Gai Eaton

Gai Eaton

Yazar
9.0/10
7 Kişi
·
12
Okunma
·
8
Beğeni
·
697
Gösterim
Adı:
Gai Eaton
Tam adı:
Sidi Hasan Abdullah Abdülhamid
Unvan:
Yazar
Doğum:
Lozan, İsviçre, 1 Ocak 1921
Ölüm:
26 Şubat 2010
Gai Eaton, Britanyalı yazar ve diplomat. Müslüman olduktan sonra ismini Sidi Hasan Abdullah Abdülhamid olarak değiştirdi. 29 yaşında Müslüman oldu. 18 yıl Britanya Dışişleri'nde diplomat olarak görev yaptı. 26 Şubat 2010 tarihinde yaşamını yitirdi
Bir hikaye duymuştum, gerçekten yaşanmış mı bilmiyorum ama verdiği mesaj oldukça ilginç. Hikaye Hindistan'ın ücra köşelerinden birinde yaşayan bir kabileyi araştırmaya giden bir Fransız antropologla ilgili. Antropolog, bir kaç yıl bu kabile mensuplarıyla birlikte yaşamaya başlıyor ve onların duygularını anlamak ve hayatlarını paylaşmak için bu süre zarfında kendisini dış dünyadan soyutlamaya karar veriyor
Antropologun dikkatini çeken ilk şey, bu insanların zor şartlarda yaşamalarına ve karınlarını doyuracak kadar yiyecekten başka bir şeye sahip bulunmamalarına rağmen, son derece neşeli olmaları oluyor. Yaşam ortalamaları oldukça düşük olan bu insanlar için, genellikle ölümle sonuçlanan salgın hastalıklar ve metanetle karşıladıkları doğum sonrası bebek ölümleri sıkça görülen şeyler. Fakat hemen herkesin yüzü gülüyor, hemen herkes neşeli. Hatta bu neşe, antropologa bile sirayet ediyor. Bu insanlar, televizyonları olmadığından, çoğu insandan ''daha kötü şartlarda'' yaşadıklarını bilmiyorlar; dünyadaki herkesin kendilerine benzer bir hayat sürdüğünü sanıyorlar. Onun için de çoğunlukla mutlular, nadiren kavga ediyorlar. Antropolog, iki yıl sonra Paris'e dönüyor. Uçakta not tutarken bir ara başını kaldırıp etrafına baktığında birden dehşete kapılıyor. Yolcuların yüz ifadesinden, kendisi yokken ülkede korkunç bir felaketin meydana gelmiş olduğunu düşünüyor. Zira kimsenin yüzü gülmüyor, kimse kimseyle konuşmuyor, sanki birbirlerinin yüzündeki acıyı görmek istemez gibi yolcular birbirlerinden gözlerini kaçırıyor. Antropolog da ne olduğunu öğrenmekten korktuğu için kimseye bir şey soramıyor. Halbuki ortada felaket falan yok, sadece Fransız antropolog kendi insanının yaşayış tarzını unutmuş.
Gai Eaton
Sayfa 50 - İnsan Yayınları
Din, başka konulara benzemez.
Diğer konular üzerinde objektif çalışma yapmak değişen ölçülerde mümkün olmakla birlikte, kişisel bağlanma bazı durumlarda net ve dengeli olması gereken görüntüyü bozmaktan başka bir işe yaramaz. Din başka konulara benzemez; çünkü söz konusu olan dinse objektiflik sadece sathı kavramamıza, fakat meselenin özünü gözden kaçırmamıza neden olacaktır. Gözlemcinin bizzat kendisi ve deneyimi anlamanın anahtarlarıdır. Bu anahtarlar olmadan hiçbir kapı açılmaz. Bu, iman ile küfür arasındaki ayrımı kör ile gören arasındaki fizikî farklılık gibi yapılması mümkün en kökten ayrım kabul eden İslam dini için son derece doğrudur. inanma ve anlama birbirini tamamlar ve destekler. Bitki yapısı ve kayalarını analiz etmiş, topografyası üzerine bilimsel bir çalışma yapmış olsa dahi kör bir insandan herhangi bir manzaranın kusursuz bir tasvirini yapmasını bekleyemeyiz. İslam'da, insan hayatının tüm cepheleri ile insan düşünce ve davranışlarının tamamı, dinin temeli olan imanın ışığında değerlendirilir ve şekillendirilir. Bu temel şartı yerinden oynattığızda bütün yapı çöker.
Gai Eaton
Sayfa 9 - İnsan yayınları İstanbul 1992
İnanmayanlar için imanın bu şartının hiçbir anlamı olmadiği gibi, bir müslümanın hayatında da ondan başka hiçbir şeyin anlamı yoktur. Dindar bir Hristiyan için dahi 'dünyevi ihtiyaçları ile uhrevi ihtiyaçları farkılı boyutlara taalluk etmekte, bu ikisi arasındaki herhangi bir karışıklıksa onun şaşkınlığa düşmesine neden olmaktadır. İslam, bu ayrımı kabul etmez. Bir müslüman için ibadet etmekle vücudun ihtiyaçlarını karşılamak, dua etmekle pazarda alışveriş yapmak, çalışmakla eğlenmek, tıpkı evren gibi en ufak bir çatlağa bile izin vermeyen bölünmez bir bütünün parçalarıdırlar. Müslümanların böylesi bir bütünlük ve iç içelik arzeden dünyalarna açılan tek kapının bir tek anahtarı vardır.
Gai Eaton
Sayfa 10 - İnsan yayınları İstanbul 1992
272 syf.
·Beğendi·7/10
“Tanrı'yı Hatırlamak”, Tanrının unutulduğu modern dünyada, insanlığın geldiği noktayı, İslam perspektifinden gözler önüne sermekte ve bunu yaparken de İslam dünyası ve "Modern Batı" anlayışı üzerine tuttuğu eşsiz meşale ile ister inanan olsun ister inanmayan, insanların zihinlerini aydınlatmak ve gönüllerini ısıtmak gibi harikulade güzel ve hayli zor bir işi başarmıştır.
Gai Eaton Tanrı'yı ararken bir sistematikten ziyade, her şeyde O'nu aramış, her şeyin Tanrı'dan geldiğine inanarak, her şeyde O'nu bulmaya çalışmıştır. Kitapta bu arayış esnasındaki duraklardan sadece bir kaçına temas etmektedir. Şehrin kent haline gelmesinden, sanat ve zanaatın artık birbirinden ayrılmasına; zulmün artmasından cemiyet hayatındaki ahlakî çöküşe kadar bir sorunun ana kaynağını Tanrı'nın unutulmak istenmesi, unutulması ve ölçü olarak insanın kendi zevk ve ihtiraslarının kabul edilmesine bağlamıştır.
Şunu açık yüreklilikle söyleyebiliriz ki, yazarımız Batı dünyası ile Müslüman dünya arasındaki setleri kırmış, insanlığa bir çağrıda bulunmuştur. Şahsiyeti gibi fikirleri de dengeli, orta yolludur...
Fakat bu çok zor ve dikkat gerektiren bir iş olduğundandır ki Müslümanların bazıları, Hz. Peygamberin açıkça uyardığı aşırılığa düşmekten kendilerini kurtaramamaktadırlar...“Tanrı'yı Hatırlamak” bir çağrıdır, bir susamışlığın getirdiği arayıştır...
İyi Okumalar...

Yazarın biyografisi

Adı:
Gai Eaton
Tam adı:
Sidi Hasan Abdullah Abdülhamid
Unvan:
Yazar
Doğum:
Lozan, İsviçre, 1 Ocak 1921
Ölüm:
26 Şubat 2010
Gai Eaton, Britanyalı yazar ve diplomat. Müslüman olduktan sonra ismini Sidi Hasan Abdullah Abdülhamid olarak değiştirdi. 29 yaşında Müslüman oldu. 18 yıl Britanya Dışişleri'nde diplomat olarak görev yaptı. 26 Şubat 2010 tarihinde yaşamını yitirdi

Yazar istatistikleri

  • 8 okur beğendi.
  • 12 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 58 okur okuyacak.