Firuzan Gürbüz

Firuzan Gürbüz

YazarDerleyenÇevirmen
8.5/10
4.828 Kişi
·
13,9bin
Okunma
·
9
Beğeni
·
1.802
Gösterim
Adı:
Firuzan Gürbüz
Tam adı:
Firuzan Gürbüz Gerhold
Unvan:
Türk Gazeteci, Çevirmen, Yazar
Firuzan Gürbüz, gazetecilik yaşamına 1979 yılında başladı. 1982-1985 yılları arasında Karacan Yayınları'nda çalıştı. 1984-1990 arasında aktif politikayla ilgilendi. 1993 yılında Milliyet gazetesine döndü. Firuzan Gürbüz'ün çeşitli yayınevleri tarafından basılmış çok sayıda çevirisi ve çocuk kitabı bulunmaktadır.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
416 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Bazı yazarlar vardır henüz hiçbir kitabını okumamış olsanız da, okumaya başladığınızda sizi şaşırtacağından, istediğinizi vereceğinden kuşku duymazsınız. Doğruyu söylemek gerekirse ben de daha önce Wulf Dorn okumamış biri olarak kitabın beklentilerimi karşılayacağından eminim. Nasıl emin olduğumu bilmiyorum, sanırım yazarın dış görünüşünün bile biraz ürkütücü olması, kitap yorumları ve Dorn'un TÜYAP Kitap Fuarı'nda Türk okuyucularıyla kurduğu diyaloglar ve samimi tavırları bunda etkili oldu. Yazarın okuduğum ilk kitabı olan Psikiyatrist ise beklentilerimi fazlasıyla karşıladı. Bir gerilim romanı okuyacaksanız, türün adından da yola çıkarak o romandan ilk beklentiniz, yazarın olayları ele alış şekli ve bunu okuyucuya aktarırken kullandığı üslubun sizi gerebilmesidir. Psikiyatrist'in bunu başarabildiğini düşünüyorum.

Psikiyatrist'i okurken film izliyormuş gibi hissettiğinizi söyleyebilirim. Aksiyonu yüksek, gerilim dolu ve şaşırtıcı sona sahip bir film. Psikiyatrist'te olaylar henüz kitabın ilk sayfalarında başlıyor ve bu sayede kendinizi bir anda ilgi çekici bir hikayenin ortasında buluyorsunuz. Sayfalar ilerledikçe olayların ne yönde gelişeceği merak duygunuzu kamçılarken bir taraftan da kitabı adeta yaşıyorsunuz.

Ana karakterimiz Ellen Roth, Orman Kliniği'nde çalışan bir psikiyatristtir. Erkek arkadaşı yurt dışına çıktığı için ona yönlendirilen ve Özellikle İlginç Vaka olarak adlandırılan bir vakayla karşı karşıya kalan Ellen'ı sıradışı olaylar ve korku dolu günler beklemektedir. Şiddet gören ve neredeyse konuşamayacak hale gelen isimsiz bir hastanın Kara Adam adını verdiği bir kişi tarafından takip edildiğini söylemesi ve bu hastanın esrarengiz biçimde ortadan kaybolmasıyla, Ellen'ı da içine alan gizemli olaylar başlayacaktır. Peki bu hasta ve onu bu hale getiren Kara Adam kimdir, Ellen bu olaylarda ne tür bir rol oynamaktadır?

Psikiyatrist, adından da anlayabileceğiniz üzere içinde psikolojik öğeleri de barındırıyor. Az da olsa psikolojik travmalar, stres bozuklukları gibi konularda gerek terim olarak gerekse bu rahatsızlıkların bireyde ne şekilde geliştiğiyle ilgili bilgi sahibi oluyorsunuz. Wulf Dorn okuru bu alanlarda bilgi sahibi yapmakla kalmıyor aynı zamanda ürpertiyor, şaşırtıyor, heyecanlandırıyor. Ayrıca yazar son derece özgün bir konuyu okuyucu ile buluşturmuş. Ben daha önce bu tür bir olayın ele alındığı bir kitap okumamıştım dolayısıyla bu durum da Psikiyatrist'in artılarından biri oldu benim için. İnsan zihninin derinliklerine bir yolculuğun yapıldığı ve bu yolculuğun korku ve gerilim unsurlarıyla harmanlandığı Psikiyatrist, gerilim severlerin kaçırmaması gereken bir kitap.
416 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10
Psikiyatrist, içinde psikolojik öğeleri barındıran harika bir kitap.
Wulf Dorn, psikoloji alanında size kısa bilgiler verirken aynı zamanda sizi ürpertiyor, şaşırtıyor ve heyecanlandırıyor. Bu anlamda kitabın konusu oldukça özgün ve başarılı.

Kitabı okurken İnsan zihninin derinliklerine bir yolculuk yapacak, bu yolculukta korku ve gerilim duygularını son sayfaya kadar yaşayacaksınız.
Gerilim severler için ısrarla tavsiye olunur...

İyi okumalar
280 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kitabın dili oldukca akıcı,okumadan önce savaşdaki gerçeklerin anlatıldığını tahmin ede biliyordum..amma okudukca ruhumun donduğunu farketdim..Leylanın başına gelen tecavüz olaylarında.. Ratkoya da çok üzüldüm...hala böyle erkeklerin olması çok hoş.

90'lı yılların sonunda Balkanlar'da yaşanan soykırımın izlerini en derin şekilde taşıyan bu kitabı okuyabilmek için biraz cesaretinizin olması gerekiyor. Yaşananlar bazen en ince detayıyla, bazense çok üstünden anlatılmış. Ama arada tek bir cümle öyle bir vuruyor ki insan neye uğradığını şaşırdım. Hemen şuraya iliştirmem gerekiyor ki; özellikle de tecavüze değinilen kısımlarda yazar çok kısa cümlelerle çok fazla detaya girmiş ve bu kitabı kesinlikle belirli bir düzey yaşın okuruyla kısıtlıyor. Sıradan bir soykırım anı kitabı gözüyle bakıp her yaştan okunması bence çok yanlış olur. Kitabın en büyük eksiğiyse yazarın kaleminden mi yayınevinin çevirisinden mi kaynaklandığından kesin emin olamamakla birlikte sanki bir atlı koşturuyormuş gibi yazılması, çok fazla derecede kısa cümleler kullanılması ve anlatımdaki yalınlığın biraz basitliğe kaçmış olması. Oturup yazarın gerçek bir hikayeyi kitaba geçirişini uzun süre eleştirmek yersiz olur çünkü bu kitap her şeyden öte insana gerçekten bir şeyler katıyor. Kaçımız bu soykırımın arka perdesini bu kadar iyi biliyoruz? Bugüne kadar dünyada yaşanmış olan tüm özgürlük davaları, savaşlar, başkaldıraların gerekirse bir kitaptan gerekirse en ufak bir bilgi kırıntısıyla okunup öğrenilmesi gerekiyor. İnsanın insalığını geliştiren, ona nasıl bir insan olmasını hatırlatan en önemli unsurlardan biri. Size de okumanızı şiddetle öneririm ama lütfen önerimi dikkate alın. Her zamanki gibi keyifli okumalar dileyemiyorum çünkü asla keyifle okunacak bir kitap değil. Bu sefer kendim için bu tarz kitaplara daha çok zaman ayırmayı diliyorum.
280 syf.
·1/10
Yugoslavya'nın dağılmasından sonra Yugoslavya'yı meydana getiren cumhuriyetlerden biri olan Bosna , 1992 yılının Şubat ayında yapılan bir referandumun ardından 5 Nisan 1992 ' de bağımsızlığını ilan etti. Ancak Bosna'nın bağımsızlık kararını tanımayan Sırplar, Saraybosna 'yı kuşatma altına alarak Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç ve Genelkurmay Başkanı Perisiç’in desteği ile Bosna-Hersek’te etnik arındırma çalışmalarına başlayarak üç buçuk yıl süren Bosna Savaşını başlattılar.

Dayton Antlaşması’yla sona eren Bosna Savaşı , savaş adı altında Boşnak halkına yapılan en kara , en acı , en utanç verici ve onur kırıcı sistematik bir soykırımdır.

Kitaba gelecek olursak , Bosnalı genç bir kız olan Leyla ' nın henüz 16 yaşında savaş sırasında yaşayıp şahit olduğu zorlu yılları konu alıyor.

Kitap , Sırp vahşetine ışık tutacağı yerde tecavüz ve işkence eden polislerin arasında müslümanların olduğunu ele almış. Kitapta beni rahatsız eden o kadar çok detay var ki ...

Kitapta , küçük çocuklara ve kadınlara tecavüz eden , kurşuna dizen ve bıçakla türlü işkenceler yapan askerlerin Sırp üniforması giyen Hırvatlar olduğu yazıyor.

Müslüman olan Leyla , Müslümanların kendisine Çetniklerden çok daha kötü davrandığını söylüyor. Bosna savaşını hiç bilmeyen bir insan kitabı okuduktan sonra savaşı Müslümanların ve Hırvatların başlattığını , önüne gelen herkesi ise katledip tecavüz ettiklerini düşünüp sonra da Sırplara karşı sempati besler.

Alman yazar olan Alexandra Cavelius tarafından İslam ve Müslüman düşmanlığında yazılan bu kitapta , kurtarıcı kişiyi Sırp askeri olarak gösteren , Sırp askerlerinin alkolden hoşlanmadığını , Leyla ya tecavüz eden askerler arasında Müslüman Hasan olduğunu yazan bu kitabı ben hiç sevmedim.
416 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Wulf Dorn'un Karabasan'ından ve hiç sevmediğim, aceleye getirilmiş basit eseri Oyunbaz'ının ardından Psikiyatrist adlı kitabı bana bir başyapıt okuduğumu düşündürdü. Eserin polisiye ve gerilim okumayı seven okurlar açısından yeni bir şey anlatmadığını, ancak anlatımı ve özellikle de atmosfer oluşturma biçimi açısından oldukça etkileyici bulduğumu söylemem gerek. Wulf Dorn'un psikiyatrist olmasının yazarlığına etkisi, Karabasan adlı kitabında büyük bir travma yaşayan Simon adlı baş karakteri üzerinden görüldüğü gibi, karakterlerinin karmaşık ruh hallerini, travmalarını, sürçme ve takılmalarını güzel ifade edebilmesi ve bu karmaşıklıkları gerçekçi ve hatta ürkütücü atmosfer, olay ve mekân tasvirleriyle güçlü bir etki yaratacak tarzda yaratabilmesiydi. Karabasan'da özellikle kitabın sonlarına doğru sarkan ve gerçeklik duygusu zedelenmese bile etkileyiciliği hasar gören bu üslûp ve tarz, Psikiyatrist'te en tepede, en zirvede, kesinlikle kalburüstü bir şekilde kotarılıyor; yazar karakterin ya da karakterlerin iç dünyalarını, karmaşalarını, karabasanlarını etkileyici, kâbus gibi iç seslerle kitabın sonuna dek şiddeti artan bir etkileyicilikle yaratmayı başarıyor. Polisiye ve gerilim tarzı kitaplarda en büyük sorunlardan birisi, herşeyin başının sonunun bir anlamda aynı olması. Suç konusunda yeni bir şey söyleyebilen eserler varsa da buna az denk geldiğimden Katzenbach'ın Psikoanalist'ini bir başyapıt olarak görmeye devam ediyorum. Dorn'un Psikiyatrist'i ise bu tür gizemli gerilim kitaplarında çokça denk gelinebilecek bir yapıya sahip olsa ve kitabın sırrı veya sırları ortaya çıktığında çok da yeni bir şey okumadığımızı bize düşündürtse bile, eserin bu sırrı ve daha önemlisi karakterin içindeki cehennemi böylesine etkileyici bir şekilde yaratabilmesine kendi adıma ilk kez denk geliyorum. Cehennem bir başkasıdır diyen kimdi, bir düşünürdü herhalde, ama Wulf Dorn, bu cehennemi insanın travmatik geçmişine, köklerine, insan ruhunun karmaşık ve çok katmanlı yapısına yansıtarak son derece güzel bir eser çıkarıyor ortaya. Bu yüzden okumayan herkese mutlaka öneriyorum Psikiyatrist'i.
280 syf.
·Beğendi·10/10
Kızın başına her gelen olayın ardından duraksadım. Acaba benim başıma bunlar gelse ilk ne yaparım, ne düşünürüm.. Bunca acıya katlanabilir miyim ki.. Sanırım bu kız gibi yeniden hayata dönemezdim. İnsanlık ölmüş dedirten bir kitap. İnsanlar bu kadar acımasız olabiliyor. Bizim filmlerde izlediğimiz ya da kitaplarda okuduğumuz hayatları, bir çok insan yaşamış olduğunu "Leyla " kitabında gördüm . Okunması gereken bir kitap.
280 syf.
Kitap Bosna da yaşanan acıları anlatmak için yazılmış gerçek bir hikaye.Ama ben bu kitabı da beğenmedim.Çünkü kitapta Leyla ya tecavüz ediliyor ve bütün kitap bu tecavüz sahnelerinden ibaret.Keşke bu kadar kolaya kaçmadan bize Bosna da yaşananlar hakkında bilgiler,detaylar ve yaşanan acıları daha etkileyici bir şekilde verebilseydi.Koca kitapta tecavüzden başka bir şey anlatılmamış.
616 syf.
Romanın biraz yavaş ilerleyen bir kurgusu olsa da, oldukça sürükleyici bir anlatıma sahipti. Başlarda beni ergen romanı okuyormuş gibi hissettirse de fantastik ögelerin dahil olmaya başlamasıyla kitap daha ilginç ve merak uyandırıcı bir hale geldi, zaman zaman sanki kitabı okuyor değildim de güzel bir fantastik-gençlik türünde dizi izliyormuşum gibi hissettim. Yani güzel bir havası vardı Aşk kırıklarının.

Kitabımızın klasik vampir romanları tarzında bir havası vardı, fakat burada bahsedilen kan emen vampirler değildi de rüyalardan beslenen karabasanlardı (tabi işin içinde kan yok da değildi), yazarımız Karabasanları oldukça ilginç bir kurguya otutturmuştu. Tabi imkansız bir aşk hikayesini de araya çok güzel sıkıştırmıştı.

Kitabın konusuna gelirsek: Elisabeth Sturm, namı değer Ellie Ailesi tarafından büyük bir şehirden kırsal bir kesime taşınmaya zorlanmıştır, tabi büyük şehirden gelen kızımız yeni taşındığı yere uyum sağlamakta zorluk yaşıyordur, burada kendini oldukça yalnız hissediyordur. Bir gün Ellie, fırtınalı bir gecede kaybolduğu sırada, kara atlı bir prens tarafından kurtarılınca hayatı ve rüyaları değişmeye başlar ...

Kısacası roman Alacakaranlık serisi kadar olmasa da güzel bir fantastik kurguya sahipti. Aşk kırıkları; sayfa sayısını romanın kurgusuna göre fazla bulmuş olsam da rahat okunan bir dili vardı. Çeviri daha iyi olabilirdi ama alışınca bu fazla göze batmıyordu.
Bu türden romanları seveler için güzel bir kitap, tavsiye ediyorum.
416 syf.
·3 günde·Puan vermedi
"Zayıflığını gösterirsen diğerleri seni yiyip bitirir."
Ellen tüm hayatını bu söz üzerine kurmuş. Bir psikiyatristin bozulan psikolojisi. Ne kadar zor. İnsan kendini mesleğine adıyor ama aslında ihtiyaçtan dolayı. Sanırım hepimiz böyleyiz. Kendimizde ne eksikse onu tamamlayabileceğimiz mesleklere yöneliyoruz.
Yazarın kitabını ilk kez okudum. Başka kitapları var gel beleşe vereceğim oku yeterki derseniz de almam da okumam da. Bir başkası için bu kitap hayatında okuduğu en güzel kitaplardan biri olabilir ama benim için değil. Okuyacağım kitapların içerisinde argo sözcükler ve yakışıksız bulduğum konular yer almamalı. En azından bu açık bir dille belirtilmemeli. Ama tek sorun bu da değil. Yazarın dilini çok sade buldum kitap okuyormuş hissi vermedi, üzgünüm. Kısacası; konu itibariyle harika ama diğer etkenler yönünden harika değil. (Ortada bir emek olduğu için fazla da ağır konuşmak istemiyorum.)
342 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer ve Silber serileriyle oldukça geniş bir kitlenin beğenisini kazanan Kerstin Gier ile tanışmanın mutluluğunu yaşıyorum. Çok uzun zamandır merak ettiğim ama okumaya bir türlü fırsat bulamadığım serilerden ilki olan Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer'e nihayet başladım. Üçlemenin ilk kitabı Yakut Kırmızı'yı iki gün gibi kısa bir sürede bitirdim ve tek kelimeyle bayıldım. Hakkında neredeyse tek bir olumsuz yorum olmadığı için, okumadan önce acaba abartılıyor mu diye düşünmüşsem de ilk kitabı bitirdikten sonra yorumların ne kadar doğru ve haklı olduğunu anladım.

Ana karakterimiz Gwendolyn on altı yaşında olan bir lise öğrencisi. Ancak Gwendolyn sıradan bir lise öğrencisi değil, ailesinin çok çok eskiye dayanan bir sırrı var: Geçmişe yolculuk yapabilmek. Hayatı okul, dersler, en yakın arkadaşı Leslie, dedikodulardan ibaret olan Gwendolyn'un kendini bir anda eski zamanların Londra'sında bulmasıyla macera başlıyor. Zaman yolculuğu, sırlar, değerli taşlar, muhafızlarla dolu bu macerada Gwendolyn kendini zaman zaman on sekizinci yüzyılın dar korselerinin içinde , zaman zaman da sınıfta tarih öğretmenini dinlerken buluyor. Günümüzün iki Gen Taşıyıcısı Gwen ve Gideon ile zamanda yolculuk yapmaya ne dersiniz?

Kerstin Gier için yapılan yorumlar genellikle dilinin ne kadar akıcı ve eğlenceli olduğuydu. Yakut Kırmızı'yı okumuş biri olarak bu yorumlara kesinlikle katılıyorum. Yazarın anlatımı o kadar tatlı ki, bu durum sayfaların akıp gitmesini ve tebessüm etmenizi sağlıyor. Kitabın ana teması aşk ancak bu temanın zamanda yolculuk gibi bir olayla bir araya getirilmesi oldukça hoştu. İlk aşamada karakter sayısı fazla ve olaylar biraz karışık gelse de alıştıktan sonra çok daha güzeldi. Bu seri için yapılan yorumlarda serinin daha çok on altı, on yedi yaş civarındaki okurlara hitap ettiği yazılsa da, ben bu yorumlara katılmıyorum. Bence on yedi yaşındaki bir okur da, elli yaşındaki bir okur da bu seriyi okuyabilir ve aynı lezzeti alabilir. Evet belki kitapta yer alan ana karakter henüz on altı yaşında olan bir kız ancak bu durum kitabın da bu yaş grubuna hitap ettiği anlamına gelmiyor. Şahsen ben Yakut Kırmızı'ya bayıldım. Okurken fazlasıyla keyif aldım. Benim için bir romanın iyi olup olmamasının ölçütü bitirdiğimde hangi hisleri uyandırdığıyla, okurken aldığım hazzın seviyesiyle doğru orantılıdır. Yakut Kırmızı da uyandırdığı hisler ve okurken aldığım zevk açısından on puanı hak ediyordu.

Serinin ikinci kitabı olan Safir Mavi'yi de en kısa  zamanda okuyacağım. Onu da severek okuyacağımdan şüphem yok. Son olarak, genelde Pegasus Yayınları yüksek fiyatları nedeniyle eleştirilse de bence işlerinin hakkını veriyorlar. Serinin kutulu seti, kapakları harika. Bu seri ansiklopedi kapağı gibi olan kapakları ve ortalama bir kitabın üç sayfasına denk gelecek tek bir sayfa kalınlığı ile oldukça kaliteli bir basıma sahip. Çünkü bana göre kitap içeriği kadar tasarım da önemli. Göze hitap etmesinin de kitap için artı olduğunu düşünüyorum. Romantizm ve fantastik öğelerin bir araya geldiği Yakut Kırmızı'yı bu türden hoşlananlara tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar...

Yazarın biyografisi

Adı:
Firuzan Gürbüz
Tam adı:
Firuzan Gürbüz Gerhold
Unvan:
Türk Gazeteci, Çevirmen, Yazar
Firuzan Gürbüz, gazetecilik yaşamına 1979 yılında başladı. 1982-1985 yılları arasında Karacan Yayınları'nda çalıştı. 1984-1990 arasında aktif politikayla ilgilendi. 1993 yılında Milliyet gazetesine döndü. Firuzan Gürbüz'ün çeşitli yayınevleri tarafından basılmış çok sayıda çevirisi ve çocuk kitabı bulunmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 13,9bin okur okudu.
  • 207 okur okuyor.
  • 5,3bin okur okuyacak.
  • 107 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları