Giriş Yap

Gottfried Leibniz

Yazar
7.9
80 Kişi
Tam adı
Gottfried Wilhelm von Leibniz
Unvan
Alman filozof, yazar
Doğum
Leipzig, Almanya, 1 Temmuz 1646
Ölüm
Hannover, Almanya, 14 Kasım 1716
Yaşamı
Leibniz, Gottfried Wilhelm (1646-1716); bir Alman filozofu, bilim dünyasının önemli sistemci düşünürlerinden biridir. Matematik, metafizik ve mantık alanlarında ileri sürdüğü yeni düşünce ve görüşleriyle tanınır. Leibniz, Leipzig'de doğdu. Babası buradaki üniversitede ahlak felsefesi dersleri veriyordu. Leibniz babasının ölümünden sonra okuldan çıkarak kendi kendini yetiştirmeye başladı. Tarihe karşı büyük bir ilgi duyuyordu. 8 yaşına geldiği zaman Latince'yi öğrenmişti. 12 yaşında ise Yunanca öğrenmeye başladı. Bir yandan da mantık bilimiyle ilgili kitaplar okuyordu. 15 yaşında Leipzig Üniversitesi'ne girdi. Almanya'da felsefe tarihinin kurucusu sayılan Jakob Thomasius'tan felsefe okudu. 1663'te Jena'ya giderek buradaki matematik bilginlerinden ders aldı. Leibniz, 25 yaşına geldiği sırada yayınlanmış birçok önemli eseri vardı. Bir ara politika ile ilgilendi, bu konuda da bazı eserler verdi. Politika çalışmaları hiçbir zaman Leibniz'in felsefe ve matematik alanlarındaki çalışmalarına engel olmadı. Leibniz 1672 yılında, 26 yaşında ileri modern matematik çalışmalarına başladı. Bundan 3 yıl sonra Isaac Newton'dan bağımsız olarak Calculus'un temel teoremini keşfetti (Fundamental Theorem of Calculus). Pek çok yıl Leibniz ve Isaac Newton taraftarları arasında kimin Calculus'u keşfettiğine dair bir tartışma olsa da şuan Leibniz ve Isaac Newton Calculus'un babaları olarak kabul edilmektedir. 1700'de görevini bırakarak Viyana'ya gitti, 1714'de kadar bu şehirde yaşadı. 1700'de bir davet üzerine, Berlin'e gitti. Berlin Üniversitesi'nin kurulmasını sağlayarak üniversitenin ilk müdürü oldu. 1711'de görevini bırakarak Viyana'ya gitti, 1714'e kadar bu şehirde yaşadı. 1712'de Leibniz'e baron payesi verildiyse de dört yıl sonra Hannover'de öldüğü zaman fakir bir adam gibi gömüldü. Onun arkasından ağlayan tek adam olan, arkadaşı J. G. von Erckhart, sonradan yazdığı hatıralarında bu cenazeyi, 'ülkesinin şerefini temsil eden bu adam, bir dilenci gibi toprağa verildi' cümlesiyle anlatmıştır. Leibniz'in Felsefesi Leibniz, 17.yüzyıl filozoflarının çoğu gibi, felsefesinde Descartes'in töz kavramından hareket eder. Leibniz'e göre dünyanın, varlıkların temelinde 'monad'lar (tek tek varlıklar, bölünmez özler) vardır. Monadlar kendi kendilerine hareket edebilen, algılayabilen temel varlıklardır. Yalnız monadların özü 'kuvvet' olduğu için, ne bir şekli ne hacmi, ne parçaları vardır. Monadları özü 'edim' (faaliyet) olan ruhsal noktalar gibi düşünmek gerekir. Bundan dolayı monadlar, kendi kendilerine harekete geçerler. Onları, Demokritos'un, maddecilerin atomlarından ayıran husus, maddesel olamamaları, kendi kendine hareket edebilmeleridir. Monadların her birinin edimi, geçmişin sonucu geleceğin belirleyicisidir. Leibniz'e göre monadlar önceden belirlenmiş bir düzen içinde bulunurlar. Buna önceden düzen kuramı denir. Leibniz düşünce sistemine göre düşünce ilkeleri, genel fikirler, insan zihninde bir istihdat olarak bulunur, tecrübeyle gelişir. Leibniz 'Theodizee' adındaki eserinde, içinde yaşadığımız dünyanın, dünyaların en düzenlisi, en mükemmeli olduğunu söylemiştir. Leibniz'in bu görüşü Voltaire'in 'Candide' adındaki uzun hikayesinde gülünç hale getirilmek istenmiştir.

İncelemeler

Tümünü Gör
136 syf.
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Leibniz’in Tanrısı
Leibniz, bu kitabıyla bilincimizdeki inanç mekanizmasının işleyişini rasyonel zeminde ele almaya çalışarak, ruh ve akıl arasındaki ilişkiyle Tanrı’ya atfedilen nitelikleri gerekçelendirmeye çalışmıştır. Leibniz’in temel hareket noktası olan Monadları, bir nevi alemin ruhsal yapı taşları olarak tanımlayabilirz. Zihin=Akıllı Ruh. “Mükemmeliyet, sınırları ve hudutları bir yana bırakılarak ele alındığında, bir şeyin içerdiği pozitif gerçekliğin büyüklüğüdür. Dolayısıyla sınırların olmadığı yerde, yani Tanrı’da mükemmeliyet mutlaken sonsuzdur. Yine buradan, mahlukattaki mükemmeliğin Tanrı’nın nüfuzundan, kusurlarının ise sınırsız olmayan kendi doğalarından kaynaklandığı sonucu çıkar. Nitekim mahlukatın Tanrı’dan ayrıldığı nokta burasıdır. Mahlukattaki bu kökensel kusurluluk, cisimlerdeki doğal atalette belirgindir.”
Reklam
186 syf.
·
Puan vermedi
Tanrı varsa kötülük nereden geliyor, yoksa iyilik nereden geliyor? Kötülüğü tanrısal kayraya karşı bir kanıt olarak gösterenleri çürütmek üzere yazılan Theodicee'de Leibniz dünyamızın olanaklı dünyaların en iyisi olduğunu ileri sürer. Ayrıca Theodicee, Leibniz felsefesinin bütün yönlerini barındıran biricik yapıttır. İnanç ile usun doğruluk bakımından sorgulanması, insan özgürlüğünün tartışılması, tanrısal adaletin irdelenmesi, çağın önde gelen felsefe sorunlarıyla, filozoflarıyla hesaplaşmalar, monadlar öğretisi, önceden kurulmuş uyum düşüncesi bu yapıtın içerdiği konulardan bazıları.
168 syf.
Monad.. Leibniz'in monadi felsefe terminolojisinde sanırım arkenin yerini almaktadır. Kant felsefesinde ise numen olarak ele alınabilir kanaatimce. Monad doğal yapı taşı olan ana nedendir. Çevremizde gördüğümüz her şey esas itibari ile monadlardan oluşmaktadır. Monadların bileşik oluşturması ise şeyleri ve fenomenleri oluşturur. Monad parçalanamayan özdür. Dolasiyla monad asla değişmeyecek tözdür. Monadların bir araya gelmesi ile farklı şeyler meydana gelir. Farklı şeylerin ölmesi, değişmesi monadların özünü yok etmez. Yok olan şey monadların oluşturduğu biçimidir ona göre. Monadlar aynı zamanda sabırltlik ilkesi ile sınırlanamaz. Herakleitos felsefesinin izlerini Leibniz'de de görmekteyiz. Ona göre monadlar sürekli şeyleri oluşturup değiştirmekte. Yanisi durağan değillerdir. Monadların özünü ise Tanrısallıkla ele alır. Ona göre monad tanrının yansimasi sanırım. Bundandır ki değişmeyen tek şey monadlardır diyor. Bu İslam felsefesinfe vahdet-i vucud anlayışına da tekabül eder. Leibniz'e göre evren mükemmeldir. Çünkü evreni oluşturan monadlar arası uyum aşkın bir birlikteliktir. Bu uyumu aşacak herhangi bir uyum yoktur. Böylesi bir uyumun oluşabilmesi için de yegane bir kudretin varlığı söz konusudur. Elbetteki bu varlık Tanrıdır. Tanrının varlığı ise mutlaktır. O değişmeyen değiştirici ve sekillendiricidir. Mutlaklik özelliği sadece ve sadece tanrıya mahsus bir olgudur. Ona göre değişim ve şekillendirme sadece tanrıya mahsus bisey değildir. Yaratılmış olan insan ruhu da şekillendirici değiştirici ve bozucu olabilmektedir. Lakin insan ruhunun bu edimleri mutlaklik düzleminde ele alınamaz. İnsan ruhu sınırlı olduğu için edimleri de sınırlı olmak zorundadir. Dolayısıyla mutlak değildir. Sonuc itibariyle tanrısal mutlaklığı bu şekilde ele almış diyebiliriz. Batı felsefesinin 'sufilerinden' olan Leibniz ilahi aşka çok önem verir. Ona göre ilahi aşkı bulan kişi var olabilecek en büyük hazlara da mazhar olmuştur. Stoa felsefecilerinin uygulamalari ile elde ettikleri hazlara gönderme yaparak bunların gereksiz olduğunu dile getirir aynı zamanda. İlahi aşk ona göre tanrıya duyulan güvendir. Bu güven bile başlı başına bir haz kaynağıdır. Çıkar gozetilsin ya da gözetilmesin.. Üretken bir yazar olmakla birlikte eklektik bir ürün verdiğini söyleyebiliriz. Kitabın hatırı sayılır düzeyde daha önceki düşünürlerin fikirlerini görebilirsiniz diye düşünüyorum. Çok fazla düşünce ele almamış kanaatindeyim. Çünkü kitabın geneli monadin anlaşılması üzerinedir. İlk bölümlerde fikirleri tam anlasilmamis ki bazı durumlardan ötürü Leibnize mektuplar gelmiştir. Leibniz tarafında yanıtlanan mektuplarda ele alınan düşünce özelde ele alınmış ve tanitlanmaya çalışılmıştır. Kitabın bir bölümü mektuplardan oluşuyor anlayacağınız üzere. Dikkatimi çeken bir diğer argüman ise bu adam baya nazik, kibar biri. Özellikle mektuplari cevaplarken başlangıç kısımları oldukça hoş ve kibirden uzak bir tavırla ele alınmış. Dili çok üst düzeyde ağır bir dil değil.. Lakin anlamak için bazen insanın bir pasajı dahi olsun defalarca okuduğu oluyor. İyi okumalar /Esenlikle
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42