Gülsüm Aldemir

Gülsüm Aldemir

Çevirmen
8.0/10
2 Kişi
·
2
Okunma
·
0
Beğeni
·
13
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
288 syf.
·3 günde·8/10
Suudi Arabistan’ın bu kadar gündemde olması bu kitabı okumamı teşvik etti. Ülkenin kurucusunu tanımak istedim. (Henüz okumadığım) diğer bir kitabı ülkemizde çok daha meşhur olan yazar, bu biyografiyi kaleme aldığında S.Arabistan’ın kurucusu henüz hayatta imiş. İbn Suud’un hayatının en hareketli otuz yılını ve bir devletin kuruluşunu okurken Arapları ve Vehhabiliği daha yakından tanıyor, o dönemde yaşananları daha iyi anlıyorsunuz. Daha önce gerçek anlamda bir devletin kurulamadığı Orta Arabistan’dan çıkan bir liderin azmiyle, sabrıyla, çalışkanlığıyla (Birinci Dünya Savaşı ve sonrası şartları da değerlendirip) birçok badire atlatarak bunu nasıl gerçekleştirdiğini okuyorsunuz. Armstrong, hayatını yazdığı İbn Suud’u yaptığı bir ziyaret sırasında tanıyan bir İngiliz subayı. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusuna esir düşmesinin etkisiyle olsa gerek, Türkleri pek sevmediği kitaptan anlaşılıyor. Kitapta Lawrence’in Şerif Hüseyin’in önemini azaltıp İbn Suud’u önemsiz göstererek İngiltere’yi yanılttığını ifade ediyor ve İngiltere ile irtibatını defalarca dile getirdiği bu kitapta, İbn Suud sanki İngiltere’ye rağmen kral olmuş izlenimini veriyor. Bu sürükleyici biyografiyi Muhammed Esed’in beni çok etkileyen eseri Mekke’ye Giden Yol’dan sonra okumanın daha verimli olacağını düşünüyorum.
288 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Bu kitabı okumaya başlamadan önce yazar hakkında biraz bilgi sahibi olunmasında fayda var. Yazarın maceralı hayatı kalemine de işliyor. Türkiye de daha çok Bozkurt Mustafa Kemal kitabıyla tanınıyor. Yaşam öyküsü anlatıldığı için buradaki bilgilerin başka kaynaklarla birlikte karşılaştırılmasında fayda var. O doğrultuda yazar H.C.Armstrong'un kişiliği, yaptıkları, yaşayışı, görevi ve bulunduğu yerler bilinirse kitap daha da iyi anlaşılabilir.

Yazar kitabın giriş bölümünde, yaşayan birisini anlatırken yaşadığı zorluklara değinir. Avrupalı okurların Doğu'ya, Doğu'nun da Batı'ya bakış açılarını irdeler. İki taraf arasında bulunan zıtlıklar tam anlaşılmayabilir şeklinde ifade eder. Çünkü Batı'da çok eşlilik suç ve hapis cezası ile cezalandırılırken, Arap yarım adasında ise normal karşılanır. Aynı şekilde zina konusunda yaşanan farklılığa değinir.

H.C. Armstrong, İbn Suud hakkında bu kitabı yazarken karşılaştığı en önemli sorunun, yeterli kitap, dergi, belge olmamasını özellikle vurgular. Ama iki isimden bahsetmeden geçmez. Bunlar: John Philby ve er-Reyhani'dir. Armstrong sadece yazılı değil sözlü çalışma yoluyla da bu kitabı oluşturmuş.

Yazar kısa bilgilerle önce Arabistan'ın fiziki ve coğrafi yapısını okuyucuya anlatır. Daha sonra ailenin şeceresi hakkında bilgi verir.

İbn Suud'un hayatından kesitler sunuluyor. Babasının gölgesinde geçirdiği çocukluğu, evliliği, gençliği; sonraki zamanda liderliğe giden yolun içindeki düşünceler, onu olgunlaştır. Bunları geçişler halinde kısaca anlatıyor. Aile hayatı dışında kabileler arası çatışmalar, birlikler, ayrılıklar da yer alıyor.

Armstrong bunları anlatırken de, ibn Suud'la tanışmasının ve görüşmesinin etkisi ile Suud'u yere göğe sığdıramaz. Bunu yapabilir, büyük, güçlü vb. ifadelerle Suud'u yüceltir.

İbn Suud'un Türklere olumsuz bakış açısını, hem tarihi hem de dini açıdan yansıtır. Osmanlı, Arap yarımadasında sadece kıyı bölgelerinde varlığını sürdürürken bunu da o bölgeler de bulunan güçlü aşiretler yoluyla gerçekleştirir. Bunlar zamanla Osmanlıya da başkaldırırlar ama İngilizlerle ise işbirliği içine girerler. İbn Suud'la İngilizleri birleştiren nokta da burada ortaya çıkıyor: İngilizlerin Hindistan yolunu garanti altına alacak bir yapı içine girmesi; İbn Suud'un da Vehhabi inancı eşliğinde güçlenmeye çalışması.

Kabile yaşantısından bir devlete giden yolun kumlu, tozlu, taşlı yolları anlatılıyor. Suudi Arabistan devletin kurucusu ve ilk kralı Abdülaziz İbn Suud'un yaşam öyküsü.

Kitap Vehhabilik düşüncesine çok değinilmeden siyasi ayağı anlatılır. Kabileler arası çatışmalar, çekişmeler, anlaşmazlıklar; gün içinde değişen ittifaklar, sürekli değişen köyler, dini yapılanmadan çok siyasi ve çıkar üzerine dayanmaktadır.

Sonuç olarak şunu diyebiliriz: Arap yarım adasında dünden bugüne değişen çok fazla bir şey yok. Dünkü tutumlarının aynısını - sadece zaman değişmiş- bugünde devam ettiriyorlar. Birlik, beraberlik ya da kardeşlik (ihvan) sadece sözde kalıyor. Kabile unsuru (güç, şatafat, büyüklük, hakimiyet), dinsel unsurların (mümin, kardeşlik vb.) üzerinde olmaya devam ediyor. Eğer bugün Suudi Arabistan ile komşuları arasında (Arap oğlu Arap olsa bile) sorunlar devam ediyorsa, bunun da kökeninde bedevilik ya da kabilecilik olgusu yer alıyor.

Kılıcın gölgesinden (bugün silahın) korkan kabileler uyumlu bir şekilde varlıklarını sürdürmeye devam ediyor. Ama şartlar değiştiğinde yarın ne olacağını da kimse bilemez.

İbn Suud, dağınık bedevileri bir araya toplayıp, bunlarla işbirliği yaparak ve zor olanı başararak bir devlet kurar. Yıllar süren mücadeleden sonra hem kendini hem de siyasi- dini düşüncesini o coğrafyaya kabul ettirir. Türklerden ve Şiilerden nefret eder ve zorunlu olmadıkça bir araya gelmek istemez. Bu nefret unsuru hala varlığını sürdürmekte. Sadece, değişen şartlar doğrultusunda ekonomik gücün verdiği rahatlıkla bazı duygulara ket vurulmuş. Ama İngilizseverdir. Onların gücünü, desteğini unutmaz.

Yazıldığı dönem itibarıyla (1934 yılında ilk baskısı yapılmış) özellikle İngilizlere Arap yarım arasında kurulan bir Arap devletini anlatması bakımından önemli bir kitap.

Notlar:

++ Sayfa 57 / Not: İbn Suud'un Arabistan'ı fethini gösteren harita için 279.sayfaya bakınız. Bu harita bu kitabın 282. sayfasındadır. İngilizce baskısında ise 279.sayfada. Tercüme edilirken buna dikkat edilmemiş.
++ Tercüme edilen bu kitap hangi yıl yayımlanan kitaptan tercüme edildiğine dair bir not yok.
++ 1934 tarihli kitabın ilk baskısında dizin kısmı da mevcut. Tercüme edilirken bu kısım atılmış. Bu kısım özellikle araştırmacılar için çok önemli bir sayfadır.
++ 1934 tarihli ilk baskıda yazarın yararlandığı kaynaklar belirtildiği halde, tercüme de bu kısımlar atılmış. Kaynakça kısmı da önemli.
++ Kitabın 'Teşekkürler' kısmı da yine tercüme de atılmış.
++ Kitabın yazarı hakkında biraz bilgi verilseydi daha iyi olurdu.
++ Bu kitap 18-23 Nisan 2019 tarihleri arasında okunup, inceleme yazısı ise 25 Nisan 2019 tarihinde siteye eklenmiştir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Gülsüm Aldemir

Yazar istatistikleri

  • 2 okur okudu.
  • 7 okur okuyacak.