H. Mustafa Eravcı

H. Mustafa Eravcı

Yazar
10.0/10
1 Kişi
·
1
Okunma
·
0
Beğeni
·
10
Gösterim
Fransa'nın Suriye siyasetine yön verenler, Suriye'yi ortak ulusal kimliğe sahip bir yer olarak değil, farklı dini grupların yaşadığı bir yer olarak görüyorlardı.
H. Mustafa Eravcı
Sayfa 50 - Türk Tarih Kurumu Yayınları
Fransız kamuoyu Suriye'nin iktisadi imkanlar açısından Fransa için ikinci bir Cezayir olmadığını ve iktisadi olarak bir yük haline geldiğini kısa sürede fark etti.
H. Mustafa Eravcı
Sayfa 54 - Türk Tarih Kurumu Yayınları
Eğitim amacıyla Mısır'a giden genç jenerasyon Suriyeliler, Seyyid Kutub'un İslami olmayan rejimlere ve düzenlere karşı savaşmayı zaruri gören fikirlerinden etkilenerek Suriye'ye döndüler ve bu fikirlerin propagandasını yapmaya başladılar. Seküler Nusayri Alevi rejimle savaşmak gerekliliğini benimseyen bu genç grubun en göze çarpan temsilcisi Mercan Halid'di. Mervan, 70'lerin ortalarında rejime karşı silahlı maücadele yürütmek gayesiyle, "Keteib Muhammed" örgütünü kurdu.
H. Mustafa Eravcı
Sayfa 107 - Türk Tarih Kurumu Yayınları
Rusya'nın 2002 ile 2009 yılları arasında sadece İran ve Suriye'ye yaptığı silah ihracatı Rusya'nın bu dönemdeki toplam silah ihracatının yaklaşık yüzde 10'una denk gelmektedir. Rusya, İran pazarını kaybederse Suriye'yi de elinde tutması kolay olmayacak.
H. Mustafa Eravcı
Sayfa 189 - Türk Tarih Kurumu Yayınları
1963'te gerçekleşen Baas darbesi selefi hareketler için bütünüyle parçalanmanın başlangıcı oldu. Baas Partisi'nin 1963'te iktidarı ele almasıyla beraber Suriye, sekülerizmin Arap dünyasındaki kalesine dönüştü.
H. Mustafa Eravcı
Sayfa 104 - Türk Tarih Kurumu Yayınları
Beşşar liderliğindeki Baas rejimi, ordu ve şebbiha adı verilen paramiliter örgüt yoluyla katliamlarını devam ettirirken sivillere ateş açmayı ret ettiği için ordudan ayrılan bir grup subay Temmuz 2011'de Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)'yu kurdu.
H. Mustafa Eravcı
Sayfa 143 - Türk Tarih Kurumu Yayınları
Baas rejiminin kurulmasıyla beraber bir direniş örgütlenmesi olarak ortaya çıkan İslami hareketlerin temel amacı, Baas'ın tam zıddı İslamı, kültürel ve politik bir aktör olarak canlandırmak ve kaybettiği merkezi rolü ona geri kazandırmaktı. İhvan'ın başını çektiği bu hareketin ilk etapta şiddet yönelimi yoktu.
H. Mustafa Eravcı
Sayfa 106 - Türk Tarih Kurumu Yayınları
Neo Baas Hareketi, İslami değerlere ve temsilcilerine doğrudan meydan okuyan faaliyetlere girişti. Camiler dışında yürütülen bütün dini eğitim faaliyetleri ve vaazlar yasaklandı. Din adamlarına ve dini kurumlara yönelik müdahale ve baskılar arttı. Vakıfların idaresine el kondu. Bu icraatlara muhalif olanlar tutuklandı.
H. Mustafa Eravcı
Sayfa 105 - Türk Tarih Kurumu Yayınları
Ocak 1919 Paris Barış Konferansı'ndan bağımsızlık konusunda hiçbir şey elde edemeden dönen Emir Faysal, İngiltere'nin Kasım 1919'da askerlerini çekmesiyle büyük bir çıkmazın içine düştü. Mart 1920'de Suriyeli siyasetçilerin katıldığı Suriye Kongresi'nin toplanması ve Emir Faysal'ı Büyük Suriye Kralı ilan etmesi İngiliz ve Fransızlara karşı milliyetçi bir meydan okumaydı. Bu meydan okumaya cevap Nisan 1920 San Remo Konferansında geldi. Konferansta Suriye'nin Fransız manda yönetimine verilmesi kabul edildi. 24 Temmuz 1920'de Meyselun'da Senegalli ve Cezayirli askerlerle takviye edilmiş Fransız birliklerinin Faysal'ın birliklerini yenmesiyle Suriye'de Emir Faysal'ın hükümranlığı sona ermiş oldu.
H. Mustafa Eravcı
Sayfa 45 - Türk Tarih Kurumu Yayınları
İhvan Hareketi ile Baas rejimi arasındaki fiili mücadele Neo-Baas darbesiyle başladı. Salah Cedid ve Hafız Esad önderliğindeki Neo Baasçıların iktidara gelmesiyle Suriye'deki hapishanelerden İhvan üyeleri hiç eksik olmadı. Bir çok İhvan mensubu hapishanelerde hayatını kaybetti ve kalıcı hasarlara neden olan işgencelere maruz kaldı.
H. Mustafa Eravcı
Sayfa 106 - Türk Tarih Kurumu Yayınları
278 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
1918'den 2011'e adım adım SURİYE

"Suriye:Tarih, Siyaset, Dış Politika" adlı kitap, 2015 yılında yapılan Uluslararasi Suriye Sempozyumu'nda sunulan bildirilerden oluşuyor. Bildirilerde alanında uzman akademisyenler Suriye'nin 1918'de İngiltere tarafından işgalinden başlayarak 2011 yılında protestolarla başlayan ve büyük bir iç savaşa dönüşen sürece kadar geçirdiği evreleri anlatıyor. Suriye'deki savaşın ülkenin iç dinamiklerine bağlı kısımlarını geniş kapsamlı olarak anlatıyor.

ORTADOĞU'YA DAİR ÖNEMLİ BİR KİTAP

Ben kitabın içeriyle ilgili pek bir şey yazmayacağım. Keza kitap Prof. Dr. Mustafa Eravcı editörlüğünde, sunulan bildirilerin birleştirilmesiyle oluşuyor. Türk Tarih Kurumu Yayınları'ndan basılmış bir kitap. Ortadoğu'ya merakı olanların veya tarihseverlerin elinin altında bulunması gereken bir kitap.

KİTAPTA ABD VE İSRAİL YOK

Kitapta sorunların kaynağı, içinden çıkılmaz hale gelişi ve nasıl çözüleceğine dair öneriler olmakla birlikte kitapta ABD ve İsrail yok. Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde meydana gelen Avrupa sisteminden çıkmış diktatörleri deviren yerine ise Avrupa ile entegre diktatörleri iş başına getiren Arap Baharı ve bunun Suriye yansıması olarak çıkıp iç savaşa dönüşen olayların, ABD'nin bölgedeki çıkarları ve İsrail'in güvenliği ile doğrudan bağlantılı olduğunu düşünüyorum.

SUÇLULAR ESAD, İRAN VE RUSYA

Kitapta ABD ile İsrail'e değinilmemesi buna mukabil Suriye'de olayların bu hatteye gelmesinde tek suçlu Esad, dış güç olarak ise İran ve Rusya'nın gösterilmesi oldukça saçma ve yanlış bir durum. Üstelik Süriyedeki olaylar sadece ülkenin iç dinamiklerine bağlı olarak meydana çıkmış gibi değerlendiriliyor. Bu da yanlış.

LAİK TOPLUM DÜZENİNİN ÖNEMİ

Aşağıda yazdıklarım Suriye özelinde tüm Ortadoğu için geçerli olan durumlardır. Ben Türkiye'deki Atatürk inkilaplarını anlamak için Ortadoğu'ya bakmak gerektiğini hep söylüyorum. Bunun sebebi kötü bir durumla kıyaslama yapmak değil, Ortadoğu'da, laik ve demokratik adımların atılmamasının somut örneklerle sonuçlarının acı şekilde görülmesini sağlamaktır.

LAİKLİK NEDİR NE DEĞİLDİR

Burada ayrı bir parantez açmak istiyorum, laiklik bir dönem Türkiye'de algılandığı gibi dini toptan ret etmek olmadığı gibi bugün algılandığı gibi dinsizlik de değildir. Laiklik, herkesin din ve vicdan hürriyetini garanti altına alan, hiçbir düşünce ve inancı diğerinden üstün veya geri tutmayan topluma dini-etnik ve inanç merkezli değil vatandaş merkezli yaklaşan bir anlayıştır.

DİNİ-ETNİK TEMELLİ TOPLUM

Bugün Suriye'de yaşananların sebebi ülkenin, demokratik temelli laik bir sisteme sahip olmamasıdır. Bütün dini ve etnik ayrımları kenara iten, ülkede yaşayanlara sadece vatandaş gözüyle bakan bir anlayışın inşa edilememesi, böyle bir anlayış inşa etmek yerine imkanı ve gücü elde eden dini ve etnik grupların diğerini ezmeye çalışması Suriye-Irak özelinde tüm Ortadoğu'da kanın akmasının en büyük nedenidir.

IRAK'TA Şİİ, SURİYE'DE SÜNNİ POSTU

Machiavelli'nin dediği gibi "en büyük kale halkın nefretini kazanmamaktır. Halkın nefreti kazanıldığında ona destek olacak dış güç mutlaka bulunur." Şayet bugün Suriye'de dini ve etnik bazlı bir ayrım olmasa emperyalizm ülkeye girebilir mi? Irak'ta Sünni Saddam Hüseyin'i devirmek için Şii postuna bürünen ABD, Suriye'de Nusayri Alevi Beşer Esad'ı devirmek için Sünni postuna bürünüyor. Irak'ta Şiiler yıllar içinde dışlanmasa ezilmeze, Saddam gitsin de nasıl giderse gitsin demezler ve ülkelerini ABD'ye peşkeş çekmezlerdi. Aynı şekilde Nusayri Alevi Esad Ailesi ve destekçileri tarafından Sünni kesim ezilmese horlanmasa onca kan dökülür müydü ??

Yazarın biyografisi

Adı:
H. Mustafa Eravcı
Unvan:
Prof. Dr.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okudu.
  • 2 okur okuyacak.