Güven G. Uçer

Güven G. Uçer

Çevirmen
8.3/10
29 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
9
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
104 syf.
Semih;
Bir türlü sıfat bulamadım seslenmeye :)Sevgili, kıymetli, kardeşim ya da buna benzer. Kafka da bu mektubu yazarken acaba kendisine , çocukluğuna , vicdanına ya da evlatlığına mı sesleniyor, yoksa babasına mı gerçekten diye okuduğum sayfaları en baştan tekrar tekrar gözden geçirdim. Çoğunlukla tanınıyor olmandan emin olmakla birlikte seslendiğim Semih’in kim olduğunu bilmeyenler için ufak bir dipnot ekleyip mektubuma devam edeceğim.
Kitap hakkında profesyonel bir inceleme okumak isteyenler için bknz. #35182608
Senin incelemeni okuduktan sonra kitabı çok daha büyük bir arzuyla acaba aynı fikirlerde buluşacak mıyız diye de daha dikkatli okumaya çalıştım. Okudukça babam ile olan ilişkimi de kurcaladım durdum.
Babama mektup yazsaydım ; korkularımı anlatan bir giriş yapmazdım. Hakikatten Semih, babamı üzmek, kırmak dışında öfkeleneceğinden, şiddetli tavır sergileyeceğinden ya da cezalandıracağından hiç endişe etmedim, hiç korkmadım. Doğup büyüdüğü topraklardan ayrılmak zorunda kalarak , aynı evde dede, nine, amca, hala kuzenler ve kardeşlerden oluşan on iki kişilik bir aile ile Türkiye’ye gelip yeniden bir yaşam sürmeye çalışan babam, dokunuşu ve sarılışı eksik adlandırılsa da sesiyle, bakışıyla sever, nefesi ile hissettirirdi sevgisini.
Yapılmasını istemediği davranışları önce kendisi yapmayarak örnek olur bunu da sabrıyla hepimize aşılamaya çalışırdı. Ne mi mesela? Senelerce sigara içiyor olmasına rağmen sırf ben ve annem sigarayı bırakalım diye örnek oldu bıraktı ve bir daha hiç başlamadı. (Annem ve ben halen onun iradesine sahip olamasak da bunu bir kere bile yüzümüze vurmadı)

Birlikte katıldığımız hiçbir toplulukta bizden utandığını da hatırlamam. Diş dolgusu yaptırırken korktuğum dişçi koltuğuna önce kendi dişlerinin belki o an için çok gerekli olmasa da dolgusunu yaptırararak ‘’ bak korkulacak hiçbir şey yok’’ diyecek kadar eğlenceli anlar yaratan babam.
Aldığımız eğitimlerde, seçtiğimiz mesleklerde hatta evliliklerimizde bile ‘’önemli olan kendi doğrularınız olduğuna inanmanız, kendiniz yaşamanız, ola ki herhangi bir sıkıntıda yine yanınızdayım ‘’ duruşuyla tam bir arkadaşlık ilişkisi kuran babam.
Çocukluğundan beri ibadetini eksiksiz yerine getiren ancak bir kere bile ‘’şunu giymeyin, bu günahtır uyarıları yerine aklınız vicdanınız var, günahı sevabı da bilecek kadar eğitiminiz de gerisi sizinle Allah arasında kalmış vicdani bir muhasebedir ‘’ felsefesinin ilk öğreticisi babam.
Üniversiteye gidip, bir yıl sonra bırakıyorum dediğimde nedenini sorgulamayan, kimsenin çocuğunu bana örnek göstermeyen, baba boşanmak zorundayım dediğimde ''evlenirken evden ayrılmış olabilirsin ama evlatlıktan da ayrılmadın ya '' diyen, çocuklarımın doğumlarında yanıma koşan, mezuniyetlerinde salonda benden önce yerini alan, hiçbir ayrıntıyı unutmayan dede babam.
Kız çocuklarından seneler sonra bir erkek evlada sahip olmanın mutluluğunu biz etkileniriz diye hissettirmeyen, erkek kardeşimin alacağı tüm kararlarda fikrimize dikkat etmesini öğütleyen , çocukları için birbirlerini sınamayan , ortak kararlarda birleşerek anneme olan sevgisinden saygısından bir gün bile ödün vermeyen , bir koca babam.
Çok ciddiyim Semih, babam aynen anlattığım gibi bir adamdı, halen de anlattığımın daha da olgunlaşmışı , başım sıkıştığında, canım yandığında, içim acıdığında , kızdığımda kırıldığımda tek sığınağım babam.
‘’ Her şeye karşın, bizim sevdiğimiz Franz Kafka'nın ortaya çıkmasında en büyük pay, babası Hermann Kafka'ya ait. O böyle baskıcı ve dayatmacı bir baba olmasaydı, biz nasıl görecektik Franz Kafka'nın ince ruhunu?’’ satırları ile bitirmişsin ya Semih incelemeni işte burada takıldım kaldım.
Maddi sıkıntılar yaşatmayan ama mağazada çalışanlara davranışları ile Kafka’yı utandıran, sadece kendisinin değil diğer çocuklarının da sürekli tetikte beklemesine sebep olan , kendi çektiği sıkıntıları örnek vererek bulunduğu yerin övgüsünü anlatmaya çalışan, eminim ki eşine de çocukları kadar yakın olamayan bir baba istemezdim.
Herkesin tanıdığı bir yazar olarak ama mutsuz bir çocukluk, endişeli bir gençlik ve yazdıklarını babasına iletemeyecek kadar çekingen bir hayatı yaşamış olmak da istemezdim.
İyi ki de istemediğim bir hayatı yaşamak zorunda kalmadım ve böyle bir mektup yazmak durumuna düşmedim Semih. Okumak isteyenler için incelemen çok anlamlı bir rehber olacaktır. İncelemen için tekrar tekrar teşekkürler.

İyikilerimiz daim ve bol olsun. Keyifli okumalar .
104 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Keşke Kafka okumaya bu kitapla başlamış olsaydım dediğim bir kitap oldu Babaya Mektup. Franz Kafka’nın  ‘’ geçenlerde bir ara, neden senden korktuğumu savunduğumu sormuştun. Her zaman olduğu gibi sana verecek yanıt bulamamıştım…’’ diyerek başlaması kitabın ne hakkında olduğunu  bir nevi ifade ediyor aslında. Kitap boyunca babası tarafından kabul görülme isteğini hatta çabalarını, babasıyla arasındaki iletişimsizliği ve gittikçe yabancılaştıklarını bizzat kendisi anlatıyor Kafka. Bir kere okumakla bir kenara koyulacak bir kitap da değil bence ; belirli aralıklarla yeniden okumam gerektiğini hissettim okurken. Aslına bakarsanız her anne ve babanın da okuması gerek sanırım :)

Dipnot: Kafka’nın babası Hermann Kafka’ya Kasım 1919’da yazdığı bu mektup, alıcısına hiçbir zaman ulaşmadı. Yazarın yapıtlarına ve esin dolu dünyasına adım atmak için mükemmel bir giriş metni olan mektup, aynı zamanda 20. yüzyıl edebiyat tarihinin büyük itiraflarından biri sayılabilir.
Kafka, suçlayıcı bir tonla hafif bir ironinin birbirine karıştığı mektubunda, babası tarafından kabul görme talebini dillendirir. Aslında babasıyla arasındaki yabancılaşma ve iletişimsizliği, yapıtlarının çoğunda kendine mesele edindiği daha geniş kapsamlı varoluşsal bir açmazın parçası olarak görüyordu.
104 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Kafka’nın babasıyla ilgili duygu ve düşüncelerini dile getirmek için yazdığı ve “göndermediği” mektuplardan oluşuyor kitabımız...

Kafka babasından çok şey istemedi yalnızca ;
“Biraz desteklenmeye,
biraz dostça bir yaklaşıma, yolumun biraz açık tutulmasına
ihtiyacım vardı, sense onun yerine yolumu kesiyordun,iyi niyetle tabii, başka bir yola girmem için.Ama buna yatkın değildim ben.”

Babası ile arasında fikir ayrılıkları vardı bu uyuşmazlığı ise yine yazarak anlatmak istiyor Kafka...
“Yazdıklarım seninle ilgiliydi, orada senin göğsünde
yakınamadıklarımdan yakınıyordum yalnızca.”

Birde evlilik konusunu var tabi günümüzde de insanları evlilikten soğutan ana başlıklardan biri ailesinde görmüş olduğu davranışlar...

“evlilik isteğimin felce uğramasının başka nedenleri
var. Bu nedenler, senin çocuklarınla kurduğun ilişkide
yatıyor, ki zaten tüm bu mektubun konusu da bu.”

Birde kitapta şu kısmı okuyunca günümüzün şartlarını da ne güzel anlatıyor...

“Şimdi bilanço zorunluluğu, yani evlenme girişimi
sıradadır. Ve burada hesaba katılması gereken büyük meblağlar karşısında, sanki asla en küçük bir kâr bile gerçekleşmemiş
gibi, her şey koca bir borçtur. Delirmeden
evlen bakalım şimdi!”

Bütün babaların annelerin anne ve baba adaylarının okuması gereken bir kitap...
Keyifli okumalar.. :)
104 syf.
·22 günde·Puan vermedi
Otoriter bir baba, acı çeken bir çocuk...
Kafka' nın eserlerinde aile mefhumuna her zaman olumsuz ve umutsuz bir bakış açısı hakimdir. İşte bu eser de tam olarak bahsi geçen durumun nedenlerini gözler önüne sermektedir. Franz Kafka' nın, babası Hermann Kafka' ya yazmış olduğu mektuplardan derlenen eser, yazarın babasının etkisinin katı çemberinde süregelen yaşantısını okuyucuya aktarmaktadır.
Babasının karşısında kendine güvenini kaybetmiş bir evladın, yazıp da gönderemediği haykırışıdır bu mektup. Franz Kafka' nın hayatına dair ipuçları barındırması açısından oldukça önem arz etmektedir.
Şahsi fikrim; aynı dertlere sahip olmadığınız sürece içselleştirmek için değil, bitirmek için okuduğunuz bir kitap haline dönüşse de nihayete erdiğinde Kafka hakkında oldukça fazla fikir sahibi olmanızı sağladığını, dolayısıyla asla zaman kaybı bir kitap olmadığını göreceksiniz.
Keyifli okumalar...
104 syf.
·Beğendi·8/10
Babaya Mektup

Bu kitap çok kısa olmasına rağmen bana çok bilgi kattı. Şunu belirtmek isterim ki: tam anlamıyla bi' kişisel gelişim kitabıydı. Her yönüyle muazzamdı.


Kitabın konusuna değinmeden önce özelliklerinden bahsedelim. Bir kere kişisel gelişim kitabı olarak görmem bir yana, ilk sayfadan itibaren bir dakikalığına bile sıkmayan, sürekli okumaya devam etmek istediğim, akıcı dile sahip bir kitap oldu. Dolaysıyla kitaplıkların baş köşesinde durmayı her zaman hak edeceğine inanıyorum.


Kafka'nın babası, onu hayat boyu kendi istediği bir kalıba sokmak istiyor. Yani tıpkı burası da dahil olmak üzere toplumların geneli gibi. Bilindiği gibi çocuklar ebeveynlerini örnek alır. Çocukları ise hayata hazırlayanlar bir nevi ebeveynlerdir. En azından temel eğitimi göz önünde bulundurursak, bu şekildedir.

Kafka'nın babası her zaman, "Dediğim dedik, çaldığım düdük." kafasında. Zaten kitabı okuduğunuz üzere bunu orada da görmüş olacaksınız, ki Kafka mektuplarında babasını tanrıya ve krala benzetiyor. Asla değişmeyen kurallar, çocuğun kararlarını önemsememe ve daha birçok yanlış eylemin hepsi Kafka'nın babasında bulunuyordu. Kitabı okurken çoğu noktada kendinizi görebileceğinize inanıyorum. Çünkü biz de toplumların parçasıyız ve okurken ben de kendimi bu hikayeye aitmiş gibi hissettim. O okulu okumayacaksın, böyle giyinmeyeceksin, benim istediğim kişi ile evleneceksin, kararlarını almak için benden onay alacaksın ve yöneticin ben olacağım. Her ne kadar kabullenmek istemesek de bizler çocuk yaptık diye hak talep edemeyiz. Özellikle çizgiyi aşmamız son derece yanlış olacaktır. Bugün öz güvensiz bir neslin olması ve insanların kendine kurtarıcı bekleme nedeni bu hatalı davranışlardan kaynaklıdır. Eğer onlara bu fırsatı vermezsek, tıpkı kitapta da olduğu gibi Kafka'nın babasına uzaklaşması, birbirlerine yabancı olmaları hepimizin hayatında söz konusu olabilir. Önce aile bağları kopar, sonrasında ise bir toplum cinayetine neden oluruz. Kafka'nın hissettiği ezikliği anımsamak gerekir. Bu durumu oluşturanların biz olduğu gibi yok edecek olanlar da bizlerizdir.

Babasının Kafka üzerinde hakimiyet kurma çabası, onun kendi yaşam tarzını, kendi kutsallarını, hayata bakış açısını oğluna empoze etmesiyle örneklendirebiliriz. Zira kitabı okurken bunu sürekli Kafka'dan duyuyoruz. Kafka'ya empoze edilmeye çalışılan yaşam anlayışını babasının her zaman uygulayamadığını fark edebiliyoruz. Onun da örnek verdiği gibi masadayken düzgün yemek yenilmesini söyleyip, yemek sonunda yere en çok artık bırakanın babası olduğunu görüyoruz. Özetle Kafka'nın babası yine toplumun geneli gibi çocuğunu bir canlı olarak değil, robot olarak görüyordu. Çünkü muhtemelen Hermann Kafka'da kendi babasından böyle bir muamele görerek, yani robotlaşarak yetiştirilmişti. Ama Kafka gibi bunların farkına varıp, kendisini bu bataklığın içinden çıkarması hal ve hareketlerinden görüldüğü üzere mümkün olamamıştı. Ki en kötü şey ise babasının bu davranışların farkına varamamasıydı. Fakat Kafka'nın mektuplarında belirttiği gibi ondan kopması da mümkün değildi. "Babadır, n'apsa yeridir." mantığıyla davranmış. Yine de beni duygulandırdı. Açıkçası yanlış tavırlar sergileyecekler diye ben de ailemi reddedecek değilim. Zaten kimsenin reddedeceğini sanmıyorum.

Yapılanları sorgulamama durumu, yanlışların neden yanlış olduğunu anlatmayıp, onları direkt olarak yasaklamak, düşünmeyi körelten eylemlerdir. Kafka ise eserinde bunu ele alıyor, adeta içsel çöküşünü anlatıyor ve bunu anlatırken de her cümlesinde nokta atışı yapıyordu. Kitabı beğenmemde ki en büyük etken bu oldu.

"Tek ihtiyacım olan şey ufak bir cesaretlendirme, arkadaşlık, biraz yoldaşlıktı. Sense her zaman yoluma engeller koydun."
104 syf.
·6855 günde·5/10
Kafka'nın babasına yazdığı ama hiç yollamadığı mektuplardan oluşuyor Babaya Mektup. Babası Hermann ile mücadelesini, babasının üstünde kurduğu otoriteyi ve bu otoritenin üstündeki etkisini kağıda dökmüş. Bir nevi kendi kendisinin duygu analizini yapmış bir psikiyatr edasıyla. Birbiriyle zıt iki insanın savaşı bu aslında. Kafka bakış açısıyla ustaca bir şekilde anlatmış bu savaşı. Bir oğulun babasıyla içinde yaşadığı savaş. Kişisel gibi görünse de ama evrensel bir olguyu yansıtıyor aslında Kafka. Güçlü ile güçsüz, ezilen ve ezenin anlatıldığı mektuplar bunlar.Okumamış olanlar için okumasını tavsiye ederim.
104 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Kafka’nın Dönüşümün’den sonra okuduğum ikinci kitabı ve gerçekten anlatımı yorumlarını kadar güzel ki okudukça içine girdikçe eskiden sanatçıların ne kadar naif ve güzel bir dili olduğunu görüyoruz.

Babaya Mektup, Franz Kafka’nın babasının korkusundan dolayı babasına söylemediği duygularını mektup şeklinde aktardığı ama yine korkudan ve çekinmesinden dolayı babasına hiçbir zaman gönderemediği bir mektup.

Duygularını çok iyi bir şekilde ifade etmiş ve insan okurken kendi babasını ve kendi yaşamını sorgulamıyor değil.

Herkese iyi okumalar.
104 syf.
·9/10
Bir kız bir erkek babası olarak bu kitabı okumam .
Oğlumla olan ilişkimi etkileyecek bir eser olduğuna inanıyorum özellikle "bir gece yarısı durmadan su diye mizirdaniyordum kuşkusuz susadigimdan değil, belki biraz rahatsız,etmek,biraz da kendimce eğlence olsun diye. Bir-kac sert tehdit kar etmeyince beni yataktan kaptigin gibi sahanliga götürdün ve orada bir başıma kapalı kapının ardından bir süre geceliğimle biraktin. muhtemelen sonrasında daha itaatkar oldum ama bu oluşan dolayı içimde hep bir hasar kaldı." Babaya yada babalara mektup...
104 syf.
·Puan vermedi
Uşaqlar üçün "ata" fiquru çox vacibdir. Ata onlar üçün qəhrəman deməkdir.
Bu kitabın gəm yazarı həm də baş qəhrəmanı elə Franz Kafkanın özüdür. Kitab avto bioqrafik roman ilə yanaşı deyərdim ki eyni zamanda psixoloji romanda təsirini bağışlayır ən azından mənim üçün elə oldu. Bu kitabı oxuduğum da çıxartdığım nəticə əslində ailənin insanların həyatına olan təsirinin nə dərəcədə güclü və təsirli olduğu oldu. Nəinki kiçik yaşlarda hətta yaşa dolduqca belə bu təsirin keçmədiyini gpstərdi Kafka.
Əsər də Kafkanın atasına yazdığı uzun üsyan dolu məktub yer alır. Bəli üsyan dolu kitabda üsyan, fəryad edən bir övlad var hansı ki atası ilə münasibətləri heç cürə düzəlməyən, təkcə ehtiyacı maddiyyat olmayan mənəvi dəyərlərə üstünlük verən atası tərəfindən tərifə dəstəyə ehtiyac duyan bir övlad.
Bəli Hermann Kafka çox pis ata deyil, amma atalıq sadəcə övladlarının maddi ehtiyaclarını qarşılamaq deyil. Ola bilsin atası nə etsə də Kafka yenədə güclü biri olmayacaqdır amma ən azından psixoloji cəhətdən bu qədər zəif olmayacaqdır.
104 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Cervantes Gogol Kafka bunlar batı edebiyatının benim için enleri bu üç isimin kitaplarını gözlerim kapalı okurum. Hangi kitabı okuyayım diye düşünürken uzun süredir kafka okumadığım düşüncesiyle okudum.
Bu kitap Kafka 1919 yılında dinlenmek uzere gittiği Schelesen'de julie Wohryzek ile tanışıp nişanlandı. Bu nişana karşı çıkan babası Herman Kafka'ya cevabı olarak yazılmış ve babasına hiçbir zaman gönderilmemiş mektubudur ve yayinlamak amacıyla değil babası ile ilgili duygu ve düşüncelerini dile getirmek için yazmıştır. Bu mektup babasına gönderilmesede Kafka'nin yaşam öyküsüne açıklık getirmektedir.
Kafka'yı merak edenler okumalarını tavsiye ederim.