Fred Halliday

Fred Halliday

10.0/10
1 Kişi
·
1
Okunma
·
0
Beğeni
·
221
Gösterim
Adı:
Fred Halliday
Unvan:
İrlandalı Akademisyen, Yazar
Doğum:
Dublin, İrlanda, 22 Şubat 1946
Ölüm:
Barselona, İspanya, 26 Nisan 2010
Türkiye Cumhuriyeti 29 Ekim 1923 Pazartesi günü saat 18.45 ile 20.30 arasında gökyüzünden indirilmiş değildir ve 158 mebusun oylarıyla "alelacele" verilmiş bir kararın sonucu da değildir.
Ankara'nın karşısında cephe alan İstanbul basını bu acelecilik iddiasını her zaman ileri sürmüştür. Ne var ki, toplum olaylarını bir ya da birkaç kişinin birdenbire yaratabileceklerini sananlar hep bu yanlış düşünce içindeydiler. Tarihin, insan iradelerini aşan sürükleyici gücünü hesaba katmayanlar, her şeyi "sübjektif" kişisel isteklerin ürünü sayanlar, her zaman yanılmışlardır.
Yanılmaların en büyüğü ve en affedilmezi, gerçeği görmemekten, görememekten ya da görmek istememekten doğmuştur. Devrimin gerçekçiliği, bir milletin eğilimlerini, yeteneklerini keşfetmeye dayanır.
Devrimi o çevreler anlayamazdı. Ne Çerkeş'te cami kapısına şapka aleyhinde beyanname asanlar ne de Maraş'ta bir 16 Ocak günü, elde bir bayrak, "şapka giymeyeceğiz!..." diye Süleyman oğlu Mahmud'un peşinden gidenler anlamak istemişlerdir.
Onlar, tarihsel irtica olaylarının o zamanki son halkalarıydı. Küçük kafalardı. Küçük kafalar büyük bir devletle bağdaşamazdı.
Türk Devrimi, Batı ve Doğu arasındaki ateşli vadiden geçerek yolunu çizmiştir. Kendi yolunu. Öz yolunu. Her çeşidiyle saltanatçı, komünist, sömürgeci, himayeci, ırkçı ve teokratik şekilleri ve sistemleri reddederek, yıkarak, parçalayarak çizmiştir bu yolu. Bu yol, sırf siyasal değil, aynı zamanda ideolojik bir "bağımsızlık" yolu olmuştur. Bu yol Türk Devrimi'nin özelliklerini, Türk Devrimi de yaşattığımız ya da yaşatmaya çalıştığımız, geliştirmekle ödevli bulunduğumuz sosyal (ekonomik) ve siyasal düzenin yapısını saptamıştır.
Atatürkçülük bu oluşun felsefesidir.
...Meşrutiyet'in verdiği örnek, verebileceği ders çok, çok pahalıya mal olmuştu: Hürriyet adına savaşmış olanlar, bir gün hürriyeti getirmiş, Meşrutiyet'i kurmuş olsalar bile, istibdata sapabilirlerdi. Bir Abdülhamid yerine birçok Abdülhamid ortaya çıkabilirdi. En kötü istibdat, türlü nedenlerle kişi ve zümre baskısı kuran ve bunları demokratik "müesseseler" ardında gizleyen şekildi ve durmadan hürriyeti siper ettiği için istibdatların en tehlikelisiydi.
Atatürk'e inancımız, onun engin sezişine ve canlı hareketlerine bağlanıyor. Atatürk'e gerçek yolu seçtiği, davasından ödün vermediği için bağlıyız. Yoksa o, doğruyu görmemekte ısrar edenlerin iddia ettikleri gibi, bir tapınak değildir.
...Bir Güney Amerika atasözü ile, yazımı bitirmek istiyorum: Kendilerini kurtarıcı fikirleri taşıyacak bir kafaya sahip olmayanlar, başkalarının yükünü taşıyacak kuvvetli omuzlara sahip olmalıdırlar.
Atatürkçülük yalnızca, Atatürk'ün söyledikleri, yaptıkları değildir. Onun yapmadıkları, yapamadıklarıdır. Söylemedikleri, söyleyemedikleridir de...
Eserler, liderlerin ölümleriyle son bulmazlarsa, tarihsel çizgide sürerler. Yeni kuşaklarca sürdürülürse, çağdaş, güncel yaşam kazanırlar. Eserler, liderlerle beraber gömülmez.
Demokratik, çoğulcu bir siyasal rejim içinde, Atatürkçülüğün resmî bir ideoloji gibi tek yoruma bağlanması olanaksızdır. Kuşkusuz, toplum içindeki çeşitli akımlara göre farklı yorumlar alacaktır. Doğaldır bu.
Atatürksüz bir dönemde, yeni kuşaklar, onu bizim gibi anlamaya mecbur değillerdir. Gelecek kuşakların kafası şartlandırılamaz. Kaldı ki Atatürk bir tutuculuk dogması yaratmış değildir.
Atatürkçülük, kuşakları birleştirici nitelikleriyle zamanın dışında değildir.
Tarih de, bir hapishane değildir. Onu belli bir zaman hücresine hapsetmeye hakkımız yok.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Fred Halliday
Unvan:
İrlandalı Akademisyen, Yazar
Doğum:
Dublin, İrlanda, 22 Şubat 1946
Ölüm:
Barselona, İspanya, 26 Nisan 2010

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okudu.