Genç Osman Yavaş

Genç Osman Yavaş

YazarÇevirmen
7.8/10
170 Kişi
·
250
Okunma
·
2
Beğeni
·
897
Gösterim
Adı:
Genç Osman Yavaş
Unvan:
Hindiba Grubunun Kurucusu, Solist, Müzisyen ve Yazar
Doğum:
Brugg, İsviçre, 23 Mayıs 1971
Genç Osman (Yavaş), (d. 23.05.1971, İsviçre-Brugg)

Bir dönem Mavisakal'ın solisti (İki yol-Single, Ne kadar-Albüm, 1997) ve Hindiba grubunun kurucusu, müzisyen, solist.

İsviçre, Windisch'de ilk ve orta öğrenim ve ABB'de Makine Mühendisliği stajyerliği eğitimi sonrasında Türkiye'ye dönmüş ve Marmara Üniversitesi Resim-Heykel Bölümü'nü bitirmiştir.

Biyografi

1990-96 Marmara AEF Resim-İş Heykel Anasanat Dalı/Resim Öğretmenliği
1992-1994 Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu, Çehov Resitali, Levent Kazak Çocuk Tiyatrosu (müzik)
1993-1994 Ayşe Emel Mesçi- Kadınlar, bizim kadınlarımız (müzik)
1994-2009 Alman edebiyatı kitap çevirmenliği
1997-.... Müzisyenlik
1997'de Kaan Altan aracılığıyla Mavisakal'a katılan Genç Osman Yavaş, Kaan Altan, Murat Tümer ve Andy Wand'tan oluşan kadroyla Türkiye turnesine çıktı. Turnenin ilk ayağı Londra'daki Wembley Arena'ydı.
Bursa, Diyarbakır, Malatya, Gaziantep, Adana, Tarsus, Ankara, Samsun, Zonguldak, Aydın, İzmir, İstanbul, ve Eskişehir deki konserlerin ardından Mavisakal üyeleri yollarını ayırdı.
Bu süreç içerisinde Mavisakal'ın çıkardığı albümler:

İki Yol (Single)
Kan Kokusu (Albüm)

2012 Kasım ayında Babajim Records etiketli "Gökyüzü Masmavi" adlı albümle müziğe geri döndü.

Diğer (konuk)

Şarkılar bir oyundur (Bülent Ortaçgil için söylenmiş şarkılar - Olmamalı mı, olmamalı mı (Mavi Sakal)

Yayınlanan klipler

İki Yol
Ne Kadar
Ben Kimleyim
Dilek Tutmak

Sessizlik döneminde Goethe-Faust (Faust, Faust 2.Cilt), Theodor Storm-Hayalet Süvari, Rainer Maria Rilke-[Malte Laurids Brigge'nin Notları, Arthur Schnitzler-Rüya Romanı gibi Klasik Alman Edebiyatı çevirilerin yanı sıra düzeltmenlik yapmıştır.

Kaan Altan, Karapaks'ı kurarken, Murat Tümer, öncesinde Mavisakal olarak Tibet Ağırtan'la devam edip sonrasında Foma'yı kurmuştur. Genç Osman Yavaş, bir dönem davulda Kürşad Ünügür, gitarda Kubilay Özvardar ve bas gitarda Kemal Arkan olmak üzere Hindiba adlı grupla müziğe devam etti (2007). Grup üyeleri, Stüdyo Live konserleri ve bir yıla yakın bir süre Vodoo Bar'da sahne aldıktan sonra yollarını ayırdı.

2012 sonunda prodüktörlüğünü Reuben de Lautour'un yaptığı ilk solo albümü "Gökyüzü Masmavi" Babajim Records etiketiyle çıktı. Albümün ilk videosu Aylin Aslım'la düet yaptığı Dilek Tutmak şarkısına çekildi.

Gökyüzü Masmavi:

Aranjör: Genç Osman Yavaş ve Reuben de Lautour Kayıt: Zeynep Tünay, Başar Akönder, Baran Göksu, Saygın Özatmaca, Burçin Çileli Edit: Başar Akönder, Sinan Berksöz, Burçin Çileli, Emre Koçak Miks: Reuben de Lautour, Başar Akönder Mastering:Mahmood Sadeghi
Yani yeteri kadar harçlığınız varsa istediğiniz hayvanı satın alabiliyorsunuz! Düşünsenize; kimse sormuyor hayvanları ne kadar seviyorsun, bu hayvana ne kadar iyi bakacaksın diye.
Çünkü birçok yetişkin -tabii ki çok sevdiğimiz anne babalarımızdan bahsediyorum- sanki hiç çocuk olmamış gibi davranıyorlar. Oysa onlar sa küçükken istedikleri bir şeyi yaptırana kadar her numarayı denemiştir!
506 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
Mitolojilerle dolu Faust. Bu ay Oğuz Aktürk’ün okuma grubundaki son kitabı. Hiç böyle bir kitap beklemiyordum açıkçası. Hele ki Dr. Faustus’u okuduktan sonra aynı o tarzda hikâye anlatır gibi anlatacağını düşünmüştüm. Ancak konusu benzer olsa da içerik çok farklı. Johann Wolfgang Von Goethe kendi Faust’unu yaratmış diyebiliriz. Zaten Almanya’da da Goethe’nin Faust’u diye bir kavram oluşmuş.

Alman geleneklerinde ilginç bir Faust karakteri mevcut. Faust üzerine yapılacak herhangi bir incelemenin, bu eserin hangi materyalden nasıl ortaya çıktığını daima göz önünde tutması gerekir. On altıncı yüzyılın başlarında, ölülerle konuşma, fal bakma ve mucizevi tedaviler yoluyla saf insanları kandırarak Almanya’yı gezen, Faust adlı bir şarlatan varmış. Faust, halkını gerçekten öyle derinden etkilemiş ki, 1540 yılındaki korkunç ölümünün ardından, neredeyse bir anda, Alman Protestanlığı’nın bu ilk yüzyılının karanlık dünyasından doğal şekilde fışkırmış gibi görünen, şeytanla ilgili çok sayıda hikâyenin etrafında toplandığı bir çekirdek haline gelmiş. Ve 1587’de bu efsaneler, ismi bilinmeyen ancak ateşli ve son derece ciddi bir Lutherci tarafından yazılan Historia von D. Johann Faustus adlı eserde toplanmıştır. Bu kitabın ardından da 1589’da Christoper Marlowe tarafından Faust kavramı olay örgüsü ya da teoloji bakımından temel bir değişiklik olmaksızın Dr. Faustus ismi ile tiyatro eserine dönüştürülmüştür.

Alman efsanesine göre Faust, şeytana ruhunu satan ve yaşamı boyunca her istediği şeytan tarafından yerine getirilen ancak ölümü ardından şeytan tarafından cehenneme götürülen bir karakter. Şimdi gelelim Goethe’nin Faust’una.

Faust bilimsel çalışmalarına ve iyi eğitimlerine rağmen, bilgi için susuzluğunu ve tatmin edemeyen, saygın bir bilim adamı ve akademisyendir. Bir gece çalışma odasında otururken yaşamın anlamını ve manasını sorgulamaya başlar ama cevap bulamaz. Ertesi günler bu düşüncesi iyice ateşlenir ve bir gün yardımcısı Wagner ile biraz dikkat dağıtmak için yürüyüşe çıkar ve eve bir köpek ile döner. Bu köpek aslında şeytanın yardımcılarından olan Mefistofeles’tir. Aralarında bir konuşma başlar ve şeytanın ona mutluluk getirmeyi başarması karşılığında, Faust ile şeytana ruhunu teslim edeceğine dair anlaşma yapılır. Bu anlaşma imzası Faust’un kanıyla imzalanır.

Sonra Faust, Mefistofeles’ten çeşitli isteklerde bulunur. Ancak bu istekleri Dr. Faustus kitabında olduğu gibi Mefistofeles hemen hop diye yapmaz. Sanki Faust’a asıl gerçekleri göstermek çabasındadır Mefistofeles. Buralarda bir takım olaylar yaşanır oralara çok girmeyeceğim çünkü anlaması zaten zor anlatmasını başaramam. (:

Yalnız son kısma değinmek istiyorum. İmparator Faust’a Helen’i görmek istediğini söyler. Faust da hemen Mefistofeles’e emreder Helen’i getirmesi için. Ancak kolay değildir Helen’in gelmesi. Çünkü Helen bir tanrıdır. Burada olaylara yunan mitolojisi giriyor. Troya savaşından bahsediliyor. Paris, Helen ve Menelaus üçlemesi anlatılıyor. Bu üçlemeye Faust da dâhil oluyor garip bir şekilde. En sonunda da Helen’e âşık bir Faust okuyoruz.

Dr. Faustus’ta Faust’un ölüsünü şeytanlar cehenneme götürürken Goethe’nin Faust’unu her ne kadar şeytanla anlaşma yapılmış olsa bile alamıyor şeytanlar. Faust’un ruhunu en son melekler şeytana vermiyor. Bence Goethe’nin Faust’u denmesinin en önemli nedenlerinden biri bu sahnedir.

Beni kitaptaki en çok etkileyen yerlerden biri de Faust ile “Üzüntü” nün sohbeti. Üzüntü kavramı aynı bir insan gibi konuşturulmuş. O zaman “Üzüntü” nün sözleriyle incelememe son vereyim.

Herkese keyifli okumalar.

Üzüntü:
Bir kez sahip oldum mu ben birine,
Dünyadaki hiçbir şeyden hayır gelmez ona;
Ebedi karanlıklar çöker,
Güneş ne batar, ne çıkar,
İnsanın bilinci tamamen yerinde olmasına rağmen
İçinde karanlıklar yer eder,
Ve hiçbir nimeti kendi yararına
Çevirmeyi beceremez.
Mutluluk ve mutsuzluk kaygılandırır onu,
Açlık çeker bolluk içinde;
İster sevinç olsun, ister keder;
Başka güne erteler,
Sadece geleceğe bakar,
Ve bu şekilde de işi asla bitmez.
d.
d. Malte Laurids Brigge'nin Notları'ı inceledi.
186 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Kitaba +18 yaş sınırı gelmeli bence. O kadar derin ve o kadar kalp kıran bir kitap ki, modunuz düşükse elinize bir hançer alıp kendinize saplama isteğiyle kendinizi karşı karşıya bulabilirsiniz.
584 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
(Spoiler içerebilir!) Faust bir insanın ruhsal, fikirsel, fiziksel olarak doyum noktasına ulaştığı,zirvede durduğu temsili bir başyapıtı. Bu nedenle ona dünya dar gelmekte ve hiçbir şeyde haz duymamakta ve tatmin olmamakta.Mephistopheles onu gerçek dünyadan alıp,evrenin oluşumundan başlayıp, insanlık tarihinin ilk yeryüzüne çıkışına götürüyor ve tarih serüveni yaşatıyor.Ne Tanrıçalar ne yaratıklar görüyor, neler neler yaşıyor,maceralara atılıyor.Sihrin etkilerini yaşıyor, yaşatıyor,ruhlar alemiyle iç içe geçiyor.Tarihsel döngüye bakıldığında Tanrılarda, Tanrıçalarda, İmparatorlarda insanoğlunda görülen hatalar, zayıflıklar,yanlışlara sapmalar görülüyor.Aslında yazar Faust sayesinde de güzelin çirkinle,iyinin kötüyle, halkın yönetimle ilişkilerini iyi bir şekilde göz önüne sermiş, eleştirel bir yaklaşımla olayları ele almış.Faust'u ve şeytanı burada araç olarak kullanıp asıl amaçlarını tek tek ince cümlelerinde anlatmış.Faust'un da uzun seyahati özüne döndürülerek son bulmuş. Faust Johann Wolfgang Von Goethe
584 syf.
·46 günde·Beğendi·10/10 puan
Faust bana iz bırakan en iyi kitap oldu. okumaktan çok zevk aldım. kitabın içinde işaretlediğim onlarca yer var. Radyo Tiyatrosu okumayı seviyorsanız bu başyapıt tam size göre. Okurken sıkılacağınızı düşünmüyorum. İyi okumalar...
(yayınevi olarak İTHAKİ YAYINEVİ'ni öneririm. çevirisi çok güzel.)
584 syf.
“En uzun süreli okuduğum bir eserdi.
Her bir cümlesi omzuma bir yüktü.
Belkide Goethe’nin ömrünü alan kitabı olması sebebiyle bu yükü taşıdım.
Her bir kelimesinde kayboldum, sonra kendimi buldum.
Güzeldi, çok güzeldi.
Bir daha okumaya cesaretim olamayacak kadar güzeldi. “
584 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10 puan
Üç dört defa başlayıp dördüncü defada bitirmeyi başardığım daha doğrusu bitirmek demek haksızlık olur sadece okumayı bitirdim. Faust hiçbir zaman bitecek bir kitap değil. Bu okumamı okuma saymıyorum sadece asıl okumaya bir ön hazırlık olarak sayıyorum. Gerçek sanat eserleri bir defa sayfaları çevirerek okuduğunu sanmamalı insan.
Dante’nin başlattığı akımı zirveye taşımıştır Goethe Faust başyapıtı ile.Kendimi inceleme yapma seviyesinde göremiyorum aslında. Sadece genel fikrimi belirtmek istedim. İlahi Komedya’ da aldığım lezzeti Faust’ta da aldım. İnanılmaz bir zevk bu eserleri okumak aynı zamanda çok sabır gerektirir ve belli bir seviyeye gelmeden okununca tat alınmıyor. Deyim yerindeyse bu eserlere hazırlık yapmak gerekir. Bu tarza alışmak biraz zaman alabilir.
Benim için ne kadar zor olsa da çok keyif verici bir okumaydı. Umarım siz de aynı keyifle okursunuz.
Ölmeden önce muhakkak okunması gereken nadide bir eser.
584 syf.
·10 günde·10/10 puan
18. yüzyılın sonunda 12111 dize olarak yazılan bir tragedya.
faust'un psikolojik sorunlarla felsefi düşünceleri ele aldığı muhteşem eseri anlatmaya bir okuyucu olarak tabi ki benim kelimelerim yetmez ama bende bıraktığı etkileri yazmak istiyorum ki unutmayayım. almış olduğu eğitimlerin ve kendisini yetiştiren annesinin etkilerini her bir dizede hissetmek öyle mümkün. esere başlamadan önce yazara ait biraz bilgi edinmek okumayı daha keyifli hale getirmek açısından önemli bir ayrıntı.
kitabın ana sorusu "Bir insan kendine bencillik edip, nefsini şeytani arzulara odakladıktan sonra kendi benliğindeki iyilik ile doğru yolu bulabilir mi?" bütün tregedya aslında bu sorunun etrafında şekillenmiş.
faust'un metistofeles ile yapmış olduğu anlaşma sonucu ulaşmaya çalıştığı gerçekler ve yaşadığı aşkların ona kattıkları okuyucuyu da kendi içinde bir tür hesaplaşmaya çekiyor. her insan kendi doğrusunu kendi içinde bulmalı.
neye alıştıysan o kalır senin için de cennet olarak, insan geride bıraktığı şeyleri özler hep.

ve sadece yaşamın değerini bilenler özgürlüğün de her gün kazanılması için çalışacaktır.
512 syf.
·38 günde·7/10 puan
Tiyatral olarak okumaya kalkıştığım ikinci eserdi. İlkini, tiyatro eserlerini okumaya alışkın olmadığım için yarım bıraktım fakat "Faust" yarım bırakamayacağım kadar ilgimi çekmişti konu olarak. Karakter isimlerini okumayı bırakıp karakterleri o an kafanızda tiyatro sahnesinde oynuyor tarzda canlandırırsanız okumak kolaylaşıyor. Zaten kafiyeli yazıldığı için şiir tarzında aynı zamanda ve çok akıcı... Yalnız kitapla ilgili olarak fiziksel (bazı sayfaların yapışık olması, sayfaların kesilmemiş olması) sıkıntılar dışında bir olumsuzluk yaşamadım. Bu konuda farklı bir yayınevini tercih ederseniz iyi olur kanısındayım.
Keyifli okumalar diliyorum, her ne okuyorsanız...

Yazarın biyografisi

Adı:
Genç Osman Yavaş
Unvan:
Hindiba Grubunun Kurucusu, Solist, Müzisyen ve Yazar
Doğum:
Brugg, İsviçre, 23 Mayıs 1971
Genç Osman (Yavaş), (d. 23.05.1971, İsviçre-Brugg)

Bir dönem Mavisakal'ın solisti (İki yol-Single, Ne kadar-Albüm, 1997) ve Hindiba grubunun kurucusu, müzisyen, solist.

İsviçre, Windisch'de ilk ve orta öğrenim ve ABB'de Makine Mühendisliği stajyerliği eğitimi sonrasında Türkiye'ye dönmüş ve Marmara Üniversitesi Resim-Heykel Bölümü'nü bitirmiştir.

Biyografi

1990-96 Marmara AEF Resim-İş Heykel Anasanat Dalı/Resim Öğretmenliği
1992-1994 Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu, Çehov Resitali, Levent Kazak Çocuk Tiyatrosu (müzik)
1993-1994 Ayşe Emel Mesçi- Kadınlar, bizim kadınlarımız (müzik)
1994-2009 Alman edebiyatı kitap çevirmenliği
1997-.... Müzisyenlik
1997'de Kaan Altan aracılığıyla Mavisakal'a katılan Genç Osman Yavaş, Kaan Altan, Murat Tümer ve Andy Wand'tan oluşan kadroyla Türkiye turnesine çıktı. Turnenin ilk ayağı Londra'daki Wembley Arena'ydı.
Bursa, Diyarbakır, Malatya, Gaziantep, Adana, Tarsus, Ankara, Samsun, Zonguldak, Aydın, İzmir, İstanbul, ve Eskişehir deki konserlerin ardından Mavisakal üyeleri yollarını ayırdı.
Bu süreç içerisinde Mavisakal'ın çıkardığı albümler:

İki Yol (Single)
Kan Kokusu (Albüm)

2012 Kasım ayında Babajim Records etiketli "Gökyüzü Masmavi" adlı albümle müziğe geri döndü.

Diğer (konuk)

Şarkılar bir oyundur (Bülent Ortaçgil için söylenmiş şarkılar - Olmamalı mı, olmamalı mı (Mavi Sakal)

Yayınlanan klipler

İki Yol
Ne Kadar
Ben Kimleyim
Dilek Tutmak

Sessizlik döneminde Goethe-Faust (Faust, Faust 2.Cilt), Theodor Storm-Hayalet Süvari, Rainer Maria Rilke-[Malte Laurids Brigge'nin Notları, Arthur Schnitzler-Rüya Romanı gibi Klasik Alman Edebiyatı çevirilerin yanı sıra düzeltmenlik yapmıştır.

Kaan Altan, Karapaks'ı kurarken, Murat Tümer, öncesinde Mavisakal olarak Tibet Ağırtan'la devam edip sonrasında Foma'yı kurmuştur. Genç Osman Yavaş, bir dönem davulda Kürşad Ünügür, gitarda Kubilay Özvardar ve bas gitarda Kemal Arkan olmak üzere Hindiba adlı grupla müziğe devam etti (2007). Grup üyeleri, Stüdyo Live konserleri ve bir yıla yakın bir süre Vodoo Bar'da sahne aldıktan sonra yollarını ayırdı.

2012 sonunda prodüktörlüğünü Reuben de Lautour'un yaptığı ilk solo albümü "Gökyüzü Masmavi" Babajim Records etiketiyle çıktı. Albümün ilk videosu Aylin Aslım'la düet yaptığı Dilek Tutmak şarkısına çekildi.

Gökyüzü Masmavi:

Aranjör: Genç Osman Yavaş ve Reuben de Lautour Kayıt: Zeynep Tünay, Başar Akönder, Baran Göksu, Saygın Özatmaca, Burçin Çileli Edit: Başar Akönder, Sinan Berksöz, Burçin Çileli, Emre Koçak Miks: Reuben de Lautour, Başar Akönder Mastering:Mahmood Sadeghi

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 250 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 88 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.