Fatma Gökben Aksoy

Fatma Gökben Aksoy

Çevirmen
7.8/10
4 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
1
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
128 syf.
·16 günde·Puan vermedi
Bu kitap ilk olarak 1516 yılında İngiltere'de yayınlanıyor. Yayınlanması işiyle yazarın en yakın arkadaşı Erasmus ilgileniyor. Bu yüzden Thomas More, Erasmus'a bir mektup yazarak O'nu Ütopya'nın Kralı ilan ederek arkadaşına şaka yapar. Thomas More, "Ütopya" kavramını tarihte ilk kullanan ve bunu felsefeye katan kişidir. Kitabı iki bölümden oluşur. Birinci bölümde, yazar ve arkadaşları bol bol sohbet ederler. Sohbet konuları genelde ülke sorunlarıdır. Derken arkadaşlarından biri, yazarı Rafael adlı bir gezginle tanıştırır. Gezgin, ülke sorunlarının konuşulduğu bu ortamda Ütopya ülkesinden bahsederek, buradaki insanların ve düzenin mükemmelliğinden söz eder. Herkesin ilgisini çeker bu konu ve Rafael'den bu ülkede gördüklerini anlatmasını isterler. Kitabın ikinci bölümü ise bu ülkenin özelliklerinin anlatılmasıdır. Gezgin Rafael; Ütopya'nın nasıl kurulduğu, yönetimin nasıl olduğu, bilim, sanat ve diğer uğraşıların neler olduğu, halkın yaşayışı ve birbirleriyle ilişkileri, Ütopyalıların seyahatleri, kölelerin, hastaların durumları, savaşla ilgili düşünceleri son olarak da dinle ilgili düşüncelerini anlatır. Anlatılanlardan ülkenin mükemmel olduğunu anlarlar. Böyle bir ülkenin olması hem yazara hem de arkadaşlarına mümkün görünmez. Her şeyin eşit ve adaletin mükemmel olduğu bu ülkede halk da ahlaklı, çalışkan ve kültürlüdür. Ayrımcılık ülkede en büyük suçtur. Tamamen komün bir yaşam vardır. Herkes çalışır ve hep birlikte ürünlerini paylaşırlar. Yönetim ise kent konseyleri tarafından yapılır. Kentler arasında ise dayanışma vardır. Evler de kıyafetler de tektiptir. Para ve mülkiyet yoktur. İsteyen istediği dine inanır, ana kimse kendi dinini överek bir başka dini küçümseyemez. Böyle yapanlar en ağır şekilde cezalandırılarak köle haline getirilir. Ülkede yasalar azdır çünkü suç işlenmez. Yargıçlar en adil insanlardır. Hatta öyle ki başka ülkelere giderek oralara da adaleti öğretirler. Böyle bir ülkede yaşamak ve Ütopya'nın vatanadaşı olmak ise bir ayrıcalıktır. Yazara göre tüm dünya Ütopya gibi olsa hiçbir sıkıntı kalmaz. En başta savaşlar biter ve tüm dünya barış içinde yaşar.