Halil Yaşar Kollu

Halil Yaşar Kollu

Yazar
8.2/10
1.657 Kişi
·
5,3bin
Okunma
·
226
Beğeni
·
143,7bin
Gösterim
Adı:
Halil Yaşar Kollu
Unvan:
Yazar.
Alparslan’ın ordusunda bir Kürt olarak can vermek ile Selahattin Eyyubi’nin ordusunda bir Türk olarak can vermenin ne farkı var?
Halil Yaşar Kollu
Sayfa 109 - Lopus Yayınları
Bu milletin en büyük talihsizliği buydu. Cihanda en fazla kahraman çıkaran da bizdik ama cihanda en fazla hain çıkaran da biz olduk.
Halil Yaşar Kollu
Sayfa 119 - Lopus Yayınları
Nitekim Cumhuriyet’i kuranlar Abdülhamid Han’ın kurduğu okullardan çıkmışlardır. Hem de gerçekten iyi bir eğitim alarak. Yılmaz Öztuna Abdülhamid kitabında bu konuyu çok güzel özetler: “ Cumhuriyet’i, istisnasız Sultan Abdülhamid devrinde eğitim gören kuşaklar kurdu. Cumhuriyet’in kurucusu Atatürk, Selanik’te modern ilkokulda, askeri ortaokulda, Manastır’da askeri lisede, İstanbul’da Harp Okulu’nda ve Harp Akademisi’nde okudu. Geniş kültür sahibi, mükemmel bir asker oldu. Almanya, Avusturya-Macaristan, Fransa, İngiltere, Birleşik Amerika’da daha yüksek kalitede subay yetiştirilmiyordu. Türk subayı, en iyi derecede Türkçe öğrendi. Nutuk’ta kullanılan inanılması zor zenginlikte bir Türkçe... Yabancı dil öğrendi. Prusya kurmaylarıyla strateji tartışması yapabilen bir kurmay subayı olarak yetişti.”
Halil Yaşar Kollu
Sayfa 260 - Lopus Yayınları
Ne yazık ki Türkiye’de böyle bir sorun var; “ Atatürk’ü seviyor isen, Abdülhamid’e küfretmen gerek ya da Abdülhamid’i seviyor isen, o zaman da Atatürk’e küfretmen gerek gibi.” Hâlbuki bizim yapmamız gereken sadece tarihi araştırmaktır. Ne yazık ki yakın tarih bir nefret aracına döndü. Siyasi amaçlı bir nefret amacı.... Ünlü tarihçi Yılmaz Öztuna anlatır; “ Türkiye tarihi yazılır. İşte taksit taksit yayınlanır, herkes çok beğenir filan ama 12. cilde gelince Abdülhamid’i doğru anlatınca şaştım kaldım diyor, büyük bir tepki gelmeye başladı. İlk başta beni Türk Tarih Kurumu’na üye yapmak istediler üst düzey isimler diyor ardından Abdülhamid Han ile ilgili iyi şeyler yazınca, bir daha arkası gelmedi diyor.” Ne yazık ki bu kin üst makamlar tarafından yıllarca tetiklendi.
Halil Yaşar Kollu
Sayfa 259 - Lopus Yayınları
Sadece sınav sorusu çözmek yetmez. Bize sadece sınav sorusu çözüp üniversiteleri dolduracak adam değil, bize üniversiteleri adam edecek dolu beyinler lazım...
Ne der Orhan Gazi:
"Bizim maksadımız kuru bir kavga ve cihangirlik davası değildir. Yolumuz Allah yoludur. Maksadımız Allah'ın dinini yaymaktır."
- Kızılelma'da buluşalım Mihaloğlu olur mu?
Akıncılar eğer birbirinden ayrılırken Kızılelma'da buluşalım diyor ise bunun iki sebebi vardı.Bir, eğer bir yere akın yapılıyorsa o akıncı grubu dağılır dağdan taştan girip şehire korkuyu salıp en sonunda belirlenen bir yerde buluşulur bu yere de Kızılelma denirdi. Iki, eğer böyle bir şey yoksa ve buna rağmen bir akıncı diğer akıncıya Kızılelma' da buluşalım diyor ise bu aslında cennette buluşalım demekti..
Ömer Lütfi Mete o ‘İtfaiye Yanıyor’ kitabında ne diyor; “Devlet bir arabaya benzer. Yöneticileri ise o arabanın tekerleğine... Sen arabaya bakıp zannedersin ki arabayı tekerlekler yönlendiriyor. Tıpkı devlete bakıp devleti yöneticilerin yönlendirdiğini sandığın gibi... Hâlbuki o tekerleği yönlendiren bir dümen vardır. Tıpkı siyasetçileri yönlendiren bir devlet aklı olduğu gibi. O arabanın gitmesini sağlayan bir motor vardır. Tıpkı devlet teşkilatı gibi. O arabanın önünü görmesini sağlayan farlar vardır. Tıpkı devletin önünü görmesini sağlayan devlet istihbaratı gibi...”
Ona büyük Türk derdi Avrupa. Aslında Türk derken Müslüman demek istiyordu.Çünkü Avrupalılar için her Müslüman bir Türk idi. Öyle düşünüyorlardı. Öyle zannediyorlardı.Hristiyanlık, yahudilik, putperestlik, bir de Türklük var diye yazardı Tarihçileri..
280 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
İki Türk Peygamber kim? Zülkarneyn'in (a.s.) Oğuz kağan ile bağı, Yecüc Mecüc ilişkisi ne? Türk kitabelerinde bu konu İçin neler yazıyor, Türklerin ilk kitabı Ulu Han Ata Bitiğinde yazanlar, Yada taşının
sırrı ve daha bir çok gizem Türklerin Kutsal Hikâyesi Heyet 4'te seni bekliyorş.

Kitapyurdu Linki https://bit.ly/2VjsicW

Akıcı ve Kaynaklı
248 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Halil Yaşar Kollu ve Ahmet Han'ın beraber yazdığı kaynaklara dayalı ve akıcı bir üsluba sahip olan bir eser. Bir yandan bilim dünyasının ilginç yönlerine şahit olacak öte yandan ise müslüman bilim adamlarının üstü örtülmüş keşif ve icatlarına şahit olacaksınız. Bu zamana kadar bu konu hakkında yazılmış diğer eserlerden en önemli farkı ise müslüman bilim adamlarının buldukları şeylerin ne anlama gelip nasıl bir öneme sahip olduğu yalın bir dille anlatılıyor. Misal El Harezmi Algoritmayı buldu deyip geçmiyor aynı zamanda Algoritmanın önemini anlatıyor. Misal “Facebook'ta üç yüz kez beğen ikonuna tıklamışsanız, algoritma fikirlerinizi ve isteklerinizi eşinizden bile daha iyi tanıyabilir.” der Harrari ve bu kitap bu v.b. Tanımlar ve açıklamalar ile keşifleri daha net anlamınızı ve müslüman bilim adamlarının keşif ve buluşlarının nasıl bir öneme sahip olduğunu görebiliyorsunuz.

Kitabı alma sitesi . https://m.kitapyurdu.com/...mp;product_id=544219
286 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10 puan
Kitap bir öğrenci ile öğrencinin usta dediği bir kişinin sohbet havasında geçen ve bolca çay içilen sohbetinin yazıya dökülmüş hali. İlk Türk devletinden Sultan Abdülhamit Han dönemine kadar süre gelen olayları anlatıyor.16 Türk devletinin aslında gizli derin bir güç tarafından yönetildiğinden bahsediyor. Kitaba göre Mete Han zamanında kurulmuş Türklere ait gizli bir yapılanma var ve bu yapının amacı Türklere ait devletler yıkılsa dahi yerine yeni devletlerin kurulmasını sağlamaktır. Heyet, hükümdarlar, padişahlar üstü bir konuma sahip. Heyetin dünyanın her yerinde kritik noktalarda adamları bulunuyor bir nevi ajan gibi ve bu sayede Türklerin aleyhine ne yapılmak istenirse bu durumu ajanları vasıtası ile önceden haber alan Heyet üyeleri bunun önüne geçmek için çaba gösteriyorlar. Metehan’la başlayan heyetin hamleleri Fatih Sultan Mehmet’e kadar geliyor. Daha sonra Heyet yer altına çekiliyor. Tekrar ortaya çıkması ise Sultan Abdülhamid devrine denk geliyor. Farklı bir bakış açısıyla tarihi görme adına güzel bir kitap olmuş ayrıca didaktik bir eser olmasına rağmen oldukça akıcı...
286 syf.
·2 günde·8/10 puan
Heyet kitabı çıktığı ilk günlerden beri çok satan listelerinin başında yer alan bir kitap. Kitabın tanıtım bülteni o kadar iyi yapılmış ki ister istemez kendine çekiyor sizi. Özelikle tanıtımın ve basımın güzel olması tarihe ilgi duyan herkesin dikkatini çekiyor. Yazar “Halil Yaşar Kollu” daha önce ismini hiç duymadığım bir yazar. İnternetten hakkında ufak bir araştırma yapmak istedim. Fakat hakkında neredeyse hiç bilgi yok.

Kitap tarihin bilinen ilk Türk devletinden Sultan Abdülhamit Han dönemine kadar süre gelen olayları anlatıyor. Bu tarihi bilgileri anlatırken temel çıkış noktası ise tarihte kurulan 16 Türk devletinin aslında gizli derin güç tarafından yönetildiği ve bu yönetimin aslında bir sistem kurmuş olduğu. 16 Türk devletinin yıkılıp yerine yeni devletlerin kurulmasına da daha birçok şeye de aslında bu sistemin karar verdiği. Bu derin gücün kitaptaki ismi ise: “Heyet.” Yazara göre aslında ilk olarak Metehan zamanında Türkler bir istihbarat teşkilatı olan “İhtiyarlar Heyetini” kuruyor. Ve bu heyet bir sistem kuruyor. Yazar heyetin varlığına göre bu bilgileri anlatıyor. İsmini tarihten bildiğimiz çoğu kişinin aslında heyetin yetiştirdiği kişiler olduğunu söylüyor. Metehan’la başlatan heyetin hamleleri Fatih Sultan Mehmet’e kadar geliyor. Daha sonra Heyet yer altına çekiliyor. Artık gözükmemeye başlıyor. Tekrar ortaya çıkması ise Sultan Abdülhamid devrine denk geliyor. Yazar “Heyet 1” kitabında Fatih Sultan Mehmet’e kadarki olayları anlatıyor. Abdülhamit devri ve sonrası ise “Heyet 2” isimli kitaba bırakılmış.

Kitap hakkında birkaç kelam edecek olursak. Öncelikle kitabın fikri yönden birçok kusuru var. Mesela bu Heyet kısmının bu kadar etkili olduğu ve yaptıkları gerçeğe pek uymuyor. Ayrıca kitaptaki heyet ile ilgili kavramlar bire bir Kurtlar Vadisi ve Diriliş dizilerinde geçiyor. Kitap her ne kadar tarihi bilgileri güzel bir şekilde verse de maalesef gerçeklikten uzak kalmış. Tabi Türk devletlerin muhtemelen bir istihbarat teşkilatı vardır şüphesiz. Ama şahsen ben bunun bu kadar güçlü bir yapıda olduğunu düşünmüyorum. Hali hazırda mevcut milli istihbarat teşkilatımız “MİT” “Hakan Fidan” döneminden önce çok güçsüz bir yapıdaydı. Dış tehlikelerden daha çok kendi vatandaşları ile ilgileniyordu. Ki hala bile dünya üzerinde başarılı operasyon sayısı çok az. Son dönemde yapılan birkaç operasyon dünya çapında çok başarı olsa da bu kadar yıllık devlet geleneği olan bir ülkeye göre bence az.

Öte yandan heyet fikri çoğu yerde soru işareti barındırıyor. Örneğin Türklerin İslam’a geçmesi. Kitapta bu heyetin fikri olduğu söyleniyor. Fakat Karahan’ılar İslam’ı seçerken geri kalan birçok devlet ise İslam’ı seçmemişti. Heyetin acaba onlara gücü mü yetmedi? Yine Fatih Sultan Mehmet ve babası Sultan Murad’ın taht değişimimi heyetin kararı ile diyor. Fakat bildiğimiz tarihi bilgilerle bu olayın uzaktan yakından bir ilgisi yok. Bu ve bunun gibi birçok eksik nokta mevcut kitapta.

Kitabın en güzel tarafıysa harika bir akıcılığa sahip olması. Normal şartlar altında didaktik bir eser kolay okunmaz. Ağır ilerler. Okuduğumuz kitap yaklaşık olarak 300 sayfalık olmasına rağmen rahatlıkla bir günde okuyup bitirebileceğiniz bir kitap. Kitapta tarihi bilgiler Hafız ve ustanın karşılıklı konuşmaları ile oluşmuş bu da kitaba az da olsa roman tadı vermiş. Akıcılığa büyük katkısı olmuş.

Netice olarak her ne kadar bazı fikirleri inandırıcı olmasa da hem tarihi bilgileri hızlıca gözden geçirmek hem de farklı bir bakış açısıyla tarihi görme adına güzel okunabilir bir kitap olmuş. Kendi adıma ikinci kitabını da alıp okumayı düşünüyorum.

İyi okumalar…
240 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Bu kitaba heyet 1 heyet 2 sonra hiç mi istenileni karşılamamış bir kitap olarak gördüm çok masalsı bir anlatım var. Çok basit bir anlatım tarzıyla gerçeği hiç yansıtmayan bir kitaptı.
320 syf.
Böyle iddialı bir kitapta aradığım en önemli özellik kaynakçadır ancak kitapta bırak kaynakçayı dipnot dahi bulunmuyor. Ortaya koyduğu savları sadece araştırırsan görürsün tarzında basitçe geçiştirmesi bu tarz bir kitaba uygun değil. Ayrıca geçmiş dönemin kahramanlarını anlamsızca eleştirmesi hatta hakaret etmesi bence yazarın üzerine aldığı misyonun farkında olmamasından kaynaklanıyor. Kitapta başlangıçtan belli elli sayfa okuyunca devam eden olayların nasıl gelişeceğini tahmin edebiliyorsun. Bu da okumayı güçleştiriyor. Velhasıl yazarın emeklerine saygı duyarak bu kitapta beğendigim tek nokta kapağı oldu.
286 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Kitap bir öğrenci ile öğrencinin usta dediği bir kişinin sohbet havasında geçen ve bolca çay içilen sohbetinin yazıya dökülmüş hali. Tabi böyle kişiler var mıdır yok mudur onu bilemem. Bu arada yazarın aynı isimde iki kitabı var. İlk kitap Heyet olarak geçiyor, ikinci kitap ise Heyet-2 olarak geçiyor. Yorumlarım bu iki kitabı da kapsamakta.
Konuya gelince... Heyet-1 kitabının kapağında "Mete Han'dan Bugüne Kadar Türklerin Saklı Tarihi" yazılı. İkinci kitapta da "Abdülhamid'den Bugüne Kadar Gizem ve İstihbarat Savaşları" yazılı. Kitaba göre Mete Han zamanında kurulmuş Türklere ait gizli bir yapı varmış. Bu yapının amacı Türklere ait devletler yıkılsa dahi yerine yeni devletlerin kurulmasını sağlamakmış. Yani Heyet, hükümdarlar, padişahlar üstü bir konumda anlatılmış. Heyetin dünyanın her yerinde kritik noktalarda adamları(ajanları) bulunurmuş. Bu sayede Türklerin aleyhine ne yapılmak isteniyorsa bunu ajanları vasıtası ile önceden haber alan Heyet üyeleri bunun önüne geçmek için çaba gösteriyorlarmış. İki kitapta da Heyetin bu faaliyetleri anlatılıyor. Şimdi ben bu kitabı böyle size çok basit anlattım ama kitabın özünde bu var yani. Ama siz kitabı okurken o kadar şaşıracaksınız ki kitabı elinizden bırakmak istemeyeceksiniz. Hele bir de tarihe merakınız varsa... Size iki kitaptan da bir kaç örnek olay yazınca demek istediğimi ve kitabın aslında ne anlattığını daha iyi anlayacaksınız. Bir de şunu söylemem lazım. Kitap olayları tarihi kronolojiye göre anlatmış. Zaman zaman bunun dışında çıkmış ancak genel anlamda buna bağlı. Heyet-1'de Sultan Abdülhamid'e kadar olan dönem, Heyet-2'de ise günümüze kadar olan dönem. Gelelim örneklere...
Tarihte Kürşad'ın Saray(Çin Sarayı) Baskını olarak bilinen olayın emrini Heyet vermiş.
Hasan Sabbah'ın aslında Heyet'e ihanet etmiş eski bir Heyet ajanı imiş.
Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu Osman Bey bu iş için heyet tarafından seçilmiş ve görevlendirilmiş.
Pakistan bir Osmanlı ajanı olan Muhammed Ali bey tarafından kurulmuş.
Mahmud Esad Coşan heyetin sırrını almış bir elemanıymış.
Kitabı okudukça dediğim gibi değişik bilgilerle karşılaşacaksınız. Kitaptaki bilgilerin gerçek olup olmadığını bilmiyorum. Ama gerçekse vay be diyorum, ha gerçek değilse bile hayali yeter diyorum. Sonuç olarak kesinlikle okunması gereken iki kitap.
Diğer kitap incelemelerimi için http://www.okunmuskutuphane.blogspot.com
320 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Sultan 2.Abdülhamite karşı ilgimi o kadar attırdı çünkü okulda öğrendiğimiz kısmi ve sıkıcı bilgilerde diğer konularda öyle lise zamanında bu edindiğim bilgilerin bir kısmını dahi edinememiştim kendime sorup duruyorum neden anlatılmadı bu bilgiler neden öğretilmedi sonra tembel bir millet olduğumuz aklıma geldi bize hangi bilgiler ne kadar ögretilmeli onlar onu ayarlıyorlardı biz ise tembelliğimizden evet bilgiler bu kadarla sınırlıdır diye okumaktan araştırmak uzak duruyoruz anca medya aracılıyla şu olaylar olmuş şu insanlar şehit düşmüş ve öldürülmüş diye geçiştiriyorduk altında yatan ve önemli olan şahsiyetler okurken bile vatan uğruna feda edilişleri duygu yüklüydüm bilgi yüklüydüm zengin olup fakir kısmındaydım .

Yazarın biyografisi

Adı:
Halil Yaşar Kollu
Unvan:
Yazar.

Yazar istatistikleri

  • 226 okur beğendi.
  • 5,3bin okur okudu.
  • 168 okur okuyor.
  • 2.013 okur okuyacak.
  • 48 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları