Fatma Aliye Hanım

Fatma Aliye Hanım

Yazar
8.5/10
36 Kişi
·
127
Okunma
·
23
Beğeni
·
2.316
Gösterim
Adı:
Fatma Aliye Hanım
Tam adı:
Fatma Aliye Topuz
Unvan:
Türk edebiyatının ilk kadın romancısı
Doğum:
İstanbul, 9 Ekim 1862
Ölüm:
İstanbul, 13 Temmuz 1936
1862′de İstanbul’da doğdu 1936′da yine İstanbul’da yaşamını yitirdi.

İlk kadın romancımız, ilk kadın felsefecimiz, edebiyatımızda ilk kez çeviri yapan, kadın haklarından ve kadın-erkek eşitliğinden ilk kez bahseden, hakkında ilk defa monografi yazılan yazar.

Tanzimat döneminin ünlü devlet adamı Ahmed Cevdet Paşa’nın kızı. Babasının konağında özel öğretmenlerden Fransızca, tarih, edebiyat ve felsefe dersleri aldı. Yazmaya Fransızca’dan yaptığı çevirilerle başladı. İlk çevirisi George Ohnet’den Volente. O dönemde edebiyatla uğraşmak kadınlar için hoş karşılanmadığından çevirisi Meram adı ve “Bir Hanım” imzasıyla yayınlandı. Sonraları “Meram Mütercimi” olarak tanındı. Bir çok makalesi “Mütercime-i Meram” adıyla yayınlandı. Nisvân-ı İslâm adlı anı kitabı Fransızca, İngilizce ve Arapça’ya, Udî adlı romanı Fransızca’ya çevrildi. Fatma Aliye Hanım’ın felsefeye merakı gençliğinde başladı. Olayları dikkatle incelemesi, çeşitli ailelerdeki gözlemleri onu felsefeye götürdü. Felsefeye merakı arttıkça daha çok kitap okudu, babası ve arkadaşlarıyla felsefe tartışmalarına girdi. Babasıyla birlikte Aristotales ve Platon ile İbn-i Rüşt ve Gazali’nin felsefelerini karşılaştırdı. 1904′te ilk felsefe tarihini yazdı. Thales’le başlayıp ilk çağ felsefesini anlattığı bu kitabın ikinci bölümünü İslâm Felsefesine ayırdı. Kahramanları kadın olan öyküler ve romanlar yazdı. En önemli eseri sayılan Muhâdarât’ta bir kadının ilk aşkını unutamayacağı tezini çürütmeye çalıştı. Romanlarında zaman zaman toplumsal sorunları ele aldı, felsefeye yer verdi. Udî adlı romanında müziğin felsefe ile ilişkilerine değindi. Bu romanda, babasının etkisiyle müziğe ilgi duyan bir kızın daha sonra hayatını kazanmak amacıyla dersler vermesi anlatılır. Fatma Aliye Hanım, düşünceleri ve yaşam biçimiyle ilk kadın kadın hakları savunucularından. Döneminin toplumsal koşulları gözönüne alındığında düşünceleri ve savunduğu görüşlerin son derece cesur olduğu ortaya çıkar. Kadın-erkek eşitliğine inanan ve savunan Fatma Aliye Hanım, her iki cinsin aynı eğitim olanaklarından yararlanmasını istedi. Çok kadınla evliliğe karşı çıktı. Boşanmada kadınların da söz hakkı olması gerektiğini savundu.

İlk Türk kadın romancı olma özelliği ile Avrupa ve Amerika basınında kendisinden söz edilen Fatma Aliye Hanım'ın “Nisvan-ı İslâm” adlı eseri Fransızca ve Arapça'ya, “Udî” adlı romanı Fransızca'ya çevrilmiştir. Émile Julliard adlı bir Fransız yazarının Doğu ve Batı Kadınları adlı kitabını Fransız gazetelerine yazdığı bir mektupla eleştirmesi Paris'te büyük yankı uyandırmıştı. Eserleri 1893 yılında Şikago'da Dünya Kadın Kütüphanesi Kataloğu'nda sergilenmiştir. Fatma Aliye Hanım'ın II. Meşrutiyet yıllarına kadar yaygın bir ünü olmasına rağmen zamanla unutulmuştur.

Fatma Aliye Hanım, soyadı yasasından sonra Topuz soyadını aldı.

Fatma Aliye 13 Temmuz 1936 tarihinde İstanbul'da vefat etti. Cenazesi Feriköy Mezarlığı'na gömüldü.

Fatma Aliye Hanım, ilk Osmanlı kadın feministlerden Emine Semiye Önasya'nın ablası, tiyatro ve sinema oyuncusu Suna Selen'in anneannesidir.

Adı, Beyoğlu'nda ve Çankaya'da birer sokağa verilmiştir.
2009 yılında tedavüle sürülen 50 Türk Lirası banknotlarının arka yüzünde portresi bulunmaktadır.

ESERLERİ:
ROMAN:
- Hayal ve Hakikat (Ahmet Mithat ile 1891)
- Muhâdarât (1891)
- Ref’et (1897)
- Udi (1899, Fransızca’ya çevrildi)
- Enin (1912)
ÇEVİRİ:
- Meram (Roman, 1889)
ANI-İNCELEME-MEKTUP:
- Nisvan-I Islam (Tefrika, 1891)
- Levayih-i Hayat (1897-1898)
- Taaddüt-ü Zevcata Zeyl (1898-1899)
- Namdaran-ı Zenan-ı İslamiyan (1899-1901)
- Ahmet Cevdet Paşa ve Zamanı (1912-1913)
TARİH: 
- Kosova Zaferi-Ankara Hezimeti (1912-1913)
FELSEFE:
- Teracim-i Felasife (1899-1900)
- Ne söyleyeyim, ben de ne olduğunu bilmiyorum ki !
- Nasıl? İnsan kendi halini bilmez mi ?
- Kendi halimi biliyorum fakat beni bu hale düşüreni bilmiyorum !
Öğretmenlik görevi önemli bir meseledir. Öğretmenlik görevini iyi bir biçimde yerine getirmek için öğrencilere şefkat ve sevgi gereklidir. Sanatını sevmeyen kişi sanatçı olamayacağı gibi , öğrencilerini sevmeyen öğretmen de iyi bir öğretmen ve mürebbiye olamaz.
Fatma Aliye Hanım
Sayfa 80 - İş Bankası Kültür Yayınları 1. Baskı 2018 Kasım
O bundan sonra dostluk ve insanlık denilen şeyin ancak zengin iken, mutlu iken, her şey yolunda iken görülen, ismi işitilen şeylerden olduğunu öğrenecekti.
Evet kimsesizim, fakat vazifesiz değil!
Fatma Aliye Hanım
Sayfa 125 - Türkiye iş bankası kültür yayınları
Ah!.. Bu sevilmek lezzetinden bir türlü vazgeçemiyorum.
Fatma Aliye Hanım
Sayfa 125 - Türkiye iş bankası kültür yayınları
Asıl güzellik tende değil,candadır.Ama candaki güzelliğin tene çarpması için o canın coşması gerekir.
Bu sevilmek lezzetinden bir türlü vazgeçemiyorum.
Fatma Aliye Hanım
Sayfa 125 - İş Bankası Kültür Yayınları 1. Baskı 2018 Kasım
Nice güzel olmayanlar vardır ki birtakım güzel duygularla hislendiler, yüce düşünceler düşündükleri zaman hoş ve güzel olurlar.
Fatma Aliye Hanım
Sayfa 29 - Türkiye iş bankası kültür yayınları
Şu "seviyorum" kelimesi ne acayip bir kelimedir! Ne kadar çok söylenirse söylensin eskimez!Anlamını yitirmez! Modası geçmez ! Bir bedbahtın saadetine , bir âşığın felâketine sebep olabilir ..
Fatma Aliye Hanım
Sayfa 183 - Kum saati yayınları
Merhabalar Türkiye’nin ilk kadın yazarı olan Fatma Aliye’nin Refet eserinde edebiyatımızda yer alan ilk kadın bir öğretmen olan refet başkahramandır.Refet zorluklara göğüs gerip ayakta durmaya çalışan,yoksulluklar içinde özgüveniyle hayatını kurmaya ve toplum için çabalayan başarılı bir öğretmendir.Ayrıca Refetin annesinin çocuğunun okuması için yaptığı fedakarlıkları etkileyici bir dille anlatmış.Refet ayrıca kadınların dayanışmasını ve gündelik hayatlarını sade bir dille kaleme alınmıştır.Kesinlikle Çalıkuşu kadar başarılı ve okunması gereken bir eserdir.
Keyifli Okumalar Dilerim
Öğretmenler gününde, öğretmen Refet'in hikayesini anlatıcam size toplanın. Ama Refet'e geçmeden önce kitabın müellifi Fatma Aliye Topuz'dan bahsedelim biraz.
Fatma Aliye Hanım, Türk Edebiyatı'nın ilk kadın romancısıdır, edebi yaşantısından bahsedicem ben suretini merak ediyorsanız, cebinizdeki 50 TL'nin arka yüzüne bakabilirsiniz. Kendisi aynı zamanda hukukçu ve tarihçi Ahmet Cevdet Paşa'nın da kızı olur. İlk kadın yazar olmasının yanı sıra, kadın haklarını ilk kez gündeme getiren, Osmanlı kadın hareketinin öncü ismidir. Romanlarında da kadın karakterleri ön plana çıkarır. Bu romanında olduğu gibi, oraya gelicez. Değişen siyasi konjektürle birlikte Halide Edip'in ön plana çıkması Fatma Aliye'yi unutturmuştur. Özel hayatındaki problemler de kendisini biraz geri plana çekmesine neden olmuş. Kızı Hristiyanlığı seçip Avrupa'ya gidince de temelli inzivaya çekilip bırakmış yazı çiziyi. Yine de 10'a yakın eseri var. Günümüzde de çok bileni okuyanı yok malesef. 1000k istatistikleri berbat. Neyse ki İş Bankası Kültür Yayınları'nın Türk Edebiyatı Klasikleri çıkmaya başladı, ben de seriye Fatma Aliye ne zaman ve hangi kitapla dahil olacak diye beklerken, çok beklemeden Refet çıktı.
Refet, Türk Edebiyatında yer alan ilk kadın öğretmen başkarakteri. Reşat Nuri Güntekin'in Çalıkuşu'na da ilham olduğu söylenir. Hayata neredeyse en dipten başlayan Refet'in acıklı hikayesini yaşadığı zorlukları ve mücadelesini okuyoruz kitapta. Ama yazar fikirleri doğrultusunda bu kitapta bize Refet'e acımamız için yazmamış. Bir kız çocuğunun güçlenmesi, özgürleşmesi ve kendi ayakları üzerinde durma mücadelesiyle, okuyucuya ders veriyor. Ta 1896 yılında bile bir kadının istediği ve mücadele ettiği zaman, her ne kadar zorlukla karşılaşsa da amacına ulaşabileceği umudunu veriyor. Refet'imiz de yetim kalmış, hor görülmüş, aç, susuz, sefil bir kız iken öğretmen olmaya karar veriyor. En büyük destekçisi de annesi. Yeri geliyor boğazlarından yemek geçmiyor ama Refet'i okutup Darülmuallimat'a kadar ulaştırıyorlar. Ordan sonrası malum tabi. Ama bu benim yazdığım kadar kolay olmuyor tabi, yokluk ve sefalet içinde bir çocuk okutmak ne kadar zorsa o kadar zor oluyor. Kitabı okurken açlığı, çaresizliği iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Refet ve annesi Binnaz Hanım'ın mücadelesi muazzam ama unutmamak gerekiyor ki, Şule, Mürüvvet, Cazibe ve Şahap gibi karakterlerin kendileri için belki çok küçük olan yardımları bu aileyi yer yer ihya ediyor. Buradan çıkarılması gereken çok şey var kanaatimce. Gerçekten de etrafımıza dikkatli baktığımızda illa ki çok çok zor durumda olan insanları görebiliriz, ve inanın ki bizim için büyük fedakarlıklar sayılmayacak kadar küçük bir el uzatma bile onlar için çok önemli olabilir, olur. O yüzden bu hassasiyet ve civanmertlik duygusuyla hareket edebilmeye nail olur ve çabalarız umarım.
Kitap (bende bulunan derin tarih kültür yayınlarının yeniden bastığı "İslam'da kadının gerçek yeri" ) çok hoştu. Yazar başından geçen 3 olayı anlatıyor. Yabancı kadınların Osmanlıyı gezip, evlerde misafir olup Avrupada anlatıldığı gibi kötü bir durumun olmadığı aksine hoşlarına gittiğini anlatıyor. Ki yazılanların gerçek olması da işe ayrı bir zevk katıyor. Benim hoşuma gitti. Yabancı dilin de önemini anlıyorsunuz. Eğlenceli ve yararlı bir kitap. Tavsiye edilir...
İlk kadın romancımızın kaleminden, kadını, kadının hayat gailesini ele alan bir roman. Okurken çok farklı ufuklara yelken açtıran bir kitap değil. Ancak kadını baş role koymuş olması açısından değerli bir eser.
Türk edebiyatının ilk kadın romancısı olan Fatma Aliye Hanım'ın 4. romanı olan Udi Bedia adını verdiği kendi ayakları üzerinde durabilen güçlü kadın karakterle ve onun hayat hikayesiyle karşımıza çıkar. Ayrıca romanda aşk, evlilik, ahlak, baba - kız ilişkisi ve kardeş ilişkileri adına da yaşantılar güzel bir örnek olarak sunulmuştur. Eser birçok Osmanlıca kelime bulundursa da okumaya ve anlamaya engel olmadan akıcı bir şekilde ilerlemeye izin verir.
Fatma Aliye Hanım merak ettiğim bir yazardı ve onun okuduğum ilk eseri . Başlangıçta anlatım tarzı biraz -belki de günümüz de alışık olduğumuzdan farklı olduğu için- sıkıcı gibi olsa da ilerledikçe yanıldığımı ve çok zevk aldığımı fark ettim ..Tarih ve edebiyat sevenler için okumasını tavsiye edeceğim bir kitap .Günümüz de ki tarih romanı yazarları bugünden geçmişi anlatırken Fatma Aliye Hanım yaşadığı cağın sosyo kültürel yapısını çok başarılı bir şekilde anlatmış.
Kitabı hayal ederek okuyanlar için çok naif ve hoş bir aşk filmi tadında..
Çok ince bir kitap. İlk kadın romancımızın eseridir. Kendi adı ile yayımlanmıştır. Ahmet Cevdet Paşa ' nın kızıdır. Hamisi Ahmet Mithat sayesinde gelişmiş ve eserlerini ortaya koymuş. Bu eserde Osmanlı dönemi kadınının nasıl bir varlık gösterdiğini bizlere aktarır.
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Tam dil de yazılan roman değil. Yani buradaki yayıncılıkla benim ki farklı ve burası 350 iken bende ki 408 sayfa. Bir yayın evinin sayfa sayısını ne diye kısalttığını neyi atladığını açıkçası bilmiyorum ama Klas Yayınlarını şu kitap için önerebilirim.
Kitap hakkındaki fikirlerime geçecek olursak ; Yazar, çok merak ettiğim bir insandı. Bazı yazıları ve hikayelerini de okuduktan sonra bu kitabını ve o dönemini düşünüp tebrik ediyorum.
Kitapta fazlaca karakter ve olay olsa da gerek üslup gerekse kitabın kendine bağlaması harika idi. Böyle unutulmaya yüz tutmuş kıymetli eserlerimizin değeri bilinmeli ..
Reşat Nuri Güntekin'in biyografisini okurken bu romanın adına tesadüf ettim ve kütüphanede görünce alıp okudum.
Kadının toplumdaki yerine dikkat çekmek için yazılmış gibi. Kadınların da erkekler gibi güçlü olduğunun, gerekirse iffet dairesinde bir evi geçindirebileceğinin ispatını yapıyor. İki karakter üzerinden bunu daha net bir şekilde anlatıyor. Biri roman kahramanı Bedia ki o iffetli bir udidir. Diğeri ise Hevila'dır ki o da iffetsiz bir hayatın içindedir. Para kazanmak için erkeklere müzik icra eder , raks eder. Bedia'nın kocası da bu kıza kapılıp karısını aldatmıştır.
Roman olduğu gibi latin harflerine aktarılmaya çalışılmış. Bu yüzden birçok kelimeye yabancı olunabilir ama okurken pek zorlanılmıyor. Üstelik kitap arkasında sözlük de var zorlananlar için.
Dergah yayınlarının çıkarttığı Ahmet Mithat Efendi serisi içinde bir az eseri dilin letafetini kaybetmeden çok emekli sadeleştirilmiş.Lakin bu eseri sadeleştirmeye rağmen her sayfada 7-8 dipnotuyla kitabın vermek istediğinin anlaşılmasında büyük engel ,Osmanlıca kelimelerdir.En kısa zamanda sadeleştirilmesini bekliyoruz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Fatma Aliye Hanım
Tam adı:
Fatma Aliye Topuz
Unvan:
Türk edebiyatının ilk kadın romancısı
Doğum:
İstanbul, 9 Ekim 1862
Ölüm:
İstanbul, 13 Temmuz 1936
1862′de İstanbul’da doğdu 1936′da yine İstanbul’da yaşamını yitirdi.

İlk kadın romancımız, ilk kadın felsefecimiz, edebiyatımızda ilk kez çeviri yapan, kadın haklarından ve kadın-erkek eşitliğinden ilk kez bahseden, hakkında ilk defa monografi yazılan yazar.

Tanzimat döneminin ünlü devlet adamı Ahmed Cevdet Paşa’nın kızı. Babasının konağında özel öğretmenlerden Fransızca, tarih, edebiyat ve felsefe dersleri aldı. Yazmaya Fransızca’dan yaptığı çevirilerle başladı. İlk çevirisi George Ohnet’den Volente. O dönemde edebiyatla uğraşmak kadınlar için hoş karşılanmadığından çevirisi Meram adı ve “Bir Hanım” imzasıyla yayınlandı. Sonraları “Meram Mütercimi” olarak tanındı. Bir çok makalesi “Mütercime-i Meram” adıyla yayınlandı. Nisvân-ı İslâm adlı anı kitabı Fransızca, İngilizce ve Arapça’ya, Udî adlı romanı Fransızca’ya çevrildi. Fatma Aliye Hanım’ın felsefeye merakı gençliğinde başladı. Olayları dikkatle incelemesi, çeşitli ailelerdeki gözlemleri onu felsefeye götürdü. Felsefeye merakı arttıkça daha çok kitap okudu, babası ve arkadaşlarıyla felsefe tartışmalarına girdi. Babasıyla birlikte Aristotales ve Platon ile İbn-i Rüşt ve Gazali’nin felsefelerini karşılaştırdı. 1904′te ilk felsefe tarihini yazdı. Thales’le başlayıp ilk çağ felsefesini anlattığı bu kitabın ikinci bölümünü İslâm Felsefesine ayırdı. Kahramanları kadın olan öyküler ve romanlar yazdı. En önemli eseri sayılan Muhâdarât’ta bir kadının ilk aşkını unutamayacağı tezini çürütmeye çalıştı. Romanlarında zaman zaman toplumsal sorunları ele aldı, felsefeye yer verdi. Udî adlı romanında müziğin felsefe ile ilişkilerine değindi. Bu romanda, babasının etkisiyle müziğe ilgi duyan bir kızın daha sonra hayatını kazanmak amacıyla dersler vermesi anlatılır. Fatma Aliye Hanım, düşünceleri ve yaşam biçimiyle ilk kadın kadın hakları savunucularından. Döneminin toplumsal koşulları gözönüne alındığında düşünceleri ve savunduğu görüşlerin son derece cesur olduğu ortaya çıkar. Kadın-erkek eşitliğine inanan ve savunan Fatma Aliye Hanım, her iki cinsin aynı eğitim olanaklarından yararlanmasını istedi. Çok kadınla evliliğe karşı çıktı. Boşanmada kadınların da söz hakkı olması gerektiğini savundu.

İlk Türk kadın romancı olma özelliği ile Avrupa ve Amerika basınında kendisinden söz edilen Fatma Aliye Hanım'ın “Nisvan-ı İslâm” adlı eseri Fransızca ve Arapça'ya, “Udî” adlı romanı Fransızca'ya çevrilmiştir. Émile Julliard adlı bir Fransız yazarının Doğu ve Batı Kadınları adlı kitabını Fransız gazetelerine yazdığı bir mektupla eleştirmesi Paris'te büyük yankı uyandırmıştı. Eserleri 1893 yılında Şikago'da Dünya Kadın Kütüphanesi Kataloğu'nda sergilenmiştir. Fatma Aliye Hanım'ın II. Meşrutiyet yıllarına kadar yaygın bir ünü olmasına rağmen zamanla unutulmuştur.

Fatma Aliye Hanım, soyadı yasasından sonra Topuz soyadını aldı.

Fatma Aliye 13 Temmuz 1936 tarihinde İstanbul'da vefat etti. Cenazesi Feriköy Mezarlığı'na gömüldü.

Fatma Aliye Hanım, ilk Osmanlı kadın feministlerden Emine Semiye Önasya'nın ablası, tiyatro ve sinema oyuncusu Suna Selen'in anneannesidir.

Adı, Beyoğlu'nda ve Çankaya'da birer sokağa verilmiştir.
2009 yılında tedavüle sürülen 50 Türk Lirası banknotlarının arka yüzünde portresi bulunmaktadır.

ESERLERİ:
ROMAN:
- Hayal ve Hakikat (Ahmet Mithat ile 1891)
- Muhâdarât (1891)
- Ref’et (1897)
- Udi (1899, Fransızca’ya çevrildi)
- Enin (1912)
ÇEVİRİ:
- Meram (Roman, 1889)
ANI-İNCELEME-MEKTUP:
- Nisvan-I Islam (Tefrika, 1891)
- Levayih-i Hayat (1897-1898)
- Taaddüt-ü Zevcata Zeyl (1898-1899)
- Namdaran-ı Zenan-ı İslamiyan (1899-1901)
- Ahmet Cevdet Paşa ve Zamanı (1912-1913)
TARİH: 
- Kosova Zaferi-Ankara Hezimeti (1912-1913)
FELSEFE:
- Teracim-i Felasife (1899-1900)

Yazar istatistikleri

  • 23 okur beğendi.
  • 127 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 109 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.