Güven G. Uçer

Güven G. Uçer

Çevirmen
8.0/10
212 Kişi
·
Okunma
·
1
Beğeni
·
167
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
104 syf.
Semih;
Bir türlü sıfat bulamadım seslenmeye :)Sevgili, kıymetli, kardeşim ya da buna benzer. Kafka da bu mektubu yazarken acaba kendisine , çocukluğuna , vicdanına ya da evlatlığına mı sesleniyor, yoksa babasına mı gerçekten diye okuduğum sayfaları en baştan tekrar tekrar gözden geçirdim. Çoğunlukla tanınıyor olmandan emin olmakla birlikte seslendiğim Semih’in kim olduğunu bilmeyenler için ufak bir dipnot ekleyip mektubuma devam edeceğim.
Kitap hakkında profesyonel bir inceleme okumak isteyenler için bknz. #35182608
Senin incelemeni okuduktan sonra kitabı çok daha büyük bir arzuyla acaba aynı fikirlerde buluşacak mıyız diye de daha dikkatli okumaya çalıştım. Okudukça babam ile olan ilişkimi de kurcaladım durdum.
Babama mektup yazsaydım ; korkularımı anlatan bir giriş yapmazdım. Hakikatten Semih, babamı üzmek, kırmak dışında öfkeleneceğinden, şiddetli tavır sergileyeceğinden ya da cezalandıracağından hiç endişe etmedim, hiç korkmadım. Doğup büyüdüğü topraklardan ayrılmak zorunda kalarak , aynı evde dede, nine, amca, hala kuzenler ve kardeşlerden oluşan on iki kişilik bir aile ile Türkiye’ye gelip yeniden bir yaşam sürmeye çalışan babam, dokunuşu ve sarılışı eksik adlandırılsa da sesiyle, bakışıyla sever, nefesi ile hissettirirdi sevgisini.
Yapılmasını istemediği davranışları önce kendisi yapmayarak örnek olur bunu da sabrıyla hepimize aşılamaya çalışırdı. Ne mi mesela? Senelerce sigara içiyor olmasına rağmen sırf ben ve annem sigarayı bırakalım diye örnek oldu bıraktı ve bir daha hiç başlamadı. (Annem ve ben halen onun iradesine sahip olamasak da bunu bir kere bile yüzümüze vurmadı)

Birlikte katıldığımız hiçbir toplulukta bizden utandığını da hatırlamam. Diş dolgusu yaptırırken korktuğum dişçi koltuğuna önce kendi dişlerinin belki o an için çok gerekli olmasa da dolgusunu yaptırararak ‘’ bak korkulacak hiçbir şey yok’’ diyecek kadar eğlenceli anlar yaratan babam.
Aldığımız eğitimlerde, seçtiğimiz mesleklerde hatta evliliklerimizde bile ‘’önemli olan kendi doğrularınız olduğuna inanmanız, kendiniz yaşamanız, ola ki herhangi bir sıkıntıda yine yanınızdayım ‘’ duruşuyla tam bir arkadaşlık ilişkisi kuran babam.
Çocukluğundan beri ibadetini eksiksiz yerine getiren ancak bir kere bile ‘’şunu giymeyin, bu günahtır uyarıları yerine aklınız vicdanınız var, günahı sevabı da bilecek kadar eğitiminiz de gerisi sizinle Allah arasında kalmış vicdani bir muhasebedir ‘’ felsefesinin ilk öğreticisi babam.
Üniversiteye gidip, bir yıl sonra bırakıyorum dediğimde nedenini sorgulamayan, kimsenin çocuğunu bana örnek göstermeyen, baba boşanmak zorundayım dediğimde ''evlenirken evden ayrılmış olabilirsin ama evlatlıktan da ayrılmadın ya '' diyen, çocuklarımın doğumlarında yanıma koşan, mezuniyetlerinde salonda benden önce yerini alan, hiçbir ayrıntıyı unutmayan dede babam.
Kız çocuklarından seneler sonra bir erkek evlada sahip olmanın mutluluğunu biz etkileniriz diye hissettirmeyen, erkek kardeşimin alacağı tüm kararlarda fikrimize dikkat etmesini öğütleyen , çocukları için birbirlerini sınamayan , ortak kararlarda birleşerek anneme olan sevgisinden saygısından bir gün bile ödün vermeyen , bir koca babam.
Çok ciddiyim Semih, babam aynen anlattığım gibi bir adamdı, halen de anlattığımın daha da olgunlaşmışı , başım sıkıştığında, canım yandığında, içim acıdığında , kızdığımda kırıldığımda tek sığınağım babam.
‘’ Her şeye karşın, bizim sevdiğimiz Franz Kafka'nın ortaya çıkmasında en büyük pay, babası Hermann Kafka'ya ait. O böyle baskıcı ve dayatmacı bir baba olmasaydı, biz nasıl görecektik Franz Kafka'nın ince ruhunu?’’ satırları ile bitirmişsin ya Semih incelemeni işte burada takıldım kaldım.
Maddi sıkıntılar yaşatmayan ama mağazada çalışanlara davranışları ile Kafka’yı utandıran, sadece kendisinin değil diğer çocuklarının da sürekli tetikte beklemesine sebep olan , kendi çektiği sıkıntıları örnek vererek bulunduğu yerin övgüsünü anlatmaya çalışan, eminim ki eşine de çocukları kadar yakın olamayan bir baba istemezdim.
Herkesin tanıdığı bir yazar olarak ama mutsuz bir çocukluk, endişeli bir gençlik ve yazdıklarını babasına iletemeyecek kadar çekingen bir hayatı yaşamış olmak da istemezdim.
İyi ki de istemediğim bir hayatı yaşamak zorunda kalmadım ve böyle bir mektup yazmak durumuna düşmedim Semih. Okumak isteyenler için incelemen çok anlamlı bir rehber olacaktır. İncelemen için tekrar tekrar teşekkürler.

İyikilerimiz daim ve bol olsun. Keyifli okumalar .
104 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Kafka’nın babasıyla ilgili duygu ve düşüncelerini dile getirmek için yazdığı ve “göndermediği” mektuplardan oluşuyor kitabımız...

Kafka babasından çok şey istemedi yalnızca ;
“Biraz desteklenmeye,
biraz dostça bir yaklaşıma, yolumun biraz açık tutulmasına
ihtiyacım vardı, sense onun yerine yolumu kesiyordun,iyi niyetle tabii, başka bir yola girmem için.Ama buna yatkın değildim ben.”

Babası ile arasında fikir ayrılıkları vardı bu uyuşmazlığı ise yine yazarak anlatmak istiyor Kafka...
“Yazdıklarım seninle ilgiliydi, orada senin göğsünde
yakınamadıklarımdan yakınıyordum yalnızca.”

Birde evlilik konusunu var tabi günümüzde de insanları evlilikten soğutan ana başlıklardan biri ailesinde görmüş olduğu davranışlar...

“evlilik isteğimin felce uğramasının başka nedenleri
var. Bu nedenler, senin çocuklarınla kurduğun ilişkide
yatıyor, ki zaten tüm bu mektubun konusu da bu.”

Birde kitapta şu kısmı okuyunca günümüzün şartlarını da ne güzel anlatıyor...

“Şimdi bilanço zorunluluğu, yani evlenme girişimi
sıradadır. Ve burada hesaba katılması gereken büyük meblağlar karşısında, sanki asla en küçük bir kâr bile gerçekleşmemiş
gibi, her şey koca bir borçtur. Delirmeden
evlen bakalım şimdi!”

Bütün babaların annelerin anne ve baba adaylarının okuması gereken bir kitap...
Keyifli okumalar.. :)
104 syf.
·22 günde·Puan vermedi
Otoriter bir baba, acı çeken bir çocuk...
Kafka' nın eserlerinde aile mefhumuna her zaman olumsuz ve umutsuz bir bakış açısı hakimdir. İşte bu eser de tam olarak bahsi geçen durumun nedenlerini gözler önüne sermektedir. Franz Kafka' nın, babası Hermann Kafka' ya yazmış olduğu mektuplardan derlenen eser, yazarın babasının etkisinin katı çemberinde süregelen yaşantısını okuyucuya aktarmaktadır.
Babasının karşısında kendine güvenini kaybetmiş bir evladın, yazıp da gönderemediği haykırışıdır bu mektup. Franz Kafka' nın hayatına dair ipuçları barındırması açısından oldukça önem arz etmektedir.
Şahsi fikrim; aynı dertlere sahip olmadığınız sürece içselleştirmek için değil, bitirmek için okuduğunuz bir kitap haline dönüşse de nihayete erdiğinde Kafka hakkında oldukça fazla fikir sahibi olmanızı sağladığını, dolayısıyla asla zaman kaybı bir kitap olmadığını göreceksiniz.
Keyifli okumalar...
104 syf.
·Puan vermedi
Bizzat yaşadığım, yaşadığımız kitaplardan bir diğeri daha. Her kitapta, bir insanın gönlüne, hayatına dokunan bir yerler mutlaka vardır. Aile-insan ilişkilerinin, muhabbetin yok olmaya yüz tuttuğu, kavramların satıhlaştığı, sığlaştığı, sadece sözlerin uçuştuğu, bayağılığın, taklidçiliğin, sürüleşmenin, menfaatin kol gezdiği, hüküm sürdüğü insan münasebetlerinden bir demet, bir yalnız adamın-insanın-çocuğun, bizim öykümüz...
Bazı aileler (anne-baba-kardeş) aile olamazlar, onlarla tek ortak noktamız, münasebetimiz kanımızın bir olmasıdır. Yürek-akıl birlikteliği olmayan bir ortamda beraberizdir sadece. Asıl ait olduğumuz yer, bizi anlayan, tamamlayan, geliştiren gönül-kafa sahibi insanlardır.
104 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar Sevgili Dostlar

Kafka ile buradayım! Eğer hiç Kafka okumadıysanız kesinlikle bu kitabıyla başlamanızı tavsiye ederim. Babasına yazdığı ve asla babasının okuyamadığı mektuptan oluşan bu kitap, Kafka'nın kim olduğunu derinlemesine hissetmenizi sağlayacak. Hissetmek diyorum çünkü nereli, kim, nerede yaşadı gibi genel bilgilerin dışında, gerçek benliğini, nasıl hissettiğini görmüş olacaksınız. Kaldı ki nereli, kim, nerede nasıl yaşadığını da öğreniyorsunuz. Dil ve anlatım inanılmaz içten ve akıcı. Nora yayınevi çevirisi başarılı ve kapak, klasik Kafka portresinin güzel bir uygulaması. Genel konulardan bahsettiğime göre şimdi gerçekte ben ne hissettim ondan biraz bahsetmek istiyorum.

Buyrun:
Öncelikle bir ebeveynin evladı üzerindeki etkisini o kadar güzel anlatmış ki Kafka, bazı yerlerde öylesine ince yerlerime dokundu ki dudaklarımın titremesine engel olamadım. ''Baba'' ile evladı arasında ne kadar uçurum olabilirse, bir evlat nasıl hiçleştirilirse ve bu uzaklık, gençliğe yeni atılan bir bireyi ne kadar ezebilirse onu hissedip anlatıyor Kafka. Yer yer çok üzüldüm, kızdım, acıdım, hayal kırıklığını hissettim ama bir şeye daha emin oldum ki içinde vicdan, sevgi, empati, sağduyu bulunmayan bireylerin çocuk sahibi olmaması lazım. Bir canlıyı yeri gelince kendinden çok sevip, koruyup kollamayacak, onunla ilgilenmeyecek ve onun duygu düşüncelerini yok sayacaksanız ,onu kendi hayatınızı temize çekmek için piyonunuzmuş gibi sağa sola savuracaksanız çocuk sahibi olmayın bir zahmet. Çocuklarınız yaptığınız yanlışları otoritenizin getirisi ile kafasına vurup yön vereceğiniz oyuncaklarınız değildir. Sizde yaşadığı duygusal açlık, sevgisizlik, hırçınlık, v.s v.s emin olun ki hayatı boyunca bütün anlarında onunla oluyor. Sevgi dünyanın en güzel dili, vicdan en güzel yastığıdır.
Kalbiniz gibi geçsin ömrünüz.
104 syf.
Franz Kafka yı tanımak isteyen bu kitabı okusa sanirim tanımış olur onu. Çok zor bir çocukluk geçirmiş. Bu kitabı okuduğum zaman daha iyi anladım. Küçük bir çocuk hemde erkek çocuk önündeki en büyük örnek, rol-model baba figürüdür. Ve siz hayatınıza yol vereceginiz, karakterinizi oluşturacağınız yaşta bir baba figürü var ama ondan mahrumsunuz.
104 syf.
·6/10
Kafka'nın babasına yazdığı ama ona ulaşmayan bir mektup. Tamamına bakıldığında bir mektup demek doğru olmaz belki. Çünkü babasına karşı hissettiği, öfkelendiği, kırıldığı ne varsa bir bir yazmaya çalışmış. Bi yanıyla içini dökmesi söz konusu ama diğer tarafıyla yıllardır biriktirdiği bir öfkenin patlaması gibi. Küçücük yaşta maruz kaldığı baskının, küçümsenmenin, güvensizliğin , kendini hep eksik hissetmenin zorluklarını anlatırken , hayatındaki tüm manevi sorunlarının temelinde ve psikolojisinin çöküntüsünde bu yaşadıklarının ve bunlara sebep olan babasının payından bahseder. Bir insan geçmişinde yaşadıkları ile elbet bir gün karşı karşıya gelir ve yüzleşir. Ancak Kafka babası ile yüzleşmek yerine ona bu mektubu yazar. Yazarken bile açık, net , korkusuz olamaz. Hâlâ cümlelerini seçerek kullanır, her kelimesini açıklamaya, onu suçlamadığını belirtmeye dikkat eder. Yani yazdığı mektup ile aslında kendisi ile yüzleşir... Geçmişine bir pencere açar ama yaralarını saramaz. Kafka'yı tanımak, anlamak için okunması gereken bir eser.
104 syf.
·8/10
Kitabın adının "Babama Mektup" yerine "Babaya Mektup" olması tek harfin değişimi her şeyi özetliyor aslında.. Burada bir hikâye yok. Kafka' nın içini dökmesi, babasının yüzüne söyleyemeyecegi şeyleri bize söyleyip rahatlaması var. Herkesin dilinin ucuna gelip de "Aman huzurumuz kaçmasın." diye söyleyemediği şeyler vardır. Yazmak belki de en büyük dert ortağı..

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.