Göksu Göçhan

Göksu Göçhan

Çevirmen
6.3/10
16 Kişi
·
31
Okunma
·
0
Beğeni
·
24
Gösterim
Adı:
Göksu Göçhan
Unvan:
Çevirmen
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
232 syf.
·7/10
#okudum
.
Merhaba dostlar
.
Amatka, İsveç edebiyatından bir distopya. Bilinmeyen bir zamanda, bilinmeyen bir yerde, eski dünyadan gelenlerin kurduğu beş koloni vardır. Başkent okarak görülen Essre'de yaşayan Ajna, hijyen malzemeleri kullanımı konusunda araştırma yapmak için Amatka'ya gönderilir
.
. .
İnsanların, dünyalarındaki her şeyi isim vererek var ettikleri bir dünya bu. Mesela kaleme belli aralıklarla "kalem" demek veya her şeyin üzerine isimlerini yazmak gerekiyor. Yoksa şekillerini kaybedip balçık gibi bir şeye dönüşerek bozuluyorlar. .
İnsanların yaşam, üreme v.s. şartları Mülksüzler'i, koloniler ise Açlık Oyunları 'nı çağrıştırdı biraz. Fikir okarak iyiydi, dili akıcıydı, sürükleyicici. Fakat çok şey havada kaldı.
.
.
.
232 syf.
·2 günde·6/10
Arka kapak yazısından çok etkilenerek okumaya karar verdiğim Amatka, benim içim büyük bir hayal kırıklığı oldu. Yazarın kurgulamaya çalıştığı fikir bence harika. Dilin gücü ile nesneleri şekillendirebilmek? oldukça havalı. Tabii böyle yaratıcı bir fikri yazar ne yazık ki 'balçığa' çevirmiş.

Vanja isimli karaktere karşı okur olarak hep nötrüz, hatta kitaptaki tüm karakterlere nötrüz çünkü kitaptaki karakterler o kadar yüzeysel verilmiş ki hiçbirine ısınamıyoruz, kimsenin hikayesini tam anlamıyla öğrenemiyoruz ve sürekli bir yarım kalmışlık hissiyle boğuluyoruz.

Amatka, Vanja'nın merkez koloni Essre'den işi gereği Amatka'ya gitmesiyle başlıyor. Vanja'nın iş yerine yazıp gönderdiği raporlar sayesinde Amatka halkının hijyen alışkanlıklarını öğreniyoruz. Neyse devamında ne olduğunu değil de nelerden yakındığımı anlatayım. İlk 50 sayfa normal giderken devamında bir türlü olaylar gelişmiyor. Gelişse bile yazarın bunu etkileyici bir şekilde yapabildiğini düşünmüyorum. Evet bir şeyler oluyor ama kitaba girmekten o kadar uzağız ki ne anlayabiliyoruz ne tepki verebiliyoruz. Kurulan düzenin temeli yok, neden beş ayrı koloni farklı yerlere dağıldı, Vanja'nın yarım yamalak verilen geçmişi, eski dünyaya ne oldu..... Bir ton şey havada kalıyor. Ayrıca arka kapakta kitaba vurulmama sebep olan dil ile eşyaları şekillendirme olayı çok daha güzel , daha farklı, daha uzun işlenebilirdi. Keşke Karin ablamızın elinde harap olmasaydı demekten kendimi alamadım. Evet sayfa 200 küsürlere geliyoruz kitapta ara sıra bir şeyler oluyor ama yarım yamalak anlıyoruz tabii. Son bölümse tam bir curcuna her şey bir anda oluyor ve biz hiçbir şey anlamıyoruz. Zaten yazarın 'özgürleşen insan' dediği şeye verdiği şekil o kadar saçma ki offff anlatamıyorum derdimi bir türlü. Eğer son bölüm daha açık ve anlaşılır olsaydı kitaba puanım 7 olabilirdi.

Kısacası, yazar kafasında bir şeyleri kurmuş oturtmuş ama bunu yazısına aktaramamış hikayeyi bize yarım yamalak anlatmış. Kendi kafasında da olaylar net diye bizim bu hikayeden her şeyi anlamamızı beklemiş. Tabii böyle bir şey mümkün değil.
232 syf.
·4 günde·8/10
Farklı bir Fahrenheit ve 1984 harmanı olmuş. Amatka'da her şeyi dil ile inşa ediyorsunuz ve inşa ettiğiniz şeylerin varlığını sürdürebilmesi için de sayım yapmalısınız. Yoksa saymadığınız varlıklar balçıklaşarak yok oluyor.

İlk 50 sayfa barajını aştığınızda (ki bu benim bilimkurgu barajım) hikaye açılmaya başlıyor ve kendinizi o zaman kitabı anlamaya başlamış hissediyorsunuz.

Kitap bir yapışın ve bozuşun hikayesiydi. Vanja bir müjdeci olarak karanlığı aydınlatıyordu fakat her müjdeci gibi onun da bir çile çekmesi gerekiyordu. Dille inşa edilen dünyada ona yapılan müdaheleyle artık anlamlı sözcükler kuramaz hale getirilmişti. Çünkü onu bir isyancı veya devrimci ilan etmişti Amatka komününün yerlileri.

Amatka bilimkurgu bakımından 10 üzerinden 8'lik bir hikaye oldu benim için. Anlatı bakımından çok daha iyi olabilirdi. Betimlemeler daha çok artırılabilir ve kitabı daha iyi anlamamızı sağlayabilirdi.
232 syf.
·7 günde·5/10
Amatka canlı bir kitap. Bir eylem gibi değil, bir organizma gibi. Şekli olmayan, tek hücreli. Kıvranıp duran, akışkan bir lav gibi. Anlattığı karakterler gibi.
Tıpkı Le Guin' in Yerdeniz'deki ejderhalarının lisanı gibi, asıl kelimelerin anlamı ve büyüsünün önem taşıdığı bir koloni. Burası neresi bir muamma, ama Tanrı'nın "ol" dediğinde olduğu gibi kelimelerin yaratabildiği ve bir o kadar yok edebildiği bir yer. Aslında bunu var eden şey kelimeler mi yoksa o koloninin bulunduğu yer mi o da muamma. Nasıl dilerseniz öyle.
Ama insanların bu eylemden haberleri yok. Sadece komünün iyiliği icin nesneleri her zaman adlandırmak, etiketlendirmek zorundalar. Bunu yapmazlarsa nesnelerin yok olacağını biliyorlar, yaratma güçlerini bilmeden. Bu yüzden sürekli korkuyorlar, korkuyla yönetiliyorlar.
Peki birileri bundan vazgeçerse, özgür olmak için her seyin yok olması gerekirse? Amatka bunu cevaplamak istiyor.
Bir ilk kitap için fena olmasa da, boşluklarla dolu Amatka. Sizin yaratmanızı bekleyen bir kil gibi...
232 syf.
·4 günde·4/10
Olmamış Karin reyis. Olmamış bu kitap. Kapağındaki politik, karanlık bir distopya yazısına heyecan yapıp, bir de genç yeni yazarlara şans vereyim içgüdüsüyle aldıgım bu kitap maalesef beklentilerimi hiç karşılayamadı. Bunu yazarın henüz bu kulvarlarda yeni olmasına bağlıyorum zira kitapta geniş bir tecrübe eksikliği hissettim.

Konusuna gelirsek, Dünyada ileri bir zamanda herkes koloni modeli yaşamaktadır. Kadınmı erkekmi oldugunu bir türlü çözemedigim Vanja'da buraya gözlemci olarak gelir, geldiginin haftasında da yanında kalacagı ailedeki kıza aşık olur, bütün kariyerini işini gücünü mındar edip burada kalmaya karar verir çünkü hükümet bu koloniden birşeyler saklıyor, aslında sömürüyordur (ben öyle birşey göremedim gerçi, herkes işinde gücünde). Fakat bu dünyada tuaf şekilde bir nesneye ne diyorsak o hale geliyordur. Mesela bir nesneye kagıt dersek kagıt oluyor, çatal dersek çatal oluyor, bunu yapmazsak çamur gibi öz bir madde olarak kalıyor. Bu açıdan mantıksızda olsa bir özgünlük payı var aslında. Neyse Vanja ve yancıları bu hükümete iyice gıcık kaparlar, sonra bir takım olaylar olur, birşeyler değişir, finalde de herkes olaysız şekilde evlere dağılır ve kitap biter.
Çok kötü bir kitap degil fakat eksiği çok, artık bir dahakine :)
232 syf.
·2 günde·5/10
Beğenmedim. Bir türlü konunun toparlanamayışından tutundan da Vanja'nın amacını bir türlü gerçekleştirememesine kadar hep bir zorlama ile okudum diyebilirim. Bunun yanında ne Essre ne de Amatka'nın, daha doğrusu yaşadığımız distopya dolu bir mekan hakkında, şöyle dolu doluya bir mevzuat alamayışımız da ayrı bir problemdi benim için. Olay örgüsü hakkında birkaç şey söyleyebilirim ki;

Hijyen uzmanı Vanja, Amatka şehrine insanların temizlik adına ne tür malzemeler kullandığı hakkında bir rapor tutması için vazifelendirilir. Bu raporda bahsi geçen ürünler ise kozmetik, sabun gibi kimyasal maddelerdir. Fakat Vanja'nın görmesi gereken başka şeyler de meydana gelir. Amatka komününün, halkından yani sevgili kolonisinden sakladığı bir şeyler vardır. Bu durum Vanja ve taraftarlarını tedirgin eder. Tabii ki bir rapor tutma vazifesi başka bir boyuta dönüşür: Ajanlık.

Farklı bir bilim-kurgu kitabı diyebilirim bu esere. Ama ne bir gerilim ne de merak uyandırıcı bir şeyler var kitapta. Bir distopya türünde geçen Amatka eyaletinin baskıcı yönetimi, halkından her zaman disiplinli olmasını ister ve onları her türlü eşyayı isimlendirmekle görevlendirir. Ne tuhaftır ki işaretlenmeyen yani ismi yazılmayan herhangi bir materyal aniden erir ve balçığa dönüşür. Buna yanlış isim telaffuzları da dahil. Ve Vanja da bu işleri epey kavrar. Bazen zararlarını görse de.

Bir ders almamız mahiyetinde küçük bir maceraya çıkacağımız bu kısa roman, kurgunun tam oturmamış olmasından dolayı biz okuyucuları da epey üzecektir. Bazı noktalarda sevebilecekken, bazı zeminlerde Vanja'nın attığı adımlarla adrenalimiz bir üst seviyeye çıksa da ve yine baskıcı hükümetin koloni üzerinde yarattığı etkiyi daha iyi anlayabilecekken, genel anlamda zayıf bir tablo çıkması da ayrı bir olumsuzluk olabiliyor. Bunun içindir ki okurken, kitaptan tamamen soğutmayan fakat bunun yanında da şöyle güzel bir zevk alamayan bir yapıda olacağımız unutulmamalıdır. Saygılar...

Yazarın biyografisi

Adı:
Göksu Göçhan
Unvan:
Çevirmen

Yazar istatistikleri

  • 31 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 19 okur okuyacak.