Feyyaz Şahin

Feyyaz Şahin

Çevirmen
7.3/10
86 Kişi
·
192
Okunma
·
0
Beğeni
·
30
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
320 syf.
·9/10
Profilimde gördüğünüz gibi mesleğim basketbol antrenörlüğü.
Mesleğimle ilgili okuduğum kitapları burada paylaşmıyorum ancak bu bir roman, o nedenle burada kısa bir tanıtımını yapmamda bir sorun gözükmüyor.
Son yıllarda TV lerde NBA maçlarının yayınlanması, ülkemizde bu konuya meraklı genç bir kesim yarattı .
Böylece eskiden zorluklarla bulduğumuz ve zorluklarla okuduğumuz basketbol romanlarına artık kolayca ulaşabiliyoruz.
Açık söylemek gerekirse geçen seneye kadar tercümeler çok kötüyüdü, dolayısıyla kitapları almak istemiyordum . Ama artık kalite arttı ve büyük zevkle okumaya başladım.
Bu tarz kitaplarda teknik bilgiler, yerel dedikodular veya yolu Türkiye'ye düşmüş karakterlerle karşılaşmak dışında, Amerikan yaşamı hakkında birçok bilgi edinme imkanınız var .


Uzaktan şaşalı NBA yaşantısının arkasında neler varmış
Size iki örnek vereyim :

LGBTİ SALDIRIYOR

Kuzey Carolina eyaleti , Mart 2016’da , belediyelerin kendi ayırımcılık karşıtı yasalarının çıkarılmasının önüne geçen yeni bir kanun tasarısını kabul etti .Bu kanun , Charlotte şehrinde kendisini transgender ( cinsiyet değiştiren kişiler ) olarak tanımlayan herkesin , cinsel kimliğine uygun olan tuvaleti kullanmasına izin veren bir yönetmeliğin yürürlüğe sokulmasına bir tepki olarak çıkarıldığından , çok önemli bir meseleydi.
NBA , LGBTİ topluluğuna karşı ayırımcılığın tezahürü olan bu yeni yasaya şiddetle karşı çıktı.
Charlotte’de de doğup büyüyen Curry’ye de yaşananlarla ilgili görüşü soruldu.
Bu –yani fikirlerini açıkça dile getirip Hristiyanlığın kamuoyu tarafından yargılanmasına zemin hazırlamak –tam da onun kaçındığı türden bir durumdu .
Curry, kasıtlı olarak pek de cevaba benzemeyen bir cevap verdi .
Curry LGBTİ topluluğu üyelerinin hedefi haline geldi.



AÇIK RENKLİ VE KOYU RENKLİ SİYAHLARIN KAVGASI

İlk bakışta kulağa saçma gelse de , ten renginin tonu ,
Afro- Amerikan yaşamın derinliklerine gömülü bir sorundur.
Nesiller boyunca gelişen algı dolayısıyla daha açık renkli kişiler , daha koyu renkli kişiler tarafından kolay kolay kabul görmez. Curry genellikle ana akım için daha çekici , daha kabul edilebilir ve sonuç olarak daha ayrıcalıklı olan guruba giriyor.

CURRY VE KİLİSE

Jackson kilisesinin geleneklerinden biri , kilisenin duvarları boyunca hızlı adımlarla yürüyerek dua etmekti. Bileği burkulalı daha sadece iki gün olan Curry, kendisini Jackson ve coşkuya kaptırmış diğer cemaat üyeleri ile birlikte kiliseyi turlarken buldu. Jackson’ın vaazından sonra , cematin eş papazlarından biri olan eşi Desiree , doğaçlamaya dayalı bir vaaz ve takdis duası ile ibadeti sürdürdü. Ayrıca Curry’i de mihraba çağırdı.
Curry’nin ayakkabılarını ve çoraplarını çıkardılar , bileğine yağ sürdürler ve iyileşmesi için dua ettiler . Cemaat üyeleri , ilahiler ve ‘amen’lerle seslerini yükselterek , Tanrı’dan Hristiyan elçilerinden birini , yani Curry’i kutsamasını istediler.
460 syf.
·3 günde·5/10
Bu romanın iki eleştirisi yapılabilir. İlki yarattığı etki bazında, ikincisi ise romanın içeriği hakkında. İlki kesinlikle olumlu yönde olacaktır zira Yüksek Şatodaki Adam romanı sayesinde, Alternatif Tarih de bir bilim kurgu alt türü olarak genel geçer kabul gördü ve dahası, kurgu edebiyatında muazzam ufuklara uzanan kapının kilidi açıldı. Hayal gücü yine üstün geldi.

İkinci eleştiri ise olumsuz olacak. Zira Philip K. Dick tasvirleri zayıf, aksiyon sahnelerini de tam yansıtamayan bir yazar. Hal böyle olunca, kurgulanan muazzam dünya oldukça yavan, hatta vasat altı yansıtılabilmiş. Böyle bir dünyaya aksiyon şart demiyorum lakin devam romanına girişip bırakmasını şahsen bu gerekçeye bağlıyorum zira kaçınılmaz olarak iş o noktaya varacaktı. Öte yandan Nazilerin ve Japonların galip geldiği ikinci dünya savaşının şekillendirdiği dünyada, 1960lar Amerikası da oldukça ilgi çekici tabii. Lakin ne Amerika, ne de dünya hakkında elle tutulur çok fazla bilgi veremiyor Philip. Paranoyası, sanırsam o dönem kazık yediği kız arkadaşı yüzünden neredeyse şıllık diye nitelendireceği kadın karakteri, yine o dönemler merak saldığı Japon/Uzakdoğu kültürü(onur vs.) ve çubuk atma falı gibi etkenler o kadar çok yer işgal ediyor ki, çevreye hiç değinmiyor. Yani antikadan, çubuk falından biraz daha kısıp dünyayı tasvir edebilirdi değil mi? Metnin İngilizcesi de yine bu konuda fevkalade yetersiz.

Üstüne üstlük, Amerika'nın Nazi işgali altındaki kısmı romanda yer edinemiyor. Bu büyük eksikliği uzun uzadıya yazmama gerek yok. Roman çok yavan ve basit kalmış.

Ek olarak Yüksek Şatodaki Adam bir "What If" yani "Ya böyle olsaydı" sorusunun cevabı değil. Romanın mesajı açık ve net: Dünya savaşlarını kimin kazandığı mühim değil, ABD ve Kapitalizm ekolü öyle bir global etkiye sahipti ki, dünyanın gidişatını temelden sarstı ve bu saatten sonra gerçekleşecek hiçbir şey, bahsi geçen etkiden bağımsız gelişemez. Philip'in paranoyası çift kutuplu yani, hem Nazilerden hem de Kapitalizmden kaynaklı bir paranoya söz konusu. Sermaye ve ABD stili o kadar nüfuz etmiş ki dünyaya, söküp atmak imkansız hale gelmiş kısaca.

Finali güzeldi ama o bile kurtaramıyor işte. Yine de kurgu edebiyatını sevenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap.
248 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Okuduğum en ilginç gerilim kitabı kesinlikle. Kitabın tuhaf tasarımı benim ilgimi çekmişti içerik noktasında pek bir beklentim yoktu ama şaşırttı beni. Tam hollywood korku filmi tadında bir gerilim. Bir mağazada geçen korku dolu bir geceyi anlatıyor. Farklı bir deneyim yaşamak isteyenlere tavsiye edilir.
160 syf.
·1 günde·8/10
Taksi şöförlüğünü Patronu olmadan yapabileceği ve başkalarının gözetimi altında yaptığı işlerde çok düşük verim gösterdiğinden dolayı yapan Bruno'nun taksi'sine binen müşterileri ile yaşadığı kendi hayatının her ne kadar kötü de olsa aslında bu konuda yalnız olmadığını gösteren birbirinden ilginç anlattığı sekiz hikayede toplum içinde aşagılanmaya yabancı olmayan toplumun dışladığı buna rağmen orta ölçekli fikirlere sahip olan insanların otorite karşısında vermiş oldukları mücadelerini ve yaşadıklarını şaşırtıcı bir şekilde okuduğum her hikayede " Burada sana palavra sıkmıyorum. Gerçekleri anlatıyorum " dedirtiyor.

Kitabi yazan Dan Fante'nin John Fante'nin oğlu olması sebebi ile merak edip okudum. Kitabı okumaya başlamadan önce Benim edebi anlamda pek bir beklenti içinde bulunmadığim içinde kitabi bitirdikten sonra beni şasirticı bir sekilde dinlendirken aynı zamanda tatmin ettiğini söylemek isterim. İster istemez kitabı okurken bende Dan Fante ile John Fante karşılaştırıp iki yazar olan bu baba oģul ' u kıyaslayıp tabi ki de birbirleri ile ilgili benzetmeler oldu. O, yuzden eğer John Fante sever bir okuyucuiseniz size kitabı net bir sekilde tavsiye ederim. Ayrıca Kitabı o yönüyle değerlendirecek olursam da Kitabı oldukça başarılı buldum.
460 syf.
·Beğendi·10/10
Son derece güzel bir bilim kurgu romanı. Bir ütopyadan bahsediyor. İkinci Dünya Savaşı'nı Almanya ve Japonya kazanır. ABD, bir eyalet haline gelmiştir. Bu arada Hawthorne adında bir yazar, savaşı müttefiklerin kazandığı bir roman yazmıştır Çekirge Serilmiş Yatıyor diye. Bu arada antika ürünler satan bir adam, işinden kovulup takı işine giren bir Yahudi, Japon bir şirket yöneticisi, Bormann öldükten sonra başa geçen Goebbels hükümetinin Karahindiba adlı operasyonunu engellemek için çeşitli sebeplerle bir araya gelir. Ve takı tasarımcısının eski karısı Julianne de yazar ile görüşmek için yola çıkar. Ancak yazarı SS öldürmek istemektedir. Acaba başarılı olacak mı? Son derece sürükleyici ve bir solukta okunan bir roman.
105 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
BOŞLUK KİTABI

Boşluğun ruhu, hiçbir şeyin olmadığı yerdir. İnsanın bilgisine dahil değildir. Boşluk hiçliktir. Ancak var olan nesneleri bilerek var olmayanları bilebilirsin. İşte bu boşluktur.

Bu dünyada insanlar nesnelere yanlış bakıyorlar ve anlamadıkları şeylerin boşluk olması gerektiğini düşünüyorlar. Gerçek boşluk bu değildir. Bu şaşkınlıktır.


Boşlukta erdem vardır. Kötülükten soyutlanmıştır.

Bilgelik varoluştur, ilke varoluştur, Yol varoluştur, ruh ise hiçliktir. (1645)

Son sayfadan.
...
Miyamoto Musashi der ki:
Hem dövüşte hem de gündelik yaşamında kararlı ama sakin olmalısın. Durumları gerilimsiz karşıla ki tedirginlik olmasın; ruhun dingin ve önyargısız olsun. Ruhunun dingin olduğu anlarda bile bedenini gevşetme, bedenin gevşediğinde ruhunu koyverme. Bedenin ruhunu etkilemesin; ruhun da bedenini. Ne cansız ol, ne de aşırı canlı. Çoşkuya kapılmış bir ruh da güçsüzdür, bitkin bir ruh da. Düşmanın ruhunu okumasına izin verme.
(Arka kapak)
...

Enteresan bir okuma deneyimi oldu. Kitap bölümlerden oluşuyor ve hepsi de birbiriyle bağlantılı. Bir samurayın hayata ve samuray yoluna olan yolculuğunu nasıl tanımladığı ile ilgili. Strateji rehberi. Okunmalı.
460 syf.
·Beğendi·10/10
Tersine çevrilmiş bir gerçeklik ve karşısında bizler yani sadece sisteme tabiler. Değişen hiçbir şey yok.
P.k.dick şu soruyu soruyor.2. Dünya Savaşı Japonlar ve Almanlar kazansaydı ne olurdu? Cevap hiçbir şey. Çok şaşırtıcı ve ufuk açıcı bir kitap
160 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Harika bir dinlenme metni, tamamıyla gerçek ve içindeki hikayelerde bir yaşanmışlık var, bu tarz metinlere alışık bir okursanız bunu çok rahat fark ediyorsunuz .Ağır kitapların arasına bir dinlenme metni olarak sıkıştırılabilecek hiç sıkmayan akan bir metin. Babası John Fante' den bir şeyler kaptığı ortada .
234 syf.
·Puan vermedi
Kitap genel olarak amerikanın ilk kuruluş yıllarını , göçleri , entrikaları , kızılderililer ile ingilizlerin nasıl bir dayanışma içinde olduğu anlatılıyor.Misyonerlerin nasıl dini zorla kabul ettirmeye çalıştıklarına da değinmiş. Hatta kitabın bir yerinde Kızılderililerin bir reisi "Bizim 37 tanrımızı neden 1 tane tanrıya değişelim" diye sorusu vardı. :) İngilzilerin kabileler arası çatışmalarda kızılderililerin kendilerinden yardım istenilmesi üzerine oradakiler ile ittifakak yaparak saldırılmasını vs anlatmış. Daha sonra ittifak yaptıklarını da kendi bünyesine katıyor İngilizler. Böyle oyun içinde oyun diyebilirim.
Biraz ağır ve sıkıcı ilerliyor. Ama okunmasında fayda var diye düşünüyorum. Zira Kızılderililer hakkın da biraz da olsa bilgi edinebildim. Biraz taraflı bir kitap olsa da yazar, ingilizlerin yaptığı barbarlıkları yazmaktan da kaçınmamış.

Ayrıyetten şöyle müthiş bir tespitte bulunmuş yazar:

"Son zamanlarda artan insancıl duygular:
Modern kimse için bu katliam sahnelerini seyretmesi acı vericidir. Pequotlar'ın tam anlamıyla ve Narragansettler'in daha küçük çapta yok edilmesinde, beyaz adamın ölüm getiren gücü o kadar korkunç ve acımasız gözükür ki, bir an için kurbanlarının duygularını paylaşır gibi oluruz. Vahşiler arasında hemen hemen bilinmeyen, zayıf olana karşı hassasiyet duygusu, medeniyetin en iyi ürünlerinden biridir.Öldürücü duyguların sıklıkla alevlendiği yerde gelişemez. Yakın geçmişte insanlığın ulaştığı bu gelişme, temel de savaşın dehşetlerinin insanların kapılarına kadar gelmemesinden kaynaklanır.Savaşın uzak bir sınırda gerçekleşmiş olması ya da askerlerin yoğun nüfuslu bir bölge boyunca yürüyüşe geçmelerinde, modern savaş koşulları yağma ve şiddetin mümkün olduğunca denetimli hale getirilmesini gerekli kıldı. Cinayet ve yağmacılık bir dereceye kadar nadir, katliam seyrek olarak duyulur ve işkence neredeyse yamyamlık kadar yok olmuştur. Halk yığınları fiziksel acıdan kaçar, öfke duygusu güçlü bir ahlaki değer kazanması için kişisel olmayan konulara yöneltilir ve iki savaş arası düşman ordularının askerleri arasında karşılıklı arkadaşça hareketler görülebilir. Bu hafifletilmiş biçimi dışında doğrudan bir savaş tecrübesi yaşamamış karmaşık bir sanayi toplumunun üyelerinin kişilikleri, şiddet ve acımasızlığa gün geçtikçe gönülsüz olmalarıyla ayırt edici olan bu modernlikle şekillenir."
460 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Ursula K. Le Guin'İN MÜLKÜSÜZLERİ VE YÜKSEK ŞATODAKİ ADAM HER YIL OKUNACAK KİTAP LİSTEMDE. İÇİNDEKİ HERŞEYİ İLE BİR BAŞ YAPIT. BİZİ FARKLI BİR DÜNYAYA ÇEKEN BİR KİTAP. ZİRA 2. DÜNYA SAVAŞINI ALMAN VE JAPONLAR KAZANMIŞ.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 192 okur okudu.
  • 12 okur okuyor.
  • 210 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.