Fatma Aliye Hanım

Fatma Aliye Hanım

YazarÇevirmen
8.3/10
526 Kişi
·
1.346
Okunma
·
84
Beğeni
·
4595
Gösterim
Adı:
Fatma Aliye Hanım
Tam adı:
Fatma Aliye Topuz
Unvan:
Türk edebiyatının ilk kadın romancısı
Doğum:
İstanbul, 9 Ekim 1862
Ölüm:
İstanbul, 13 Temmuz 1936
1862′de İstanbul’da doğdu 1936′da yine İstanbul’da yaşamını yitirdi.

İlk kadın romancımız, ilk kadın felsefecimiz, edebiyatımızda ilk kez çeviri yapan, kadın haklarından ve kadın-erkek eşitliğinden ilk kez bahseden, hakkında ilk defa monografi yazılan yazar.

Tanzimat döneminin ünlü devlet adamı Ahmed Cevdet Paşa’nın kızı. Babasının konağında özel öğretmenlerden Fransızca, tarih, edebiyat ve felsefe dersleri aldı. Yazmaya Fransızca’dan yaptığı çevirilerle başladı. İlk çevirisi George Ohnet’den Volente. O dönemde edebiyatla uğraşmak kadınlar için hoş karşılanmadığından çevirisi Meram adı ve “Bir Hanım” imzasıyla yayınlandı. Sonraları “Meram Mütercimi” olarak tanındı. Bir çok makalesi “Mütercime-i Meram” adıyla yayınlandı. Nisvân-ı İslâm adlı anı kitabı Fransızca, İngilizce ve Arapça’ya, Udî adlı romanı Fransızca’ya çevrildi. Fatma Aliye Hanım’ın felsefeye merakı gençliğinde başladı. Olayları dikkatle incelemesi, çeşitli ailelerdeki gözlemleri onu felsefeye götürdü. Felsefeye merakı arttıkça daha çok kitap okudu, babası ve arkadaşlarıyla felsefe tartışmalarına girdi. Babasıyla birlikte Aristotales ve Platon ile İbn-i Rüşt ve Gazali’nin felsefelerini karşılaştırdı. 1904′te ilk felsefe tarihini yazdı. Thales’le başlayıp ilk çağ felsefesini anlattığı bu kitabın ikinci bölümünü İslâm Felsefesine ayırdı. Kahramanları kadın olan öyküler ve romanlar yazdı. En önemli eseri sayılan Muhâdarât’ta bir kadının ilk aşkını unutamayacağı tezini çürütmeye çalıştı. Romanlarında zaman zaman toplumsal sorunları ele aldı, felsefeye yer verdi. Udî adlı romanında müziğin felsefe ile ilişkilerine değindi. Bu romanda, babasının etkisiyle müziğe ilgi duyan bir kızın daha sonra hayatını kazanmak amacıyla dersler vermesi anlatılır. Fatma Aliye Hanım, düşünceleri ve yaşam biçimiyle ilk kadın kadın hakları savunucularından. Döneminin toplumsal koşulları gözönüne alındığında düşünceleri ve savunduğu görüşlerin son derece cesur olduğu ortaya çıkar. Kadın-erkek eşitliğine inanan ve savunan Fatma Aliye Hanım, her iki cinsin aynı eğitim olanaklarından yararlanmasını istedi. Çok kadınla evliliğe karşı çıktı. Boşanmada kadınların da söz hakkı olması gerektiğini savundu.

İlk Türk kadın romancı olma özelliği ile Avrupa ve Amerika basınında kendisinden söz edilen Fatma Aliye Hanım'ın “Nisvan-ı İslâm” adlı eseri Fransızca ve Arapça'ya, “Udî” adlı romanı Fransızca'ya çevrilmiştir. Émile Julliard adlı bir Fransız yazarının Doğu ve Batı Kadınları adlı kitabını Fransız gazetelerine yazdığı bir mektupla eleştirmesi Paris'te büyük yankı uyandırmıştı. Eserleri 1893 yılında Şikago'da Dünya Kadın Kütüphanesi Kataloğu'nda sergilenmiştir. Fatma Aliye Hanım'ın II. Meşrutiyet yıllarına kadar yaygın bir ünü olmasına rağmen zamanla unutulmuştur.

Fatma Aliye Hanım, soyadı yasasından sonra Topuz soyadını aldı.

Fatma Aliye 13 Temmuz 1936 tarihinde İstanbul'da vefat etti. Cenazesi Feriköy Mezarlığı'na gömüldü.

Fatma Aliye Hanım, ilk Osmanlı kadın feministlerden Emine Semiye Önasya'nın ablası, tiyatro ve sinema oyuncusu Suna Selen'in anneannesidir.

Adı, Beyoğlu'nda ve Çankaya'da birer sokağa verilmiştir.
2009 yılında tedavüle sürülen 50 Türk Lirası banknotlarının arka yüzünde portresi bulunmaktadır.

ESERLERİ:
ROMAN:
- Hayal ve Hakikat (Ahmet Mithat ile 1891)
- Muhâdarât (1891)
- Ref’et (1897)
- Udi (1899, Fransızca’ya çevrildi)
- Enin (1912)
ÇEVİRİ:
- Meram (Roman, 1889)
ANI-İNCELEME-MEKTUP:
- Nisvan-I Islam (Tefrika, 1891)
- Levayih-i Hayat (1897-1898)
- Taaddüt-ü Zevcata Zeyl (1898-1899)
- Namdaran-ı Zenan-ı İslamiyan (1899-1901)
- Ahmet Cevdet Paşa ve Zamanı (1912-1913)
TARİH: 
- Kosova Zaferi-Ankara Hezimeti (1912-1913)
FELSEFE:
- Teracim-i Felasife (1899-1900)
- Ne söyleyeyim, ben de ne olduğunu bilmiyorum ki !
- Nasıl? İnsan kendi halini bilmez mi ?
- Kendi halimi biliyorum fakat beni bu hale düşüreni bilmiyorum !
Öğretmenlik görevi önemli bir meseledir. Öğretmenlik görevini iyi bir biçimde yerine getirmek için öğrencilere şefkat ve sevgi gereklidir. Sanatını sevmeyen kişi sanatçı olamayacağı gibi , öğrencilerini sevmeyen öğretmen de iyi bir öğretmen ve mürebbiye olamaz.
Fatma Aliye Hanım
Sayfa 80 - İş Bankası Kültür Yayınları 1. Baskı 2018 Kasım
Ne yapayım o göz alıcı sarayı, ben penceresinden hayran olduğum zaman yanımda bir yoldaş yoksa.
Fatma Aliye Hanım
Sayfa 48 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sanatı sevmeyen kişi sanatkar olamayacağı gibi, öğrencilerini sevmeyen öğretmen de iyi bir öğretmen ve mürebbiye olamaz.
Fatma Aliye Hanım
Sayfa 78 - İş Bankası,2019
Herkese kendini sevdirmenin, herkes tarafından hürmet görmenin yalnız güzellikle olmayıp, çalışmakla, kazanmakla, öğrenmekle, ilim bilmekle de olacağını göstermek istiyorum. Bu sevilmenin, bu rağbet görmenin öyle kaybedilebilecek, çalınabilecek bir servete, gençlik âlemine özgü geçici güzelliğe benzemediğini anlatmak istiyorum.
Onlar sahiplerini alınları buruştukça, saçları ağardıkça, vücut pörsüdükçe terk eden vefasızlardır. Onlar bana rağbet etmemişlerse ben de onlara tenezzül etmiyorum! Benim kazanmaya ve ele geçirmeye çalıştığım huylar ve erdemlerin ise en büyük ve en güzel süsleri derin düşüncelerle buruşmuş alın ile ilim uğrunda ağarmış saçlardır.
Fatma Aliye Hanım
Sayfa 27 - Türkiye iş Bankası Kültür Yayınları
Sanatını sevmeyen kişi sanatkâr olmayacağı gibi, öğrencilerini sevmeyen öğretmen de iyi bir öğretmen ve mürebbiye olamaz.
152 syf.
·10/10
Merhabalar Türkiye’nin ilk kadın yazarı olan Fatma Aliye’nin Refet eserinde edebiyatımızda yer alan ilk kadın bir öğretmen olan refet başkahramandır.Refet zorluklara göğüs gerip ayakta durmaya çalışan,yoksulluklar içinde özgüveniyle hayatını kurmaya ve toplum için çabalayan başarılı bir öğretmendir.Ayrıca Refetin annesinin çocuğunun okuması için yaptığı fedakarlıkları etkileyici bir dille anlatmış.Refet ayrıca kadınların dayanışmasını ve gündelik hayatlarını sade bir dille kaleme alınmıştır.Kesinlikle Çalıkuşu kadar başarılı ve okunması gereken bir eserdir.
Keyifli Okumalar Dilerim
222 syf.
·Puan vermedi
Fatma Aliye'nin bir romanını okumuş olmaktan ayrıca gurur duydum. Çünkü Fatma Aliye Türk Edebiyatının ilk kadın romancısı ve kadın haklarını gündeme ilk kez getiren kişidir. Böyle bir yazarın çok daha fazla ilgi görmesi gerektiğini düşünüyorum.
Kitap muhteşemdi. Öyle güzel dersler vermiş ki anlatamam. Bir kadın her zaman kendi ayakları üzerinde durmalıdır. Kadın güçlü olmalıdır, gerek özgürlüğü için, gerekse idealleri için durmadan çıkmalıdır bana göre ve yazarımız bu kitabında da bize aynen bunları anlatıyor. O kadar çok beğendim ki kitabı kelimeler yetersiz kalıyor anlatmam da.
Konusundan biraz bahsedersem, baş kahramanımız Refet, küçük yaşta babasını kaybettikten sonra, zor bir yaşam sürmüş. Yeri gelmiş hor görülmüş, yeri gelmiş fakirlikle mücadele etmiş. Ama bu zorluklar onu yıldırmıyor. Hayalleri var Refet'in öğretmen olmak istiyor annesi de ona destek oluyor. Hayaline ulaşmak için şartlar ne olursa olsun çalışıyor ve çabalıyor azmini hiç kaybetmiyor. Türk kadını her zaman güçlü olmalıdır. Güçlüdür de. Refet bize ve özellikle genç nesile bir örnek oluşturması için okutulması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Mutlaka okumanızı öneririm
Okuyun ve okutun arkadaşlar
Kitapla kalın
152 syf.
·2 günde
Öğretmenler gününde, öğretmen Refet'in hikayesini anlatıcam size toplanın. Ama Refet'e geçmeden önce kitabın müellifi Fatma Aliye Topuz'dan bahsedelim biraz.
Fatma Aliye Hanım, Türk Edebiyatı'nın ilk kadın romancısıdır, edebi yaşantısından bahsedicem ben suretini merak ediyorsanız, cebinizdeki 50 TL'nin arka yüzüne bakabilirsiniz. Kendisi aynı zamanda hukukçu ve tarihçi Ahmet Cevdet Paşa'nın da kızı olur. İlk kadın yazar olmasının yanı sıra, kadın haklarını ilk kez gündeme getiren, Osmanlı kadın hareketinin öncü ismidir. Romanlarında da kadın karakterleri ön plana çıkarır. Bu romanında olduğu gibi, oraya gelicez. Değişen siyasi konjektürle birlikte Halide Edip'in ön plana çıkması Fatma Aliye'yi unutturmuştur. Özel hayatındaki problemler de kendisini biraz geri plana çekmesine neden olmuş. Kızı Hristiyanlığı seçip Avrupa'ya gidince de temelli inzivaya çekilip bırakmış yazı çiziyi. Yine de 10'a yakın eseri var. Günümüzde de çok bileni okuyanı yok malesef. 1000k istatistikleri berbat. Neyse ki İş Bankası Kültür Yayınları'nın Türk Edebiyatı Klasikleri çıkmaya başladı, ben de seriye Fatma Aliye ne zaman ve hangi kitapla dahil olacak diye beklerken, çok beklemeden Refet çıktı.
Refet, Türk Edebiyatında yer alan ilk kadın öğretmen başkarakteri. Reşat Nuri Güntekin'in Çalıkuşu'na da ilham olduğu söylenir. Hayata neredeyse en dipten başlayan Refet'in acıklı hikayesini yaşadığı zorlukları ve mücadelesini okuyoruz kitapta. Ama yazar fikirleri doğrultusunda bu kitapta bize Refet'e acımamız için yazmamış. Bir kız çocuğunun güçlenmesi, özgürleşmesi ve kendi ayakları üzerinde durma mücadelesiyle, okuyucuya ders veriyor. Ta 1896 yılında bile bir kadının istediği ve mücadele ettiği zaman, her ne kadar zorlukla karşılaşsa da amacına ulaşabileceği umudunu veriyor. Refet'imiz de yetim kalmış, hor görülmüş, aç, susuz, sefil bir kız iken öğretmen olmaya karar veriyor. En büyük destekçisi de annesi. Yeri geliyor boğazlarından yemek geçmiyor ama Refet'i okutup Darülmuallimat'a kadar ulaştırıyorlar. Ordan sonrası malum tabi. Ama bu benim yazdığım kadar kolay olmuyor tabi, yokluk ve sefalet içinde bir çocuk okutmak ne kadar zorsa o kadar zor oluyor. Kitabı okurken açlığı, çaresizliği iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Refet ve annesi Binnaz Hanım'ın mücadelesi muazzam ama unutmamak gerekiyor ki, Şule, Mürüvvet, Cazibe ve Şahap gibi karakterlerin kendileri için belki çok küçük olan yardımları bu aileyi yer yer ihya ediyor. Buradan çıkarılması gereken çok şey var kanaatimce. Gerçekten de etrafımıza dikkatli baktığımızda illa ki çok çok zor durumda olan insanları görebiliriz, ve inanın ki bizim için büyük fedakarlıklar sayılmayacak kadar küçük bir el uzatma bile onlar için çok önemli olabilir, olur. O yüzden bu hassasiyet ve civanmertlik duygusuyla hareket edebilmeye nail olur ve çabalarız umarım.
88 syf.
Türk Edebiyatında Bir Jane Austen: Fatma Aliye ve Hayal Kırıklıklarının Yarım Kalan Romanı: Levayih-i Hayat

Anahtar Kelimeler: Fatma Aliye, Levayih-i Hayat, Roman, Kadın, Aile, Tanzimat Dönemi.


Ünlü Osmanlı tarihçisi Abdullah Cevdet’in kızı ve ünlü romancı Ahmet Mithat Efendi’nin öğrencisi Fatma Aliye, Türk edebiyatının ilk kadın yazarıdır ve yaşadığı dönemdeki sosyal yapı nedeniyle uzun bir süre eserlerini erkek ismi ile yayınlamıştır. Fatma Aliye Hanım’ın 1907 yılında kaleme aldığı Levayih-i Hayat; Mehabe, Fehame, Sebahat, Nebahat ve İtimat ismindeki beş kadının birbirine yazdığı mektuplardan oluşan bir romandır. Romanda toplam 11 adet mektup bulunmaktadır. Romanın “hayattan sahneler” anlamını taşıyan adından da anlaşılacağı üzere romanda kadınların hayatlarından, özellikle de evliliklerinden kesitler sunulmuştur. Levayih-i Hayat tamamen mektuplardan oluşan, yazar anlatıcısı olmayan ve bu yönüyle tam bir mektup roman özelliği gösteren bir eserdir.


Eserde Fatma Aliye, kadınların ağzından yazdığı mektuplarda aşk, evlilik öncesi aşk, aile kurumu, sadakat, eşlerin birbirine karşı olan sorumlulukları gibi temaları işlemiştir. Bu temalar, Fatma Aliye’nin diğer eserlerinde de işlenmiştir. Yarım kalmış bir eser olan roman, Fatma Aliye Hanım’ın son romanı Enîn ile tema ve kahramanları açısından paralellik gösterir.

Romandaki beş kadının ortak noktası, evliliktir. Bu beş kadından Mehabe, Fehame ve Sadakat evlidir. Mehabe, mutlu bir evlilik yapmıştır ve romanda doğru bir evlilik yapmış kadın karakterini temsil eder. Fehame ve Sabahat ise yaptıkları evliliklerde mutluluğu bulamamıştır. Mehabe ile akrabalık bağı olan Fehame, mutsuz evliliğini çocukları için ve ekonomik gücü olmadığından sürdürmesi gerektiğini düşünür. Fehame gibi evlilikte mutluluğu bulamayan Sebahat’ın Fehame’den farkı, aşk evliliği yapmasıdır. Fakat ilerleyen süreçte kocasının ihanetine uğrar ve bu evliliği sürdüremeyeceğini düşünerek boşanmak ister. Sabahat’ın o dönemde boşanmayı düşünecek kadar cesur olmasının nedenini ekonomik olarak güçlü olmasıdır.

Romanda mektup kaleme alan diğer kadınlar olan Nebahat ve İtimat henüz evlenmemişlerdir. Nebahat ile Sabahat kardeştir ve Sabahat evlilikle ilgili tecrübelerini kardeşine aktarır. Eserde Nebahat, o dönemki kadın tipinin modern düşünceye yönelmiş şeklidir. Nebahat’in düşüncelerine bakıldığında evlilik, kadın hak ve özgürlüklerini esas alan ve kadına bağışlanan anne olma hakkının kazanılacağı bir kurumdur.

İtimat, Sabahat’in görümcesidir. İtimat’a göre evlilik, ekonomik gücü olmayan kadınlar için bir kurtuluştur. Ekonomik olarak ayakta duramayacak olan kadınların evlenmesinin bir zorunluluk olduğu da İtimat’ın savunduğu düşünceler arasındadır.

Romanda vurgulanan önemli bir nokta da, o dönemde iyi bir eşte aranan özelliklerdir. Mehabe’nin Fehame’ye yazdığı mektupta, Rezin’in evleneceği kız hakkında verilen bilgiler kızın eğitimi ile ilgilidir. Tanzimat döneminde modernleşmenin temsilcilerinden “piyano” ve “Fransızca” mektupta verilen noktalardandır. Görüldüğü gibi dikkat edilen hususlar eğitimle ilgilidir. Ancak eğitimle ilgili bu hususlar iyi bir evlilik meydana getirmek için yeterli olmamış ve sonucunda hayal kırıklığı yaşanmıştır.

Levayih-i Hayat, bir kadın yazar tarafından yazılmış olması ve dönemin kadınlarının gözünden evliliği anlatması nedeniyle önemlidir. Tartışıldığı üzere, romandaki karakterlerin her birinin temsil ettiği önemli “evlilik fikirleri” vardır. Örneğin, İtimat’ın fikirleri aracılığıyla kadınlar için ekonomik özgürlüğün ne denli önemli olduğu vurgulanmıştır. Nebahat ise hak ve özgürlüklerinin bilincinde bir kadındır ve yapacağı evlilikte bu durumu esas alması gerektiğini düşünür. Fehame’nin büyükleri tarafından evlendirilip mutsuz olması, o dönemde gençlerin kendi seçtiği değil büyüklerinin uygun gördüğü eşlerle evlenmelerinin bedellerinin neler olabileceğini gösterir. Sabahat ve evliliği aracılığıyla da evlenmeden önce yaşanan aşkın evlendikten sonra devam etmeyebileceği vurgulanmıştır.

Mektuplardaki olayların genellikle kadın merkezli olması bu olayların kadın gözünden verilmesini zorunlu kılmıştır. O dönem için kadınların sosyal hayatta aktif olarak rol alamadığını düşünürsek kadınların düşüncelerini yansıtmak için en iyi seçeneğin mektup olduğuna ulaşırız. Fatma Aliye de bu yola gitmiş ve romanını mektuplar aracılığıyla kurgulamıştır.
152 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
Kitapta bir kadının kendi ayakları üstünde durabilme çabasını anlatıyor. Refet çok güçlü bir karakter ve çok azimli. En çok istediği şey öğretmen olmak ve kimseye muhtaç olmadan biricik annesinin rahat yaşamasını sağlamak. Refet'in bu yolda gösterdiği çaba, sabır ve inancı ise gerçekten takdire şayan. Mutlaka okuyun ve okutun derim.
152 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Öncelikle bir öğretmen adayı sonra bir kadın olarak Refet’i kendi yerime koydum ve başladım okumaya. Yetim bir kızın annesiyle beraber çocukluk yıllarından başlayan zorlu bir hayat mücadelesini konu ediniyor. Öğretmen olmak için çalışan azimli bir kız ve onu okutmaya çalışan saf bir anne... zamanın koşullarıyla eğitimi anlatırken maddi yetersizlikle hayatın gerçeklerini bize gösteriyor. Unutmadan, Çalıkuşu kitabını sevenler bu kitabı da beğenirler.
152 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Türk Edebiyatının ilk kadın roman yazarı Fatma Aliye, bu eserinde kadın merkezli bir kurgu oluşturmuştur. 5 yaşında yetim kalan Refet' in çektiği zorluklara rağmen güçlenmesi ve özgürleşmesini anlatırken, dönemin kadınlarının gündelik yaşantılarını, birbirleriyle dayanışmaları ve anlaşmazlıklarını yalın bir dille anlatıyor. Refet, ölüm pahasına bile olsa güçlü kadın profilini yansıtan, Türk edebiyatının bu konudaki değerli kahramanlarından olmuştur. 1936 yılında yayımlanan bir yazı, bize onun duruşu hakkında belki de en net bilgiyi vermektedir: "Fatma Aliye peçenin Türk kadın yüzünü karanlıklarda bıraktığı devirde bilgi güneşinden nur alarak aydın yaşamış bir çehreydi."
152 syf.
·7 günde
Herkese Merhaba⁣
Mart ayında okuduğum iki türk edebiyatı klasiğinide çok sevdim ama Refet uzun süre aklımdan çıkmayacak bir eser. Kesinlikle daha sonra tekrar okumak isterim ve herkese de tavsiye edeceğim bir kitap oldu. ⁣
Refet babasının vefatından sonra üvey kardeşleri ve babasının diğer eşleri tarafından bir sürü haksızlığa uğradı. Annesi ile aç kaldı yeri geldi dayak yedi her şeye katlanmaya çalıştılar ama eziyetler bir türlü bitmedi. Sonunda ana kızın İstanbul macerası başladı. Akrabalarının onlara sahip çıkacağını düşünerek kapılarını çalıp, durumlarını anlattılar ama kimse evine bu ana kızı sığdıramadı. ⁣
⁣Refet'in tek hayali okuyup eline mesleğini almak ve annesini refah içinde yaşatmak oldu ama bunu yapmak onlar için hiç kolay değil. Refet hem çalışıp hem okudu. Annesinin gitmediği iş kalmadı ama ne tam anlamıyla karınlarını doyurabildiler ne de ihtiyaçlarını karşılayabildiler. Buna rağmen Refet'in kimseye minnet etmemesi dimdik ayakta durması, hayallerinden vazgeçmemesi benim çok hoşuma gitti. Çok güçlü bir kadın okudum ve tekrar okur muyum diye sorarsanız kesinlikle okuyacağım. Herkese şiddetle tavsiye edeceğim.⁣
138 syf.
·10 günde·6/10
İlk kadın Türk romancı Fatma Aliye'nin eseri Refet. Çoğumuzun edebiyat derslerinden aşina olduğu bir roman aslında ama bu yaşıma kadar elime alıp hiç okumadım. Kitabın sunuş kısmında anlatılanlardan yola çıkarak Halide Edip'in çıkışından sonra romanları biraz daha sönük kalan bir kadın romancı. Yazardan bahsettikten sonra gelelim romanın içeriğine. Roman kendi dönemini çok tasvir ederek anlatmasa da verdiği ipuçlarıyla dönemi yakalamaya çalışıyoruz. Karakter olarak da kadınlarımız ön planda. Bir anne ve kızının sancılı geçen yaşamı, hayat mücadelesi anlatılmış. Yoksulluk, hayatta kalma mücadelesi... Akrabalık ilişkileri, dostluk, arkadaşlık hepsinin acı gerçekleri göz önünde kitapta. Çok sade ve akıcı dille anlatılıyor aynı zamanda. Sade fazlasıyla sade bir kitap. Sürükleyici değil diyebilirim ama okunmasını tavsiye ederim. Sonuçta yazarı ilk kadın romancılarımızdan. Yazarı ve dilini tanımalıyız diye düşünüyorum. Simdiden iyi okumalaarrr

Yazarın biyografisi

Adı:
Fatma Aliye Hanım
Tam adı:
Fatma Aliye Topuz
Unvan:
Türk edebiyatının ilk kadın romancısı
Doğum:
İstanbul, 9 Ekim 1862
Ölüm:
İstanbul, 13 Temmuz 1936
1862′de İstanbul’da doğdu 1936′da yine İstanbul’da yaşamını yitirdi.

İlk kadın romancımız, ilk kadın felsefecimiz, edebiyatımızda ilk kez çeviri yapan, kadın haklarından ve kadın-erkek eşitliğinden ilk kez bahseden, hakkında ilk defa monografi yazılan yazar.

Tanzimat döneminin ünlü devlet adamı Ahmed Cevdet Paşa’nın kızı. Babasının konağında özel öğretmenlerden Fransızca, tarih, edebiyat ve felsefe dersleri aldı. Yazmaya Fransızca’dan yaptığı çevirilerle başladı. İlk çevirisi George Ohnet’den Volente. O dönemde edebiyatla uğraşmak kadınlar için hoş karşılanmadığından çevirisi Meram adı ve “Bir Hanım” imzasıyla yayınlandı. Sonraları “Meram Mütercimi” olarak tanındı. Bir çok makalesi “Mütercime-i Meram” adıyla yayınlandı. Nisvân-ı İslâm adlı anı kitabı Fransızca, İngilizce ve Arapça’ya, Udî adlı romanı Fransızca’ya çevrildi. Fatma Aliye Hanım’ın felsefeye merakı gençliğinde başladı. Olayları dikkatle incelemesi, çeşitli ailelerdeki gözlemleri onu felsefeye götürdü. Felsefeye merakı arttıkça daha çok kitap okudu, babası ve arkadaşlarıyla felsefe tartışmalarına girdi. Babasıyla birlikte Aristotales ve Platon ile İbn-i Rüşt ve Gazali’nin felsefelerini karşılaştırdı. 1904′te ilk felsefe tarihini yazdı. Thales’le başlayıp ilk çağ felsefesini anlattığı bu kitabın ikinci bölümünü İslâm Felsefesine ayırdı. Kahramanları kadın olan öyküler ve romanlar yazdı. En önemli eseri sayılan Muhâdarât’ta bir kadının ilk aşkını unutamayacağı tezini çürütmeye çalıştı. Romanlarında zaman zaman toplumsal sorunları ele aldı, felsefeye yer verdi. Udî adlı romanında müziğin felsefe ile ilişkilerine değindi. Bu romanda, babasının etkisiyle müziğe ilgi duyan bir kızın daha sonra hayatını kazanmak amacıyla dersler vermesi anlatılır. Fatma Aliye Hanım, düşünceleri ve yaşam biçimiyle ilk kadın kadın hakları savunucularından. Döneminin toplumsal koşulları gözönüne alındığında düşünceleri ve savunduğu görüşlerin son derece cesur olduğu ortaya çıkar. Kadın-erkek eşitliğine inanan ve savunan Fatma Aliye Hanım, her iki cinsin aynı eğitim olanaklarından yararlanmasını istedi. Çok kadınla evliliğe karşı çıktı. Boşanmada kadınların da söz hakkı olması gerektiğini savundu.

İlk Türk kadın romancı olma özelliği ile Avrupa ve Amerika basınında kendisinden söz edilen Fatma Aliye Hanım'ın “Nisvan-ı İslâm” adlı eseri Fransızca ve Arapça'ya, “Udî” adlı romanı Fransızca'ya çevrilmiştir. Émile Julliard adlı bir Fransız yazarının Doğu ve Batı Kadınları adlı kitabını Fransız gazetelerine yazdığı bir mektupla eleştirmesi Paris'te büyük yankı uyandırmıştı. Eserleri 1893 yılında Şikago'da Dünya Kadın Kütüphanesi Kataloğu'nda sergilenmiştir. Fatma Aliye Hanım'ın II. Meşrutiyet yıllarına kadar yaygın bir ünü olmasına rağmen zamanla unutulmuştur.

Fatma Aliye Hanım, soyadı yasasından sonra Topuz soyadını aldı.

Fatma Aliye 13 Temmuz 1936 tarihinde İstanbul'da vefat etti. Cenazesi Feriköy Mezarlığı'na gömüldü.

Fatma Aliye Hanım, ilk Osmanlı kadın feministlerden Emine Semiye Önasya'nın ablası, tiyatro ve sinema oyuncusu Suna Selen'in anneannesidir.

Adı, Beyoğlu'nda ve Çankaya'da birer sokağa verilmiştir.
2009 yılında tedavüle sürülen 50 Türk Lirası banknotlarının arka yüzünde portresi bulunmaktadır.

ESERLERİ:
ROMAN:
- Hayal ve Hakikat (Ahmet Mithat ile 1891)
- Muhâdarât (1891)
- Ref’et (1897)
- Udi (1899, Fransızca’ya çevrildi)
- Enin (1912)
ÇEVİRİ:
- Meram (Roman, 1889)
ANI-İNCELEME-MEKTUP:
- Nisvan-I Islam (Tefrika, 1891)
- Levayih-i Hayat (1897-1898)
- Taaddüt-ü Zevcata Zeyl (1898-1899)
- Namdaran-ı Zenan-ı İslamiyan (1899-1901)
- Ahmet Cevdet Paşa ve Zamanı (1912-1913)
TARİH: 
- Kosova Zaferi-Ankara Hezimeti (1912-1913)
FELSEFE:
- Teracim-i Felasife (1899-1900)

Yazar istatistikleri

  • 84 okur beğendi.
  • 1.346 okur okudu.
  • 32 okur okuyor.
  • 575 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.