Friedrich Albert Lange

Friedrich Albert Lange

Yazar
10.0/10
3 Kişi
·
7
Okunma
·
1
Beğeni
·
75
Gösterim
Adı:
Friedrich Albert Lange
Unvan:
Düşünür, Akademisyen, Sendikacı
Doğum:
28 Eylül 1828
Ölüm:
23 Kasım 1875
Alman, düşünür. Yeni-Kantçılık’ın öncülerindendir.
28 Eylül 1828’de Solingen yakınlarında Wald’de doğdu, 12 Kasım 1875’te Marburg’da öldü. Protestan tanrıbilimci J.P.Lange’nin oğludur. Duisburg’da Herbart’ın öğrencisi oldu, Bonn Üniversitesini bitirdi. Köln, Bonn ve Duisburg’da öğretmen olarak görev aldı. 1861’de siyasal etkinlikleri nedeniyle üniversiteden uzaklaştırıldı. Duisburg Ticaret Odası sekreterliği ve sosyal demokrat bir yayın organının yönetmenliğini üstlendi. Bu işleri de aynı gerekçeyle bırakmak zorunda kaldı. Bir süre gazete çıkardı, 1866’da İsviçre’ye gitti. 1870’te Zürich Üniversitesi’nde mantık ve edebiyat, 1873’te de Marburg Üniversitesi’ne felsefe profesörü oldu.
Lange, Bebel’in önderlik ettiği Alman sosyal demokrat işçi hareketini destekleyerek, sendikalar içinde çalışmış, Prusya’nın yayılmacılığına karşı çıkmıştır. Toplumsal sorunların işçilerin eğitimsizliğiyle ilişkili olduğu, emekçilerin gereksinmelerinin ancak toplumsal reformlarla karşılanabileceğini savunmuştur.
Lange’nin Geschichte des Materialismus (“Özdekçilik’in Tarihi”) adlı yapıtı, Mekanikçi Özdekçi-lik’e getirdiği eleştiriyle önem kazanmıştır. Yapıtta, doğa olgularında bu akımın geçerli olduğunu, ancak insan davranışları ve toplumsal olaylar konusunda, dolayısıyla da bütün dünya için, açıklayıcı sayılamayacağını öne sürmüştür. Kant’ın görüşlerinden yola çıkarak bilgi öğelerinin olgulara indirgenebileceğini, biçim ve kategorilerin öznelliğini, içgözlem yoluyla tine varılamayacağını ve metafiziğin olanaksızlığını savunan Lange, Marburg’da Yeni-Kantçılık’ın başlamasına olanak sağlamıştır. Metafizik kuramların, din ve sanatın dışına çıkarak, bilimsel bilgi alanına girmemesi gerektiği konusundaki görüşleri, öğrencisi Vai-hinger’i etkilemiştir. Marburglu Yeni-Kantçı düşünürlerden H.Cohen ve Natorp ise onun kimi düşüncelerini eleştirenler arasındadır.
Doğu'nun ve Eski Yunan'ın evrenin do­ğuşu hakkında ileri sürdükleri görüşler spritüalist olmadıkları gibi, materyalist bir nitelikte de değildirler. Onlar, tek bir ilke yardımıyla evreni açıklamaya ça­lışmazlar; tersine bize insana benzeyen Tanrıları, yani aynı zamanda maddesel ve tinsel ana varlıkları, birbirleriyle boğuşan öğeleri, ardı arkası kesilmeyen olay­lar içinde savaşlar veren ve çok çeşitli varlıkları meydana getiren bazı kuvvetleri gösterirler. Bu olağanüstü olaylar karşısında, yeni yeni uyanmaya başlayan dü­şünce, birlik ve düzenlilik isteği ile ortaya çıkar. Bundan ötürü her felsefe, çağı­nın tanrıbilimiyle (theologie) duruma göre az veya çok şiddetli, az veya çok giz­li, kaçınılmaz bir savaş vermek zorunda kalır.
Filozofun kendisi fizikçi olmadıkça ve bizzat kendisi deney yapmaya hazırlanarak, diferansiyel hesaba başvurarak bu işin daha iyi nasıl yapılabileceğini göstermedikçe, böyle bir karşı çıkışın ne felsefi, ne mantıksal hiçbir anlamı olmayacaktır. "Bu mümkün olmalıdır; çünkü akılsaldır" şeklinde basit bir iddia, içerdiği kendini beğenmişliğe karşın atomculuğun doğrudan doğruya kullanımına karşı çıkmak için yeterli değildir.
Eğer benim bir alem ruhunu kabul etmemi istiyorsanız, bana evrende herhangi bir yerde bu ruha karşılık olan beyni gösteriniz.
Du Bois- Reymond
Bu durumda da Haşaşilerin meydana getirdikleri bu mezhep,tarihte materyalist felsefenin canavarlık,tutku ve sistemli cinayetlerle birlikte bulunmasının tek örneği olacaktır.
Ancak ereksel nedenlerin mutlak inkarı,doğal olayların mekanist açıklaması ve fenomenler arasındaki ilişkileri betimlemeye çalışan bilimsel yöntem olarak materyalizm haklıdır.
Yolda yürüyen bir adamın kafasına bir kiremit düştüğünde bu olaya bir rastlantı sonucu olarak bakılır.Oysa hiç kimse öte yandan rüzgarın doğurduğu hava basıncı,yer çekimi ve diğer doğal koşulların bu düşmenin nedenini tam bir biçimde ortaya koyduğundan kuşku duymaz.Bu düşme doğal olarak bir zorunluluğun sonucudur.Kiremit,tam o düştüğü belli noktada bulunan kişiye rastlamıştır.
Kanr'ın kendisi, kendisini Kepler'le karşılaştırmak gibi bir düşünceden çok uzaktı. Ancak o daha anlamlı ve daha sağlam başka bir paralellik kurmaktaydı: Yaptığı işi Kopernik'inkine benzeriyordu. Bu iş ise metafiziğin o zamana kadar benimsemiş olduğu bakış açısını tersine çevirmekten ibarerti. Kopernik "duyulara ters düşen, fakat doğru olan bir tarzda" gök cisimlerinin gözlemlenen hareketlerini, onların kendilerinde değil, gözlemleyenin kendisinde aramak cesaretini gösrermişti.
Burada yeniden soracağız: Gerçekten felsefi bir eğitim almış insanlar nerededirler? Şüphesiz adlarının sonunda "ci, çi" takısı bulunanlar arasında değil.
Ve en yüksek temsilcilerinin kendisinde hırslarını doyurmak için bir araçtan başka bir şey görmedikleri bir durumda din nasıl insanlığın en kutsal şeyi kalabilir?
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Friedrich Albert Lange
Unvan:
Düşünür, Akademisyen, Sendikacı
Doğum:
28 Eylül 1828
Ölüm:
23 Kasım 1875
Alman, düşünür. Yeni-Kantçılık’ın öncülerindendir.
28 Eylül 1828’de Solingen yakınlarında Wald’de doğdu, 12 Kasım 1875’te Marburg’da öldü. Protestan tanrıbilimci J.P.Lange’nin oğludur. Duisburg’da Herbart’ın öğrencisi oldu, Bonn Üniversitesini bitirdi. Köln, Bonn ve Duisburg’da öğretmen olarak görev aldı. 1861’de siyasal etkinlikleri nedeniyle üniversiteden uzaklaştırıldı. Duisburg Ticaret Odası sekreterliği ve sosyal demokrat bir yayın organının yönetmenliğini üstlendi. Bu işleri de aynı gerekçeyle bırakmak zorunda kaldı. Bir süre gazete çıkardı, 1866’da İsviçre’ye gitti. 1870’te Zürich Üniversitesi’nde mantık ve edebiyat, 1873’te de Marburg Üniversitesi’ne felsefe profesörü oldu.
Lange, Bebel’in önderlik ettiği Alman sosyal demokrat işçi hareketini destekleyerek, sendikalar içinde çalışmış, Prusya’nın yayılmacılığına karşı çıkmıştır. Toplumsal sorunların işçilerin eğitimsizliğiyle ilişkili olduğu, emekçilerin gereksinmelerinin ancak toplumsal reformlarla karşılanabileceğini savunmuştur.
Lange’nin Geschichte des Materialismus (“Özdekçilik’in Tarihi”) adlı yapıtı, Mekanikçi Özdekçi-lik’e getirdiği eleştiriyle önem kazanmıştır. Yapıtta, doğa olgularında bu akımın geçerli olduğunu, ancak insan davranışları ve toplumsal olaylar konusunda, dolayısıyla da bütün dünya için, açıklayıcı sayılamayacağını öne sürmüştür. Kant’ın görüşlerinden yola çıkarak bilgi öğelerinin olgulara indirgenebileceğini, biçim ve kategorilerin öznelliğini, içgözlem yoluyla tine varılamayacağını ve metafiziğin olanaksızlığını savunan Lange, Marburg’da Yeni-Kantçılık’ın başlamasına olanak sağlamıştır. Metafizik kuramların, din ve sanatın dışına çıkarak, bilimsel bilgi alanına girmemesi gerektiği konusundaki görüşleri, öğrencisi Vai-hinger’i etkilemiştir. Marburglu Yeni-Kantçı düşünürlerden H.Cohen ve Natorp ise onun kimi düşüncelerini eleştirenler arasındadır.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 7 okur okudu.
  • 17 okur okuyacak.