Gül Yılmaz

Gül Yılmaz

Çevirmen
8.7/10
1.493 Kişi
·
7.776
Okunma
·
0
Beğeni
·
169
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
160 syf.
Kitabı uzun zaman önce okumama rağmen Karakterlerin isimleri bile hala aklımda. Bir çırpıda okunabilecek kısa ama etkileri uzun insanı derinden etkileyen cinsten. Kitabı okuduktan sonra da Robin Williams'ın başrolde olduğu filmini izlemiştim. Filmi de kitabı da harika şiddetle tavsiye ediyorum.

Bir grup lise öğrencisinin okullarına yeni gelen edebiyat öğretmeni ile beraber hayatlarının değişimini konu alır.

Kitap başlarda klasik bir hikaye gibi gelsede aslında öyle değil. Bir grup lise öğrencisinin hayatı ve okula yeni gelen öğretme yöntemleri tuhaf ama etkili olan bir öğretmenin öğrencilere farklı bakış açıları kazandırmasını ele alıyor. İyi ama bu klasik bir hikaye bunun vurucu, farklı, özgün yanı nerde diyecek olursanız. Sadece bakış açıları değişen öğrencileri anlatmakla kalmıyor bu değişikliğin bedellerini de çarpıcı bir şekilde anlatıyor.

Başta da belirttiğim gibi şiddetle tavsiye ediyorum. Her öğrencinin ve eğitimcinin okuması gerekir diye de düşünüyorum.

Keyifli okumalar..
160 syf.
·Puan vermedi
Toplumda kabul görmüş normların ve kemikleşmiş zihniyetlerin sınırını zorlayan, derinine inilirse kafamızdaki at gözlüğünü çıkartıp atan, özgür ruhlu bir eser.
158 syf.
1930'lu yıllarda Avustralya yerlilerinin(aborijin) sağlıklı olan çocukları esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmaktadır. Aslında kaçırılmışlar. Kaçırılan bu çocuklar bir köle kampına götürülüyor ve oradan zengin ailelere hizmetçi olarak satılıyor. Kaderlerine boyun eğmek durumunda kalan çaresiz çocukların arasından üç küçük kız çıkar ve bu üçü bu zulme boyun eğmemek için el ele vererek kendilerinden beklenmeyecek bir cesareti gösterirler ve bu kamptan kurtulmaya karar verirler. Tavşanları uzaklaştırmak için kilometrelerce set edilen çok uzun bir çiti (Bu yüzden bu kitaba da filmine de "tavşan çiti" de denir) izleyerek ilerleyen bu minik kızlar özgürlüğe giden yolu denerler.

Doris Pilkington Garimara bu kitabında gerçek bir hikayeyi kaleme almıştır. Yazarın bir kadın olması sebebiyle olsa gerek; kitaptaki anlatım tarzı duyarlı bir insan/yazar üslubu ile birlikte bir anne şeffati ile kaleme alınmıştır.
Bu kitap daha sonra Phillip Noyce'un yönetiminde sinema filmi olarak düzenlenip sahnelendi. Çok dokunaklı bir film olmuştu gerçekten. 2003'te Kıbrıs'ta iken kardeşimle bu filmi bir internet sitesi üzerinden seyretmiştik.
Filmi izleyenler de bilir ki kitaptan çok bu kitabın filme dönüştürülmüş hali insanı derinden etkiliyor.
Kitap severler kızmayın ama siz de kitaptan çok filmden etkileneceksiniz!
160 syf.
Ülkemizde eğitim sisteminin, öğretmenin, velinin, öğrencinin sorgulandığı bu dönemde (gerçi her dönemde var ama son yıllarda aşırı bir bozukluk mevcut) bu kitabı okumak herkese iyi gelecektir. Sistem açısından bize vereceği detaylı bir bilgi yok bu kitapta ama eğitimcinin ve eğitim kurumlarının(dolaysıyla sistemin ama genel bağlamda) insana bakışının nasıl olabileceği ile ilgili fikir veren güzel bir eser.
Filmi de en az onun kadar güzel.

Özgür ve can sıkıcı olmayan bir eğitimin öğrencileri olumlu yönde etkileyeceğinin güzel bir örneği. Bu kitapta uygulanan eğitim tarzını ülkemizde uygulamak oldukça güç olacaktır. Zira alt yapısı olmayan ve neyi amaçladığı belirsiz bir ucube sistemimiz var. Ama en azından öğretmen ve öğrenci bu tarz bir yaklaşımı (kitapta kaleme alındığı gibi) sergileyerek eğitimimizdeki sıkıcı ve despot yönlerinin etkisini en alt seviyeye çekebilir. Bu da olmazsa en azından aşağı yukarı doğru bir uygulamanın nasıl olduğunu öğrenmiş olursunuz bu eser sayesinde.

Ayrıca içinde çok güzel (kimi zaman düşündüren, kimi zaman entellektüel, kimi zaman güldüren...) sohbetlerin olduğu bir kitap!

Çoğumuz bu kitabı okumuşuzdur ya da en kötü ihtimal filmini izlemişizdir. Bu yüzden sizi çok sıkmadan burada bitireyim sözlerimi.

Bir sinema tutkunu olarak filmi de alın izleyin derim!

Saygılar.
160 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Eğitim sistemi.. Konu başlığı bu olunca herkesin söyleyecek onlarca şeyi var. Yok efendim sistem mi varmış, böyle mi eğitim olurmuş, çocuğa böyle mi bir şey öğretilirmiş,eğitimciler eskisi gibi değilmiş, mışta mişte.. Herkesin şikayetçi olduğu ama bir türlü elini taşın altına koyup şikayetçi olduğu şeyi değiştirme amacı gütmediği, değiştirmeye çalışana da bir etiket yapıştırıp arkasından konuştuğu kısaca herkesin konuşup kimsenin yapacak bir şey bulamadığı eğitim sistemi..

Şimdilerde eğitim alan bir birey sonrasında ise eğitimci olacak benim bu konuda söyleyecek onlarca şeyim var ama söylemem gereksiz,boşuna,zaman kaybı. Şimdi çoğumuz çevçevenin içinde bulunan resimleriz . Hepimiz sadece kendimizden haberdarız. Ama asıl güzellik çevrenin içinden değil dışından bakıldığında.. Kitapta aynı bunun gibi. Baktın bir şey göremiyorsun yer değiştir yeterli gelmedi mi yeniden yer değiştir. Görebilene kadar aradığın şeyi görüş açını sürekli değiştir. Hem ne kadar çok yerden bakarsan o kadar fazla güzellik görürsün.

Kitabı öneririm dostlar. Herkese hepinize. Öğretmen olana, olmak isteyene.. ebeveyn olana, olmak isteyene.. Herkese..

Keyifli okumalar.: )
158 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Filminden çok daha güzel olan bir kitap daha. Beğenerek izlemiştim filmini ama kitabı okuduktan sonra kesinlikle film iyi yapılmamış.
Aborijinler ve yaşamları üzerine yapılan soykırım ve asimilasyon politikalarını sade bir dille anlatmış.
160 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Öğrencilerin adeta robot muamelesi gördüğü bir lisede, okula yeni bir İngilizce öğretmeni gelmesiyle kalıplaşmış yaşamlarda yeni kapılar aralanır. Ölü Ozanlar Derneği adı altında bir grup genç gizli bir mağarada toplanıp, ölü ozanların şiirlerini okurlar. Zamanla adeta gözleri dünyaya başka gözlerle bakmaya başlar.
Son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan biriydi. Okumayan çok şey kaybeder. "Carpe Diem" Günü yaşayın, hayatlarınızı olağanüstü kılın...
160 syf.
·79 günde·Beğendi
Filmini de izleyenler bilir, okuyanlar da keza...

“Carpe Diem”
birçok anlama gelebilir hayatla ilgili. Ama en önemli şu anda varlığımızın farkında olmaktır...

YAŞIYORSUN BU HAYATI BE diyenler vardır etrafımızda hepimizin, ama bu yaşamak öyle; yemek yemek su içmek sevişmek işe gitmek uyumak ile alakalı değil, şu anda, şu saniyede, her nefes alıp verilişin farkında olarak yaşamaktan bahsediyorum.

Bir sürü ses vardır beynimizde bize yol gösterme cüretinde bulunan eş dost akrabalarımız. Susarız, kıramayız, aman benden büyüktür deriz susarız... kendi kendimize konuşur ve sonra büyük bir “keşke” deriz.

Demeyin... kendi fikirlerinizi söyleyin, HAYIR deyin! Ben bunu böyle istemiyorum. Bazen zor olacaktır bu evet, bazen yeri değildir ama ne olursa olsun kendi kazdığınız çukura düşün başkasının engeliyle yıkılacağınıza. Sanattan, sorgudan, meraktan da vazgeçmeyin....


NOT: FİLMİNİ DE MUTLAKA İZLEYİN.
160 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Ölü Ozanlar Derneği romanı, herkesin mutlaka okuması gereken eserlerden biri. Dili, sade ve anlaşılır. Konusu ve verdiği mesajlar ile etkileyici bir klasik.

Kitabın konusu; İngiltere’de 8taşrada zengin ailelerin çocuklarının okuduğu disiplinli bir okulda geçmektedir. Okulun ismi Welton Akademisidir. Bu akademiye Keating adında bir ingilizce öğretmeni gelir. Keating sıra dışı birisidir, dersleri ve fikirleri 7 öğrenciyi çok etkiler. Bu 7 öğrenci, onun bu okulun eski bir öğrencisi olduğunu ve Ölü Ozanlar Derneği isimli gruba üye olup okuldan atılmış olduğunu öğrenirler. Kendileri de bu derneği tekrar canlandırmaya karar verirler. Böylece ara ara okulun dışında bir mağarada toplanırlar ve şiirler okurlar.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 7.776 okur okudu.
  • 112 okur okuyor.
  • 3.223 okur okuyacak.
  • 46 okur yarım bıraktı.