Frances Stonor Saunders

Frances Stonor Saunders

Yazar
9.0/10
5 Kişi
·
8
Okunma
·
1
Beğeni
·
248
Gösterim
Adı:
Frances Stonor Saunders
Unvan:
Gazeteci
Doğum:
14 Nisan 1966
Frances Stonor Saunders 1966 yılında doğdu. Oxford, St Anne’s Koleji, İngilizce Bölümü'nden birincilikle 1987’de mezun oldu. Roma’da iki sene geçirdikten sonra, İngiltere’ye döndü. Channel 4 ve BBC için çalışan bağımsız film şirketlerine sanat belgeselleri yapımcılığından önce çeşitli görevlerde çalıştı. 1993’te, New York School’a uluslararası arenada başarı kazanması için CİA’nın destek sağladığını öne süren bir makale okudu ve bir yıl bu hikâyeyi araştırdı. Bu hikâyeden, Channel 4’te gösterilen "Hidden Hands: A Different History of Modernism" adında bir program çıktı. Bu program da ilk kitabı "Parayı Verdi Düdüğü Çaldı"ya kaynak oldu. Üç yıllık bir çalışmanını sonucunda elde edilmiş bir yığın arşiv malzemesinin oluşturduğu kitap ona 2000 yılı Gladstone Tarih Ödülü'nü kazandırdı. Frances Stonor Saunders halen "New Statesman" dergisinde sanat editörü olarak çalışmaktadır.
Marshall Planı'nın yönetici yardımcısı Richard Bissell bu
görüşü destekliyordu: "Kore Savaşı başlamadan önce bile Mar­
shall Planı'nın asla hepten bir fedakarlık planı olmadığı çok iyi
anlaşılmıştı. Umulan şuydu: NATO ittifakının birer üyesi olarak
Batı Avrupa ülkelerinin ekonomilerini güçlendirmek, onların de­
ğerini de arttıracaktır, onlar da sonuçta Soğuk Savaş mücadelele­
rini destekleyecek şekilde savunma sorumluluklarını üstlenecek­
lerdir ... "43 Bu ülkelerin "Soğuk Savaş çabalarına destek" anlamın­
da başka sorumluluklar da üstlenmeleri gizliden gizliye bekleni­
yordu, bu amaçla da Marshall Planı'nın paraları Batı'da kültürel
mücadeleye aktı.
Sanatçılar yaşadıkları zamanın siyasetiyle ilişkilerinden do­
layı sorumlu tutulacaksa nasıl tutulacaklar sorusu böyle bir Nazi
ayıklama programıyla yanıtlanamazdı. josselson ile Nabokov
böyle gelişigüzel bir programın sınırlarının çok iyi farkındaydı­
lar, farkında oldukları için de işlemler sırasında bazı atlamalar
yapmaları insanca, hatta yürekli bir davranış olarak görülebilir.
Öte yandan ahlaksal bir ikilem içindeydiler; hem antikomünist
öğelerin toplanacağı simgesel odaklar oluşturma gereksinimi var­
dı hem de Nazi rejimiyle uzlaştıklanndan kuşkulanılanlann te­
mizlenmesi gibi acil -ve gizli- bir siyasal zorunluluk. Bu durum
faşizme yakınlığından kuşkulanılan ama komünizme karşı kul­
lanılabilecek kişilere belli bir hoşgörüyle bakılmasına yol açtı -
Sovyetler'in karşısında bir orkestra şefinin sopa sallaması gereki­
yordu. Nabokov'un 1977'de josselson'a yazdığı mektuptan anla­
dığımıza göre, (Sovyetler'in Staatsoper Unter den Linden'ın başı­
na geçirmeyi önerdikleri) Furtwangler'i gerçekten de Sovyetler'in
elinden almak zorundaydılar, bu arada Furtwangler her iki ta­
rafı da birbirine karşı kullanıyordu. 194 7 Mayıs'ında Titania Pa­
last'ta sahneye çıkması, "orkestralar savaşı"nda müttefiklerin
Sovyetler'e pabuç bırakmayacağının açık bir kanıtıydı. 1949'da
Furtwangler, Amerika destekli kültür programlan çerçevesinde
yurtdışına seyahat eden Alman sanatçıları listesine dahil edildi.
Richard Wagner ("nasyonalizm" yüzünden) resmen yasaklı ol­
masına karşın Wagner ailesine yeniden teslim edilen Bayreuth
Festivali'nin 1951 'de yeniden açılışında orkestrayı yönetti.
Savaş zamanı Amerikan istihbarat servisi başkanı olan Wil­
liam Donovan'ın bir sözü çok ünlüdür: "Hitler'i yenmemize yar­
dımcı olacağını bilsem Stalin'i bile işe alının. "18 Bunu tersine çe­
virdiğimiz zaman, "Almanların yeni dostlarımız, kurtarıcı Rusla­
rın ise düşmanlarımız olacağı" çok açıktı. Bu Arthur Miller'a
"çok iğrenç" gelmişti.
CIA'nın oluşturduğu ve Henry Kissinger'ın deyimiyle "parti­
zanlık ötesi bazı ilkeler adına bu ülkenin hizmetine kendilerini
adamış olan aristokratlar"dan oluşan bu konsorsiyum Ameri­
ka'nın Soğuk Savaş Dönemi silahıydı, kültür alanında çok etkili
olmuş bir silahtı. Savaş sonrası Avrupa'da, bilerek ya da bilmeye­
rek, isteyerek ya da istemeden bu gizli harekete adı bir şekilde
karışmamış pek az yazar, şair, ressam, tarihçi, bilim adamı ya da
eleştirmen vardı. Amerika'nın bu casusluk kurumu, yirmi yıldan
uzun bir süre hiçbir engelle karşılaşmadan, kendini ele verme­
den, Batı'da ve Batı için, ifade özgürlüğü adına ön saflarda çarpı­
şan kültürlü ve çok yetenekli insanlardan yararlandı. "İnsanların
beyinlerini ele geçirme kavgası" olarak nitelenen Soğuk Savaş'ta
kültürel silahlar hayli bol ve çeşitliydi; dergiler, kitaplar, konfe­
ranslar, seminerler, resim-heykel sergileri, konserler, ödüller.
"İnsanların
beyinlerini ele geçirme kavgası" olarak nitelenen Soğuk Savaş'ta
kültürel silahlar hayli bol ve çeşitliydi; dergiler, kitaplar, konfe­
ranslar, seminerler, resim-heykel sergileri, konserler, ödüller.
"Kore Savaşı başlamadan önce bile Mar­
shall Planı'nın asla hepten bir fedakarlık planı olmadığı çok iyi
anlaşılmıştı. Umulan şuydu: NATO ittifakının birer üyesi olarak
Batı Avrupa ülkelerinin ekonomilerini güçlendirmek, onların de­
ğerini de arttıracaktır, onlar da sonuçta Soğuk Savaş mücadelele­
rini destekleyecek şekilde savunma sorumluluklarını üstlenecek­
lerdir ... "Bu ülkelerin "Soğuk Savaş çabalarına destek" anlamın­
da başka sorumluluklar da üstlenmeleri gizliden gizliye bekleni­
yordu, bu amaçla da Marshall Planı'nın paralan Batı'da kültürel
mücadeleye aktı.
Komünistlerin iktidarı ele geçirme tehlike­
sinin baş gösterdiği Yunanistan'daki durum üzerine Mart 1947'
de Kongre'de bir konuşma yapan Truman, dünyanın sonundan
söz edermiş gibi ifadeler kullanarak yeni bir Amerikan müdaha­
leciliği dönemini başlatma kararının alınmasını istedi.
Sovyetler'in 17 Haziran tarihli Pravda gazetesi Marshall öne­
risini eleştiriyor, bu öneriyi Truman'ın "başka devletlerin içişlerine karışma programıyla ve dolarlarla siyasal baskı yapma planı"
nın bir uzantısı olarak görüyordu. Marshall, Sovyetler'i de Av­
rupa'nın yaralarının sarılması programına katılmaya davet etmiş­
ti, "ama bu öneri," diyordu George Kennan, "samimi değildi, on­
ların reddedecekleri şekilde yapılmıştı." Beklendiği gibi de ol­
du, plana katılmayı reddettiler. İtirazları abartılmış olabilir ama
aslına bakılırsa Sovyetler Birliği, planın insancıl amaçlarla pek de
açık olmayan siyasal bir gündemi birleştirdiğinde haklıydı. Sov­
yetler Birliği'yle işbirliği öngörülerek hazırlanmış bir plan olma­
dığı gibi, tam tersine Moskova ile Moskova'ya yakın rejimler ara­
sına duvar çekme hedefine yönelik Soğuk Savaş mantığıyla ha­
zırlanmış bir plandı.
CIA'nın kültür savaşına kalkışması daha başka rahatsız edici
sorulara da yol açıyor. Parasal yardım acaba aydınların ve dü­
şüncelerinin desteklenmesi sürecinin çarpıtılmasına yol açtı mı?
Acaba insanlar düşünsel değerlerinden ziyade, konumlarına göre
mi seçildiler? Aydınlar arasındaki konferansları ve sempozyum­
ları "uluslararası akademik tele-kızlar turnesi" olarak alaya alan
Arthur Koestler ne demek istiyordu? CIA'nın kültürel konsorsi­
yumuna üyelikle insanların ünü güvenceye alınıyor ya da artıyor
muydu? Düşüncelerini uluslararası arenada duyurmuş olan bu
yazarlardan ve düşünürlerden acaba kaç tanesi yapıtları gerçek­
ten de ucuzcu kitap mağazalarının bodrumlarında çürüyecek
olan ikinci sınıf adamlar, bugün var yarın yok olan ünlülerdi?
1966'da New York Times'da Amerika'nın istihbarat toplu­
luğunun üstlendiği çok çeşitli gizli eylemleri açıklayan birkaç
makale yayımlandı. Darbe girişimlerinin ve (çoğu kez becerik­
sizce yapılmış) siyasal suikast girişimlerinin hikayeleri baş say­
faları doldurdukça CIA, sorumluluk duygusu diye bir engel ta­
nımadan uluslararası siyasetin sırça dükkanında her şeyi kırıp
döken azgın bir fil olarak görülür duruma geldi. Daha da çarpıcı
olan bu casusluk hikayeleri arasında Amerikan yönetiminin ey­
lemlerinde, Batı'nın düşünce dünyasındaki ağırlıklarından yarar­
landığı kültür brahmalarına ne gözle baktığını gösteren ayrıntılar
ortaya çıktı.
Lasky,
Amerika'nın Almanya'daki gayriresmi olarak resmi propaganda
görevlisiydi, komünizme karşı aydınların direnişinin örgütlen­
mesi gerektiğini ilk savunanlardan biriydi.Bu bilgiler ışığında "Başansızlığa Uğrayan Tanrı" kitabı, entelijan­
siyanın imzasını taşıyan bir kitap olduğu kadar istihbaratın da
ürünüydü.
Kitaba Ignazio Silone, Andre Gide, Richard Wright, Arthur
Koestler, Louis Fischer, Stephen Spender katkıda bulunmuştu.
Yazdığı önsözde Crossman, "Bizim amacımız ne antikomünizm
propagandası selinin sularını daha da kabartmak ne de kişisel
inançların savunulmasına zemin hazırlamaktı," diye belirtiyor­
du.Gelgelelim kitap bu reddedilen iki amaca da hizmet etti.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Frances Stonor Saunders
Unvan:
Gazeteci
Doğum:
14 Nisan 1966
Frances Stonor Saunders 1966 yılında doğdu. Oxford, St Anne’s Koleji, İngilizce Bölümü'nden birincilikle 1987’de mezun oldu. Roma’da iki sene geçirdikten sonra, İngiltere’ye döndü. Channel 4 ve BBC için çalışan bağımsız film şirketlerine sanat belgeselleri yapımcılığından önce çeşitli görevlerde çalıştı. 1993’te, New York School’a uluslararası arenada başarı kazanması için CİA’nın destek sağladığını öne süren bir makale okudu ve bir yıl bu hikâyeyi araştırdı. Bu hikâyeden, Channel 4’te gösterilen "Hidden Hands: A Different History of Modernism" adında bir program çıktı. Bu program da ilk kitabı "Parayı Verdi Düdüğü Çaldı"ya kaynak oldu. Üç yıllık bir çalışmanını sonucunda elde edilmiş bir yığın arşiv malzemesinin oluşturduğu kitap ona 2000 yılı Gladstone Tarih Ödülü'nü kazandırdı. Frances Stonor Saunders halen "New Statesman" dergisinde sanat editörü olarak çalışmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 8 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 30 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.