Hamdi Akverdi

Hamdi Akverdi

Çevirmen
6.5/10
2 Kişi
·
1
Okunma
·
0
Beğeni
·
2
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
128 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Platon’un olgunluk dönemi eserlerinden olan Phaidros, dönemin ünlü nutuk yazarlarından Lysis’in aşk üzerine yazdığı yergiye binaen girişilen tartışmayı konu alır. Eserde Lysis’ten oldukça etkilenen, ismi “pırlanta misali parlayan” anlamındaki Phaidros, nutuğu Sokrates’e sunar ve bunun üzerine diyalog gelişir.

Platon’un metinlerindeki ustalık göz önünde bulundurulduğunda, ilkin şu soruyu sormak gerekir diye düşünüyorum: Neden bu diyalog da diğerleri gibi şehir içerisinde geçmiyor da, Phaidros, nutuğu göstererek Sokrates’i ardı sıra şehirden dışarıya çıkmaya zorluyor? Phaidros’ta tartışılan konu tutkulu aşktır ve Platon tavrını belki de ilk defa, ölçülü bir rasyonellikten yana değil de tutkuyla dolmuş bir sapkınlıktan (mani) yana kullanacaktır. Yani diyalogdaki Sokrates’in şehrin dışına çıkması, bir nevi Platon’un kendi kalıplarının dışına çıkması ile paralel gibi görünüyor.

Diyalogun başlangıcında, Phaidros tutkulu bir şekilde Lysis’in nutkunu okur. Nutuk genel olarak aşkın faydadan çok zarar verdiği, aşığın maşukunun mutluluğunu istemekten ziyade sadece kendisine ait olmasını istediği ve uzun vadede bu aşk ilişkisinin maşuk açısından engelleyici ve sakatlayıcı bir tarafının bulunduğu üzerinedir. Lysis bunun yerine, tutkunun dozunun azaltıldığı daha dostane bir sevgiyi önerir. Çünkü dostane sevgi içten gelir ve bu ilişki karşı tarafı mutlu etmek üzerine kuruludur.

Muhtemelen birçok okuyucu için gayet makul ve ölçülü bulunan bu fikirlerin, ben Sokrates’in dilinden dökülmesini beklerdim. Ki benzer bir nutuğu, duygularına kapılarak Sokrates de verir. Ancak “Eros”u bu denli küçümseyen ve bu tanrıyı kötü biçimde vasıflandıran yaklaşıma karşı şüphelidir, duygusal bir yönelmeden ziyade, tutarlılığın yolunu adım adım takip edip şüphelerini ortaya dökmeye başlar.

Sokrates öncelikli olarak düzgün akıl yürütmenin öneminden bahseder ve “aşk” kavramını analiz etmeden üzerine söylenecek her şeyin anlamsız olduğundan dem vurur. Lysis’in problemi, keyfince bir aşk türünü tanımlayıp, bütün aşk türlerini bunun üzerinden eleştirmesidir. Oysa Sokrates, insanı uysal ve hırçın iki atı kontrol eden bir arabacıya benzeterek her aşığın hırçın olan ata tabi olmayacağını, içindeki tutkudan bir şey kaybetmediği halde maşukunu değerden düşürmeksizin de aşık olunabileceğini savunur.

İkinci olarak Sokrates, Lysis’in hor gördüğü sapıtma (mani) halinin bize Tanrı vergisi birçok şey sunduğundan bahseder. Burada biraz μανία (mania) üzerinde durmak gerekiyor. Günümüzde bir şeye karşı duyulan aşırı tutku ve istek anlamında kullanılan mani, çevirmenler tarafından “sapıtma” olarak çevrilmiş. Kleptomani (hırsızlığa karşı duyulan anlamsız ve aşırı istek) gibi örneklerde gördüğümüz üzere, normalden bir sapma olduğu için bu anlamda kullanılması çok yanlış değil. Benzer bir kökenden türeyen μαντική (mantike) ise kehanet ve bilicilik anlamına gelmektedir. Yani ancak aşkın sağladığı mania sayesinde bizdeki tabiriyle “gönül gözü” açılmış, dünyayı farklı bir gözle bilen insanlar türemektedir. İşte burada eros ile philosophia yeniden birbirine kenetlenir. Aşk'ın akıldışılığı gerçekte tanrısal deliliğin (theia mania) bir tipidir.

Sokrates, bu şekilde aşkın felsefe ile birliğini sağladıktan sonra, Lysis’in başka bir problemi olan yazım tarzı üzerinde durur. Eski bir Mısır mitinden hareketle yazı yazmanın belleği körelttiği, insanları gerçek yaşamdan uzaklaştırdığı, gerçekten bilen insanlar değil de “bilgili adam bozması” ürettiğini anlatır. Yazı yazmanın makul görülebilecek tek bir yöntemi vardır, o da anlaşıldığı kadarıyla Platonvari diyaloglardır. Çünkü onlar “öyle nutuklar ki hem kendilerini hem de ekicilerini müdafaaya yetilidirler ve kısır kalmayıp, başka ruhlarda başka nutuklar yaratacak tohumlar vereceklerdir”. Aksi türlü metinler, temellendirilmemiş ve tartışmaya açık olmayan, tek taraflı kuru bilgiler topluluğundan ibaret müsveddelere dönüşürler.

Sonuç olarak söz konusu felsefe olduğunda kümülatif bir ilerlemeden bahsedemiyoruz. Platon geçmişte kaldığı için, günümüz filozoflarından daha yetersiz ya da yanlış diyemiyoruz. Aksine bugün birçok çağdaş filozofun çıkmazlarına Antik Çağ filozoflarından çözüm yolları bulabiliyoruz. Bu eser de yakın zamanda çokça üzerine düşündüğüm aşk ve akıl ikilemine farklı bakış açılarıyla oldukça kıymetli katkılar sundu. Adım adım, satır satır incelenerek okunması gereken eserlerden.

Yazarın biyografisi

Adı:
Hamdi Akverdi
Unvan:
Çevirmen

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okudu.
  • 4 okur okuyacak.