Filiz Kahraman

Filiz Kahraman

Çevirmen
8.3/10
245 Kişi
·
115
Okunma
·
0
Beğeni
·
97
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
192 syf.
Bazen kafanızda bir sürü kelime dolaşır, beyniniz o kadar doludur ki kalemi elinize aldığınızda sayfalarca yazacağınızı sanırsınız. Tam kalemi elinize alırsınız o da ne! Sayfa size bakar siz sayfaya... Kalem elinizde ağırlaşır, o kafanızın içindeki bir sürü kelime uçar gider... Sanırım işte şimdi tam bu haldeyim...

Kitap bittiğinde yazacağım çok şey vardı hatta okurken tasarlamıştım yazacaklarımı. Şimdi ise kelimeleri nasıl toplayacağımı düşünüyorum.

Hayata özel bir çocuk olarak başlayan kahramanımızın zaman içerisindeki değişimini, düşüncelerini, karşılaştığı zorlukları nasıl aştığını,çevresindekilerin kendisine bakış açısını, kısaca özel olan hayatını okuyoruz bu kitapta. Söylenecek o kadar çok şey var ki aslında bu konu ile ilgili...
Çok şey var çünkü bire bir bu durumu yaşayan aile bireyleri olan biriyim. Onların yaşadıkları, hayata bakış açıları, etraflarında olan biteni yorumlamaları o kadar farklı ki. Aslında onların bu farklılıkları,farklı bakış açısı geliştirmeleri tamamen bizim onlara karşı olan tutumlarımızdan kaynaklanıyor. Onları kabullenmiyoruz oldukları gibi benimseyemiyoruz. Bu o kadar ağır bir cümle ki... Dışlıyoruz çünkü bize benzemiyorlar. İstemiyoruz çünkü bizim gibi görünmüyorlar... Ben aynı sofraya oturmayan, onlarla tek kelime konuşmayan, sokağa onlarla çıkmaktan utanan çok kişi gördüm.
Bir merhabayı muhabbetten sayıp, bir tebessüme dünyalarını size açıyorlar. Tek farkları bence hayata ve insanlara olan kırgınlıkları...En büyük sorun bizim onların önüne koyduğumuz engeller...
Klasik olacak ama asıl engel bizim beynimizde, bakış açımızda, düşüncelerimizde... Ve biz kendimizi düzeltmedikçe aramızdaki bu engel asla kalkmayacak...

Keyifli ve bilinçli okumalar...
192 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Öncelikle bütün fikirleri kendi düşüncemle söylediğimi belirtmek istiyorum.

Şu zamana kadar okuduğum kitaplardan ilk defa bir kitaba kusursuz diyorum.Eksiklerine değinmiyorum çünkü kendi çapımda eksik göremedim.

Christy Brown,baştan sona hayatını çok güzel başlıklarda toparlamış.Başlıkların anlamları da muazzam.Hepsi ayrı bir başarı hikayesi.Hepsi de birbirine o kadar bağlı ki okurken yeni başlığa geçtiğinizi farkedemiyorsunuz.

Anlatışı ise tamamen kendi hayatını bize yaşatıyor.Bütün yaşantısını sanki ben yaşıyormuşum gibi hissederek okudum.Her cümlesinde sanki kendi hikayemi yazıyorum gibi hissettirdi.Hem kendi anlatıyor hem de bize yaşatıyordu.

Ve son olarak en güzel yanı da bütün bunları zihinsel engellerini aşıp sadece sol ayağıyla yapabilmesi.O kadar güzel bir başarı hikayesi ki okuyan hem imreniyor hem gururlanıyor hem de azimle her şeyin üstesinden gelebileceğini düşünüyor.

Okumak isteyenlere şiddetle tavsiye ediyorum ki zaten verdiğim puandan anlaşıldığını umuyorum.
192 syf.
Gerçek bir yaşam mücadelesi.
İnsan hem hüzünleniyor hemde yazarın olağanüstü başarısı ile mutlu oluyor.
Azim ve başarı insanı hedeflerine ulaştırır. Yazar aslında bu kitapta insanların engelli olan vatandaşlara karşı empati yapma duygusunu da bir nevi  okura aktarıyor.
Engel insanın kafasında başlar eğer insan kafasındaki engelleri kaldırmazsa bir adım dahi atamaz.
Bu kitabı okurken sahip olduğumuz şeylerin en basit şeylerin bile değerini fark etmemizi sağlayacağını düşünüyorum..

"Her insan bir engelli adayıdır ve en büyük engel sevgisizliktir.."
192 syf.
Öncelikle; eserde gördüğüm ve belirtmeden geçemeyeceğim çok önemli bir konu var;
Hayat mücadelesinde gerekli olan gayret, sadece fiziksel engellilere ilişkin değil, her birey için kaçınılmaz olan "her türlü engele" ilişkin aslında. Yazar her ne kadar kendi fiziksel engellerini ve bunları nasıl aştığını otobiyografisini anlatarak vermiş olsa da, aslında bu engeller, -fiziksel olarak engelsiz olsa bile- herkesin hayatta karşılaştığı engeller. Dolayısıyla, eserde söz edilen; ilgi ve sevgi görme, değer verilme, hayata küsme vb. tüm ihtiyaç ve gerçekler, herkeste var ve giderilmesi gerek. Bu yönüyle de hepimiz eşitiz ve kişilik olarak büyük oranda aynı sorunlarımız var aslında. Eser bu yönüyle de herkese hitap ediyor aslında.

Eserde ise:
Doğuştan beyin felçli olarak dünyaya gelen yazar, uzun süre konuşmadan ve hareket edemeden yaşamıştır. İlk başlarda doktorların yazarın zihinsel engelli olduğunu düşünmüştür. Doktorların aksine annesinin durumu kabullenmeyerek, tüm fedakârlıklarına ve çabalarına karşılık veren Brown, sadece sol ayağını kullanarak resim yapabilir ve yazı yazabilir duruma gelmiştir. Daha sonra doktorların tekrar ilgisi, tedavisi ve fizyoterapi sonucu ve konuşabilmiş ve nispeten daha rahat hareket edebilmeye başlamıştır. Sonrasında yine Sadece sol ayağını kullanarak yazdığı azim ve başarısını içeren otobiyografi ve diğer eserleriyle yazar, sadece İrlanda'nın değil tüm dünyanın ilgisini çekmiştir. Yazar olmanın yanında ressam ve şairlik de yapmıştır. 1981 yılında vefat etmiştir.

Yazarın haklı olarak hayranlık uyandıran bu başarıları elde etmesi, eserde de yazarın da övgüyle söz ettiği annesi başta olmak üzere, kendisi ve doktorları sayesinde oluyor. Ve mutlaka belirtmem gerekir ki; yazar kadar -ve belki de daha çok- övgüyü hak eden diğer bir kişi, kuşkusuz yazarın annesidir. 23 çocuklu bir ailenin işlerini yaparken bir yandan ağır özürlü yazarla küçükten itibaren içten ve yılmak bilmeyen bir azimle ilgilenmesi başlı başına bir örnek. Hatta açıkçası, nedense yazarın annesinin bu ilgisi, fedakarlığı ve azmi, beni daha çok etkiledi. Bu yazarın başarısına gölge düşürmesin.. Bu eserde, edebi veya düşünsel bir şaheserlik beklemek yanlış olur. Bu otobiyografi ile aslında en büyük şaheserin de, yine insanın kendisi olduğunu bir kez daha anlıyoruz.

Engelsiz bir kişi olarak okuyanların da kendilerini bulacakları bir eser..

Hâlâ okumadıysanız, "iyi okumalar" dilerim.. :)
192 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Yazarımız doğuştan beyin felçli ve çok yetenekli kendi yaşam öyküsünü kaleme aldığı bir kitap ve bunu sadece sol ayağını kullanarak yapıyor. Yazarımız ilk doğduğunda doktorların ailesine çocuğunuz zihinsel engelli demesine rağmen. Anne bunu hiç bir zaman kabul etmiyor. O yetmezmiş gibi akraba çevre herkes bu çocuk zihinsel engelli diye diretiyorlar. Fakat annemiz ahlanıp vahlanıp dövünmek yerine çocuğuna olan inancını hiçbir zaman kaybetmiyor. Annesinin desteği yazarımıza hep güven veriyor. Yazarımızın kendiyle beraber 23 tane kardeşi var kalabalık bir aile olmasına rağmen annesi hepsine yetmeye çalışıyor ve bunu yaparken hiç şikayetçi olmuyor. annesinin desteği ile sol ayağıyla yazmaya başlıyor. İlk yazdığı kelime ANNE. Çocukluğu eğlenceli ve mutlu geçiyor sokaklarda oyun oynuyor taki milletin acıyan bakışlarını farkedene kadar. İnsanlar yanlarından geçerken acıyarak bakıyor yetmiyor dönüp dönüp bir daha bakıyorlar. Haliyle christy içine kapanıyor. Kendini bilmez insanlar yüzünden bir daha dışarı çıkmak istemiyor hayata kızıyor küsüyor. Bu sayfaları okurken bir kezdaha hayatta en büyük engellerin biz olduğunu anlıyorum. Sağlık sorunları nedeniyle bizden farklı olan insanlara acıyarak bakmalar. Onların alanlarını saygısızca kullanmak. Engelli bireyler için yapılan rampalara araba park etmeler. Kaldırımlardaki sarı kabartmaların üzerine araba park etmeler. Yada belediyelerin bu konuda yetersizlikleri ve bilgisizlikleri diz boyu. En büyük problemimiz empatiden yoksun insanlar olmamız. Bu konuda bilinçlenmek çok mu zor peki ? Hepiniz hepimiz bire engelli adayıyız el ele verdiğimiz sürece bütün engelleri kaldırabiliriz. Christy eve kapandığı zamanlarda resim yapmaya başlıyor. Artık duygularını kızgınlığını resimlerinde yansıtıyor. Artık resim yapmakta yetmiyor içindeki küskünlüğü kızgınlığı atamıyor bir türlü. Bu seferde yazı yazmaya karar veriyor konuşamadığı için böylece kendi gibi engelli olan insanların duygularına tercüman olmak istiyor. Engelli insanların ne hissettiğini anlamamızı istiyor. Çok da güzel bir kitap olmuş. En çok beni etkileyen bence chrısty nin başarılı olmasında en büyük etken annesinin inancıydı ve ben o inanca bayıldım. 🥰
192 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Bir hafta önce 1kitap da bir inceleme sayesinde tanıştım, sol ayağımla. İncelemeyi okuyunca etkilendim ve ilk fırsatta aldım. Okudukça daha daha da çok etkilendim. Evet bu kitap da baş ucu kitabım olmalı dedim. Hemen okuyup bitirmek istemedim. Yavaş yavaş tadını çıkara çıkara okudum. Öyle dersler var ki içinde ben kimim, neler var hayatta dedittiriyor. Okunması gereken bir kitap cidden. HEPİMİZ BİR ENGELLİ ADAYIZ bu kitap bunu bize hatırlatıyor.
Yeni okumaya başladım çok güzel bir kitaba benziyor.Heyecanla okuyorum. Okudukça bir kaç sayfa daha okuyası geliyor insanın.Çok uzun süre olmadan bitireceğime eminim.
192 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Kitabin adinin neden 'Sol Ayagim' oldugunu okuyunca anliyorsunuz. Yazarin kendi hayatini konu aldigi sakat bir insanin nelerle mutlu olacagini verdigi gayret ve cabalari anlatan otobiyografik roman. Etrafimizda boyle kisileri gorunce acimak yerine biraz empati kuralim ltfn. Okudukca duygulandigim, duygulandikca şukrettigim bir okuma oldu. Oldukcada surukleyici. Kitap severlere tavsiye ederim...
192 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Doğuştan beyin felçli olan Christy Brown' un hüzünlü yaşam öyküsünü anlatmaktadır konuşmasını ve hareketlerini kontrol edemeyen Christy Brown sol ayağıyla resim yapmayı yazı yazmayı öğrenir .Ve hatta bu kitabı yazar .
Ve okurlara inanç ve cesaret kişiyi başarıya ulaştırır mesajını vermektedir ...
Ben bu kitabı çok beğenerek okudum
Tavsiye ederim .
276 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Yine başından sonu belli olan ancak kendini okutan bir eser. Yazar her ne kadar basit kurgu, basit dil kullansa da bir şekilde romantizme kapılıp gidiyorsunuz. Kitabı elinize alıp bitirmeden bırakamıyorsunuz.
Kitabın konusuna gelince; Clare tarihi aşk romanları yazıyor. e Buram buram aşk kokan kitapların yazarı Clare'in hayatında işler romanlarındaki gibi gitmez. İlişkilerinin sonunda maalesef hep üzülüyor. Nişanlısının gay çıkması ve onu aldatırken yakalanmasından sonra iyice yıkılır.
Sebastian ile Clare'in ortak bir geçmişi vardır. Ama en son görüşmelerinin üzerinden yıllar geçmiştir. Sebastian savaş haberleri yazan bir gazeteci. Sebastian babası ile ilişkisini annesi öldükten sonra düzeltmek için babasının yanına gider ve Clare ile yakınlaşmaya başlarlar. Clare kitaplarında ki gibi romantik bir eş, çocuklar ve bir köpek hayali kurar. Ama Sebastian'ın hayalleri hiç öyle değildir. Sonra sex üzerine dayalı bir ilişkileri başlar. Ama Clare Sebastian'a aşık olduğunu anlar ve Sebastian'a onu sevdiğini söyler ve ayrılırlar.
Yazarın kitaplarında tek sevmediğim şey, Kadın kahramanlar erkek kahramanı çok çabuk affediyor. Azıcık süründür se bence daha iyi olur. İyi okumalar...

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 115 okur okudu.
  • 28 okur okuyacak.