tarafından yayımlanan Gençlerle Başbaşa serisinden okuduğum ilk kitap oldu Faşizm. 20 yüzyılın başlarında 1. Dünya Savaşı sonrası iklimi, bu ortamın Avrupa'da yarattığı milliyetçi dalgayı ve savaş sonrasında Sömürgecilikten yeterli pay alamadıklarını düşünen İtalya ve Almanya'da faşizmin yavaş yavaş nasıl başa geldiğini bir sohbet havasında biz anlatıyor kitap.
🖋
Nazi Partisi nasıl kuruldu? Faşistlerin seçim zaferi, Önce sokakta başlayan mücadeleleri, Hitler'in karakteri, Yahudi Soykırımı, Kadınlara karşı yapılanlar ve daha pek çok şey sade bir dille ve genç bir işçi olan Ali'nin sorularıyla açıklanıyor.
416 syf.
·14 günde·Beğendi·9/10 puan
Aradığım kitap buymuş!

Çalışma 2.Dünya savaşının son dönemlerinden başlayıp, günümüze kadar olan süreç içerisinde Türk siyasal tarihindeki olaylar, kurumlar ve aktörler konusunda nefis bir bilgilendirme kaynağı.

Kitap solcu bir yazar tarafından yazıldığı için kullanılan ifadeler de bu paralellikte. Sol kalemler tarafından yazılmış olan hemen hemen diğer tüm metinlerdeki gibi bu kitapta da aşırı solcu kesimlerin motivasyon kaynaklarının sadece inandığı değerler olması, eylemlerinde herhangi bir dış etkinin konu edilmiyor olması, yasadışılığın o kadar da kriminal olmayan bireyleri olduğu teması burada da mevcut.

Öte yandan sağcı görüşün argümanlarının da anlaşılabilmesi açısından yeterli paylaşımın yapıldığını söylememekte haksızlık olur.

Yazarın kitabı yazarken kullandığı dil ve anlatım tarzı kitabın rahatça takip edilebilirliği konusunda çok yardımcı oluyor.

Kitapla ilgili başka bir konuda kapağı. Renk seçimleri ve resimler son derece sıkıcı görünümlü ve remen sizi kitaptan uzaklaşırıyor.

Kitabın içeriğine gelince,

Tan Matbaası Baskını, Missouri Zırhlısının Türkiye’ye Gelişi, Truman Doktrini ve Marshall Planı, Kore Savaşı, 6-7 Eylül Olayları, 27 Mayıs İhtilali, 14’ler, Siyasal idamlar, 15-16 Haziran Direnişi, 12 Mart Darbesi, Milliyetçi Cephe Hükümetleri, 80’ler öncesi terör, 12 Eylül ........

gibi olayları, bu olayların içerisinde yer alan,

CHP, MHP, AP, DP, MSP, CKMP, TİP, MTTB, Ülkü Ocakları ve Komanda Kampları, DİSK, pek çok radikal sol örgüt vb kurumların yukardaki olaylar içerisindeki rolleri ve kimliklerinin süreç içinde nasıl şekillendiği,

Bu kurumların içerisindeki,

İsmet İnönü, Nihal Atsız, Alparslan Türkeş, Hasan Ali Yücel, Adnan Menderes, Cemal Madanoğlu, Bülent Ecevit, Mehmet Ali Aybar, Doğan Avcıoğlu, Deniz Gezmiş, N.F.Kısakürek, Turgut Özal

gibi pek çok dönemin önemli isimlerinin rolleri ve etkileri tarihsel bir akış içinde tek tek karşımıza çıkarak olayları ve zamanın ruhunu anlamamız konusunda son derece faydalı bilgiler sunuyor.

Özellikle konunun meraklılarına şiddetle tavsiye ederim.

İyi okumalar..
272 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Fatih hocamızın çok güzel bir çalışmasını kitaplaştırılmış halini sunuyor. Türkçü-Faşizm'in Osmanlı zamanındaki gelişiminden başlayıp 2010'lu yıllara kadar getiriyor. İçerisinde Ömer Seyfettin'ten tutun Ziya Gökalp, Hüseyin Nihal Atsız, Alparslan Türkeş, Devlet Bahçeli, Ümit Özdağ gibi milliyetçi görüş tarafından sevilen kişilerin görüşlerinden, farklılıkları, zamana göre nasıl değiştiğini, mahkeme karşısında nasıl kılıf bulundığunu... vb bir çok yönüyle ele alınmış bulunuyor. Siyaset seven arkadaşlar kesinlikle okumalı diyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Fatih Yaşlı
Unvan:
Akademisyen, Yazar
Doğum:
Ankara, Türkiye, 1979
1979 yılında Ankara’da doğdu. Lisans eğitimini Gazi Üniversitesi Maliye Bölümü’nde 2001 yılında tamamladı. Aynı yıl İzzet Baysal Üniversitesi’nde siyaset bilimi yüksek lisansına başladı ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde siyasi tarih araştırma görevlisi oldu. 2004-2008 yılları arasında Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde doktora yaptı. Doktorasını tamamlamasının ardından İzzet Baysal Üniversitesi’ne dönen Yaşlı, halen bu üniversitede öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Felsefelogos, Bilim ve Gelecek, Birikim, Birgün, Radikal 2 gibi dergi ve gazetelerde çok sayıda makalesi yer aldı. Yaşlı, haftanın iki günü Yurt gazetesinde yazmaya devam ediyor.
Yayınlanmış eserleri:
Hayatın Olumlanması Olarak Felsefe: Nietzsche ve Marx (2008, Bilim ve Gelecek Kitaplığı), Kinimiz Dinimizdir: Türkçü Faşizm Üzerine Bir İnceleme (2009, Tan Kitabevi; 2014, Yordam Kitap), Hegemonyadan Diktatoryaya Liberal-Muhafazakâr İttifak ve AKP (der., Çağdaş Sümer ile birlikte, 2010, Tan Kitabevi), AKP ve Yeni Rejim (2012, Tan Kitabevi), AKP, Cemaat, Sünni-Ulus (2014, Yordam Kitap)

Yazar istatistikleri

  • 30 okur beğendi.
  • 261 okur okudu.
  • 12 okur okuyor.
  • 152 okur okuyacak.