Güray Tezcan

Güray Tezcan

Çevirmen
8.4/10
35 Kişi
·
88
Okunma
·
0
Beğeni
·
1
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
400 syf.
·Puan vermedi
Hayvanlara yönelik eziyetin çoğu dişi hayvanlara uygulanır. Gün itibariyle çoğu endüstride erkeğe gerek yoktur; ama doğurgan hayvanlar olmadan hayvansal ürünler imkansızdır! Yumurta için kafese hapsedilmiş tavuklar yeterlidir, süt için sürekli “yapay dölleme” adı altında tecavüz edilerek hamile bırakılacak inekler yeterlidir. Adams, dişi hayvanların sırf dişi olması yüzünden sömürüldüğünün altını çizer, göğüslerindeki sütün yavrularına besin olacağı yerde bize “musluk” olmasını eleştirir. Bir dişiyi alıkoyarak elde edilmiş protein, dişilleştirilmiş proteindir. Proteinin tahıldan alınacağı yerde tahıl yemiş ineğin vücut parçalarından alınması da proteini hayvanlaştırdığımızı gösterir.
400 syf.
Kadının bedeni bir et idi ve erkek ona sahip oldu. Onu baharatlarla çeşniledi. Onu menisiyle aşağıladı. Kadının kokusu güzeldi, ağzını sulandırıyordu erilin. Tuzu eksikti biraz öyleyse onu dövüp biraz gözyaşı ile tadına tat katmak gerekliydi.
Eti keserken de aslan payını kendisi önüne çekti evin reisi. Etin sunumunu güçlendirmek için bile olsa bir tutam maydanozdan tiksinmekti onun babadan kalan mirası. Et içindi hepsi. Hangi etin masaya daha önce geldiğinin bir önemi yoktu. İkisi de bir dişi idi birisi yaşarkan ölüydü diğeri ölmek üzere kontratlı doğurulmuştu.
Boy boy posterler, reklam afişleri hazırladı etçiler. Ölü hayvanların uzuvları kadınların birer organlarıydı. Parsel parsel bölünmüştü evladından sütü için ayırılmış annenin bedeni. Modern hayvancılık adında defalarca tecavüze uğramıştı o anneler. Günde 150 litre tükürük ürettiler de yine de etleri için akan salyalarla yarışamadı Simmental'ler.
Ot yiyene kadın dendi, vicdanlıydı kadınlar çünkü. Anneydiler ne de olsa onlar. Erkek neydi peki? Hanelere birer Hitler mi gerekiyordu da birisinin bu role soyunması gerekmişti. Ot yemek kadınlıktıysa; ot, tahıl, buğdağ, pirinç yerdik analardan doğmuş birer ana yavruları olarak.
Gezegenin büyük kısmı veji tüketiyordu, kendi türü de dahil insanın. Tembelliği seçti ve GIS kanserleri tavan yaptı et için politika yaratan kapitalist porno tacirlerinin hastanelerinde.
Pilav yedik, kadınlara güvendik. Sağlık ve merhamet için oruç tuttuk kültürel lanetimize...
Oğuz Beyiniz
400 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
erkek egemen kültürün kadınlar üzerinde kurduğu tahakkümün insanın hayvana kurduğu tahakkümden bağımsız olmadığını bu iki ilişkinin köklerinin aynı olduğunu savunan kitap.

''et yemek erkek iktidarının her öğünde yeniden ilan edilmesidir.''

meselenin dil boyutuna dair önemli açıklamalar barındırıyor.
ölümden sonra inekler biftek, külbastı, hamburger; domuzlar pastırma ve sosis olur. nesneler birilerinin mülkü olduğuna göre, onların herhangi bir mülkiyeti olamaz; dolayısıyla ''kuzu budu'' ya da ''tavuk kanadı'' deriz, ''bir kuzunun budu'' ya da ''bir tavuğun kanatları'' demeyiz.

daha çok yazarım ama siz okuyun.
400 syf.
·10/10
carol adams'ın yazdığı müthiş eser.

günümüzde kentleşme sürecini tamamlamış ve tamamlamakta olan ülkeler başta olmak üzere tüm dünyada oluşturulmuş sistemin temel işleyişi, demokratik feodal, ataerkil toplum düzenidir.

ve bu ''yeni'' toplum düzeninde erkeğin kadına ''sahip olması'' mantığı kadar erkeğin(insanın) dişi hayvana egemen olması süreci ele alınıyor. cinsiyetçilik ve türcülük üzerine muazzam bir eleştiridir erkek egemen mantığa karşı.

yediğimiz yumurtanın, içtiğimiz sütün, genellikle yediğimiz etin kaynağı dişi hayvanlardır. ve endüstrileşmeyle birlikte doğurgan ve üretken olan dişi hayvanlar üzerinde kurulan egemenlik öylesine acımasızdır ki erkek hayvan dahi yok sayılmakla yüz yüzedir.

kitapta şöyle bir bölüm var ki kitabın özeti gibi parlıyor oracıkta; '' (..) pornoda parça parça tüketilen kadın bedeni ile sofrada parça parça yenen hayvan bedeni arasında her ikisinin de özünde sömürülmemesi gereken varlıklar olduğunu yadsıyan erkek egemen zihniyet vardır. erkeklik inşasının bir kısmı et yemek ise, bir başka kısmı da ötekileştirilmişlerin bedenlerini denetim altında tutmaktır."

kadına yönelik şiddet ve biz erkeklerin ekseriyetiyle kadının sahibi değil eşi olduğumuzu kavrayamayışımızdan kaynaklı hastalıklı davranışlar olağanüstü şekilde işlenmiş durumda. evet erkeği bu sınırlı karakter haline başta belirttiğim oluşturulmuş olan sistem getiriyor. ancak yaşamın direnmek olduğunu hatırlayarak kadının 'eşiniz' yani 'Denginiz' olduğunu ve sahibi olmadığınızı her an her yerde hatırlamanız ümidiyle erkeklerin okumasını salık verdiğim nadide kitap.
400 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
https://goo.gl/images/NRtR5R
https://goo.gl/images/kW1pGt
https://goo.gl/images/txbUkr
https://goo.gl/images/9298sN

Simgesel güç veren et ile beslenen erkek ataerkinin kadın cinsiyeti hakkındaki görüşüne kısa birkaç örnek oluşturan yukarıdaki görsellere bir göz atmanızı isterim.
İtiraz etmeden önce Zeus ve Metis hakkındaki efsaneyi bilmiyorsanız bir okuyun derim. Zira Metis' e cinsel açlık duyan Zeus' un onu mideye indirmesiyle ilgili.
Kitapta kayıp gönderme sistemi yoluyla zulmün görmezden gelindiği anlatılmış. Kayıp göndergeyi bir örnekle açıklamak isterim sofrada tabağınızda soslarla baharatlarla harmanlanmış eti bir zamanlar yaşayan birisinin bedeninden bir parça değil de yemek olarak görmeniz bir kayıp gönderge haline getirir onu.
Kendisi de uzun bir insanlık tarihi boyunca aşağılanmış, küçümsenmiş, damızlık veya hizmetçi gözüyle bakılmış yukarıdaki görseller dikkate alındıgında hala da öyle görülmeye devam ediliyor olan kadının başka birisine olan zulme gözlerini kapatmaması gerektiği fikrindeyim. Kitapta çok daha geniş ve ciddi bir kaynakça ile bundan bahsetmekte biraz.
Daha fazla şey yazmak isterim ama çok geniş kapsamlı bir kitap olduğu için toparlayamıyorum.
Herkese tavsiye ederim.
400 syf.
·Beğendi·10/10
Erkek egemen toplumun kadına yönelik baskısını dişi hayvanlar gözünden irdelemiş bir kitap . Okurken sütün , yumurtanın , pastırmanın vb bütün hayvansal ürünlerin nereden geldiğini sorgulatıyor. Ve bu konulara hassasiyetiniz varsa kendinizi veganlık ve vejetaryenlik araştırmaları yaparken bulabilirsiniz . Son olarak “pilav ye , kadınlara inan “
400 syf.
·77 günde·Puan vermedi
Pilav yiyin kadınlara inanin. Pilav yemek kadınlara inanmak demektir. Kitap çok fazla alinti yaptığında beni sıkmış olsa da içindeki bilgiler altın değerinde . Et yemeyi bırakın vicdanınız rahatlasın. Daha sağlıklı beslenin
Kütüphaneye iade etmek zorunda olduğumdan yarım bıraksam da yaklaşık 4/5'ini okuduğumdan kitap hakkında da çok yorum yapılmamışken birkaç cümle yazabilirim diye düşündüm.
İlk bakışta birbiri ile çok da ilişkisi yokmuş gibi görünen konular olan feminizm ve veganlık arasında kurmayı başardığı ilişki cidden kayda değer. Bağlantının esas temeli olan 'kayıp gönderge' kuramı ise sadece et-hayvan ilişkisinde değil hayatımızdaki başka pek çok alanda da etkisini gösteriyormuş onu fark ettim. (Kısaca ifade etmek gerekirse bahsi geçen kavram, mesela önümüzdeki yiyeceğe 'dana' yerine 'et' diyerek onun bir hayvan olduğuna ilişkin bağlantıyı zihnimizde kopardığımız ve kelimelerin gücüyle et ile danayı birbirinden bağımsız varlıklar olarak algılamamızdan bahsediyor) Günümüzde belgeseller konuyla alakalı görsel veriler sunduklarından etkileyicilikleri bir kitaba göre oldukça yüksek olsa da Carol J. Adams da kitabı için gerek cümleleri ile gerek de kullandığı reklam afişleri vb görseller ile kitabını zihinde daha kalıcı ve canlı kılmayı başarmış.
Dil bakımından ise sert bulduğumu söyleyebilirim. Halihazırda konuya uzak olan birisinin ısınmasını sağlayacağını sanmam. Elbette yazarın amacı insanları tatlı dille ikna etmektir diye bir yargıya varamam, amacı kimin okuduğundan bağımsız davasının doğrularını içinden geldiği gibi aktarmaksa uygun bir dil.
Yine bir sürü başka kitaba referanslar içerdiği için konu ile ilgili devam okuması yapmak isteyenler kendilerini uzun bir okunacaklar listesi yapmışken bulabilir.
Feminizm de veganlık da haklarında oldukça fazla peşin hükme sahip olunan konular. İşte tam da bu yüzden haklarında bilgi sahibi olunmalı ve kesinlikle okunmalı. Gerçekler rahatsız edici olsa da, peşin hükümler haklı çıkacak olsa da haksız çıkacak olsa da...
400 syf.
·5/10
Yeni vejetaryen olmuş birisi olarak beni gerçekten etkiledi. Özellikle 'kayıp gönderge'yi hayatımdan çıkarmamı sağladığı için minnettarım, ancak feminizmle ilgili fikirlerinin bir kısmını fazla uçlarda bulduğum için bu kısmından pek hoşlanmadım. Ancak toplumda kadının yerinin ve ataerkil düzenin güzel bir yansıtması olan yerleri çok vardı. Ve aynı zamanda anlatımı güzel okuması çok rahat bir kitaptı. Bunlar dışında çevirmenleri gerçekten çok iyiydi. Es geçmemek gerekli bunu da. Bir de kültür farkının etkilerini hissettim. O kültürlerdeki etin yeri, aile içindeki paylaşımı gibi konuların bizim kültürümüze göre biraz daha farklı olduğunu düşünüyorum.
400 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Sırf beni "kayıp gönderge" kavramıyla tanıştırması bile hayatındaki önemli kitaplar arasında sayılmasını sağlayabilir. Feminizmle ilgilenen her insanın okuması gerektiğini düşünüyorum.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 88 okur okudu.
  • 13 okur okuyor.
  • 231 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.