Fırat Mollaer

Fırat Mollaer

YazarEditör
8.0/10
3 Kişi
·
7
Okunma
·
6
Beğeni
·
120
Gösterim
Adı:
Fırat Mollaer
Unvan:
Yazar
Yüksek lisansını Siyasi ve Sosyal Bilimler, doktorasını Genel Sosyoloji ve Metodoloji programlarında tamamladı. Doktora ve post-doktora çalışmaları için çeşitli yurtdışı burslarıyla Lancaster, Columbia Üniversiteleri’nde araştırmacı olarak bulundu. Siyasi, sosyolojik, felsefi ve edebi düşünceyle ilgilenmekte; çalışmaları siyasal-sosyal teori, siyasal düşünceler, modern Türkiye’de siyasal düşünceler, post-kolonyal teori ve kültürel çalışmalar etrafında toplanmaktadır. Bu alanlarda, çeviri, makale, kitap, sempozyum, konferans, seminer, okuma grubu ve dersler gibi yayın ve etkinlikler gerçekleştirmesinin yanı sıra gazete ve bloglarda yazılar kaleme aldı. Eserleri: Ruhun Metafizik Ayaklanması (2006), Anadolu Sosyalizmine Bir Katkı (2007), Türkiye’de Liberal Muhafazakârlık ve Nurettin Topçu (2008), Muhafazakârlığın İki Yüzü (2009, ikinci baskı 2015), Çağdaş Üç Tarz-ı Siyaset Üzerine Eleştiri Yazıları (2012, Türkiye Yazarlar Birliği “Yılın Fikir Adamı” ödülü), Kimlik Politikaları (ed.) (2014), Modernlik Kehânetleri (2015).
Siyah ancak beyaz gibi olduğunda insan yerine konulmaktadır, ancak o zaman bile bir siyah olduğu asla unutulmadan ve unutturulmadan.
Siyasal bilinç olmadan fiziksel gücün yarattığı mucizelere inanarak hiçbir gerçek ilerleme kaydedilmez.
"Y.Lanetlileri"s.137
Her dudakta aynı rezil şikayet: yaşanmaz bu memlekette! Neden? Efendilerimizi rahatsız eden bu toz bulutu, bu lağım kokusu, bu insan bir makine uğultusu mu? Hayır, onlar Türkiye’nin insanından şikayetçi, insanından, yani kendilerinden. Aynaya tahammülleri yok. Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını “yaşanmaz” laştıranlardır.

Cemil Meriç, Bu Ülke
Said'in entelektüel girişiminin en öğretici etik-politik öngörülerinden biri de kimlikçi düşüncenin Siyonizm, milliyetçilik, ırkçılık, Avrupa-merkezcilik, Şarkiyatçılık, Garbiyatçılık gibi farklı tikelci formlarda tezahür ederek politik dünyayı bir kültür savaşları durumuna çevirebileceğidir.
Karayipli beyaz olmak ister, beyaz olmaya niyetlenir, kendini beyaz gibi görür, derisinin rengini entellektüel nitelikleriyle örtmeye çalışır, ama yine de O bir siyahtır.
Ülkelerimizi gerileme, kötürümleşme veya çöküşten muhafaza etmeyi gerçekten istiyorsak, ulusal bilinçten toplumsal ve politik bilince doğru hızla makas değiştirmemiz gerekir...Milliyetçilik...çok hızlı bir şekilde toplumsal ve politik bilince, hümanizme dönüştürülmezse, çıkmaz bir sokağa girmiş olur. Az gelişmiş ülkelerin burjuva liderliği ulusal bilinci verimsiz bir şekilciliğe mahküm eder... Ulusun canlı ifadesi...erkek ve kadınların aydınlanmış ve tutarlı praksisidir.
"tarihte hiçbir zaman bütünlüklü bir toplumun var olmadığı kabul edilse bile, bütünlük ihtiyacı insan bilincinin kurucu öğelerinden biridir.."
288 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Martinik' de Fransız sömürgesi bir ada ülkesinde doğan ve hayatı Fransız hayranlığıyla şekillenen fanon; asimilasyon politikalarinin gerekliliğine inanır. ,
" anne bak zenci korkuyorum...! Uyarımıyla "negritude" kavramıyla yüzleşen fanon; "ne siyah olmak istedim ne beyaz sadece insan olmak istedim" aforizmasıyla zihinlere kazınır. Cezayir bağımsızlık hareketi ile simgeleşen fanon;
Siyah Deri Beyaz Maskeler ve Yeryüzü Lanetlileri adlı eserleriyle Avrupa merkezciliğe karsi duruşunu belirginleştirir ve
Frankofon dünyanın kitaplarinı polis zoruyla toplayarak "saklamak" zorunda kalacağı bir hayalet hâline gelir.
Bir taraftan " şiddet düşkünü" biri olarak adlandırılan Fanon , bir başka taraftan üçüncü dünya milliyetçisi ve peygamberi olarak tanımlanır. Postkolonyal teorinin merkeziliğinden, evrensel hümanizmanın Fanon'nuna kadar geniş bir alanda simgeleşir.
Marx' dan Hegel' e Sartre ' den Freud' a kadar birçok Avrupa merkezci kuramcının teorilerini üçüncü dünya ülkeleri ve kolonyal dünyanın gözünden anti emperyalist bakış açısıyla okuyan Fanon yapısökümcü bir kimliğe dönüşür.
Edward Said, Ali Şeriati , Homi Bhabha, Ranajit Guha gibi birçok postkolonyal teorisyeni ve düşünürü etkilemiş olan Fanon, evrensel bakış açısıyla ve " ruhunda ölümün yanı sıra yerel ve özgün kültürel kaynaklarının toprak altına gömülmesiyle aşağılık kompleksi yaratılmış her insan..." söylemiyle tanınma sorunu yaşayan halkların adeta sözcüsü olmuştur. Fonon'u anlatan ve sorunsalını ayrıntılı bir şekilde ele alan değerli bir çalışma.

Yazarın biyografisi

Adı:
Fırat Mollaer
Unvan:
Yazar
Yüksek lisansını Siyasi ve Sosyal Bilimler, doktorasını Genel Sosyoloji ve Metodoloji programlarında tamamladı. Doktora ve post-doktora çalışmaları için çeşitli yurtdışı burslarıyla Lancaster, Columbia Üniversiteleri’nde araştırmacı olarak bulundu. Siyasi, sosyolojik, felsefi ve edebi düşünceyle ilgilenmekte; çalışmaları siyasal-sosyal teori, siyasal düşünceler, modern Türkiye’de siyasal düşünceler, post-kolonyal teori ve kültürel çalışmalar etrafında toplanmaktadır. Bu alanlarda, çeviri, makale, kitap, sempozyum, konferans, seminer, okuma grubu ve dersler gibi yayın ve etkinlikler gerçekleştirmesinin yanı sıra gazete ve bloglarda yazılar kaleme aldı. Eserleri: Ruhun Metafizik Ayaklanması (2006), Anadolu Sosyalizmine Bir Katkı (2007), Türkiye’de Liberal Muhafazakârlık ve Nurettin Topçu (2008), Muhafazakârlığın İki Yüzü (2009, ikinci baskı 2015), Çağdaş Üç Tarz-ı Siyaset Üzerine Eleştiri Yazıları (2012, Türkiye Yazarlar Birliği “Yılın Fikir Adamı” ödülü), Kimlik Politikaları (ed.) (2014), Modernlik Kehânetleri (2015).

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 7 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 20 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.