Haldun Taner

Haldun Taner

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.3
2.076 Kişi
okuyor-dolu
6,9bin
Okunma
v3_begen_dolu
509
Beğeni
goz
16,4bin
Gösterim
Kitaplarını Satın Al
bilgi
Sponsorlu
Unvan
Türk Yazar
Doğum
İstanbul, 16 Mart 1915
Ölüm
İstanbul, 7 Mayıs 1986
Yaşamı
Haldun Taner (d. 16 Mart 1915, İstanbul - ö. 7 Mayıs 1986 İstanbul), öykü, tiyatro ve kabare yazarı, öğretim üyesi ve gazeteci. Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önde gelen yazarlarından birisidir. Türkiye'de epik tiyatro türü ve kabare tiyatrosunun öncüsüdür. 1915 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Ahmet Selahaddin, Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı üyesi ve mütareke yıllarında yazıları, dersleri ve nutuklarıyla ülkenin bağımsızlığını savunmuş bir aydındır. Beş yaşında iken babasını kaybetti. Annesiyle birlikte büyükbabasının konağında yaşadı[1]. Vatana hizmeti geçenlerin ve şehit olanların çocuklarına tanınan haktan yararlanarak parasız yatılı olarak girdiği[1] Galatasaray Sultanisi'ndeki orta öğrenimini 1935 yılında tamamladı. Mezuniyetinden sonra devlet tarafından Heidelberg Üniversitesi'nde öğrenim görmek üzere Almanya’ya gönderildi. Siyasal Bilgiler alanındaki öğrenimini geçirdiği ağır tüberküloz nedeniyle 1938’de yarıda bıraktı ve yurda döndü. 1938-1942 yılları arasında Erenköy Sanatoryumunda tedavi gördü. Yüksek öğrenimini 1950’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Filolojisi Bölümü’nde tamamladı. 1950-54 yıllarında üniversitenin sanat tarihi kürsüsünde asistanlık yaptı. Edebiyat yaşamına gençlik yıllarında yazdığı skeçlerle başladı. "Töhmet" adlı ilk öyküsü Yedigün dergisinde "Haldun Yağcıoğlu" takma ismiyle 1946'da yayınlandı. New York Herald Tribune Gazetesi'nin 1953'te İstanbul'da düzenlediği öykü yarışmasında "Şişhaneye Yağmur Yağıyordu" öyküsüyle birinci oldu. 1956'da Varlık Dergisi’nin araştırmasında yılın en beğenilen öykücüsü seçildi. Asistanlığı sırasında yazdığı “Günün Adamı” oyunu, İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahnelenmeden yasaklandı[2]. Asistanlığı bırakıp Viyana’ya tiyatro bilimi eğitimi için gitti. 1955-1957’de Max Reinhardt Tiyatro Akademisi’nde öğrenim gördü. Viyana’daki bazı tiyatrolarda reji asistanı olarak çalıştı. 1957'de tekrar Türkiye’ye döndü. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü'nde edebiyat ve sanat tarihi, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi ile İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde tiyatro tarihi okuttu Bir yandan da Tercüman Gazetesi’nde (1952-1960) köşe yazıları yazmayı ve oyun yazarlığını sürdürdü. 1950’ler de oyun yazmaya başlayan ve tiyatrodaki ilk eserlerinde dramatik türün başarılı örneklerini veren Haldun Taner, ardından epik tiyatro denemelerine girişmişti. Türk Tiyatrosu’nda ki ilk epik tiyatro örneği olan "Keşanlı Ali Destanı" adlı oyunu ile dünya çapında tanındı. Bu oyun yurt dışında Almanya, İngiltere, Çekoslovakya, eski Yugoslavya'nın çeşitli kentlerinde oynandı. Atıf Yılmaz tarafından sinemaya aktarıldı (1964). Daha sonraki dönemlerde konularını güncel olaylardan alan siyasal-sosyal taşlamaların ağır bastığı oyunlar yazdı. Epik tiyatro ve kabarenin alanında verdiği yapıtlar çağdaş Türk tiyatrosunun klasikleri oldu. Eşsiz bir arı Türkçe kullanan Haldun Taner, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının ve tiyatrosunun önde gelen yazarları arasına girdi. Devekuşu Kabare'yi (1967), Bizim Tiyatro'yu, Tef Kabare Tiyatrosu'nu kurdu. Küçük Dergi'yi çıkardı. Fıkra yazarlığını 1973’ten itibaren Milliyet’te sürdürdü. Öyküleri ve yazıları Yedigün, Ülkü, Yücel, Varlık, Küçük Dergi, Yeni İnsan dergilerinde de yayınlandı. Filme de alınan "Kaçak" (1955) ile "Dağlar Delisi Ferhat" (Lütfi Akad ve Orhan Kemal'le birlikte, 1957) adlı senaryoları sırasıyla Türk Film Dostları Derneği'nin senaryo ödülünü ve Basın-Yayın Senaryo Armağanı'nı kazandı. “Sancho'nun Sabah Yürüyüşü” (1969) ile Bordighera Uluslararası Mizah Festivali Öykü Ödülü'nü, tiyatro dalında da “Sersem Kocanın Kurnaz Karısı” (1971) oyunuyla 1972 Türk Dil Kurumu Tiyatro Ödülü'nü kazandı. Sedat Simavi Vakfı 1983 Edebiyat Ödülü'nü Pertev Naili Boratav'la paylaştı. Milliyet Gazetesinde "Deve Kuşuna Mektuplar" başlığı altında haftalık köşe yazıları yazan Taner, güncel olayları değerlendirdiği bu yazılarda yaşadığı dönemin bir çeşit edebi belgeselini sundu. Yazarlığının yanı sıra İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsünde ve Edebiyat Fakültesinde, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde edebiyat, sanat tarihi ve tiyatro dersleri veren Haldun Taner, Milliyet Gazetesi yazarlığı yaparken 7 Mayıs 1986’da İstanbul’da hayatını yitirdi. Adı, İstanbul Şehir Tiyatroları’nın Kadıköy’deki sahnesine verilmiştir. Bilgi Yayınevi, bütün eserlerini dizi halinde basmıştır. Milliyet gazetesi Haldun Taner anısına 1987’den beri her yıl Haldun Taner Öykü ödüllerini düzenlemektedir.
161 syf.
“Bir vapur dumanıyla sanki gelecek gibi.”
ağustos otuz 1 iki bin 21 dediler ustan ölmüş “çok gülünçsün azrail ferhan şensoy ölür mü? Yine Ferhan Şensoy... Yine Kitaphan... – Bıkmadın mı bu aydını anlatmaktan? Anlattıkça, anlattığım kadar yeni öğrenilecek bilgiler olduğunun farkına varıyorum. Yani yine “internet aleyhisselam”'ı, okuduğum kitaplarını verdiği röportajları tarıyorum. Bu sefer ustanın önceki incelemelerde değinmediğim faaliyetlerine - ve bir çılgınlığına ki hayatı çılgınlıklarla doludur, 50'den fazla tiyatro oyunu yazmak çılgınlık değil de nedir?- değineceğim. Ama öncelikle tabii ki kitabı... Sanırım eseri en kısa şekilde geniş çaplı anlatan tek inceleme olacak. Ön sözden önceki sayfası: i.hizliresim.com/aknmn1x.jpg Önsöz'ün son sayfası: Kimileri 1945'te yazılmış bu metinlerin, hâlâ ne denli güncel ve taze olduklarını; Haldun Ta- ner'in önce insanı ve dünyayı, sonra Türkiye'yi ve toplumumuzu ne kadar doğru ve filozofça analiz ettiğini şaşarak göreceksiniz. Ferhan Şensoy 21.03.1997, Ankara (i.hizliresim.com/oh3bce3.jpg) Ve son olarak Davetiye: i.hizliresim.com/6nzklof.jpg Netçe yansıttığımı düşünüyorum. Sormak istediğiniz bir şey olursa yorum kısmından cevap veririm. Konudan konuya atlayarak devam ediyorum. Bulanık kafayla yazılmış bir inceleme olacak gibi. Gibisi fazla . Kim bilmez ki Şarabi şiirini, hani Tuncel Kurtiz seslendirmişti: youtu.be/1JywloIUmc4 Kendisinden dinlemeyi çok ama çok isterdim. Belki bissürü kayıtlar vardır şiirler okuduğu. Umarım öyledir. Ustayla çalışma fırsatı bulanlar arasında 47. Uluslararası Emmy Ödülleri" töreninde en iyi erkek oyuncu ödülüne layık görülen Haluk Bilginer'de vardır. Steven Berkoff'a ait bir oyunu beraber çevirirler. Dolu Düşün Boş Konuş isimli oyunun cuları: Haluk Bilginer, Zuhal Olcay, Güven Kıraç, Melek Baykal ve Sermiyan Midyat. Yöneticiii Ferhan Şensoy. Oyunu izlemedim, yorum ve eleştiri yapamam dolayısıyla. Çoğunluğun Ceylan Ertem'in şarkısı olarak bildiği Ütopyalar Güzeldir (youtu.be/-YVOc7z6Q4U) ustaya aittir. Son zamanlarda şu soruyla çok karşılaşıyorum: Sinemada neden çok göremedik peki? Buyrun cevabı: youtu.be/QvUUkFD1X9s Yapamazsın, olmaz, manyak mısın dediler. Gemide tiyatro yaptı. Dünyada bir ilktir gemide tiyatro. Ve o gemide sergilediği oyunlardan biri Ortaoyuncular'ın YouTube kanalında yayınlandı (youtu.be/wHZ5n2ltMp8). Paylaşılan bir alıntıdan –Gecedeste kitabınının 16. sayfası– iletiyorum konu hakkındaki bulabildiğim kadarıyle yazdıklarını: “bindokuzyüzdoksandört yılı ondokuz ocak çarşamba gerçek oluyor ütopya açıyor pedesini kuruçeşme’ye demir atmış içinden dalga geçen tiyatro seyircili seyir defteri ve kırkambar gece tiyatrosu’nun peşpeşe dünya prömiyeri gemide tiyatro dediğimde manyak mısın diyenler pardon ağbi diyorlar” VEEE MÜJDE Çok Tuhaf Soruşturma'ya yazdığım incelemede belirttiğim kitap Ferdeste, yıl bitmeden yayımlanacak: i.hizliresim.com/co8b3ye.jpg Önemli bir noktasızlığa (bitmez, ama n'kadar çok okuyan olursa iyidir) dokunmak istiyorum. Diline geldiğini kusuyor bazı okurlar yeşil satırlara. Yahu bir oku, araştır, hemen... Okumadan, kitaplarla alakasız yapılan incelemelerden bıktım artık. Neymiş "Laba luba suresi" demiş bir oyununda, evet demiş ama niçin? Yahu orda bir bürokrata gönderme vardır, bakınız (youtu.be/U1Kw5B54vQM 33:26'den itibaren...) Neymiş homofobikmiş, cinsiyetçiymiş. ”Hasssiktir ve Rıfat abi!” repliği güzeldi ama. Böylesi seçme sapan ithamlarda bulunmanın siyaha beyaz demekten farkı yoktur. N'kadar bilgisiz olduğu göze çarpıyor böylelerinin. Homofobik bir insan, eşcinsel biriyle aynı yatakta yatar mı? Yapılan ithama karşı verilen en güzel cevap olan kitaptaki (Kalemimin Sapını Gülle Donattım-10.Baskı) 80. bölümü okumalarını öneririm. Neymiş, dinle dalga geçiyormuş, dinle dalga geçtiği falan yok, derdi dinle oynayanlara kanan halk. Neymiş, keşke darbe olsa demiş de amacı çok kötüymüş, buyrun (youtu.be/icIaLgc4cW0 8:52'den itibaren). Çoğunun derdini biliyorum ama n'olup bittiğini bilmeden “seçme sapan” sellere kapılanlar içindi bu ileti. Lütfen sağdan soldan duyduklarınızı bilgi edinmeyin. Lütfen araştırın. bulutların arasına isabetleyerek arada bir el sallıyorum belki görüyordur meyhaneden usta zaman zaman giriyordu rüyalarıma fakat gökyüzüne uçtuktan sonra... yirmi dört gün geçti ama hala “Bir vapur dumanıyla sanki gelecek gibi.” Ve youtu.be/6xwiDqgk-7Y 21:56'da ustanın dediği gibi ölene kadar... Ölene kadar bu ilerici birikimi harcatmayacağız. Kudurun, çıldırın, önceki paragrafta anlattığım kişi ve giller ve kişigillerden olmaya meyilliler. Zaman ayırıp okuyanlara mersilerden bir demet, keyifli okumalar ≈))
kamera
Haldun Taner Kabare
kamera
Ferhan Şensoy
ucnokta_yatay-1
yildiz
9.4/10 · 28 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
112 syf.
·
9/10 puan
Bu kitabı çok beğenmiştim. Kapağının tatlılığı, güzelliği gibi içindeki öyküleri de çok güzel. Haldun Taner ilk defa okumuştum ve dilini, üslubunu çok beğenmiştim. Kitap çeşitli öykülerden oluşuyor. Okurken insana keyif veren öyküler. İçinde en çok beğendiğim öykü elbette ki kitaba da adını veren, kitaptaki ilk öykü "Sancho'nun Sabah Yürüyüşü" olmuştu. Sancho tatlı bir köpeciğin adı ve bu öyküde bir köpeğin gözünden hayatı görüyoruz. Bir köpeği aracı yaparak, onun gözünden göstererek aslında insanların yanlış ve samimiyetsiz tutumlarını yansıtmaya çalışmış olan Haldun Taner, bunu oldukça ustalıklı bir şekilde başarmış. Hem eğlendiren hem de güzel mesajlar veren bir öyküydü. Diğer öyküleri de öyle, güzel konulara değiniyor. Kesinlikle öneriyorum, bu kitap okunmaya değer bir kitaptır.
kamera
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
76 syf.
·
9 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Tiyatro incelemesi
Nasıl ki Necip Fazıl’ın her yapıtı okunur, anlaşılır ve ders alınır nitelikte ise bana göre Haldun Taner’in hem öyküleri hem de tiyatroları teknik açıdan çok güçlü ve okunur anlaşılır. Modern Türk tiyatrosunun gelişiminde kuşkusuz en büyük katkısı olan yazarımız bu tiyatrosunda çatışma unsurları üzerinden vermek istediği dersi zıttı ile verip somutlaştırmıştır. Okuyucular tarafından belki dikkat çekilmiştir Türk tiyatrosu üzerine yapılan çalışmalara baktığımız zaman çok eksik olduğunu görmüşlerdir. Allah’ın izni ve inayeti ile Haldun Taner’in bu tiyatrosu üzerine yazacağım makaleyi sizlere sunduğum önerdiğim günler de gelecektir. Keyifli okumalar.
kamera
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
;